Yeni bir
hamle
bekliyorum. ABD ve Avrupa
'nın Türkiye'nin Suriye'deki operasyonunu boşa çıkaracak
, 15 Temmuz sonrası durduğu yeri muğlaklaştıracak
, yeni siyasi kararlılığı sulandıracak
manevrasını bekliyorum. Yine ABD'nin, Türkiye'nin bölge ülkeleri ve Rusya ile ilişkilerini,
yakınlaşma hamlelerini sabote edecek şaşırtıcı, rahatsız edici girişimler
başlatacağını ve bunun çok yakın olduğunu düşünüyorum.
ABD yönetiminin, askeri yapısının, istihbarat ağının
Suriye meselesindeki yeni
inisiyatiften çok rahatsız
olduğunu, Türkiye'nin Suriye'de
çözüme odaklı
girişimlerini
tehdit
olarak gördüğünü,
Kuzey Suriye Koridoru
gibi Suriye meselesindeki
en büyük projelerinin çökme ihtimalini
düşündüklerini, bu yüzden ne yapıp edip
Türkiye'yi durdurmaya
çalışacaklarını biliyorum.
Örtülü operasyon ve ayak oyunları
Ankara'nın terör koridoruna müdahalesini
Cerablus ve yakın çevresinde hapsetme
, türlü
diplomasi ve ayak oyunları
yla kafa karıştırma,
oyalama, erteleme, zaman kazandırma
girişimlerinin başladığını görüyorum. Washingon'dan gelen, ABD askeri çevrelerinden gelen, ABD
medyasına
servis edilen
açıklama ve dosyaların
tamamının bu işe hasredildiğini de görüyorum.
Bugünden sonra özellikle diplomasi alanında,
istihbarat paylaşımı
alanında, Suriye'de
“ortak operasyon”
anlamında dayatılacak
her teklifin Türkiye'ye karşı örtülü operasyon olacağını
buradan ilan edeyim
. Edeyim de, kişisel olarak ülkeme
borcumu
ödemiş olayım, doğru yerde durmuş olayım.
İç işgalciler kullanılacak
Yine bugünden sonra
“iç işgalciler”
in seferber edileceğini,
“ABD ile ortak hareket”
içeren formüllerin
havada uçuşacağını
, bunların Türkiye içinde ve
AK Parti içinde bazı çevreler tarafından etkin biçimde pazarlanacağını
, yoğun olarak
hükümetle diyaloğu olan çevreler
üzerinden servis edileceğini, bu yönde bir
kamuoyu oluşturma
süreci başlatılacağını not edeyim.
15 Temmuz
darbe ve iç işgal girişiminin arkasındaki güçler, onların
içerideki servisçileri
, Suriye meselesindeki
yeni pozisyondan deliye dönmüş durumdalar
. O kanlı darbede
suçüstü
yakalandıkları için açıktan bir şey diyemiyorlar. Ama
el altından
Türkiye'ye operasyon çekiyorlar.
Gülen ve teröristleri
nin giriştikleri darbeye, arkasındaki güçlere karşı
olağanüstü bir kamuoyu reaksiyonu
oluştuğu için,
açıktan söz söylemeye, açıktan plan dayatmaya ya da önermeye cesaret edemiyorlar
.
Bu yüzden kamuoyunu
uyutacak, oyalayacak, yönlendirecek
mekanizmalar üzerinden operasyon yapıyorlar.
Millete ince ince ayar çekmeye
hazırlanıyorlar. Bu yönde bazı çevrelerle iş tutuyorlar, onlar üzerinden projeler uyguluyorlar.
Türkiye onları intihara zorladı
Suriye'de çözüm onlar için intihardır
.
Kuzey Suriye Koridoru'nun boşa çıkarılması onlar için intihardı
r.
FETÖ'den sonra PKK/PYD kartının da ellerinden kaçması onlar için intihardır
. Ankara'nın bölgesel meseleleri bölge ülkeleriyle çözme yaklaşımı onlar için intihardır. FETÖ ile yaptıkları operasyon boşa çıktıktan sonra
PKK/PYD
üzerinden yürüttükleri operasyon da boşa çıkarsa
çok ağır bir hezimet
e uğramış olacaklar.
Türkiye'yi
merkezden vuramadılar
,
Güney'den de vuramazlarsa
Suriye'yi parçalayıp, yeni
haritayı
uygulayıp sonra Türkiye cephesini açma hesapları suya düşmüş olacak.
Çok büyük bir oyun
la yüzleşiyoruz. Türkiye'nin
son on yılda
, içeride bunca mesele ile uğraşmasının nedeni bu
Büyük Oyun
'dur. Darbe tartışmalarıyla,
Gezi
ile,
17-25 Aralık
'la ve son
15 Temmuz
felaketiyle uğraştırılarak içeride boğmaya çalıştıkları Türkiye'nin, bütün
iç müdahaleleri savuşturup
sınırın güneyinden gelen tehdide yönelmesi Cumhuriyet tarihinin en büyük
jeopolitik hamlelerinden
biridir.
