Türkiye, Suriye'ye
doğrudan müdahale
eder mi? Açık bir savaşa
girer mi? Suriye'nin bugünkü durumunu Türkiye için tehdit
kabul edip radikal önlemlere
girişir mi? Suudi Arabistan
'ın başını çektiği,
Körfez ülkeleri ile Mısır ve Ürdün
gibi ülkelerin de destek vereceği
yeni bir Suriye savaşı
mı başlıyor?
Rusya ve İran'ın işgal ettiği
Suriye'de, örgütler üzerinden yürütülen
vekalet
savaşları bitti ve devletler savaşı dönemi mi başladı?
Riyad yönetiminin ardı ardına yaptığı açıklamalar,
asker hazırlandığı
na dair söylentiler, bölge ülkelerinden gelen destek açıklamaları, İran'dan yükselen
tehdit ve şantajlar
önümüzdeki haftalarda Suriye üzerinde yaşanacak büyük
restleşmenin
habercisi olarak okunabilir mi?
Halep'te kıyım, acı kararlar vermek
Hele hele yüzbinlerce insanın
Halep
ve çevresinden Türkiye'ye doğru kaçması, yaşanacak
insani trajedi
ler,
Rusya ve İran'ın Halep'te başlatacağı kıyım coğrafyayı ayağa kaldırır mı?
İnsani durum ve Türkiye gibi diğer bölge ülkelerinin tehdit algılamaları birleştiğinde ortaya nasıl bir reaksiyon çıkar?
Hayati sorular bunlar ve cevabı ya da yaşanacak olanlar da coğrafyada
her ülkenin tarihine iz bırakacak
şeyler olacaktır. Olay bu noktaya dayanmıştır;
mesele Suriye olmaktan çıkmıştır
; özellikle Türkiye için vahim bir gerçekle yüzleşme zorunluluğu ortaya çıkmıştır. Hem Suriye'deki gelişmeler hem de
terör üzerinden içeriye servis edilen
işgal girişimleri ülkemizi
acı bir karar vermeye
zorlamaktadır.
Alınacak karar ne olursa olsun, Türkiye'nin geleceğini biçimlendirecektir. Bugünün
vahametini
kavrayamayanlar yarın
tarihin yargılamasına
maruz kalacaklar, bugün cesur karar verenler ise, yarının Türkiye'sinin
kurucu unsurları
olarak anılacaklardır. Çünkü ilk kez
hem içeriden hem dışarıdan
saldırı altındayız. Ve bu asla, bugüne kadarki ezberlerle savuşturulacak bir tehlike değildir.
Suriye'den vuracaklar!
Şu
ön kabulle
hareket ediyorum:
Türkiye bu yeni durumu kabullenmeyece
k, kabullenmemeli de.
Moskova ve Tahran'ın Suriye'yi Türkiye'yi tehdit edecek şekilde dizayn etmesine
, burayı bir
garnizon ülke
ye çevirmesine, bu ülke üzerinden
onlarca yıl Türkiye'yi vuracak
şekilde planlar yapmasına asla müsaade edilmemeli, edilmeyecek de.
Türkiye; bu iki ülkenin
Sünni Arapları
, ılımlı muhalifleri, ülke nüfusunun ezici çoğunluğunu yok sayıp, onları
tasfiye
edip, milyonlarcasını
dışarıya sürüp
,
PYD-IŞİD
ve rejim üzerinden kontrol edilebilir bir cephe ülke inşa etme projesinin nasıl bir
intihar saldırısı
olduğunu bilmeli, biliyor da. Suriye'nin insansızlaştırılmasının,
mülteci krizinin bir proje olduğu
nu biliyor, bilmeli de. Bu hazırlıkların, projenin Türkiye'ye yönelik saldırı kampanyasının
ilk adımları
olduğunu biliyor, bilmeli de.
Böyle giderse,
müdahil olamazsak
, birileri müdahil olmamızın önünü kesmeyi başarırsa, bugün
Cizre'de yaşadıklarımızın çok daha vahim olanıyla yüzleşeceğiz
. Bugün terör olmaktan çıkan,
iç i
şgal
denemesine dönüşen saldırılar, yarın açık saldırılara,
sınır ötesinden gelen
taarruzlara dönüşecektir. O gün sadece ilçeleri değil illerin durumunu, bölgeleri tartışıyor olacağız.
Bizi PYD ile ortak yapacaklar
Uzun Suriye sınırı boyunca yoğun saldırılara maruz kalacağız.
Yeni örgütler çıkacak, planlanacak, sahaya sürülecek
.
Bugün PKK derken o gün onlarca örgütle mücadele etmek zorunda kalacağız
. O örgütlerin her biri bir ülkenin kontrolünde olacak, o
vekalet savaşının yönü Türkiye'ye döndürülece
k.
Kuzey Irak'ta yıllarca uygulanan, her altı ayda bir bizim meclisimiz tarafından görev süresi uzatılan, hiçbir siyasi partinin engelleyemediği
Çekiç Güç
benzeri bir proje,
çok daha kapsamlı şekilde Kuzey Suriye'de uygulanacaktır
. O zaman bizler,
PYD ile ortaklık yapmaya, onun üzerinden yürütülen programa teslim olmak zorunda kalacağız
. Böyle giderse, bizi buna razı edecekler.
PYD üzerinden, çokuluslu müdahale
ye tanık olacağız, bütün güney bölgelerimiz, Kuzey Koridoru'nun Türkiye tarafı
tartışmalı bölge
haline gelecektir.
Rusya ve İran aslında Türkiye ile savaşıyor
Türkiye ile Suriye'nin
kaderi
birleşmiştir. Milyonlarca insan bu ülkede misafirimizdir.
