Memurların yurtdışı eğitimi 46 yıllık yönetmelikle sürdürülemez
Memurların yurtdışı eğitimi 46 yıllık yönetmelikle sürdürülemez

Yıllardan beridir bu ülke devlet memurlarını yurtdışında eğitim görmek üzere göndermektedir. Eğitimin kalitesi, öğrenim görülen okul, öğrenim sonrasında memurun etkin değerlendirilmesi gibi birçok konu maalesef yeterince değerlendirmeye tabi tutulmamıştır. Halbuki bir memurun yurtdışında eğitim görmesinin maliyeti milyonlarca liraya ulaşmaktadır. Yani bu ülkenin her kaynağını etkin kullanmak gibi bir zorunluluğu vardır. Bu konuya biraz yakından bakacağız.

Memurlar eğitim için yurtdışına hangi şartlarda gönderilmektedir?

Yetiştirilmek Amacıyla Yurt Dışına Gönderilecek Devlet Memurları Hakkında Yönetmelik’in 6’ncı maddesine göre yabancı ülkelere gönderileceklerde şu şartlar aranmaktadır: 1- Kontenjanlarda belirtilen konulara ilişkin meslek dallarında yüksek öğrenimi bitirmiş ve bu meslekte Dışişleri Bakanlığı’nın bildirdiği uluslararası kuruluşlara gidebilmek için adaylık dahil en az dört yıl, diğerleri için adaylık dahil en az üç yıl çalışmış olmak, (Ancak kurumların yetiştirme programlarının zorunlu kıldığı hallerde aday memurluğun tamamlanmış olması şartıyla bu süreler kurumlarınca tespit edilebilir.)

2- Birim amirinin olumlu görüşünü almış olmak.

3- Son üç yıl içinde kademe ilerlemesinin durdurulması cezasını almamış olmak.

4- Askerlikle ilgisi bulunmamak.

5- Kontenjanın kullanılacağı yılın son günü itibarıyla, Dışişleri Bakanlığı’nın bildirimi üzerine uluslararası kurum ve kuruluşlara gönderilecekler ile öğrenim veya ihtisas yapacak devlet memurları için 40, diğerleri için 50 yaşını tamamlamamış olmak.

6- Daha önce yurt içinde aynı konuda veya yurt dışında aynı düzeyde eğitim veya öğrenim görmemiş olmak.

7- Lisansüstü öğrenim için gönderileceklerin İngilizce, Fransızca veya Almanca dillerinden, Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Yönetim Kurulu’nca eşdeğerliği kabul edilen ve uluslararası geçerliliği bulunan bir sınavdan, Yabancı Dil Bilgisi Seviye Tespit Sınavı’ndan en az yetmiş puana denk bir puana sahip olmaları şarttır.

8- Hastalık sebebiyle eğitim veya öğrenimini gerçekleştiremeyeceği genel hükümler çerçevesinde hastalık raporuyla tespit edilenler hariç, bu yönetmelik hükümlerine göre geri çağrılmamış olmak.

9- Dış burslarla gönderilecekler için yukarıdaki şartlarla birlikte bursu veren ülke veya kuruluşun aradığı şartlara da sahip olmak gereklidir.

Bu şartlar incelendiğinde, daha önce yurt içinde yüksek lisans yapmış olan bir memur aynı konuda olmamak kaydıyla başka bir konuda yüksek lisans yapabilmektedir. Bu durumun rasyonel olduğunu iddia etmek mümkün değildir.

Şahsi sağlanan özel burslarla eğitim görmek mümkün müdür?

Yönetmeliğe göre şahsen özel burs, memurun şahsi girişimleri sonucunda; Yükseköğretim Kurulu’nca yabancı memleketlerin uygun görülen üniversite, yüksekokul, enstitü, eğitim merkezleri ve diğer öğretim kuruluşlarından veya Cumhurbaşkanlığı’nca uygun görülen yurt dışındaki dernek, vakıf veya meslek teşekkülü niteliğindeki kuruluşlar ile uluslararası resmi kuruluşlardan bu Yönetmeliğin amacına göre temin ettiği burslardır.

Şahsen özel burs sağlayan memurlara iki yıla kadar aylıksız izin verilebilir. Gerekirse bu süre bir katına kadar artırılabilir. Şahsen özel burs sağlayan memurlara, burs verilme konusuyla ilgili dalda dört yıllık yüksek öğrenim görmüş olması kaydıyla, bu Yönetmeliğin ilgili maddelerindeki şartların aranması gerektiği belirtilmiştir.

