Türkiye, Cumhuriyet
tarihinin en ağır saldırıla
rı altında.Milletimiz, bugüne kadar
eşi benzeri görülmemiş bir tehditle
,
ihanetle
hesaplaşıyor. Hiçbir zaman, bu kadar kapsamlı, bu kadar
sistem içi ihanet
görmedik.
Birinci Dünya Savaşı
'ndan bugüne kadar böyle bir iç işgal girişimi, böyle bir
iç savaş senaryosu
na tanık olmadık.
Devletin gücü ve imkanı, bir tarihi sona erdirmek için, hem devlete hem millete karşı kullanıldı
. Bu açık savaş, işgal girişimidir. Bu, normal yollardan üstesinden gelinebilecek bir durum değildir.
Ülkemizi, milletimizi,
tarihi akışı
devam ettireceksek,
topyekûn savunma, direniş cepheleri
inşa etmek zorundayız. Bu işin üstesinden geleceksek,
sadece kastı olanlarla değil, ihmali olanlara karşı da
olağanüstü önlemler almak zorundayız.
Medya çığlık atarken sizler neredeydiniz?
Nerede bir
zafiyet, beceriksizlik, tembellik
görülmüşse derhal müdahale edilmeli,
etkisiz kadrolar
hızla değiştirilmelidir. İhmali görülenler o görevlerden uzaklaştırılmalıdır.
TSK içinde, güvenlik bürokrasisinde ya da sivil bürokraside
kadrolar yeniden yapılandırılmalıdır.
Şu açıktır ki;
bir darbe girişimi, bir açık saldırı, bir işgal planı karşısında bütün güvenlik bürokrasisi çökmüş, başarısız olmuştur
. Bu başarısızlık kabul edilmeli, üzerine gidilmelidir.
Milletin feraseti, medyanın dikkatli tutumu olmasaydı
, bu girişim kuvvetle muhtemel başarılı olacaktı.
Cumhurbaşkanı'nın, Başbakan'ın tehlikeyi, en çok güvendiği çevrelerden değil de, sivil çevrelerden öğrenmesi utanç vericidir.
Şimdilerde herkesin birbirini suçlaması, suçu birbirinin üstüne atması,
masumiyet tiyatroları
oynaması kimseyi kandırmamalıdır. Çünkü sonu
ölümcüldür
. Ülkenin ve milletin mahvolmasıdır.
Gazeteciler, medya kuruluşları, sokaktaki insan olayı hemen öğrenirken, uyarılar yaparken, “darbeye direnin” çığlıkları atarken, güvenlik birimlerinin derin uykusu ülkemiz için acınacak bir durumdur
.
ABD'nin sahte Mesih'i, intihar bombacısı..
Çünkü yaşadığımız şey, sadece bir
iç güvenlik sorunu
değildir: Tamamen
ülkenin
teslim alınmasına
dönük küresel müdahaledir. Karşımızdaki tehlike,
terör örgütü, terör saldırıları veya etnik kavgaların çok ötesinde
dir.
ABD'nin koruyup kolladığı bir
sahte Mesih
, bir
şizofren
,
ABD istihbaratının destek ve planlamasıyla sistem içine yerleştirilmiş uzantılarını, terör çetelerini
uyandırdı. Yine ABD'nin plan ve talimatları doğrultusunda
Türkiye'yi dize getirmek
için harekete geçirildi.
Tanklarla, helikopterlerle, uçaklarla ülkemize, sokaklarımıza, kutsallarımıza, insanlarımıza saldırdı
. Meclisimize, sokaklarımıza, insanlarımıza bombalar, kurşunlar yağdırıldı. Savaş uçaklarıyla bombalanmanın acısını ve
öfkesini
hiçbir zaman unutmayacağız.
TSK'nın bir bölümü artık terör örgütüdür
Türk silahlı kuvvetlerinin bir bölümü, terör örgütüne dönüştürülmüştür
. Bu durum artık kabul edilmelidir.
