|
Esmâ ile dua ve beddua

Dua notlarımıza devam edeceğiz.



Dua dini rasyonalizmin ve pozitivizmin üzerine çıkaran yegâne kanaldır. Aklın ve bilimin yapamadığını yapma, ulaşamadığına ulaşmadır.

Din ancak dua ile sadece Allah'a has kılınmış olur.


Dua bilinen sebepleri aşma, Allah'tan adeta sebepler üstü yeni sebepler yaratmasını istemedir. O'nun her an bir iş gördüğüne, her an yaratmakta olduğuna inanmadır. O'nun kendi yarattığı kanunlara mecbur olmadığını, yeni kanunlar yaratabileceğini, isterse ateşi bile serinlik yapabileceğini itiraftır.



Esma ile dua


Ayette

“güzel isimler Allah'ındır, O'na onlarla dua edin”

buyrulur. Yani merhamet bekliyorsan ya Rahîm diyeceksin, zalimleri cezalandırmasını istiyorsan ya Kahhâr diyeceksin, lütfunu, keremini, ihsanını istiyorsan ya Latîf, ya Kerîm, ya Rezzak diyeceksin. Sanki her bir isim ifade ettiği mananın bir irtibatı/linki gibi, tıklandığında kulu o manaya götürür.



Allah'a O'nun farklı isimleriyle dua etmenin kabulde etkili olmasının bir sebebi de, Allahualem, O'nun kendisinin iyi tanınmasını ödüllendirmesidir. Çünkü Allah ancak isimlerini ve onların anlamlarını bilmekle doğru tanınmış olur. Yoksa Allah, insanlardaki gururlanma duygusuna benzer bir şekilde kendisinin üstün özellikleriyle övülmesinden hoşlanıyor olamaz. Aksine arşının, ilminin, mağfiretinin, kudretinin iyi derecede bilinerek onlarla dua edilmesi, dua edenin Allah'ı olduğu gibi tanıdığının ve şirkten uzaklaştığının delili olmakla mükâfatın hak edilmesi anlamına gelir.



Bedduanın da yeri olabilir


Allah'a isimleriyle dua etmemizin istenmesinden bendeniz hep şöyle bir mana anlamışımdır: Allah'ın doksan dokuz ismi varsa bunların

doksan tanesi O'nun cemalini

; yani güzelliklerini, ihsanını ve ikramı anlatan isimlerdir.

Dokuz tanesi de celalini

; yani kahrını, gazabını, cezasını anlatan isimlerdir. O, cemal ve celal yönünü ayırmadan isimleriyle dua etmemizi istiyorsa bu, her iki grup ismiyle de dua edebileceğimiz anlamına gelir. Mesela, ya Kahhar bana rızık ver, demek abes olur. Bu isimle istenecek şey, ismin manasına uygun olmalıdır. Ya Kahhar, zalimleri kahreyle demek gibi. O halde İslam'da, doksan dokuzda dokuz kadar beddua etmenin de yeri ve izni vardır. Vakıa, Resulüllah'ın yaptığı beddualar olmuştur. Ne var ki onun kendi şahsına yapılan hakaretler sebebiyle beddua ettiği sabit değildir. Bütün bedduaları ümmetine yapılanlar içindir.



Esma ile dua etmemizin istenmesi, duanın Allah'ı anmakla, zikirle, tespih ve tazimle de olabileceğini gösterir.

Bunun için duayı; tazim duası ve talep duası diye ikiye ayırırlar.

Büyük zatlar Allah'tan bir şey istemekten utanır ve durumunu arz edip O'nu tespih ve tazim etmekle yetinirler. Peygamberler böyle idiler. Âdem, Rabbimiz, biz kendi kendimize haksızlık ettik, sen bizi bağışlamazsan kaybederiz diye tespihte bulunmuştu. Yunus, affedilmesini isteme yerine, senden başka ilah yoktur, seni tespih ederim deyip durmuştu. Eyyub, Rabbim, çok acı çekiyorum, sen merhametlilerin merhametlisisin diye durumunu arz etmişti. Musa tek başına kaldığında, Rabbim bana indireceğin hayra muhtacım demekle yetinmişti.



Bu sebeple ibadetler de aynı zamanda birer duadırlar. Resulüllah'tan cennete girmesi için dua isteyen birisine o, “

ben sana dua edeyim ama sen de çok secde ederek, yani namaz kılarak bana yardımcı ol

” buyurmuştu. Yine bunun için ayeti kerimede “

Allah'tan sabırla ve namazla yardım dileyin

” denmektedir. Demek ki, Allah'tan bir şey bekleyerek sabretmek ve namaz kılmak bile başlı başına bir duadır. Kul Allah'ın istediklerini yerine getirecek ki, Allah da onun istediklerine cevap versin. Yoksa insan,

Allah'ım ben sana isyan ediyorum ama sen bana ver deme küstahlığına düşmüş olur

. O “siz beni hatırlayın ki, ben de sizi hatırlayım, siz ahdinizi yerine getirin ki, ben de ahdimi yerine getireyim, siz bana yardım edin ki, ben de size yardım edeyim” buyurmuyor mu?



Burada bir noktaya daha işaret etmek istiyorum. Yanlış biliyorsam uyaracak olanlara minnettarım. Resulüllah (sa) bazı zikirlerde ve tespihlerde ve de muhtemelen çoğu zaman çokluktan kinaye olarak bazı sayılar vermiştir. Ama

Allah'a isimleriyle dua ederken falan ismini şu kadar, filan ismini bu kadar tekrarlarsanız şöyle olur böyle olur gibi açıklamaların İslam'da bir yerinin bulunmadığı ve bunun meşru olmadığı kanaatindeyim.

Çünkü bu durum nihayet her bir ismin harflerinin Ebced Hesabıyla sayıya dökülmesinden ibarettir ve Ebced Hesabının İslam'a Yahudi Hurufiliğinden geldiğini daha önce birkaç yazıyla anlatmıştık. Dolayısıyla böyle düşünmenin bir zan ve vehimden ibaret olduğunu sanıyorum. Allah (cc) ise, “

zan hakikat adına hiçbir şey ifade etmez

” buyurur. Kaldı ki böyle bir düşüncenin bazı kendini bilmezlerde, yumuşatarak söylüyorum, iktidarsızlıktan kurtulmak için filan isim şu kadar okunmalıdır gibi densizliklere kadar gittiğine şahit oluyoruz.


#Esmâ
#Dua
8 yıl önce
Esmâ ile dua ve beddua
Turizm uğruna
Mermer atıklarının muhteşem geri dönüşümü
Tasarruf sandığı
ABD-Çin rekabetinde popülizm, korumacılık ve ulusal güvenlik
‘Şişman Kadın’ kim?