Madem işgal girişimi
“içeriden”
başlatıldı, açık savaş
öncesi Türkiye içeriden çökertilmek istendi, madem Gezi
olaylarından bu yana içerideki bütün unsurlar
harekete geçirildi, o zaman bu ülkenin varolması, bu devletin bekası, bu milletin birarada kalabilmesi
için en büyük temizlik içeride yapılmalıdır. Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana,
belli dönemlerde kullanılmak üzere sistem ve toplum içine yerleştirilmiş unsurlar birer birer tehdit ilan edilmeli
, hepsi ortadan kaldırılmalı, bir daha
içeriden operasyon
yapma ihtimalleri yok edilmelidir. Bunun adı
Yeniden Kuruluş
'tur. Türkiye bir
felaketten
böyle bir fırsat yakalamıştır. Bu fırsat kullanılmalı,
ıslah değil tam anlamıyla yeni bir sistemik kuruluş
un temelleri atılmalı, toplumsal bağlar güçlendirilmeli, sırada bekleyen
çok daha güçlü fırtınalara
hazırlık yapılmalıdır.
Anadolu ikinci kez işgal tehdidi altında
Hiçbir darbe girişimi, hiçbir
toplumsal çatışma
senaryosu, hiçbir siyasi ve ekonomik
kriz
böylesine
ürkütücü
bir şekilde servis edilmedi.
Öyle bir olağanüstü dönem ki, varolma ile yok olma, birarada kalma ile paramparça olma, yarının Türkiye'sini biçimlendirme ile yarınsızlık, Anadolu'da bin yıl daha yaşama ile Anadolu tarihini sona erdirme arasında tam anlamıyla sırat köprüsü üzerindeyiz
.
Türkiye, tarihinin en
olağanüstü
dönemini yaşıyor. Bin yıldır yaşadığımız Anadolu'daki varlığımız,
Osmanlı'nın çöküşünden sonra ikinci kez
böylesine tehdit edilmiştir. Dar anlamda
askeri müdahale
tanımına ya da TSK içindeki
Gülen teröristlerinin devletle hesaplaşması
tanımına sıkışıp kalmak işin vahametini kavramamıza engel olacaktır.
Gülen ve teröristleri bunu biliyor olmalı ki,
hala tehdit edebiliyorlar
, hala hesaplaşma hazırlıkları yapabiliyorlar. Öyleyse
içeriden işgalin ötesinde bir şeylerin hazırlığı yapılıyor
demektir. Bu yüzden durum vahimdir, çok daha yıkıcıdır, bir parçalama projesi hazırlığı söz konusudur.
Biz senaryonun ne olduğunu biliyoruz
Biz,
senaryonun ne olduğunu, neyi hedeflediğini, nasıl bir Türkiye planı olduğunu, coğrafyanın tamamı üzerinde ne tür harita çalışmaları yapıldığını biliyoruz
. Biz, Atlantik kıyılarından Pasifik'e uzanan o geniş coğrafyada,
1990'lardan bu yana
nasıl bir yıkım projesi uygulandığını biliyoruz. Bu projenin nasıl ülkeleri birer birer yuttuğunu, nasıl bütün
direnç odaklarının tasfiye edildiğini
, nasıl bir
yüz yıllık kuşatma ve hesaplaşma
planı olduğunu biliyoruz.
İşgaller, iç savaşlar,
terörle mücadele safsataları
, kimlik çatışmaları, ekonomik krizler,
kaynaklar
üzerindeki talan coğrafyanın tamamını yüz yıl daha
rehin almaya
dönüktür. 90'lardan bu yana attıkları her adım, giriştikleri her işgal,
besledikleri her terör organizasyonu
, her terör saldırısı birbirini tamamlamaktadır.
Hiç geri adım atmadılar
. Hiç tereddüt etmediler, hiç vazgeçmediler.
Sınırlarımıza dayandılar
Bu süre içinde
ABD ve Avrupa'nın bizim coğrafyaya dönük bütün politikaları bu işgale ve istilaya ortam hazırlamaya dönük
oldu. Siyasi
yalanlarıyla, demokrasi projeleriyle, ekonomik vaatleriyle, barış planları
yla hep bu büyük vaadin, büyük hesabın önünü açmaya çalıştılar. Çoğuna
inandık, doğru sandık, işbirliği yaptık
. Ama hepsi bizi vurdu,
intihara
sürükledi. 1991 Körfez Savaşı'ndan bu yana bölgesel istila devam ediyor. Bu, siyasi anlam itibariyle tam bir Haçlı müdahalesidir, tam anlamıyla bir
coğrafya istilası
dır.
