Türkiye düşmanlığını
“Erdoğan'a suikast”
çağrılarına kadar vardıran ve bunun en çirkin
örneklerini ortaya koyan Batılı siyaset ve medya çevreleri
, son günlerde bir şey daha keşfetti: NATO Türkiye'ye müdahale etsin!
Birkaç yıl önce
FETÖ
çevrelerinden de
benzer söylemler
kulaklarımıza çalınmıştı.
“NATO Türkiye'ye müdahale edecek”
diyorlardı. Aslında
“etmeli”
çağrıları yapıyorlardı. Çünkü onlar için, kendileri kaybettiyse Türkiye yok olmalıydı!
Kendileri kazanamıyorsa dünyanın bütün şer çevreleri Türkiye'ye haddini bildirmeliydi!
Zaten uzun zamandır dünyanın bütün güçlerini, çevrelerini bu yönde Türkiye aleyhine provoke ediyorlar. Dolayısıyla o zamanlar bunu dikkate almadık,
önemsemedik
, bir beklenti ya da
hezeyan
olarak gördük.
Birileri alttan alta bir şeyler pişiriyor
Ancak son günlerde, özellikle de 15 Temmuz saldırısından bu yana, dahası
Avrupa Birliği'nin açık Türkiye düşmanlığı yaptığı
bir dönemde,
“NATO ile terbiye etme”
diyebileceğimiz
bir söylem, iddia
giderek yayılır oldu.
Bazı kötümserler,
Suriye'nin kuzeyinde PKK'ya verilen ABD desteğinin aslında bir NATO desteği olduğunu
, teröre karşı Türkiye'nin yanında yer alması gereken İttifak'ın, tam tersine terör örgütleri üzerinden Türkiye'yi vurduğunu söylüyor.
Alttan alta bir şeyler pişiriliyor
,
sanki ortam hazırlanıyor, sanki böyle bir şeyi normalleştirme yönünde çaba harcanıyor
. Türkiye'nin Batılı bütün kurumlarla ayrıştırılmasının
alt yapısı
oluşturuluyor.
Bu ayrıştırmanın sonrasının
tehdit etme
olduğunu, hizaya getiremezse
yıpratma
olduğunu,
“Türkiye ile hesaplaşma”
nın bitmediğini, bazı merkezlerde 15 Temmuz sonrası için yeni hesapların yapıldığını anlıyoruz buradan.
Yakında bu söylem Türkiye içine de servis edilecektir
Batı medyasında benzer
haberlerin
sayısı artıyor. En son İngiliz
The Times
gazetesi,
“NATO'nun Türkiye'ye sesini yükseltmesinin zamanı geldi”
diye yazdı. Yani NATO gibi
askeri bir ittifak üzerinden özgürlük baskısı
uygulayacaklar! Nasıl bir şeyse bu!
Bir terör saldırısı üzerinden
olağanüstü hal
yasaları uygulayanlar, açık saldırılara maruz kalan Türkiye'ye destek vermek yerine,
teröre karşı dayanışma sergilemek yerine
, 15 Temmuz gibi
işgal girişimi
atlatmış bir ülkeye
sopa
gösteriyorlar.
Ardı ardına bütün kurumlar üzerinden
ayar vermeye
kalkıştılar, olmadı. Öyle anlaşılıyor ki,
geriye sadece NATO kaldı
.
Şimdi onu devreye sokmaya çalışıyorlar.
Batı basınında yer alıyorsa, bazı siyasi çevrelerde dile getirilmeye başlanmışsa çok yakında Türkiye içine de servis edilecek, bu konuda tartışmalar başlatılacak demektir
. Buna hazır olalım. Hem NATO içinden
“Türkiye iyi müttefiktir”
benzeri açıklamalar sıklaştırılıyor, bir nevi müttefiklik sorgulaması yapılıyorsa daha da hazır olalım.
AB üzerinden baskı yetmedi, NATO'yu harekete geçirelim
Aslında bunun alt yapısı çoktan oluşturuldu. Bazı AB ülkelerinin Türkiye'ye
açıktan düşmanlığa
başlaması,
Cumhurbaşkanlığı Sistemi'
ne geçişi engellemek için
terör örgütleriyle ortak cephe
kurması, teamülleri ve
ahlak sınırlarını
zorlayıcı uygulamalara girişmesi,
“bu ülkeyi parçalama hesaplarını”
gizlemeye bile gerek duymamaları Türkiye ile AB arasındaki
en temel müşterekleri
bile bir daha onarılamayacak ölçüde darmadağın etti.
