Henüz 25 yaşında ama 4 üniversite bitirdi
Hayat
Henüz 25 yaşında ama 4 üniversite bitirdi
Şanlıurfa'nın Siverek ilçesinde yaşayan Yunus Yeşiltaş, genç yaşına rağmen 4 üniversitede 5 bölüm bitirerek eşine az rastlanan bir başarıya imza attı. "Yapı Hukuku" alanında doktora yapmak ve psikoloji eğitimi almak isteyen Yeşiltaş, eğitim hayatını sürdüreceğini belirterek ekledi: "Gençlere tavsiyem; okusunlar, çalışsınlar, çabalasınlar. Bizden de neden bir Franz Kafka, Elon Musk ya da Bill Gates çıkmasın."
AA
Dokumacı kuşun muazzam yuva yapma yeteneği
Dokumacı kuşun muazzam yuva yapma yeteneği
Dokumacı kuşlar, Afrika, Hindistan, Avustralya ve civarındaki adalara yayılmış olan bir grup kuşa verilen addır. Bu kuşlar, yuvalarını adeta dokurlar ve bu sanatlarıyla kendilerine yuvalar inşa ederler.
Diğer
Yazamamak
Yazamamak

Bazen isteksizlik olur. Konuşmak, yazmak, hatta iş yapmak istemezsiniz. Buna, insanın kendine kalması diyebiliriz.

Yazmak kadar yazamamak da kıymetlidir. Kimi zaman yazmak konusunda gönülsüz olabilirsiniz. Yazma gerekçeniz kaybolabilir. Harfler, kelimeler sizden uzaklaşır.

Video: Yazamamak


Mesela beş aydır şiir yazamadım. Yazıyor, siliyorum: “Üvey anne dilimi, hep bunu gördük” gibi şeyler. Beklemek de sanata ve hayata dâhildir.

Anlam sadece seste aranmaz. Sessizlik de derin manalar içerir. Hal ehli için hayli okunaklıdır.

Susmak ile sükût etmek arasında fark olduğunu düşünüyorum. Susmak, dile getirmekten belli bir süre vazgeçmektir. Sükût ise sessizliğe bürünmenin kendisidir. Ormana gittiğimizde, kuş seslerine rağmen, ortamın ne kadar sessiz olduğunu söyleriz.

Cemal Şakar’ın o eşsiz cümlesiyle derdimizi anlatalım: “Seçilmiş yalnızlık olgunlaştırıcı, içine düşülen yalnızlık ise çürütücüdür.” Sanki böyle bir farktan bahsediyoruz.

Kendimize mahsus bir dünya kurmak ile dünyayı kendimizden ibaret sanmak iki zıt noktadır. Bunu da bu bahse ilave edelim.

Yalnız kendi kazancını düşünen, kayıpların en büyüğünü yaşıyor olabilir. Bilemeyiz.

***

Artık yarı zamanlı hayatlar yaşıyoruz. Birçok şey yarım. Dostluklar, fikirler, yürüyüşler. Birbirimize cevabını bildiğimiz sorular yöneltiyoruz. Bu tür sorular, çoğunlukla iyi niyet taşımaz.

Sürekli konuşarak karşımızdaki insanı anlayamayız. Anlamak, susmaktan yapılmış gibidir. İnsanı, zamanı ve mekânı anlamak için galiba susmak gerekiyor. İşitmek kolay. Önemli olan duymak ve anlamaktır.

İlgisiz gibi görünen bir örnek: Tarlayı nadasa bıraksak bile toprak beklemez. Hayat toprağın altında ve üstünde topyekûn devam eder. Bitkiler, böcekler. Aslında dinlenen tarla değil, biz oluyoruz. Anlam, varlığını sürdürüyor.

Hepimiz bir yerlere borçluyuz. Borçtan kurtulmanın iki yolu vardır; ödemek yahut inkâr etmek. Birincisinde gerçekten kurtulmuş ve huzuru bulmuş hale geliyoruz. İkinci şıkkı tercih edenler, sadece vefanın uzağına düşmüş olmuyorlar.

Camiamızda daha sık görmeye başladığımız başka bir durum: Bir insanın başarısını en son kendi çevresi kabul ediyor. İşleriniz veya eserleriniz umulmadık adreslerde, oldukça uzak diyarlarda yankı bulabiliyor. Buna karşılık, en yakınınızdaki kimseler garip ve anlaşılmaz tavırlar sergileyebiliyor.

Bazen kendime diyorum. İnşallah böyle biri değilimdir. Yanında olduğum, yakınında yer aldığım insanların değerini anlıyor, kıymetlerini biliyorumdur.

Yazımızın başlığı ‘yazamamak’ olsa da bir şeyler yazmış görünüyoruz. Bazen olur, bazen olmaz. Hayat böyledir.

