Erbakan yol gösteriyor
Gündem
Erbakan yol gösteriyor
Prof. Dr. Necmettin Erbakan'ın, vefatının 8. yılında hayatını adadığı mücadelesinde fikir ve idealleri rehber olmayı sürdürüyor. Türkiye'nin 16 Nisan referandumuyla yaptığı anayasa değişikliği ve hükümet sistemi değişikliği Erbakan'ın da hayaliydi. 12 Eylül'de kapatılan MSP 1977 seçimlerinde 'başkanlık sistemi' vaadinde bulunmuştu.
Yeni Şafak
Ya istifa et ya da Yassıada
Ya istifa et ya da Yassıada

28 Şubat darbesinin üzerinden 22 yıl geçti. 28 Şubat’ın darbeci üst düzey 21 askeri BÇG üzerinden Refahyol hükümetini cebir ve şiddet kullanarak devirdikleri için yargılandıkları mahkemede ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldılar. Ankara 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi gerekçeli kararında darbenin medya ayağına önemli bir vurgu yapmıştı.

Video: Ya istifa et ya da Yassıada


Türkiye’nin geleceğini çalan 28 Şubat postmodern darbesinin en önemli ayaklarından birini cunta medyası oluşturdu. Askerler, yargı önüne çıktı. Ancak darbeye çanak tutan medyadan hesap sorulmadı. Meslek ilkelerini askıya alarak 28 Şubat darbesinin gerçekleştirilmesine sınırsız lojistik destek veren, çok sayıda görüntülü, sesli, yazılı, medya kuruluşu ve medya mensubu, Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanlarının taleplerine ve talimatlarına uygun haberler üretti. Gerçek olmayan haberler yayınladılar, gerçek olan haberleri gizlediler, sanal irtica haberleriyle gündem oluşturmaya çalıştılar.

28 Şubat darbesinin gerçekleşmesinde, dönemin Hürriyet Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ertuğrul Özkök, Sabah Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Ergun Babahan, Yazı İşleri Müdürü Erdal Şafak, Milliyet Gazetesi Yayın Yönetmeni Derya Sazak başta olmak üzere çok sayıda gazeteci ile radyo ve televizyon program yapımcıları çok önemli bir rol oynadı. Eğer medya desteği olmasaydı, 28 Şubat darbesi gerçekleşmezdi. Bu darbe sürecinde, komutanların talimatıyla manşetler atanlar, haberler yapanlar, anayasayı ilga ve hükûmeti düşürme suçlarının şerikleridir (ortaklarıdır). 28 Şubat darbesini gerçekleştirenler, ileride muhtemel bir darbe soruşturmasına istinaden, ‘askeri bir müdahale olmadığı’ algısını oluşturabilmek amacıyla, sözde sivil toplum örgütlerinden de yararlanmışlardı. Bunların başında ise “sivil inisiyatif”veya “bizim çete” olarak da adlandırılan grup bulunuyordu

SİVİL AYAKLARA YÖNELİK DEVAM SORUŞTURMA BİR AN ÖNCE BİTİRİLMELİ

FETÖ Savcısı Mustafa Bilgili’nin hazırladığı iddianame 28 Şubat darbesinin yalnızca BÇG ayağı üzerinden darbeci askerlerin yargılanmasına yol açmıştı. “54’üncü Refahyol Hükümeti’ni cebren devirmeye, düşürmeye iştirak” suçundan dolayı 103 sanık hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yürütülen 28 Şubat davası, ÖYM’lerin kaldırılmasıyla beraber, 5’nci Ağır ceza Mahkemesi’ne alınmış Mustafa Bilgili’nin yerine Savcı Mehmet Hanefi Yıldırım atanmıştı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü 28 Şubat davasının BÇG ayağı dışındaki, medya ve sermaye ayağına yönelik soruşturma kapsamında MASAK, BDDK ve Gelirler İdaresi Başkanlığı’nın darbeci sivil ayakları çok yönlü araştırdığı medya ya yansımıştı. Davaya bakan mahkemenin haklı olarak darbenin sivil ayaklarına yönelik soruşturmaların bir an önce bitirilerek sivil cuntadan da hesap sorulması amacıyla kamu davası ve davaların açılmasını istemesi adaletin tecelli etmesi açısından önemli bir duruma işaret eder sanırım. Zira 28 Şubat darbesine katılan asker sivil tüm darbecilerin yargılanması adil yargılamanın olmazsa olmaz şartıdır. Mahkemenin bu önemli hususu gerekçeli kararında açıklaması, gazeteci yazar Hüseyin Gülerce’nin 28 Şubat cuntasıyla FETÖ Gladyosu’nun Gezi ve 17 Aralık’ta ittifak içinde oldukları iddiasıyla birlikte değerlendirildiğinde bu illegal yapıların AK Partiyi de alaşağı etmek için anlaşmış olduklarına işaret eder. Aynı zamanda 28 sivil cuntasına neden operasyon yapılmadığının ve yargılanamadıklarının arka planını deşifre eder. Zira BTK ve DDK müfettişlerinin yaptıkları soruşturmalarda bu konuda ellerinde çok net önemli bilgi ve belgelerin olduğu belirtiliyor.

