Reklam
Son Köşe Yazıları

‘Filistin’ demenin bedeli
Batı kültür dünyasının en sevdiği kelimelerden biri uzun zamandır “özgürlük”. Sanatçının özgürlüğü, ifade özgürlüğü, kurumların bağımsızlığı… Bienaller, festivaller, müzeler ve ödül törenleri bu kelimeler etrafında sayısız konuşma yaptı. Fakat son üç yılda özgürlüğün sınırının nerede başladığını daha iyi gördük. O sınırın adı çoğu zaman Filistin’di. Geçtiğimiz hafta Venedik Film Festivali bunun son örneklerinden birine sahne oldu. Yuval Abraham ve Rachel Szor’un yönettiği NAZA, Jüri Özel Ödülü’nü
16 Eylül 2026

Yermûk’u ziyaret
Geçtiğimiz perşembe günü -10 Eylül- sabah namazını Emevî Camii’nde kıldık. Yanımdaki iki dostuma “Sizi bugün savaşın yıktığı bölgelere götüreceğim” dedim. Şam Kalesi’nin yanına kadar yürüdük. Az sonra Suriyeli şoförümüz Muhammed, Salahaddîn Eyyûbî heykelinin önünden bizi arabasıyla aldı, yola çıktık. Bâbu’s-Sağîr Mezarlığı’nın kenarından geçerek güneye yöneldik. Yaklaşık 15 dakika sonra, bahsettiğim yerdeydik: Muhayyemu’l-Yermûk, yani Yermûk Mülteci Kampı. Adını Hz. Ömer döneminde (636) Hâlid bin
16 Eylül 2026

Cezalandırmanın mağdura ne faydası oluyor?
Türkiye cezaevlerinde bulunan 433 bin 520 kişinin her 100 bin kişi başına yaklaşık 503 mahpus demek olduğu üzerinden başladığımız adalet-hukuk mülahazalarımıza devam edelim. Öncelikle söyleyelim ki, bu konuda zikrettiğimiz Avrupa ülkelerinden durumumuz çok vahim görünüyor olsa da bir teselli olacaksa, ABD’den de nispeten daha iyi sayılırız. ABD’de 100 bin kişiye düşen hapis sayısı 580, toplam tutuklu-hükümlü sayısı 2 milyonu buluyor. Ama tabii emsalimiz ABD olmamalı, kötü emsal emsal olmaz. Bir
16 Eylül 2026

Film bitti mi!
MİT mensubu Kaşif Kozinoğlu’nun Silivri Cezaevi’ndeki ölümüyle ilgili şüphe üzerine yeni bir soruşturma başlatılması, FETÖ’yü yeniden gündemimizin merkezine oturttu. Kaşif Kozinoğlu’nun Fetullahçı hakim-savcılar tarafından tutuklanması ve duruşmaya çıkmasına günler kala ölmesi 2011’den beri şüpheli bir durum olarak karşımızda duruyordu. Adalet Bakanlığı’nın faili meçhul veya şüpheli ölümler ile ilgili dosyaların güncel teknolojiyle yeniden mercek altına alınması kapsamında Kozinoğlu’nun ölümü de
16 Eylül 2026

Birleşik Krallık dağılırsa…
Galler’in başkenti Cardiff’te bir araya gelen İskoçya, Galler ve Kuzey İrlanda liderleri, ‘kendi kaderlerini tayin etme’ hakkına sahip olduklarını ve halklarının bu yöndeki taleplerinin arttığını açıkladılar… Böylece bu üçlü, ilk kez, Birleşik Krallığın geleceğini ortak cephe halinde tartışmaya açtı… Partileri adına toplantıya katılsalar da aslında bu bölgelerin “başbakanları” onlar. İngiltere ile birlikte bu bölgeler/kurucu devletler, “Büyük Britanya”yı oluşturuyor. Sık karıştırılan bir benzerliğin
16 Eylül 2026