15 Temmuz ve Koridor “müttefik saldırısı”dır
Aman bu müdahale
yarım kalmasın
. Aman
yarı yoldan döndürecek sahtekarca formüller
le zihinlerimiz bulanmasın. Aman yeni
“Suriye modellemeleri”
yapıp bize durdurmaları mümkün olmasın. Aman
“iç işgalciler”
in oyununa bu sefer de gelmeyelim. Süslü cümlelere,
dostluk/müttefiklik hikayelerine
, oyalama taktiklerine inanmayalım.
FETÖ, PKK/PYD ve IŞİD hepsi aynı büyük senaryonun tetikçileridir
. Biri ile mücadele ederken diğerine
kapı aralayacak
tuzaklara karşı dikkatli olalım.
Bu tuzakların müttefiklerden geldiğini unutmayalım. 15 Temmuz'un bir
“müttefik saldırısı”
olduğunu aklımızdan çıkarmayalım. Ülkeyi
iç savaşa
sürükleyip, bir
sapık
örgüt
üzerinden parçalama, bugünkü Türkiye'nin bütün siyasi kadrolarını
tasfiye
etme, milleti cezalandırma,
Erdoğan'ı öldürme dahil
her türlü kirli planın
müttefik başkentlerde
yapıldığını unutursak, bir daha bugünleri göremeyebiliriz.
Operasyon bir yıl önce yapılmalıydı
Suriye'ye bu şekilde müdahale en geç
geçtiğimiz yıl
yapılmalıydı. Harita o zamanlar bile netleşmişti. O tarihlerce
avazımızın çıktığı kadar
bağırdık ama sesimizi kimseye duyuramadık.
“Savaş kışkırtıcısı”
suçlamalarına maruz bırakıldık.
Türkiye'ye savaş açanlar, ülke savunması için çağrılar yapanları böyle suçluyor
ve etkisizleştiriyorlardı.
Müdahale bir yıl sonra başladı.
15 Temmuz olmasaydı başlamayacaktı
bile. Ve biz, işte o zaman
felaketle
yüzleşecektik.
Sınırın güneyini PKK'ya, kuzeyini FETÖ'cü subaylara teslim eden küresel irade
, Erdoğan'ı ortadan kaldırıp Türkiye'yi birleştiren gücü ve mekanizmaları çözüp
Suriyeleştirme
planına başlayacaktı.
Bu müdahale son fırsatımız
15 Temmuz'u boşa çıkardıysak Suriye'den gelen tehdidi de boşa çıkarmak zorundayız. Bunu yapamazsak
15 Temmuz tekrar gelecektir
, ya da o darbe artıklarını temizleme imkanı boşa çıkacaktır.
Bu
operasyon boşa çıkarılırsa bir daha Türkiye'nin böyle bir imkanı olmayacak. Bu son fırsattır.
Darbeciler de, PKK/PYD de, IŞİD de, arkasındaki küresel irade de şimdi bütün gücüyle bu fırsatı tersine çevirmeye çalışıyor.
Tanımlanmış tehditleri
ve arkasındaki güçleri biliyoruz.
Ama içerideki “işgalcileri”, operasyonunu
içerideki ayağını
, bundan sonra harekete geçirilecek yapıları daha tam tanımlayabilmiş değiliz.
Türkiye son virajdadır
. Bu virajı dönemezsek, eski diplomatik kalıplara, müttefik ilişkilerine kanarsak
bu ülkeyi bir daha kurtarma şansı bulamayabiliriz
.
Yeni yalanlara inanırsak yanarız
Bu yüzden Kuzey Suriye'deki tehditlerin ortadan kaldırılması tek önceliğimiz,
tek çıkış yolumuz
.
Ne olur, yine o “çokbilmişler”in oyununa gelmeyelim
. Yoksa, içeriden ve dışarıdan gelen en ağır saldırıları bile göğüsleyen milletimiz
çok büyük bir hayal kırıklığı
yaşayacaktır.
ABD'den gelen, çekingen çekingen başlayan, medya sızdırmalarıyla duyurulan
önerilerin bir süre sonra daha sesli dile getirileceğini, içerideki alıcılar üzerinden pazarlanacağını ama bütün bunların
Türkiye'yi durdurma
amaçlı olacağını yazın bir kenara.
Bin bir türlü hesapları bir kenara bırakıp,
Fırat Kalkanı
operasyonunun sulandırılmasına asla izin vermemeliyiz.
İnanırsak, kanarsak yanarız.


Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.