Bu örgüt, Türk Silahlı Kuvvetleri'ne de savaş açmıştır
. Bu örgüt, sistemin bütün unsurlarını hedef almış,
devleti çökertmeye
girişmiş, milleti ve ülkeyi sahipsiz bırakmayı amaçlamıştır.
Devlet içindeki terör örgütüne
, dünyanın en büyük terör örgütüne karşı tam bir temizlik harekatı gerekmektedir. Aksi takdirde, küçücük ihmaller bile, bu milletin
bin yıllık Anadolu tarihinin sonunu
getirecektir. Bu yüzden de, ilk günden bu yana bu işin
“darbenin ötesinde”
boyutlarına dikkat çekmeye çalışıyoruz.
Kimlik çatışmaları, Gülen'in Vatikan'ı
Bu girişim başarılı olsaydı,
Güneydoğu
bambaşka bir hal alacaktı.
Alevi-Sünni
kavgası,
Türk-Kürt
kavgası bütün ülkeyi kaplayacaktı. Hedef sadece devlet yönetimine el koymakla sınırlı değildi. Türkiye içinde bir toplumsal
çatışma senaryosu
vardı. Yaşadığımız coğrafyayı rehin alan
kimlik çatışmaları Türkiye'ye servis edilecekti
.
Bir
istihbarat teşkilatı tarafından yönetilen Gülen ve teröristleri, diyet olarak ülkeyi teslim edecekler, onlara da kendi “Vatikan'ı” verilecekti
. Başarısız oldu ama tehlike devam ediyor. Şimdilerde bazı yerlerde Alevi-Sünni çatışmaları provoke ediliyor. Yakında bazı illerimizde bu yönde
büyük provokasyonlar tertip edilebilir
. Bu ciddi bir senaryo gibi önümüzde durmaktadır.
Silahlı direniş başlayacaktı
Unutmayın, bu açık saldırı,
ülkemizin parçalanması, milletimizin parçalanması, Türkiye'nin bölgesel ve küresel güç haritasından tamamen çıkarılması
için başlatılmıştır. Tam anlamıyla
çokuluslu
niteliği vardır. Türkiye
içeriden işgal
edilmek istenmiş, yüz yıldır mücadelesini verdiği o büyük dava, o
bağımsızlık-özgürlük
mücadelesi bitirilmek istenmiştir.
Müdahale devam etmektedir
. Yöntemler değişmekte ama devam etmektedir.
Mesela; girişim başarılı olsaydı, ABD yönetimindeki
işgal güçleri
başarı sağlayabilseydi, Türkiye'de
çok sert silahlı direnişler başlayacaktı
. Başlamasa ülke tamamen işgal edilmiş, son yirmi yıllık bağımsızlık mücadelesi bitirilmiş, teslim alınmış olacaktı.
Silahlı direniş ise iç savaş anlamına gelecekti
.
“Ya işgal, ya iç savaş” dediler!
Bize
“Ya teslim ol, ya iç savaşa razı ol
” dediler.
“Ya teslim ol ya Suriye ol”
dediler. Darbe başarısız olursa Türkiye Suriyeleşecekti.
PKK ile darbeciler arasındaki ilişki, dayanışma
yeni yeni deşifre ediliyor.
Türkiye-Rusya krizi onların proje çalışmasıydı
. Bizi yalnızlaştırmak, Batı'nın kucağına itmek, teslim almak, seçeneklerimizi yok etmek için planlanmıştı. Bir
Kırım Savaşı provası
ydı.
O senaryo da Gülen ve ordu içindeki teröristleri üzerinden servis edildi
. Çok yakında terör saldırılarının büyük çoğunluğunda da onların parmak izleri çıkacaktır.
Acımasız Direniş çağrısı: Neredesin, Mümtazer?
Bir yıldır çok yoğun biçimde
“Acımasız Direniş”
çağrıları yapıyorum. Bu konuda sayısız yazı yazdım.
Ülkemizin her köşesinin, her sokağının, her evininin direniş kalelerine dönüştürülmesi
çağrıları yaptım.
Neredesin Mümtazer Türköne, neredesin!