28 Şubat darbesi asker sanıklarının yalnızca BÇG üzerinden yargılanmaları PKK, FETÖ ilişkileri ve Refahyol’u yıkmak için DYP milletvekillerinin rüşvet, tehdit ve şantaj dahil her yolun denenerek partilerinden istifa ettirilmelerine yönelik soruşturmalar FETÖ’cü savcı Bilgili tarafından açık ve kasıtlı ihmal sonucu yapılmamıştı. Dönemin Başbakanı rahmetli Erbakan “28 Şubat’ta Refahyol hükümetini düşürmek için DYP’li milletvekillerine baskı yapıldığına, hatta bazılarına para teklif edildiğini tehdit dahil her yolun denendiğine inandığını belirtmişti. Bu tehdidin Çevik Bir tarafından yaptırıldığının söylendiğini açıklayan Erbakan; milletvekillerinin ya istifa edin ya da Yassıada’ya gidersiniz şeklinde tehdit edildiklerini açıklamıştı. 27 Şubat 2011 tarihinde hakka yürüyen Erbakan hocamıza Allahtan rahmet dilerken Türk milletine bir kez daha başsağlığı diliyorum.

Soyer'in Erbakan iddianamesi: Darbeyi kutsadı Milli Görüş’ü yargıladı
Gündem
Soyer'in Erbakan iddianamesi: Darbeyi kutsadı Milli Görüş’ü yargıladı
12 Eylül'ün sıkıyönetim mahkemelerinde yargılanan merhum Necmettin Erbakan hakkındaki iddianamede dönemin savcısı Nurettin Soyer'in imzasını taşıyor. 4 yıl hapse mahkum edilen Erbakan ile 33 MSP'li hakkındaki iddianameye göre Soyer, Sultan 2. Abdülhamit Han'ın portresini bile delil saymış. Soyer, iddianamede ayrıca 12 Eylül darbesinden 'büyük harekat', 'kutsal görev' olarak bahsetmiş.
Yeni Şafak
Dört ülke
Dört ülke

Uzun süredir sesi-soluğu çıkmayan Arap Birliği eski Genel Sekreteri Amr Musa, geçtiğimiz günlerde arka arkaya ilginç açıklamalarda bulundu

Video: Dört ülke

Önce ülkesi Mısır’dan yayın yapan Dream TV’ye canlı yayında telefonla bağlanan Musa, daha sonra Suudi Arabistan merkezli “Independent Arabiya” sitesine konuştu. Her iki röportajda da benzer ifadelerle aynı şeyleri tekrarlayan Musa, bilhassa Türkiye’nin Ortadoğu’daki rolüne dair söyledikleriyle dikkatleri çekti.

Dream TV yayınında Türkiye ve İran’ın bölgede etkin rol oynadıklarını belirten Amr Musa, Araplar açısından Türkiye’nin İran’dan “çok daha tehlikeli” olduğunu belirtti. Özellikle Kızıldeniz’de Türk nüfuzunun artmaya başladığına dair işaretlerin bulunduğunu kaydeden Musa, örnek olarak Sudan’ın Sevakin adasındaki gelişmeleri gösterdi. Musa, “Türkler burayı ekonomik ve turistik açıdan kullanmaya niyetliler. Ancak şu kesin ki, Sevakin’i askerî amaçlarla da kullanabilirler. Kızıldeniz zaten çok sayıda ülkenin üslerini barındıran bir bölgeye dönüştü” dedi.