Şimdi
Anadolu'ya dayandılar. Etrafımızdaki bütün ülkeleri harabeye çevirdikten sonra sınırlarımıza kadar geldiler
. Açık saldırıdan önce yokluyorlar,
içerideki terör odaklarıyla, istihbarat ağlarıyla
, kırk yıl besleyip sistem içine yerleştirdikleri
iç işgalcileriyle
yokluyorlar. 15 Temmuz'da başarsalar
Türkiye zaten işgal edilmiş, teslim alınmış olacaktı
. Onlarca yıl belini doğrultamayacak, ABD ve Avrupa karşısında
diz çökmüş
olacaktı. Ve parçalanma süreci başlatılacaktı.
Müttefiklerimiz bize savaş ilan etti
Yirmi yıldır
hep inandık ve tartıştık:
Öyle bir küresel güç hesaplaşması yaşanıyor ki, Türkiye iki seçenekle karşı karşıya. Ya küçülerek varolacak, ya büyüyerek varolacak
. Biz büyüyerek varolmayı seçtik. Bu büyüme mücadelesinde içerideki direnç olağanüstü oldu ve Türkiye'yi yavaşlattı. Çünkü hepsi dışarıdaki
vesayetçiler
tarafından besleniyor, bir silah olarak kullanılıyordu.
Evet, büyüdük.
Küçültemediler. Çok büyüdük, güçlendik, kendi yolumuzu çizer hale geldik
. Biz büyüdükçe onlar seslerini daha yüksek çıkarmaya başladılar. Önce işbirliği ile kontrol altına almaya giriştiler, baktılar olmuyor doğrudan Türkiye'nin karşısına dikildiler.
Kim bunlar?
Elli yıldır müttefik, ortak olduğumuz ülkeler.
Hep,
“Türkiye için en büyük tehdit müttefiklerinden geliyor”
dedik. 15 Temmuz saldırısı, işgal girişimi
müttefiklerin Türkiye'ye açık savaşının ilanı
oldu. Evet,
bizi müttefiklerimiz vuruyor
, onların beslediği terör odakları vuruyor, onların istihbaratı ve askeri güçleri vuruyordu artık.
ABD ve Avrupa Birliği ile ilişkiler sorgulanmalı
15 Temmuz saldırısı sonrası ABD'nin ve Avrupa ülkelerinin tavırlarında bu net bir şekilde ortadadır.
Başaracaklarından emindiler
.
Milletimizin, o tarih yapıcı iradenin direnişinin
oyunu bozacağını
öngöremediler
. O vatan savunmasını öngöremediler.
Suçüstü
yakalandılar. Kanlı senaryolarıyla yakalandılar.
Artık bu aşamadan sonra
ABD ile ilişkiler rasyonel bir zemine
oturtulmalıdır.
Avrupa Birliği projesi masaya yatırılmalı
, Türkiye küresel güç hesaplaşmasının gerektirdiği
manevra alanını
genişletmelidir.
İşgal girişimi birkaç yıldır devam ediyordu. Gezi olayları sırasında
marjinal muhalif yapılar
la işgal etmek istediler. Yaparız sandılar. Türkiye'nin çok güçlü olduğunu gördüler.
17 Aralık
'la sivil iktidar alanını kullandılar, sistemi
kansız
ele geçiririz, bugünkü Türkiye'nin
öncülerini tarihe gömeriz
, bir daha da böyle bir kadro ve anlayışın Türkiye'yi ele geçirmesine izin vermeyiz, diye düşündüler.
Türkiye'yi “çevreleme” planı yürütüyorlar
Az kalsın başarıyorlardı. Bu iki müdahale de
çokuluslu
nitelikteydi ve bir Türkiye projesi uygulanıyordu. Ardından
seçim manipülasyonu
, ardından
terör
ve son olarak da devletin iktidar alanındaki en güçlü kadrosunu, silahlı güçleri,
TSK içindeki bir terör örgütünü
sahaya indirdiler.
Türkiye'yi
“çevreleme”
planı yürütüyorlardı. İçerideki
yazar-çizerler buna alkış tutuyor
, bazı siyasi ve sermaye çevreleri ortaklık yapıyordu.
Rusya ile kapıştırma ve Kuzey Suriye Koridoru ile Anadolu'ya hapsetme ve orada boğma hesabı yapıyorlardı
. Bunları başarsalar
iç savaş
çıkaracaklardı. Anadolu'yu yakıp yıkacaklar, şehirlerimizi harabeye çevireceklerdi ve biz bir
yüz yıl daha belimizi doğrultamayacaktık
.