Eğitim için gönderilenlerin aylıkları nasıl ödenmektedir?

Bu yönetmeliğin 12’nci maddesinde eğitim için yurtdışına gönderilen memurların aylıkları belirlenmiştir. Buna göre yurtdışına gönderilen devlet memurlarına kurumlarınca açılan seçme veya yarışma sınavında başarılı olan ve Bakanlar Kurulu’nca kurumlar itibarıyla belirlenen kontenjan kapsamında bütçe olanaklarıyla gönderilenlere, gittikleri ülkede sürekli görevle bulunan ve dokuzuncu derecenin birinci kademesinden aylık alan meslek memurlarına ödenmekte olan yurtdışı aylığının 2/3’ü ile her türlü ödemeler dahil yurtiçi aylığının kanuni kesintilerden sonra kalan net tutarının %60’ı ödenmektedir.

Ayrıca, kurumlarınca dış burslara dayanılarak; kurumlar itibarıyla belirlenen kontenjan kapsamında gönderilmiş olanlara, burs miktarının gittikleri ülkede sürekli görevle bulunan ve dokuzuncu derecenin birinci kademesinden aylık alan meslek memurlarına ödenmekte olan yurtdışı aylığının 2/3’ünden az olması kaydıyla, aradaki bu fark ile her türlü ödemeler dahil yurtiçi aylığının kanuni kesintilerden sonra kalan net tutarının %60’ı ödenmektedir.

Şayet kurumlar itibarıyla belirlenen kontenjan haricinde gönderilmiş olanlara, her türlü ödemeler dahil yurt içi aylığının kanuni kesintilerden sonra kalan net tutarının %60’ı ödenmektedir.

Şahsen özel burs sağlayanlara ise sadece aylıksız izin verilmekte ve başkaca bir ödeme yapılmamaktadır.

Kurumlar itibarıyla belirlenen kontenjan kapsamında Dışişleri Bakanlığı’nın bildirimi üzerine uluslararası kurum ve kuruluşlara bütçe olanaklarıyla gönderilenlere, gittikleri ülkelerde sürekli görevle bulunan ve dokuzuncu derecenin birinci kademesinden aylık alan meslek memurlarına ödenmekte olan yurtdışı aylığı tutarı ödenmektedir. Ayrıca, uluslararası kurum ve kuruluşlar tarafından yapılan her türlü ödeme, kendilerine kurumlarınca yapılan ödemeden mahsup edilmektedir.

Memurların yurtdışında yüksek lisans ve doktora eğitimi yeniden değerlendirilmelidir

Yıllar öncesinde yurtdışına memurların yüksek lisans ve doktora eğitimi için gönderilmesi makul karşılanabilirdi. Nitekim yönetmeliğin yürürlüğe girdiği tarih 1974’tür. Ancak, ülkemizde hem yabancı dille eğitim veren çok nitelikli resmi ve özel üniversiteler hem de her alanda çok nitelikli eğitim veren üniversiteler bulunmaktadır. Ülkemizdeki üniversitelerde yüksek lisans ve doktora eğitimi gören memurlara izin dahi verilmezken yurtdışında eğitim görenlere hem masraf ödenmekte hem de ilave ücret ödenmektedir. Dolayısıyla bu konunun masaya yatırılmasında ciddi fayda bulunmaktadır. Elbette memurların bilgi görgü artırmak ve araştırma yaptırmak için yurtdışına gönderilmesi mümkündür. Yine özel bursla aylıksız izin alarak yurtdışına eğitim için gitmeleri de mümkünken bütçe imkanları ile yurtdışına eğitime göndermek çok rasyonel olmasa gerektir. Kaldı ki yurtdışında eğitim için gidilen birçok üniversitenin ülkemizdeki birçok üniversite ile nitelik olarak kıyaslanması dahi mümkün değildir. O zaman ülke olarak hem işgücü kaybına hem de gereksiz bir masrafa niçin katlandığımız üzerinde düşünülmelidir. Kaldı ki yurtdışına eğitim için gönderilen birçok memurun aldığı eğitimden yeterince yararlanılamadığı da bir gerçektir. Bu yöntem üzerinde durmak ve üzerinde düşünmek gerekmez mi? Bu arada yönetmeliğin güncellenmesi gerektiğini de hatırlatmamız gerekiyor. Personelle ilgili üzerinde düşünülmesi gereken o kadar çok konu var ki buna sıra gelir mi derseniz tek kelimeyle siz de haklısınız deriz. İnşallah bu anlattıklarımızdan yurtdışında eğitime karşı olduğumuz gibi bir anlam çıkaranlar çıkmaz.