Yapay zekâda felaket senaryoları neyle ilgili?
Son günlerde Anthropic’in CEO’su Dario Amodei’nin yapay zekâ gelişim hızının yavaşlatılması yönündeki çağrısına önde gelen yapay zekâ şirketi yöneticilerinden de destek geldi. Uzun zamandır insanlığın yok edilmesine varan felaket senaryolarının bir anda yoğun biçimde tartışılmaya başlaması rastlantı değil elbette. Amodei’nin önerdiği şirketlerin yapay zekâ güvenliğini sağlamak için bağımsız gözlemcilere erişim sağladığı modelin de endüstriyi regülasyona tabi tutma çabalarıyla ilgisi var. Bu tartışmanın
16 Eylül 2026

Faiz sebep, enflasyon sonuç!
Türkiye yaklaşık üç yıldır enflasyonla mücadeleyi büyük ölçüde yüksek faiz, kredi daralması ve iç talebin soğutulması üzerine kurulu bir programla yürütüyor. Neydi bize anlatılan hikaye; faiz yükselirse kredi talebi azalacak, tüketim ve yatırım yavaşlayacak, TL’ye talep artacak, kur istikrar kazanacak ve sonuçta enflasyon düşecekti. Peki ne mi oldu bu üç yılın sonunda. Gelin birlikte bakalım. Faiz giderleri TL bazında %782 kat, dolar bazında %213 arttı. Yetmedi dolar/tl kuru %183 arttı. O da yetmedi
16 Eylül 2026

Futbolcu yiyeceğine öğrenci yesin
İş dünyasında sosyal sorumluluk projesi adına yapılan ve ciddi bütçelerin ayrıldığı, toplumsal refaha hiçbir katkısı olmayan kampanya sahiplerinin nasıl bir kafaya sahip olduklarını merak ediyorum. Futbol takımlarının formalarının önüne arkasına yanına isimlerini yazdırarak güya spora destek verdiklerini ve reklam yaptıklarını düşünen şirketlerin yöneticilerinin nasıl bir kafada olduklarını bilmiyorum. Ancak sektöre dönüşen futbola, büyük hacimli mali destek ve yatırımların futbolcuları yoldan çıkardığını
16 Eylül 2026

Çorap söküğü gibi gelecek mi?
Amerikalı yazar ve aktivist Walter James Heyer , sene başında Tabii’de yayımlanan “Gökkuşağı Faşizmi” belgesinde cinsiyet ameliyatları için şunları söylüyordu: “Bu işin içinde para var. Bu, bugün 4,4 milyar dolarlık bir sektör. Hayatım boyunca gördüğüm en büyük tıbbi dolandırıcılıktır.” Walter, dünyaya erkek olarak gelmiş ve sonrasında cinsiyetini terk etmiş biri. 12 yıl hormon kullanmış, ameliyat olmuş ve 8 yıl kadın gibi yaşamaya çalışmış. Ancak hiç de umduğu gibi olmamış. Şöyle diyor: “Sizi temin
16 Eylül 2026

İnebolu Pazarı
Balat’ta Esnaf Loncası Sokağı’ndan içeri giriyorum. Oralara galiba işportacıları yerleştirmek amacı ile küçük dükkânlardan oluşan, daracık bir çarşı yapmışlar. Lakin kimselerin gelip geçmediği bir köşede kapalı bir çarşı nasıl çalışsın? Müşteri yok, iş yok. Belli bir iki dükkân açılmış, sonra devren satılık tabelasını asıp kapanmış. Yüz dükkândan doksan beşi boş. Onun yerine dükkânların sokağa bakan yüzü önünde pazar günleri “İnebolu Pazarı” kurulmaya başlamış. Evet, her pazar İnebolu’nun sütü,
16 Eylül 2026