İntikam
planları korkunçtu.
O varsa Türkiye dize gelmez, bunu biliyorlar
Bütün bunlar birbiriyle bağlantılı ve
tek bir projenin
aşamalarıdır. Çünkü dost da düşman da,
Türkiye bu güçte kaldığı sürece coğrafyanın teslim olmayacağını, hiçbir haritanın çizilemeyeceğini
çok iyi biliyor. Onlar,
Cumhurbaşkanı Erdoğan
varolduğu sürece bu ülkeyi dize getiremeyeceklerini çok iyi biliyorlar. Bu yüzden yıllardır onun üzerinde oynuyorlar, korkunç bir
imaj operasyonu
yürütüyorlar.
Onun, ülkemizin ana omurgasını nasıl harekete geçirdiğini, o tarih yapıcı milleti nasıl bir güce dönüştürdüğünü
çok iyi biliyorlar. Dikkat edin,
her müdahalede
Erdoğan ve etrafını tasfiye etmeye
, o ana omurgayı bölmeye çalıştılar. Çünkü bu öncü kadrolar ve ana omurga coğrafyanın kaderini değiştirebilecek bir güç oluşturuyordu. Bu güç, 1. Dünya Savaşı'ndan bu yana hiç tanık olmadığımız bir güçtü ve bir
meydan okuma, yepyeni bir siyasi söylem üretiyordu
.
15 Temmuz son saldırı değil
Bitmedi..
15 Temmuz son saldırı değil
. Sakın bir şeylerin bittiğini, bu çokuluslu müdahale döneminin kapandığını sanmayın.
Erdoğan ve ekibi yine hedef alınacak. Onun arkasında yürüyen o ana omurgayı parçalamak için yeni senaryolar devreye sokulacak. Bütün terör örgütleri aynı anda saldırılara başlayacak, kimlik savaşları bütün ülkeye yayılmak istenecek
. Çünkü her başarısızlıktan sonra çok daha kanlı, çok daha ölümcül senaryolar uyguladılar.
Hiç kimse
kafamızı karıştırmaya
, zihnimizi bulandırmaya,
gözlerimizi kör etmeye
kalkışmasın. Hiç kimse, bize, milletimize aptal muamelesi çekmesin, korku senaryoları üretmesin,
15 Temmuz felaketinin etkilerini yumuşatmaya
kalkışmasın. Hiç kimse, bu
çokuluslu saldırının içerideki ortaklarını kollamaya, aklamaya, gizlemeye
kalkışmasın. Hiç kimse,
“tamam başardık”
diyerek kişisel hesaplara girişmesin. Bu kriz, en az beş yıl daha devam edecek.
Tek eksenimiz var, Anadolu savunması
Bu aşamadan sonra
her siyasi söylem, hareket, kimlik vatan ekseninde, Anadolu savunmasında birleşmiştir
. Bunun dışında kalanlar
yabancıdır, iç tehdittir
, düşmandır.
Gülen ve teröristleri
hala sistemin içinde etkin konumunu devam ettirmekte,
iç tehditken hızla dış tehdide
dönüşmektedir. Uzunca bir süre Türkiye'ye karşı en öldürücü silah olarak kullanılacaktır.
Yine unutmayın,
bu ilkedeki iç tehdit unsurları FEÖ ile sınırlı değildir
, yeri ve zamanı geldiğinde onları da devreye sokacaklardır. İşte o zaman bazı çevreler sizi
büyük şaşkınlığa
uğratacaktır! Bu yüzden
yeni siyasi kimliğe, vatan eksenine çağırıyoruz
. Yok oluşla yüzleşmemek için bu tarihi eşiği
zaferle
noktalamaya çağırıyoruz.
Bin yıl daha burada olacağız
Bin yıldır Anadolu'dayız, bin yıl daha burada kalacağız
. Ya küçülerek varolacağız ya büyüyerek varolacağız sözünden sonra artık yeni bir tercihle karşı karşıyayız:
Ya Yeniden Kuruluş ya da parçalanma
.
Büyüyerek varolma yolunu seçtik. Şimdi
Yeni Kuruluş
dönemine geçiyoruz. Savunma hattımız bu olacak! 15 Temmuz'dan sonra
açık savaşa hazırlık
yapacağız.
Bin yıllık Anadolu direnişi
nin ne olduğunu tarih bir kez daha yazacak. 2017 tarihi hesaplaşmanın, bir tür Kıyamet Savaşı'nın tarihi olabilir.


Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.