Artık
çözülme dönemine
giren bir yapının Türkiye'yi sınırlaması,
kontrol altına alması mümkün değil
dir. Bunu kendileri de biliyor. Yüzyılların düşmanlığını bugüne taşıyıp, insanlarımıza, elçiliklerimize saldırmaları,
ırkçı örgütler için “Turkofobi” gibi bir kavram üretmeleri
, Papa'nın önünde verdikleri pozlarla
“Türkiye'nin bu birlikte artık yeri yok”
mesajları vermeleri yetmemiş olacak ki, uzak durmanın da ötesine geçip, Türkiye'yi hırpalamaya dönük eylemleri yetmemiş olmalı ki, şimdi NATO'yu devreye almaya çalışıyorlar.
Kuzey Suriye'den bizi vuranlar kim?
Ama biz, henüz
açıktan söylemesek de
gerçekleri biliyoruz.
15 Temmuz saldırısını planlayanların kimler olduğunu
, bunun nasıl bir müdahale olduğunu, uygulayanların nereye kaçtığını,
NATO içinde görev yapan FETÖ'cülerin kimlere sığındığını
biliyoruz.
15 Temmuz'da NATO'nun rolünün ne olduğunu da biliyoruz
.
PKK'ya destek veren NATO ülkelerini
, Kuzey Suriye'de PKK'lıları koruyan NATO unsurlarını, Türkiye'nin müdahalesini engelleyen müttefikleri, sınırlarımızda
PKK rozetleriyle gezen NATO askerlerini
biliyoruz.
“NATO Türkiye'ye müdahale etsin”miş!
Yahu 15 Temmuz'da zaten müdahale etti.
Bu ülkeye işgal ve iç savaş girişimi bu ittifakın üyeleri tarafından yapıldı. Türkiye'yi parçalama senaryoları onlar üzerinden uygulandı. Bu milletten en ağır cevabı da aldı.
Yeniden “cephe ülke”, yeniden vesayet mi?
Mesele şudur: Türkiye ittifak içinde bir
“cephe ülke”
olarak konumlandı. Ama Türkiye artık bu
rolün dışına
çıktı. Cephe değil
merkez
ülke olma yolunu seçti. Bunun
intikamı
alınıyor.
Tıpkı Batı
vesayetinden
çıkıp kendi yolunu çizmesiyle Batı'nın
hışmına
uğraması gibi, artık
”cephe ülke”
tanımına sığmadığı için birileri NATO'yu Türkiye'nin üzerine salmaya çalışıyor. İttifak üzerinden
yeniden vesayet
altına almaya çalışıyor.
Oysa tıpkı
AB'nin çözülmesi gibi, NATO da sadece bir Atlantik İttifakı'dır
. Ve Atlantik İttifakı yeni dünyayı
tek başına
şekillendirme fırsatını kaçırmıştır. Her orta ölçekli ve güçlü ülke, yeni dönemde kendi
çoklu ittifak ilişkileri
ne yoğunlaşmak zorundadır. Türkiye de bunu yapmakta, siyasi ve askeri olarak çok yönlü ittifak halkaları denemektedir. Yeni dünyanın
temel hareket tarzı
budur.
Türkiye içindeki NATO servisçilerine dikkat!
NATO üzerinden
korkutanlar
, Türkiye'yi yeniden
Atlantik içine hapsetme
çabası içindedir. Benim endişem,
çok yakında içeriden de birileri bizi NATO üzerinden dövmeye, terbiye etmeye girişecektir
. Bu kampanyaları dikkatle izlememiz, bunca mücadeleden sonra yeniden eski “cephe ülke” kategorisine mahkum olmayı reddetmemiz gerekiyor.
Ve şunu da ekleyeyim;
müdahaleyse o müdahale zaten yapılıyor
. 15 Temmuz'dan sonra Suriye'nin kuzeyinde olanları
ikinci müdahale
olarak okuyun. Türkiye'yi kim
çevrelemeye
çalışıyor ona bakın.
Erdoğan'ın küresel sistem sorgulaması
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın
Hindistan
'da, küresel sisteme yönelik ağır eleştirileri,
BM'nin yapısına ilişkin sorgulamaları
, küresel düzene ilişkin önerileri 15 Temmuz cephesini rahatsız etmiyor mu sanıyorsunuz?
Artık
her merkez ülke kendi siyasi havzasına döndü
. Daha dar, daha yakın ve
o havza içinde ittifaklar
geliştiriyor. Türkiye'nin de çok hızlı biçimde
daha dar, daha güvenilir
ortaklıklara girişmesi gerekiyor. Kendi siyasi havzamızın güçlü ülkeleriyle bir
dayanışma
ortamı oluşturmak iyi bir planlama olabilir.
Zira Batılı her kurum üzerinden Türkiye'ye saldırılar devam edecektir. Ama bu
çoklu güçler savaşında
Türkiye'yi tek başına bir ülke olarak görmeyin.
Asıl mücadele merkez güçler arasındadır
ve burada bir işbirliği yakın dönemde mümkün görünmemektedir. Bu da bize
ciddi hareket alanı
kazandırmaktadır.

