Türkiye''de siyasi anlayış giderek Cahiliye dönemi Araplarının din anlayışına benzemeye başladı. Cahiliye dönemi Arapları her şeyden put yapıp taparlardı. Helvadan da put yaptıklarına ve daha önce taptıkları helvadan putu acıkınca yediklerine dair rivayetler var... Seçimden hemen önce omuzlarda taşınan, "Aslansın, kaplansın, eşin benzerin yok" diye övülen parti liderlerine şimdi yapılanlara bir bakın; sizin gözünüzün önüne de helvadan putları yiyen tipler gelmiyor mu?
Liderlerin belirgin bir biçimde ön plana çıktığı şu günlerde Mahir Kaynak vesilesiyle gündeme gelen bir olay benim aklımı çeliyor...
Hasan Cemal''in "Kimse kızmasın, kendimi yazdım" (Doğan Kitapçılık) adlı anılarını umarım okumuşsunuzdur. Sadece Yeni Şafak okurlarının değil, siyasete meraklı herkesin elinden düşürmemesini arzuladığım, liselerde zorunlu ders kitabı olarak okutulması gereken önemde bir eser bu.
Türkiye''nin başına açılan en önemli dertlerden biri 12 Mart darbesiydi. 12 Mart''a bir grup sol aydının cuntacılık hevesleriyle gelindiğini bir kez daha öğreniyoruz Hasan Cemal''in yazdıklarından; halkın oyuyla iktidara gelme umudu bulunmayan âcilcilerin subayları tahrikiyle başgösteren ''sol darbe'' ihtimalini başka tür bir darbe ile bertaraf etmişti 12 Martçı askerler... Hasan Cemal ''içinden bir tanık'' olarak anlatıyor o günleri...
12 Mart anlatılırken dışarıda bırakılamayacak adların başında Mahir Kaynak gelir. O dönemde İktisat Fakültesi''nde asistan olan Mahir Bey Marksizm''i en iyi bilenlerdendir. İlhan Selçuk ve İlhami Soysal gibi aydınların etrafında toplandıkları 27 Mayısçı Cemal Madanoğlu''nun örgütteki sağ kolu odur. Cunta toplantılarının vazgeçilmez üyesidir Mahir Bey... İçlerinden birinin MİT adına konuşmaları kayda aldığı öğrenildiğinde, Madanoğlu, ilk toplantıya girerken, "Herkesin üzeri aranacak" komutunu vermiş, gerçekten de İlhan Selçuk ve kendi yeğeni Hıfzı Kaçar dahil bütün örgüt üyelerinin üzerleri aranmıştır. MİT adına toplantıyı kaydeden kişi, üzerinde o dönemin hantal kayıt cihazlarından olmasına rağmen, aramada ortaya çıkarılamamıştır. 12 Mart sonrasında, mahkemeye düştüklerinde, örgüt üyeleri, Madanoğlu''nun "Üzerlerini ara" diye görevlendirdiği en güvendiği kişinin ''MİT ajanı'' olduğunu öğrenince neye uğradıklarını şaşıracaklardır...
Mahir Kaynak işte o kişidir. Ajanlığı deşifre olduktan sonra solcu çevrelerden dışlanmış, cuntacı arkadaşları beraat ederken o MİT''te masabaşı göreve mahkum olmuştur. Hasan Cemal, kitabında, Mahir Bey''in, "Deşifre olmasam solda liderdim" dediğini eski bir demecinden kitabına taşımış...
Kitabının yayınlaması vesilesiyle Hasan Cemal''le bir mülâkat yaptı Hulki Cevizoğlu ve "Kimse kızmasın" diyen Milliyet yazarının kızdırdığı eski eylem arkadaşlarını ekrana çıkardı. Görüntü arşivimin en mutena köşesinde şimdiden yerini alan ibretlik bir programdı Hasan Cemal''li Ceviz Kabuğu. Programda kitapla ilgili görüşlerini açıklayan Mahir Kaynak, MİT ajanlığı deşifre olmasaydı, bugün solun öndegelen isimlerinden biri, hatta lider konumunda olabileceğini bir kez daha tekrarladı...
Mahir Kaynak''a, herkes, günümüzle ilgili görüşlerini, gelişen olaylara yönelik yorumlarını soruyor; o da yüksek bir talâkatla cevaplıyor soruları... Ancak, kimse, geçmişte üstlendiği rolden hareketle günümüz ortamını yorumlamasını istemiyor kendisinden; o da, herhalde "Neme lâzım" diye düşündüğü için kendiliğinden ortaya atılmıyor.
Bizim liderlerden bazısının gerçekten ilginç fikri maceraları var. Bugün, solun en aşırı fraksiyonlarından birinin başındaki, partisi ve dergileri de bulunan bir lider, siyasi hayatına, ''sağcı'' Yeni Türkiye Partisi''nde başlamış, fikirlerinin sağdan sola nasıl dönüştüğü tam anlaşılamadan Dev Genç saflarına geçivermişti...
Bugün partisini hezimete uğrattığı için liderliği tartışılan bir siyaset adamı ülkeyi yönetme hevesini tatmin için yola koyulduğunda, ilk aklına gelen yer, sonradan liderliğine yükseldiği sol parti değildi. Sol bir partide bir ara genel başkan olmuş, son seçimde bir büyük ilimizden yeniden belediye başkanlığına soyunan bir başka siyasetçi ise, öğrenciliği döneminde, ''sağcı'' bir örgütte yöneticilik yapmıştı. Sağ ve sol ayrımının keskin olduğu bir ülkede bir aşırıdan diğerine bu kadar kolay geçilebilmesini insanın aklı ve havsalası almıyor; ama realite de bu...
Bir liderde bulunması gereken bütün hasletlere sahip Mahir Kaynak''ın, deşifre olmasaydı, sol kesim içinde yükselip lider konumuna geleceğine hiç kuşku duymuyorum. Acaba deşifre olan Mahir Kaynak o türün tek örneği miydi; kendisini Madanoğlu Cuntası içine yerleştirenler başka ajanları da değişik sol örgütlerle irtibatlandırmış olamazlar mı? Ajanların cirit attığı tek kesim sol mudur, sağa el atılmamış mıdır acaba? Birileri arkamızdan gülüyor, ama kimler?
"Deşifre edilmemiş ajanlar her yerde" gibi bir tezim yok elbette, ama dur durak bilmez beynim, görüyorsunuz, bu defa da uyku kaçıracak sorular sormaktan geri durmuyor...
Kendi elleriyle yaptıkları helvadan putları karınları acıkınca yiyen Cahiliye insanları bugünkü şeytanilikler karşısında, bence, çok masum kalıyorlar...
Başlıklar :


Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.