Antalya Valisi'nden muz çağrısı: Artık kimse tesisine koymasın
Ekonomi
Antalya Valisi'nden muz çağrısı: Artık kimse tesisine koymasın
850 bin ton muz tüketilen iç piyasanın 250 bin tonu Antalya’dan karşılanıyor. Yerli muzun ithal muzdan daha kaliteli ve lezzetli olduğunu belirten Antalya Valisi Münir Karaloğlu, ise turizmcilere çağrıda bulundu. Karaloğlu, “Bundan sonra hiç kimse tesisine ithal muz koymasın artık yerli muzumuz ithal muzdan daha kaliteli ve daha lezzetli” dedi.
IHA
Şampiyon babanın şampiyon kızları
Gündem
Şampiyon babanın şampiyon kızları
Tekvandoda Türkiye şampiyonluğu bulunan Mahmut Doğan’ın izinden giden üç kızı da kick boks, muaythai ve boksta Türkiye, Avrupa ve dünya şampiyonlukları elde etti.
Yeni Şafak
Meteoroloji son hava durumu tahminlerini açıkladı: 23 ile yağış uyarısı yapıldı
Gündem
Meteoroloji son hava durumu tahminlerini açıkladı: 23 ile yağış uyarısı yapıldı
Meteorolojiden yapılan son hava durumu değerlendirmelerine göre, Doğu Akdeniz, Doğu Anadolu’nun güneyi, Güneydoğu Anadolu ile sabah saatlerinde Konya, Sinop, Samsun çevreleri ve Antalya’nın doğu kıyılarının yağışlı geçeceği tahmin ediliyor. Yağışların, Güneydoğu Anadolu’nun doğusu ile Hatay ve Şanlıurfa çevrelerinde kuvvetli olacağı tahmin ediliyor.
IHA
Antalyaspor-Trabzonspor: 1-3
Spor
Antalyaspor-Trabzonspor: 1-3
Süper Lig'in 14. haftasında Trabzonspor deplasmanda Antalyaspor'u 3-1 mağlup etti.
Yeni Şafak
"Lavaboyu kullanma" bahanesiyle hırsızlık yaptı: Bir ay nasıl geçineceğiz
Gündem
"Lavaboyu kullanma" bahanesiyle hırsızlık yaptı: Bir ay nasıl geçineceğiz
Antalya Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şubesi ekipleri, hafta içinde ayrı adreslerdeki Ebru Avaz ve Filiz Durmaz adlı kadınların çantalarındaki paraların çalınmasıyla ilgili çalışma yaptı.
AA
Antalya’da ucuzluk izdihamı
Gündem
Antalya’da ucuzluk izdihamı
Antalya'da depoyu su bastığı gerekçesiyle indirim yapan mağazada izdiham yaşandı. İndirimli halı, battaniye
ve yorgan almak isteyenler adeta birbirini ezdi.
IHA
Murad edilen nedir
Murad edilen nedir

Sibel Eraslan’ın son yazısındaki şu satırları okuduktan sonra bir açıklamaya ihtiyaç hissetmesine bir hayli içerledim. Ömrünü başörtülü kızların ve dindar insanların siyasetten eğitime hayatın her alanında var olmaları için mücadeleyle geçirmiş Sibel Eraslan’a ‘’İstanbul Sözleşmesi ‘’ nedeniyle söylenenler haksızlığın ötesinde büyük bir adaletsizlik ve körlük durumunu ortaya koyuyor. Öyle ki, Sibel şu satırları yazmak zorunda kaldı: “İstanbul Sözleşmesi konusu açıldığında her seferinde adeta FETÖ ofisleri gibi çalışarak hakaretâmiz ve pornografik linçleri yaşamaktan gerçekten usandım. İslâm annelerini kaleme almış, edebiyat yolumu zamanı kuran mukaddes anneler üzerinden çizmiş bir yazarım. Benim yerim; aileden, çocuktan, anneden, babadan, büyükanneden, büyükbabadan, akrabadan, komşudan, duldan, yetimden, yolcudan, talebeden, yoksuldan, misafirden yanadır.Ama kendi dağılışımızı, yozlaşmamızı, çöküşümüzü sadece bir sözleşmeyle açıklayamayız diyorum.”

Video: Murad edilen nedir

Biz hayatın sadece kendi gördüklerimizden ibaret olmadığını, insanın bin bir kötülük hali olduğunu gören bilen insanlarız. ‘İslâmî’ ismi altında bazı sivil kuruluşların yaptıkları kampanyaları da görüyoruz. Özellikle gençlerimizi dinden soğutan söylemlerin üzerine gitmek, evlatların kaydığı zemini, iç sebepleri görmek yerine bu konunun muhalefet kalkanı haline getirilmeye, Erdoğan ile seçmen kitlesini ayırmakta etkili bir araca dönüştürülmeye çalışıldığını da görüyoruz.