Korona sorumlusu personel: 10 kişi ve üstünde personel çalıştıran şirketlerde şart olacak
Koronavirüs
Korona sorumlusu personel: 10 kişi ve üstünde personel çalıştıran şirketlerde şart olacak
Sağlık Bakanlığı’nın yeni tedbirleri doğrultusunda, 10 ve üstü personel çalışan iş yerlerinde, Kovid-19’dan sorumlu bir personel görevlendirilecek.
Yeni Şafak
TBMM'de altı personelde daha koronavirüs çıktı: Sayı 17'ye yükseldi
Koronavirüs
TBMM'de altı personelde daha koronavirüs çıktı: Sayı 17'ye yükseldi
Türkiye Büyük Millet Meclisi'nde (TBMM) altı personelin daha koronavirüs testinin pozitif çıktığı belirtildi. Böylece TBMM'de salgının başından bu yana testi pozitif çıkan personel sayısı 17'ye yükselmiş oldu.
DHA
Kamu personel alım sisteminde çözüm bekleyen acil reform alanları
Kamu personel alım sisteminde çözüm bekleyen acil reform alanları

Bu köşede kamu personel sorunlarını yıllardır yazıp duruyoruz. Önerilerimizin hayata geçtiğini gördükçe seviniyor, aksi durumda da sabırla uyarılara devam ediyoruz. Bu yazımızda oldukça dağılan kamu personel alım sistemindeki acil reform ihtiyacını açıklamaya çalışacağız.

Sözleşmeli personel alımında acil çözüm bekleyen sorunlar

Daha önce sözleşmeli personel alımında yaşanan sorunları uzun uzun anlatmış ve önerileri sıralamıştık. Bu bağlamda, sözleşmeli personel alımıyla ilgili olarak acilen yapılması gerekenleri şu şekilde sıralayabiliriz;

Kamu Görevlerine İlk Defa Atanacaklar İçin Yapılacak Sınavlar Hakkında Genel Yönetmelik, Kamu Kurum ve Kuruluşlarına İşçi Alınmasında Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik ve Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslar’da eşzamanlı yapılacak bir düzenlemeyle, KPSS puanlarının, sadece statü içi değil statüler arasında da bir kez kullanılabileceği düzenlenmelidir. Bu bağlamda sözleşmeli personel mevzuatı yamalı bohçaya döndüğü için yeniden ve çağdaş bir mantıkla ele alınmalıdır.

Burada istisna olup olmayacağına diğer ilgili kurumların görüşleri alındıktan sonra karar verilmelidir. İstisnalar, yatırım ve finansman kararnamesinde olduğu gibi mesleğe özel yarışma sınavıyla girilen kadrolar ile unvan değişikliği niteliğindeki atamalar olarak düzenlenebilir. Şayet istisna olacaksa dahi bu istisna ancak 3 yıldan sonra olmalıdır. Yani bir kadro veya pozisyona atananlar 3 yıl süreyle aynı yerde çalışmalıdır.

KPSS ile yerleşenler merkezi olarak takip edilememektedir. Bir yerleştirme döneminde yerleştirildiği halde yaptırım olmadığı için feragat dilekçesi verenler dahi bulunmaktadır. Yani yaptırım sadece sözleşme imzalayanlar için geçerli olup, bir kuruma yerleşmek sözleşme imzalamak anlamına gelmemektedir. Yine kamu kurum ve kuruluşlarının toplu yerleştirmesi yapılmadığı ve kamu kurumları ÖSYM’ye ayrı ayrı yerleştirme için ilana çıktıkları için bir aday aynı KPSS puanıyla birçok kuruma yerleştirilmekte ve sadece birine gittiği için de pozisyonlar boş kalarak yerleşemeyen adaylar mağdur olmaktadır. Ayrıca, hazırlanan kılavuzlar merkezi olarak kontrol edilmediği için de yetersizlik içermektedirler.