Çocukları kitap okusun diye filmlerdeki gibi ev yaptı
Hayat
Çocukları kitap okusun diye filmlerdeki gibi ev yaptı
Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi'nde memur olarak çalışan Atilla Zorer, ilköğretim öğrencisi 2 çocuğuna yaz aylarında kitap okumayı eğlenceli hale getirmek için yüzyıllık ağaç üstüne kulübe yaptı.
DHA
Ağaç dallarını dokuyarak ev yapıyorlar
Hayat
Ağaç dallarını dokuyarak ev yapıyorlar
Bilimsel adı Ploceidae olan ve Afrika, Hindistan ve Avustralya yakınlarındaki adalarda yaşayan dokumacıkuşlar, kendilerine özgü yuvaları ile dikkati çekiyor.
AA
Santimetrekaresi üç günde dokunuyor
Hayat
Santimetrekaresi üç günde dokunuyor
Konya'nın Tuzlukçu ilçesinde Halk Eğitim Merkezi bünyesinde açılan kurslarda kadınlar tarafından dokunan ve santimetrekaresine bin 600 düğüm atılan ipek halılar, inceliği ve küçüklüğüyle görenleri şaşırtıyor. Kursiyerlerden Fatma Hopa, "Dokuduğumuz halılar çok ince ve küçük boyutlarda. Santimetrekaresine bin 600 düğüm atıyoruz" derken Halk Eğitim Merkezi Kurs Öğretmeni Yeter Şen, "Bir halının tamamlanması yaklaşık 6 ay sürüyor. Bizim halılarımız milim milim büyüyor" ifadelerini kullandı.

AA
Okuma, anlam ve yazma üçgeni
Okuma, anlam ve yazma üçgeni

İnsan meraklı bir varlık. Her şeyi merak ediyor.

Konuşmaya başlayan bebeğin ilk sorusu: Bu ne?

Gördüğü nesnenin ne olduğunu anlamak istiyor.

Sorular giderek gelişiyor, genişliyor: Nereden gelip nereye gidiyorum?

Daha soyut bağlamda: Varlık nedir; varlık nereden başlıyor, ne zaman başlamış ve nereye doğru seyir hâlinde? Eşya nedir; eşyanın hakikati nedir?

Video: Okuma, anlam ve yazma üçgeni


Ve nihayet: “Ben kimim?” sorusu.

Bu, ben kimim sorusunun altında çok genel anlamda “insan nedir” sorusu kurcalanıyor. İnsanın dış görünüşünden başlayarak onun zihinsel faaliyetlerine yol bulunmak isteniyor. Zihinsel faaliyet bir adım daha öteye götürülerek insan düşünceye, düşünce de konuşmaya indirgeniyor. Son merhalede: “İnsan konuşan bir varlık” deniyor.

Merak etme melekesiyle bilimi buluyor; eşyanın, varlığın mahiyetini kurcalarken, bu dünyanın mahiyetini kavramaya çalışırken bilimlere ulaşıyor. Bugün temel bilimler dediğimiz fizik, kimya, biyoloji bilimleri ve bunlara bağlı olarak bütün bir mühendislik bilimleri manzumesi onun merakının neticesi olarak ortaya çıkıyor. Tabii mühendislik bilimi deyince matematiği es geçemiyoruz. Tümüyle zihnimizin bir verimi olan matematik ayrı bir “bilim”. Bilim demeyenler de var ona, oysa sadece zihinsel bir kurgu bağlamında farklı bir bilim. Hukuk gibi mesela; normatif bir bilim olarak kabul ediliyor. Yine bunlara bağlı olarak tababet (tıp) bilimi bulunuyor. Bütün bunlar insanın merakının neticesi. İnsanın bu dünyayı, eşyayı, varlığı, kendini (insanın kendisini) okumaya çabalayarak sonuçlar elde ediyor...

Okuma nedir? Okuma dediğimizde gazete okuma, kitap okuma gibi yazılı bir metni alfabeyle çözme uğraşı değil yalnızca. Kuşkusuz, bunlar da okumanın içindedir, ama burada söylediğimiz bağlamdaki okuma varlığa, insana anlam vererek bilgiye ulaşma süreci... İnsanın bunları okuması, bunlara anlam yüklemesi anlamını taşıyor “okuma”.

Eşya (varlık), insan ve onlara verilen anlamdan hareketle elde edilen bilgi, bunların her biri birer metindir. Başka bir deyişle birer ayettir... Gözle görülen, akılla fehmedilen her ne varsa birer ayettir. Onların okunması demek, onlara anlam yükleme demektir.

Ama anlam yükleme işi bir defalık vuku bulan bitimli bir süreç değildir. Okunarak elde edilen her bilgi yeni akıllar tarafından yeniden okumaya açılır.

Böylece okumanın işlevinin hayatın anlamını indirgemeye, onu tek bir anlama irca etmeye dönük bir işlem olmadığını söylemiş oluyoruz.

Okumanın zihnimizde anlam katmanları açma gibi bir işlevi bulunuyor.

Okumanın karşı yüzü yazmadır. Zihnimizin okuduğunu kayda geçirirsek yazma işlemini gerçekleştirmiş oluruz. Bu bakış açımız okuma ile yazmayı eş tutuyor.

Dolayısıyla Allah’ın oku buyruğu var, ama yaz buyruğu yok sananların iddiası boşa çıkıyor. Tekraren söylersek, yazma, okumanın kayda geçirilme işlemidir. Eşyada, insanda okunan kayda geçirilirse yazı meydana gelir.

Maduro'dan 'Selvi boylum Al yazmalım'lı paylaşım
Gündem
Maduro'dan 'Selvi boylum Al yazmalım'lı paylaşım
Erdoğan'ın, "Cumhurbaşkanlığı Göreve Başlama Töreni"ne katılmak için Türkiye'ye gelen Venezuela Devlet Başkanı , törenle ilgili sosyal medyadan bir video paylaştı. Törene ait görüntülerin yer aldığı videonun arka fonunda 'Selvi boylum Al yazmalım' filminin müziğinin çalması dikkat çekti
Diğer

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.