Ama bu söylemlerin ve endişelerin varsayımlar dışında hakikatte bir karşılığı yoktur. Keşke Müslümanlar yasalara, çerçeve sözleşmelere falan ihtiyaç kalmadan ailelerine eziyet etmeselerdi, onları bir emanet olarak görselerdi. Keşke rakamlar söylediklerimizi yalanlamasaydı.

Hamaset karşısında hakikat bambaşka…

***

“İstanbul Sözleşmesi’’ üzerinden yürüyen kampanyaları anlamakta zorlanıyorum. Burada erkekler yine kadınların arkasına sığınıyor. Bir kadın yazarın ya da bazı kadın sivil kuruluşların arkasına saklanarak siyasi muhalefetlerini mertçe değil de sinsi sinsi yürütüyorlar. Muhalefet yapacaklarsa kadını-kızı âlet etmeden tam da Resulüllah’ın “Özünüzde sözünüzde dosdoğru olun’’ tavsiyesi uyarınca yapmalarını tavsiye ederim. Ancak gençler özellikle genç kızların kalbinde de aklında da bu söylemler yer bulmuyor. Dindar insanların kadına şiddeti destekledikleri imajının oluşmasına katkı sağlıyor, gençleri dinden soğutuyor. Batının da Müslüman toplumlar için dünyada oluşturmaya çalıştığı imaj da tam bu değil miydi?

Bu itirazlar ‘cinsiyet’ kavramı etrafında toplanıyor. Ancak ‘Böyle yapılıyor’ diye söylenen her şey varsayım. İtiraz edenlerin bir kısmı cinsiyet eşitliği lafını elastik buluyor ve çocukların kendi cinsiyetlerini özgürce seçmeleri gerektiği fikrini dayattığını iddia ediyor ki sözleşmede böyle bir madde yok. Uygulama buna kapı açabilir varsayımıyla hareket etmek de tartışma zeminini sığlaştırıyor. Burada kilit nokta uygulamadır, sözleşmenin kendisi değil. Ayrıca araştırmalar eşcinsellik meselesinin ortaya çıkmasında ailenin bizzat kendisinin özellikle de baba tutum ve davranışının çok etkili olduğunu ortaya koyuyor.

Bu konu bu tonda konuşulmaya devam ederse uzun vadede en çok dindar kitleye zarar verecektir. Aile birliğini sağlamayı, aileyi güçlendirmeyi sadece yasalarla gerçekleştiremeyiz, özel hayatımızda ve rutin halimizdeki güzel örneklerle başarabiliriz. Özel hayatında bambaşka telden çalıp sonra da ‘Vaay… İstanbul sözleşmesi aileyi mahvetti’ diyenlere akıl ve izanlı duruş dışında başka tavsiyem olamaz. İstanbul Sözleşmesi Türkiye’de kadına yönelik şiddeti önleyici mekanizmaların son halkasıdır. Toplumda yaygın olarak görülen (her 3 kadından birinin yaşadığı) sorunlardan dolayı ortaya çıkmıştır. Türkiye’de kadınların şiddet oranı bu kadar yüksek iken durumun başka çaresi de yoktur. Erkekler veya kadınlar, her kim buna karşı çıkarken göstereceği eforu iyiliği emredip şiddetten kadınları korumaya yöneltseydi çok daha faydalı bir iş yapmış olurlardı. Ayrıca ortaya çıkan istatistik veriler ve rakamlar da onları hiçbir şekilde doğrulamıyor…

2018 verileriyle Türkiye genelinde boşanmaların artış hızı binde 1,6 iken ortaya çıkan vaveylanın sebebini anlamak çok zor. En yüksek olduğu il binde 2.57 ile İzmir, binde 2.51 ile Antalya ve Muğla onu takip ediyor. En düşük olduğu il binde 0.2 ile Hakkari, Bitlis ve Şırnak. Boşanmalar en çok 30-39 yaşlarında yüzde 38.7’si evliliğin ilk 5 yılında yapılıyor. Rakamlar öyle akın akın boşanmaya giden, kadınları işaret etmiyor. Binde bir artış toplumsal ve teknolojik değişimin bu kadar hızlı olduğu bir dünyada çok az bile kabul edilebilir. Dünyanın değişimi bireyi sarsıyor. Her şeyden önce bu sarsılma elbette aileyi de etkileyecektir. Bu sarsılmada daha çok zarar gören kadını ve çocuğu korumak da devletin boynunun borcudur. Gerisi laf-ü güzaf…

En çok ziyaret edilen 100 şehir: İstanbul ilk 10'a girdi
Hayat
En çok ziyaret edilen 100 şehir: İstanbul ilk 10'a girdi
İstanbul 'En çok ziyaret edilen 100 şehir' listesi 2019 sıralamasında ilk 10'a girdi. Antalya'nın da 12. sırayı aldığı listede Türkiye'nin yükselmesinin sebepleri arasında güvenliğin artmış olması ve daha önce 10. sırada yer alan Çin'in Şenzen şehrinin yaşadığı düşüş gösterildi.
Diğer

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.