Bu bağlamda KPSS puanıyla alım yapan tüm kurumlar, alım sonuçlarını Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na bildirmeli ve alımlar öncesinde adayların aynı KPSS puanıyla yerleşip yerleşmediği veri tabanından otomatik olarak kontrol edilerek daha işin başında sistem tarafından engellenmelidir. Yine atama veya sözleşme imzalanma değil sadece yerleştirme esas alınmalıdır. Bu şekilde bir sistem kurulması halinde, adaylar “daha sonra bir kuruma geçerim” anlayışıyla hareket etmeyi ve kamu hizmetlerini sekteye uğratmayı bırakacaktır.

Belediyelere alınan sözleşmeli personel ise hem yöntem, hem sınav, hem de sürekli sorun oluşturması bakımından mutlak surette çözüme kavuşturulması gereken bir konudur. Belediye başkanlarınca büyük bir takdir hakkı ile alımı yapılan sözleşmeli personel belediye seçimleri ile adeta diken üstünde oturmaktadır. Belediye başkanlarının değişmesinde ise kıyım yaşanması alışılagelen sıradan bir konu olmuştur.

Kamu işçisi alımında acil çözüm bekleyen sorunlar

Son zamanlarda Kamu Kurum ve Kuruluşlarına İşçi Alınmasında Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’in kapsamının dışına çıkarılan kamu kurumu sayısı giderek artmaktadır.

Her ne kadar yönetmelik kapsamına çıkarılan kurum sayısı artsa da Yönetmelik kapsamı dışındaki işçi alımlarında nasıl bir yol izlenmesi gerektiği de açıklanmıştır. Buna göre Yönetmelik kapsamı dışında olunsa dahi bu kapsamdaki işçi alım ilanlarının Türkiye İş Kurumu’na bildirilmesi zorunluluğu bulunuyor. Yine bu kapsamda yapılacak işçi alımlarına ilişkin ilanların Türkiye İş Kurumu’nun internet sitesinde ve ilgili kamu kurum ve kuruluşunca uygun görülen iletişim araçları ile kamuoyuna duyurularak şeffaf bir şekilde işçi alınmasını zorunlu tutuyor.

En önemli kural olarak ise kamu kurum ve kuruluşlarını işçi alımı yaparken hem adil ve şeffaf davranmaya hem de adil ve şeffaf davranma hususunda gerekli tedbirleri almaya zorunlu tutuyor. Özetle ben yönetmelik kapsamında değilim diye hiçbir kamu kurumunun ilansız ve sınavsız eleman almasının mümkün olmadığı açıkça hüküm altına alınmıştır. Ancak, buna çoğu zaman uyulmadığı, İş-Kur’un da gerekli gözetim ve denetimi yeterince yapmadığından sınavsız alım yöntemi yaygınlaşmıştır.

En önemli sorunlardan birisi de kura usulü ile işçi alım yöntemidir. Buna göre ortaöğretim mezunları ile temizlik, güvenlik ve koruma, bakım ve onarım hizmetleri için KPSS şartı kaldırıldığı için üç veya beş kişilik işçi alımı için binlerce kişi kura kuyruklarına girmek zorunda kalmış ve korkunç bir hayal kırıklığı oluşmaya başlamıştır. Bir taraftan KPSS şartı kaldırılıp, diğer yandan kuradan çıkanları sözlü sınava tabi tutmanın izahını yapmak mümkün değildir. Bu yöntem tek kelimeyle kamu hizmetinde ciddi bir nitelik kaybına ve kayırmacılığa yol açacağı için gereksiz tartışmalara sebep olacaktır. Dolayısıyla acilen bu düzenleme kaldırılmalıdır.

Bir de İş-Kur tarafından tedavüle sokulan toplum yararına çalıştırma kapsamında sınavsız işçi alımları var ki, bu konunun baştan aşağı masaya yatırılması gerekmektedir. Her ne kadar birçok yerde kura ile alım yapılsa da her yerde aynı uygulama olup olmadığını bilmiyoruz ama bir müddet sonra bunların da kadro talebi ile meydanlara ineceğini söylemek kehanet olmayacaktır.

Memur alımında acil çözüm bekleyen sorunlar

Birçok kamu kurumu memur alımında “Kamu Görevlerine İlk Defa Atanacaklar İçin Yapılacak Sınavlar Hakkında Genel Yönetmelik” kapsamı dışına çıkmıştır. Bu nedenle KPSS B grubu kadrolara personel alımında sözlü alım yöntemi getirilmiş ve işin adeta suyu çıkarılmıştır. Sözlü alım yöntemi ile nitelikli personel seçimi yapılacağı gibi bir savunmanın ne kadar bayatladığı yaşanan süreçte görülmüştür.