Fenerbahçe’de sorun sadece futbol değil; artık reaksiyon da yok
İsmail Kartal’ın gözden kaçırdığı temel mesele şu: Bugünkü Fenerbahçe ile geçmişteki Fenerbahçe aynı takım değil. Kartal daha önce Tadic, Dzeko ve İrfan Can’la önde topu tutuyor, sete yerleşiyor, top kaybının ardından şok presle topu geri kazanıyordu. Mesafeleri daraltıyor, ekstra merkez koşularıyla rakip savunmanın dengesini bozuyor ve üretebiliyordu. Bugün ise elinde aynı profilde bir kadro yok. Dolayısıyla aynı oyunu ısrarla oynamaya çalışmak, bile bile lades demek. Fenerbahçe üretemiyor, alanlar
15 Eylül 2026

Bizim de elimiz armut toplamıyor
Seçimi gelen Türkiye’yi hedef alarak sözlü saldırıya geçiyor. Yunanistan da İsrail de aynı kafada. Bizim temkinli ve ağırbaşlı oluşumuza bel bağlamışlar. Hemen karşı atağa geçmeyeceğimizi bildikleri için rahat konuşuyorlar. Fakat sabrımızın da bir sınırı var. Şoven kafayla konuşmakla kalmıyorlar çünkü. Anlaşmalara aykırı hareket ediyor, adaların silahsız ve askersiz olması şartını ihlâl ederek yığınak yapıyorlar. Seçime yönelik sözler neyse de bu silahlandırma konusu Miço’nun başını derde sokacak,
15 Eylül 2026

Sizin olsun bildiğiniz
Bilmek güzeldir, bulmak daha güzel, olmak en güzeli. Bu böyle midir, bilmiyorum. Bilmek nedir, bulmak kimin harcıdır, olmak diye bir şey mümkün mü, bilmiyorum. İnsan belli bir yaşa gelince kat’i cümleler kurmaktan imtina ediyor. Gençlikte öyle değil; hüküm cümleleri kurmak çok daha kolay. Yaşasın bilinmesi gerekeni bildiğinden ibaret zannetmenin sahte konforu! Bu sebepten ötürü bu yazıda söyleyeceklerimi ‘acaba’ ve ‘sanırım’ hatta ‘belki’ parantezinde değerlendirin lütfen. Bilmek, bulmak ve olmak;
15 Eylül 2026

Anne yalnızlığı...
Gündelik hayatın yükü için ittifaklara muhtacız. Hayatın yükü ancak ittifaklarla hafifletilebilir. Modern öncesi dönemde hayat bunu sağlayan örgütlenmeler etrafında kuruludur. Tarım toplumunda iş yapmak için en yakındakinin emeği şarttır. Tarımda henüz makineleşmenin başlamadığı bir dönemde mahsulün tarladan kalkması için dayanışma kaçınılmazdır, neredeyse bütün işler imece usulü halledilir. Aynı mekânı ve aynı zamanı paylaşan kadınlar iş zamanına neşe katarak bedenin yorgunluğuna ruhun ferahlığını
15 Eylül 2026

Bu Mekke İttifakı’na açık bir kumpastır
Bir. ABD Irak’ı işgal edip sonra İran nüfuzuna bırakarak Tahran’ın bölgesel güç olmasının yolunu açmıştı. Şimdi paralel bir süreç izliyoruz. Karabağ zaferiyle Kafkaslarda stratejik zemin kaybeden, Esad rejiminin devrilmesiyle bölgesel derinliği zayıflayan İran; ABD-İsrail saldırılarının ardından bu kez güneyde genişliyor. Trump’ın amacı elbette bu değildi. Ancak İran’ı askeri yöntemlerle yenemedi. İran ise Hürmüz’ün statükosunu değiştirerek savaştan stratejik bir kazançla çıkmaya çalışıyor. Bununla
15 Eylül 2026