“Acımasız Direniş” ifadesinden o kadar rahatsız olmuştun ki, Zaman gazetesinde ardı ardına yazılar yazmıştın. Ve o yazılardan birinde
bana nasıl işkence edileceğinin örneklerini
yazıyordun
. Şimdi bakıyorum, düşünüyorum, ta o zamandan bugünü biliyormuşsun, hazırlanıyormuşsunuz, bu yüzden bizleri tehdit ediyormuşsunuz!
Senin adamlar ülkeye savaş açtı, Boğaz Köprüsü'nde, Çengelköy'de, Kazan'da katliam yaptı
. Hadi şimdi konuş, neredesin!
Fert fert, ev ev, sokak sokak direniş cephesi
Diyordum ki;
şehir şehir; mahalle mahalle, sokak sokak, ev ev, fert fert acımasız direniş için hazırlık yapın. Topyekûn saldırılar gelecek, bu ülkeye çokuluslu müdahaleler gelecek
. PKK saldırıları, Gezi isyanı, 17 Aralık bu kapsamda teslim alma operasyonunun aşamalarıdır. Geriye dönüp o yazılara bakanlar, bugünle kıyaslayanlar, o günlerde bunları
fantastik
buluyorlardı.
Ama biliyorduk,
meselenin Erdoğan olduğunu
, onun siyasi öncülüğü olduğunu,
meselenin Türkiye olduğunu
, yüz yıl sonra meydan okumasının intikamı için hazırlık yapıldığını biliyorduk. Bu yüzden çağrılar yapıyorduk.
Süslü cümleler kurmuyor, temkinli ve çok bilmiş laflar etmiyor, doğrudan ülkemize, insanlarımıza açık çağrılar yapıyordu
k.
Bugünler için zihnen hazırlıydık aslında. Ama
basiretsizlikler
, küçük hesaplar zihinlerimizi biraz da olsa bulandırdı,
elimizi zayıflattı
ayaklarımıza kurşun sıkıldı
. Şimdi “Acımasız direniş”in neyin çağrısı olduğunu bazı arkadaşlarımız görmüştür her halde. Nasıl bir
“dış tehdit”
le yüzleştiğimizi, o tehditlerin hiçbir zaman bitmeyeceğini görmüştür.
Yeni bir siyasi tarih yazılacak
Milletimiz şanlı bir direniş veriyor.
İlk kez bir askeri müdahale, bir dış müdahale milletimizin feraseti ve direnciyle boşa çıkarıldı
. O ilk akşam,
tankların önüne dikilen, kurşunlara göğüs gerenler tarihi şekillendirdi.
O tarih
bin yıllık Anadolu tarihinin devamıdır
. Haçlı Savaşları'na, Birinci Dünya Savaşı'na direnenlerin tarihidir. Tarih yapıcı
ana omurga
, bir kez daha çokuluslu bir saldırıyı püskürttü.
Yeni siyasi kimlik, Son İstiklal Savaşı
Buradan
yeni bir kimlik
çıkacak. Yeni
kuşaklar
yetişecek. Yerli ve milli olanlar yeni bir
direniş tarihi, siyasi tarih
yazacak. Bu yüzden hep
Son Kurtuluş Savaşı
diyorduk. Bu yüzden 15 Temmuz direnişine
Son İstiklal Savaşı
diyoruz. Ne yaparlarsa yapsınlar, tarihin akışını değiştiremeyecekler. Bu milletin büyük yürüyüşünü durduramayacaklar.
Acımasız direniş ülkemizin en ücra köşelerinde bile devam edecek.
Asla unutmayın
: Bu, sadece Gülen ve teröristlerinin darbe girişimi değil.
Sadece Pensilvanya'dan yönetilmiyor. Pentagon'dan ve İncirlik'ten de yönetiliyor
. Bu satılmışlar, sadece aldıkları
terör ihalesi
yle tarihin
utanç
sayfalarında yer alacaklar. Ama ABD girişimin arkasındadır ve siyasi tarihimiz bunu aynen böyle yazacaktır.
Zafer kalbini bu millete adayanların olacaktır!


Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.