Yine belediyelerin ısrarları sonucunda KPSS B grubu kadrolara memur alımına sözlü sınav getirilmiştir. Maalesef, il özel idareleri, belediyeler ve bunlara bağlı kuruluşlar ile bunların üyesi olduğu mahalli idare birlikleri ve döner sermayeli kuruluşlara ilk defa memur olarak atanacaklara ilişkin usul ve esasları düzenleyen 24.12.2019 tarihli ve 30988 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Mahalli İdarelere İlk Defa Atanacaklara Dair Sınav ve Atama Yönetmeliği’nin bu haliyle ne sistem kurulabilir, ne siyasi atamalar önlenebilir, ne de liyakat merkeze oturtulabilir. Yani yönetmelik bu haliyle sadece sinek üretir ve bataklık baki kalır. Böyle olunca da her belediye başkanlığı seçiminde birçok personel diken üstünde ecelini beklemek zorunda kalır.

Ayrıca, öğretmen alımında yaşanan sorunlar da acil çözüm bekleyen konular arasındadır. Binlerce adayı sözlü sınava sokup da beklentiye sokmak ya da öğrencilere örnek olacak öğretmen adaylarını daha kamu hizmetinin giriş kapısında referans peşinde koşturmak doğru değildir. Yani bu insanları etik dışı davranışa itelemek doğru değildir.

Sonuç olarak, acilen konu uzmanlarından oluşan bir komisyonca yukarıda belirtmiş olduğumuz sorunlu alanların gerçekten sorun olup olmadığı araştırılarak masaya yatırılması ve çözüm üretilmesi gerekiyor. İnşallah ne demek istediğimizi anlayan birileri çıkar da bir faydamız dokunmuş olur. Aksi takdirde çok geç olacak.

TÜBİTAK'a 13 personel alınacak
Teknoloji
TÜBİTAK'a 13 personel alınacak
Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumunun (TÜBİTAK) çeşitli birimlerinde 13 yeni personel istihdam edilecek. Kurumun Resmi Gazete'de yayımlanan ilanına göre, TÜBİTAK Genel Sekreterliği bünyesinde Strateji Geliştirme, İnsan Kaynakları ve İdari Hizmetler daire başkanlıklarına personel alımı yapılacak.
AA
Kamuda istihdam yılın ilk çeyreğinde yüzde 4 arttı
Ekonomi
Kamuda istihdam yılın ilk çeyreğinde yüzde 4 arttı
Kamuda istihdam edilen personel sayısı, ocak-mart döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 4 artarak 4,7 milyona yaklaştı. Kamuda çalışanların 2,9 milyondan fazlasını kadrolu, 455 binini de sözleşmeli personel oluşturdu.
AA
Hepsi FETÖ’nün parlak çocukları: Mezun olur olmaz hemen Daire Başkanlığı'na atandılar
Gündem
Hepsi FETÖ’nün parlak çocukları: Mezun olur olmaz hemen Daire Başkanlığı'na atandılar
Ankesör operasyonlarında önceki gün gözaltına alınan muvazzaf subayların, FETÖ tarafından jet terfilerle kritik görevlere getirildiği ortaya çıktı. 98’i muvazzaf asker 118 şüpheliden bazıları Jandarma Teşkilatı teamüllerine aykırı şekilde Personel Atama Daire Başkanlığı’na atanmış.
Yeni Şafak
AFAD’dan karantinada bin üç yüz sefer : AFAD Başkanı Mehmet Güllüoğlu Yeni Şafak'a konuştu
Koronavirüs
AFAD’dan karantinada bin üç yüz sefer : AFAD Başkanı Mehmet Güllüoğlu Yeni Şafak'a konuştu
AFAD, koronavirüs salgını sürecinde yurt dışından getirilen 75 bin Türk’ün karantinada tutulmalarının ardından evlerine ulaştırılmasında önemli rol oynadı. AFAD, 430 araç ile bu kişileri 1300 seferle taşıdı. AFAD Başkanı Mehmet Güllüoğlu, “40-50 şehre birden tahliye gerçekleştirdik. Tüm çalışanlar iyi bir ortaklık gözeterek bunu sağladı” dedi
Yeni Şafak

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.