Independent Arabiya röportajı ise, bu cümlelerin tafsilatlı bir şekilde izah edilmiş biçimiydi. Orada, Amr Musa’nın sözlerinin bilhassa şu iki bölümü öne çıkıyordu:

“Hâlihazırda Türk hareketliliği, üzerinde çalışılmış plan dâhilinde cereyan ediyor. Arap dünyasında dikkatimizi çeken ve tarihî ve coğrafî ortaklarımızla stratejik birliktelikler kurmaya bizi sevk eden durum budur. Bununla ilgili tasavvura sahip olmalıyız.”

“Türk siyaseti, senelerdir Müslüman Kardeşler [İhvân] ile benzer bir çizgiyi takip ediyor. Bunun, son yıllarda Erdoğan’ın iktidarı sırasında ortaya çıktığını söylemek doğru değil. Hatıralarımda anlattığım, Mısır Cumhurbaşkanı Hüsnü Mübarek’in 1996’nın ikinci yarısında Necmettin Erbakan’ın hükümet liderliğini üstlendiği kısa zaman içerisinde Türkiye’ye yaptığı ziyaret sırasında yaşanan meşhur bir olay var.

Erbakan, Mübarek’e “Sayın Cumhurbaşkanı, sizden bir isteğim var. Mısır’daki Müslüman Kardeşler liderlerinin cezaevlerinden çıkmasını talep ediyorum” dedi. Mübarek, “Ne?!” diyerek Erbakan’a karşılık verdi. Bunun üzerine Erbakan isteğini tekrarladı ve “Müslüman Kardeşler’in liderlerinin cezaevlerinden çıkarılmasını umuyorum” dedi. Erbakan’a sert bir şekilde karşılık veren Mübarek, “Siz onlara mı meyillisiniz? Onları burada mı istiyorsunuz?” diye sordu.”

***

1936 Kahire doğumlu olan Amr Musa, kelimenin tam anlamıyla “siyaset tilkisi”. 1991-2001 yılları arasında Mısır Dışişleri Bakanı, 2001-2011 arasında da Arap Birliği Genel Sekreteri olarak görev yapan Musa, “Arap Baharı”yla birlikte sokaklar hareketlenince havayı koklayıp soluğu Tahrir Meydanı’nda almakta gecikmemişti. On yıllar boyunca Hüsnü Mübarek için çalışmış olmasına rağmen, kendisini “demokrasi havarisi” olarak konumlandıran Musa, Mübarek’in devrilmesinden sonra düzenlenen cumhurbaşkanlığı seçiminde adaylardan biriydi. Hatırı sayılır bir oya ulaşamadı, ancak meydanlarda arz-ı endam etmeyi sürdürdü.

Abdulfettah Sisi yönetiminin 2013’ten sonra sadece İhvân üyelerini değil, ülkedeki bütün potansiyel muhalifleri ezip geçtiğini gören Musa, bu süreçte genellikle sessizliğini korudu. Birkaç defa, “asla” cumhurbaşkanlığına adaylığı düşünmediğini de vurguladı bu arada. Muhammed Mursi’ye karşı seçimi kaybeden eski başbakan Ahmed Şefik’in Sisi yönetimi tarafından karga-tulumba Birleşik Arap Emirlikleri’nden Kahire’ye getirilip 24 saate yakın sorgulandığını elbette aklından hiç çıkarmamıştı.

Türkiye kamuoyu, Amr Musa’yı çok iyi tanıyor. 29 Ocak 2009 tarihli Davos toplantısında, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres’e o haklı tepkiyi gösterdiği salonda, sahnede oturanlardan biri de Amr Musa idi. Erdoğan yerinden kalkıp salonu terk ederken, Musa kulaklığını çıkararak ürkek bir şekilde koltuğundan doğrulmuş, Erdoğan’la el sıkıştıktan sonra çaresizce arkasından bakakalmıştı. İçine düştüğü acziyet ve açmaz, o birkaç saniyelik kararsızlık anında bütün çıplaklığıyla görünüyordu.

***

Ortadoğu siyaset sahnesinin tipik bir figürü olan Amr Musa’nın son açıklamaları -Erbakan’la ilgili aktardığı anekdotun doğruluğunu sorgulamak kaydıyla- aslında, arka planda bölgenin iç dengelerine dair oldukça çarpıcı bir şey söylüyor:

Mısırlı bir siyasetçi olarak bir Suudi Arabistan gazetesine İran ve Türkiye’yi adeta şikâyet etmesi, Ortadoğu’daki ana rolleri bu dört güçlü ülkenin oynadığını gözler önüne seriyor. Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan’ı birlikte düşündüğümüzde, gerçekten de, yaşanan bütün hadiselerin içinde bu dört devletin mutlaka bulunduğunu veya olan-biten her şeyin bu ülkeleri muhakkak yakından ilgilendirdiğini görüyoruz. Ortadoğu’yu bir masaya benzetirsek, bu dört ülke, masanın dört ayağını oluşturuyor adeta. Coğrafî konumları, tarihsel mirasları, kültürleri, siyasî gelenekleri, İslâm dünyasına katkıları ve ellerinde tuttukları potansiyelle… Daha dışarıdaki ülkeler de, bu dört ülkeyle olan ilişki biçimlerine göre denklemdeki yerlerini alıyor.