İngiliz Yahudileri ve “İsrail bölünmesi”
Batı dünyasında “İsrail destekçisi siyaset” artık kaybettiriyor. Kamuoylarının İsrail aleyhinde değişmesi yönetimleri de bir ölçüde İsrail’e karşı mesafeli olmaya zorluyor. Gazze’deki soykırım sebebiyle İsrail bir zamanlar “Beyaz Irkçı” rejimin egemen olduğu Güney Afrika Cumhuriyeti gibi “parya” muamelesi görmeye başladı. Bu, geri döndürülemez bir süreç. ABD’de “iki partili İsrail destekçiliği” sadece merkezci kanatlarla sınırlı hale geldi. İki partinin genç seçmenleri merkezci kanatları köşeye
15 Eylül 2026

Yapay zekâ hayal kurabilir! Kendi tanrısını, dinini üretir. Din savaşları bile çıkarabilir. Soykırımlar da başlatabilir. Mucizeler çağı mı karanlıklar çağı mı? Ne olacağı bizim elimizde. O zaman bu üç “oligark” nasıl bir tehdit gördü?
Birkaç gündür, yapay zekâ konusunda çok ciddi bir tartışma var. Aslında uzun süredir devam eden, herkesin cevaplarını bilmediği onlarca soru ile takip ettiği, “yapay zekâ tehdit olur mu” tartışması ilk kez ciddi boyut kazandı. Elon Musk (Grok) ve Sam Altman (OpenAI), Dario Amodei’nin (Anthropic) “yapay zekânın gelişimini yavaşlatma” önerisi ile şaşırtıcı bir çıkış yaptılar. Şimdi herkes, dolu dizgin rekabete girişen, bugüne kadar yapılan hiçbir uyarıyı ciddiye almayan bu şirketlerin neden böyle
15 Eylül 2026

Mansur Yavaş muhalefetin kâbusu haline geldi
Türkiye’nin ana muhalefeti, AK Parti kurulduğu günden bugüne kadar siyaseti karşıtlık siyaseti olarak ele aldı. Siyaset namına bir fikir üretmedi “Halkın en az %50’si iktidara karşı; bu karşıtlığı öfkeye dönüştürerek iktidarı alt edebiliriz” düşüncesiyle hareket etti. Buna karşılık AK Parti iktidarda kaldıkça sürekli strateji geliştirdi, kendini yeniledi, icraat yaptı. Bir işi bitirdiğinde yeni bir işe koyuldu. 25 yıllık zaman diliminde iktidar sürekli değişimi kovalarken muhalefet tek bir fikre
15 Eylül 2026

Savaş varken de para kazanılır, savaş varken de ekonomi dengelenir
Savaşın bize muhakkak para kaybettirdiği kabulüyle yaşıyoruz hayatı. Doğrudur. Doğrudur da barışı tesis edemiyorsak, bölgemizin son yarım asırdır savaşsız bir yılı bile geçmemişse bu kabule meydan okumanın zamanı gelmedi mi? Aynı bahanenin arkasına daha ne kadar saklanabiliriz? Bölgemizde ve hatta dünyada, dünyadaki ve hatta bölgemizdeki savaşlara yaşadığımız onca deneyimden sonra bizim kadar dayanıklı bir ülke bulunabilir mi? Savaşın her sonucunu yaşadık. Kaç defa göçler kapımıza dayandı. Her defa
15 Eylül 2026

Başarı, genç beyinlere sahip çıkmaktır!
Okullarda ders zili çaldı; 2026-2027 eğitim ve öğretim yılı başladı. Bütün evlatlarımıza Allah zihin açıklığı versin. Hemen eğitim yılının başında, OECD’nin 15 yaş grubundaki öğrencilerin bilgi ve becerilerini değerlendiren Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı’nın (PISA) 2025 sonuçlarıyla gurur duyduk. Türkiye, 91 ülkenin katıldığı bu programda fen bilimleri, matematik ve okuma becerilerinde puanlarını belirgin şekilde yükseltmiş. Fen bilimlerinde 494 puanla OECD ortalamasını geride bırakmış;
15 Eylül 2026




























































































































