Suriye'nin ana omurgası ar
tık Türkiye'dedir, Türkiye'dir
.
İran'ın Suriye ile hiçbir bağı yoktur. Rusya'nın Suriye ile hiçbir bağı yoktur. Suriye'deki savaştan İran hiçbir zarar görmemiştir, Rusya hiçbir zarar görmemiştir. Ama iki ülke, sınırları bile olmayan bu ülkeye yerleşmiş, onu işgal etm
iştir.
Şimdi de
demografik
tasfiyeler yapmakta, Suriye'yi Türkiye'ye karşı
cephe ülke
olarak dizayn etmektedir.
Bu iki ülke de hem Suriye halkına hem de
Türkiye'ye savaş açmıştır
. Tahran ve Moskova'nın bu ülkede yürüttüğü savaş Türkiye'ye karşı bir savaştır.
Bu iki ülke aslında doğrudan Türkiye ile savaşmaktadır. Bunun gizlenecek hali kalmamıştır
.
Elbette biz, bu iki ülke ile savaşmayacağız. Ama Suriye üzerinden Türkiye'nin vurulmasına, Suriye'nin Türkiye karşıtı bir
garnizona
dönüşmesine de göz yummayacağız. Hiçbir ülke, böyle bir halde
suskunluğa
gömülüp tehlikenin yaklaşmasına, bir süre sonra kendini vurmasına rıza göstermeyecektir.
Kimse Türkiye'den bu tavrı beklemesin ve kimse bu tavrı bir
olgunluk
göstergesi olarak bize pazarlamasın
. Bu tehlikeyi bertaraf etmek için, bir yerde durdurmak için Türkiye gerekirse
açık savaşa
girmelidir, girmek zorunda da kalacaktır
. Geç kalmış her günün ülkeye faturası çok ağır olacağı gibi, bir süre sonra tehlikeyi bertaraf etme fırsatı da kalmayacaktır.
Öz savunma kimseye, 'ittifaklara' terk edilemez
Hiçbir ülke, ulusal egemenliğini ve toprak bütünlüğünü, iç barışını, bölgesel güvenliğini içinde bulunduğu ittifakların, uluslararası organizasyonların mutlak denetimine terkedemez
. Onların inisiyatifine bel bağlayamaz.
Ülke olmanın, devlet olmanın, millet olmanın, bağımsız olmanın en önemli şartı budur
. Bu yoksa öyle bir ülke de, devlet de yoktur.
Bu büyük bir
stratejik körlük
tür. Bu, bir başka
vesayet türü
ne teslim olmaktır.
Öz savunma
dediğimiz şey, sadece ülkenin
kendi dinamikl
eriyle sağlanabilir ve asla başkasına
emanet edilemez
. Türkiye'nin kaderi de başkalarının inisiyatifine, merhametine terkedilemez.
İçinde bulunduğumuz
ittifak
çevreleri, bugün açıktan
terör örgütleriyle ortaklık
kurup Türkiye karşıtı hareket ediyorsa, bu ülkeyi
içten
vuruyorsa, o örgütlere silah sağlıyorsa, Suriye savaşını Türkiye içine servis ediyorsa, Suriye'de çözümü imkansızlaştırıyorsa, bu sürüncemede bırakma haliyle bizi
kötü bir sona
sürüklüyorsa, onlara bel bağlamamız, onlardan destek beklememiz, bu
ülkenin geleceğini karartmak
olacaktır.
O vesayet bize yeni harita dayatacak
Bize bunları dayatan hiçbir ülke, böyle bir durumda, kendi kaderini o ittifak halkasına emanet etmezdi. Biz, bu durumda bile onlara bağlı olarak hareket ekmeyi bekliyorsak,
onlara göre hareket edeceksek, çok büyük bir hata yapıyoruz
demektir. Böyle bir
lüksümüz
yok. Şartlar bu lüksü çoktan ortadan kaldırmış durumda.
Buna rağmen hala o noktadaysak,
yıllardır vesayete karşı mücadele eden Türkiye, kendini bir başka vesayetin kollarına atmış sayılır
.
Üstelik bu vesayet, Türkiye'ye yeni bir harita dayatacak kadar tehlikeli adımlar atmaktayken
.
Türkiye müdahale etmezse
bölünmeyi tartışacak
Türkiye Suriye meselesine doğrudan müdahil olmalıdır. Buna askeri harekat da dahil.
İran ve Rusya'nın gerekçeleri bu kadar zayıfken bu ülkeye girebiliyorlarsa, sınırımızın
sıfır noktası
nı bile bombalayabiliyorlarsa, Suriye halkını Türkiye'ye kovuyorlarsa, Suriye'den Türkiye'yi de vuruyorlarsa Türkiye'nin onlardan çok daha fazla ve gerçekçi gerekçeleri vardır.
Kimse açıktan savaş istemez. Kimse Rusya ve İran'la Türkiye arasına savaşın girmesini istemez.
Bunu temenni bile etmez. Ama bu sefer
durum çok ciddi
. Bugün adım atılamazsa yarın bugünkü
müdahaleden çok daha zor şartlar
la mücadele etmek zorunda kalacağız.
Suriye rejimi, Şam yönetimi diye bir şey kalmadı artık
. Orası yeniden dizayn ediliyor, bu durum bizi açıkça tehdit ediyor,
savaş Türkiye'ye yöneliyor
ve biz bunu kabullenip suskun kalacağız! Böyle bir şeye hangi ülke teslim olabilir? Müdahale için hem tehdit, hem fiili durum, hem de hukuki gerekçe vardır.
Buna savaş çığırtkanlığı diyecekler, biliyorum, ama
bu müdahale olmazsa, birkaç yıl sonra Türkiye'nin parçalanmasını tartışıyor olacağız
. Bir yere not edin!


Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.