Ortadoğu’yu sadece sömürgeci dış güçler ve işgal süreçleri üzerinden değil, bölgenin kendi iç dinamikleri açısından da okuduğumuzda, yaşanan olaylar biraz daha anlaşılır hale geliyor. İşte o zaman, “büyük resmi görmek” deyimi de gerçek ve doğru anlamına kavuşuyor.

Yaklaşıyor yaklaşmakta olan!
Yaklaşıyor yaklaşmakta olan!

2013 yılının ikinci yarısı FETÖ günyüzüne çıkmaya başladı. ‘Dershaneler kapatılacak’ bahanesiyle Fetullahçıların hükümete savaş açmaya hazırlandığı dönemde Anadolu Ajansı Samsun Bölge Müdürlüğü’nde görev yapıyordum. Yeni Şafak Gazetesi Yazı İşleri Müdürü İdris Saruhan, o günlerde sıklıkla arayarak gazeteye geri dönmemi istiyordu. Sudan bahanelerle İdris’i geçiştiriyordum.

Video: Yaklaşıyor yaklaşmakta olan!


Kasım ayının sonlarında Fetullahçıların gemi iyice azıya aldığı günlerde yine telefonum çaldı. Bu kez arayan İbrahim abi (Karagül) idi. “Hüseyin kavga büyük, ne yapıyorsun oralarda? Böyle zamanda senin orada ne işin var? Haydi gel” dedi.

2013 yılı sonu itibarıyla ‘tamam’ dedim. AA’dan ayrılış hazırlıklarına başladım. Önce 17 Aralık, ardından 25 Aralık yargı-polis darbe girişimleri oldu. 1 Ocak 2014 tarihinde şu an bulunduğum göreve başladım. O günden bu güne Yeni Şafak’ın FETÖ ve paydaşlarıyla mücadelesinin hem tanığıyım, hem de içindeyim.

Bu mücadele sırasında Yeni Şafak hep saldırılara maruz kaldı. O saldırılar bizim onur madalyamız oldu. FETÖ’nün yasadışı dinlemelerini ilk biz gündeme getirdik. Sahte isimlerle Necmettin Erbakan, Hüsamettin Cindoruk, Ertuğrul Özkök, Kemal Kılıçdaroğlu gibi önemli isimlere yönelik VIP dinlemeleri ilk biz ortaya çıkarttık. Bu örgütün ekonomik ayağına ilk biz dikkat çektik. Bank Asya’nın A grubu hisse sahiplerine yönelik haber yaptığımız için SPK bize soruşturma açtı. Hiç yılmadık, mücadele azmimizi arttırarak sürdürdük.

Fetullahçı Terör Örgütü’nün TSK içinde yapılandığını ve darbe yapabileceklerini dile getirdiğimizde birileri, bize uzaylı muamelesi yapmıştı. Ama doğru bildiğimiz yolda ilerlemeye devam ettik. FETÖ’cülerin TSK’da nasıl yapılandığını, kendilerinden olmayan subayları, pilotları nasıl tasfiye ettiğini tek tek yazdık. Yeni Şafak’ın sadece 11 Temmuz ila 15 Temmuz 2016 tarihleri arasındaki manşetleri bile bu tarihi duruşun en net göstergesidir.

Asıl mücadeleyi o gece ve sonrasında verdik ve vermeye devam ediyoruz. Hainlerin uçakları Ankara semalarında göründüğü dakikalarda Yeni Şafak’ın İmtiyaz Sahibi Ahmet Albayrak aradı, halkı sokağa çağıracak yayınları başlatma talimatını verdi. İsteyen o gecenin kayıtlarına bakabilir. Asıl mücadeleyi o geceden sonra yaptık. Birileri FETÖ’cü hainleri temize çıkarmaya çalışırken, biz tek tek hainlerin isimlerini ifşa ettik. Biz bazı isimleri yazmasaydık, şimdi onlar belki hâlâ komuta kademesinde olacaktı. Daha ileri gideyim, bizim yayınlarımız olmasaydı Hasan Hüseyin Demirarslan bugün Hava Kuvvetleri komutanımız olabilirdi.

Bütün bunları yaptıklarımızı hatırlatmak için yazmıyorum. Bu mücadeleyi verirken karşılaştığımız direncin benzeriyle karşı karşıyayız. 15 Temmuz öncesi Yeni Şafak’a yönelik saldırı ve itibarsızlaştırma hareketlerinin benzeriyle karşı karşıyayız. Afrin Harekâtı öncesi bölgedeki terör varlığına dikkat çekerek, bir an önce operasyon yapılması gerektiğine ilişkin yayınlar yaptığımız dönemdeki gibi yaşadığımız saldırılarla karşı karşıyayız. Ekonomik saldırı hazırlığı yapıldığı dönemdeki gibi itibarsızlaştırma gayretleriyle karşı karşıyayız.

Adamın birinin, “15 Temmuz başarılı olsaydı Ahmet Albayrak Türkiye’nin yeni Aydın Doğan’ı, İbrahim Karagül de Ertuğrul Özkök’ü olacaktı” dediğini duyduğumda, kulaklarıma inanamadım. “Akli melekelerini kaybetmemiş bir kişi böyle bir şey söylemiş olamaz” dedim. Söyleyen öyle böyle yerlerde gezinmiyor. Dolayısıyla işin peşine düştüm. Yeni Şafak’a yeniden saldırıya geçtiklerine göre, “Yine kimin ayağına bastık” diyerek, haberlerimizi gözden geçirdim. O günlerde Soros ve içerideki uzantılarına dokunan haberlere imza atmışız. Adamın geçmişini irdeledim, meğer ömrübillah Soros’tan beslenmiş beyefendi.

Bugünlerde yine en şiddetli bir saldırı ve itibarsızlaştırma harekâtıyla karşı karşıyayız. Yepyeni bir hesapları var ve bunun için bize saldırmaya başladılar. Çünkü Yeni Şafak ne yaptıklarını çok iyi biliyor ve en şiddetli direnişi Yeni Şafak’ın vereceğini biliyorlar. Anlayacağınız bize saldırdıklarına göre ‘Yaklaşıyor yaklaşmakta olan!’.

Hangi geminin içinde olduğumuzu biliyoruz. Geminin kaptanını da, tayfasını da, farelerini de iyi tanıyoruz. Fırtınalı denizlerde düşman donanmasıyla mücadele ettiğimizi fırsat bilen fareler, iş peşinde. Makamlar, mevkiler, yatlar katlar sizin olsun, yeter ki cephenin en ilerisinde çarpışırken, bizi arkamıza bakmak zorunda bırakmayın…

Saadet Partisi yeni bina arıyor: Mahkeme 1 ay süre vermişti
Gündem
Saadet Partisi yeni bina arıyor: Mahkeme 1 ay süre vermişti
Yeniden Refah Partisi Genel Başkanı Fatih Erbakan'ın, parti genel merkezinin boşaltılması için açtığı davayı kazanmasının ardından Saadet Partisi, yeni bina arayışına girdi. Saadet Partisi'ne yeni bina bulması için verilen 1 aylık süre ise 19 Aralık'ta sona erecek.
AA
Erbakan’ın kardeşine
FETÖ dolandırıcılığı
Gündem
Erbakan’ın kardeşine FETÖ dolandırıcılığı
Eski başbakanlardan, 2011 yılında hayatını kaybeden Necmettin Erbakan’ın 90 yaşındaki kardeşi Kemalettin Erbakan’ı, adının FETÖ olaylarına karıştığını söyleyerek dolandırmaya çalıştılar.
Yeni Şafak
Erbakan'ın ağabeyini dolandıran şüpheli yakalandı
Gündem
Erbakan'ın ağabeyini dolandıran şüpheli yakalandı
Eski Başbakanlardan merhum Necmettin Erbakan'ın 90 yaşındaki kardeşi Kemalettin Erbakan'ı soyan şüpheli kıskıvrak yakalandı. Şüphelinin kendisini polis olarak tanıtarak, Kemalettin Erbakan'a adının 'FETÖ olaylarına karıştığını', kasada bulunan para ve ziynet eşyalarının fotoğrafını çekeceğini söyleyerek, bunları alıp kaçtığı ortaya çıktı.
AA

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.