Kafamıza
silah
dayanmışken, bize yumuşak
sözler söyletemezsiniz.Evlerimiz
kurşun yağmuruna
tutulurken bize
“uysal ol
, yumuşak huylu ol, diğer yüzünü çevir" diyemezsiniz.
Sokaklarımız ateşe atılırken bize “
acını kalbine göm"
diyemezsiniz.
Ülkemize karşı topyekun saldırı varken bu ülkeyi savunmakla yükümlü olanlara “
elini silaha uzatma"
diyemezsiniz.
Terör koalisyonunu harekete geçirip Türkiye ile hesaplaşmaya girişenlere karşı bize, “
öfkeni büyütme"
diyemezsiniz.
Din, iman, vatan mesele olunca bize, “
otur oturduğun yerde, suskunluk erdemdir"
diyemezsiniz.
Bir yanda
terörle
diğer yanda
darbe
girişimleriyle, bir yandan
örgütler koalisyonu
yla, diğer yanda bütün imkanlarını Türkiye'den
intikam
almaya çalışan
paralel
örgütlenmelerle operasyon üstüne operasyon yapanlara karşı o
“acımasız direniş"
i, yargılayamaz, sorgulayamazsınız.
Beddua eden adam Ve intihar bombacısı
Kim bunları diyorsa, kim bunları dayatıyorsa, kim bu yönde kamuoyu oluşturuyorsa üzerlerine
kocaman bir soru işareti
koyacağız. Çünkü
akıl vermekle bu çirkin planlara kalkan olmak, savunma hazırlamak
arasındaki farkı artık her kelimeden, her sesten anlıyoruz.
Beddua
üstüne beddua okuyan,
ülkeyi ateşler içine salmaya
çalışan,
yediden yetmişe herkesi yerin dibine batırmak isteyen adamın nefreti
yle, sokaklarda bombalar patlatan
intihar bombacılarının ve onların sahiplerinin nefreti
arasında hiçbir fark kalmamıştır.
Bu
ortak nefret
ülkemize, milletimize, tarihimize ve geleceğimize yönelmiştir. Hal böyle iken,
bin yıldır bu topraklara kan veren, bu coğrafyayı birleştiren, birbirine kaynaştıracak harcı üreten irade ve feraset
in sahipleri ne gerekiyorsa onu yapacaktır ve ne yapacağını bilecektir. Çünkü her tarihi buhranda bunu bilmiş ve yapmıştır. Onların nefreti bu
direnç duvarlarına
çarpıp yok olacak ama bu ülke varolmaya, bu millet tarih yapmaya devam edecektir.
Vandallar, sinsiler ve terör koalisyonu
Üç yıldır
, ülkemiz ağır saldırılar altındadır. Gezi olayları, Türkiye'nin siyasi tarihindeki
utanç sayfalarından biri
dir.
Böyle çirkef, böyle çirkin, böyle vandal
bir sokak terörü bu ülkeye reva görülmüştür. Siyasi iktidar tasfiye edilecek, devlet
kontrol
altına alınacak, millet yeniden
uysallaştırılacak
, tarih hafızası,
o irade ve feraset
yok edilecekti.
Siyasi akıl ile milletin direnişi
yüz yıldır bu ülkeyi sömürenlere inanılmaz bir ders verdi ve rüzgarı tersine çevirdi. Direnenler safları birleştirdi, karşı cephe dağılıp
rezil
oldu.
Tarih yapıcı iradeye
bir sonraki saldırı paralel örgüt üzerinden
yapıldı. Sistem içinde yıllarca tam bir
istihbarat ağı
olarak yetiştirilen kadrolar harekete geçirildi. Amaç aynıydı; Türkiye'yi yönetilebilir alana çekmek, o
vesayeti
yeniden tesis etmekti.
Anadolu çocukları üzerinden hem de muhafazakar kimlik üzerinden çok büyük bir oyun oynandı
. Yine siyasi akıl ve milletin sahiplenmesiyle bu plan boşa çıkarıldı.
“İngiliz Gurka"
ları gibi rol üslenenler efendilerinin yanına sağındı, bu ülkeden kaçtı, milletin irade ve ferasetine yenildi.
Gezi ne kadar vandalsa bunlarınki de o kadar sinsiydi
.
Hemen ardından
terör dalgası
ile yeni bir saldırı başlatıldı. Yine siyasi iktidar, o
akıl ve milletin tarih yapıcı feraseti
hedef alınıyordu.
Türkiye vurulacak, küçültülecek, toplumsal çatışma oluşturulup dize getirilecek
ve yönetilebilir alana çekilecekti. Terör dalgasıyla birlikte ülke içindeki
kiralık kalemler
ve yıllardır
fonlanan
yapılar da harekete geçirildi. Terörü aklamaya, ülkeyi vurmaya çalışıyorlardı.
İntihar eylemlerini kamuoyuna pazarlamaya
, bu acılardan siyasi iktidara fatura çıkarmaya yelteniyorlardı. Proje böyleydi.
Onlar da bir başka alanda intihar saldırıları yapıyorlardı
.
Kavganın en büyüğü başladı
İşte bugün bu mücadele veriliyor.
Bugün, tarih yapıcı ana omurgaya karşı yok etme saldırıları yapılıyor. Paralelcilerle terör koalisyonu bu yüzden ortak hareket ediyor.
Daha önce proje verilenler şimdi topyekün sahaya sürülüyor. Ülke içindeki
hücreleri
,
ileri karakolları
, terör çatısı, paralel organizasyon ve
sınır dışındaki ortaklar
hep birlikte saldırıyor.
Bu son saldırıdır ve onlar için tam bir intihar saldırısıdır
. Saldırıların en şiddetlisiyle karşı karşıyayız.
Kavganın en büyüğü
nü yaşıyoruz. Bizim için, milletimiz ve ülkemiz için son hesaplaşmayı en büyük cepheye karşı yapıyoruz.
Milli olan, yerli olan, Türkiyeli olan herkes, her şey saldırı altında
. Bu savaşı kaybedersek ülke olarak yok oluruz. Millet olarak
son umutlarımız
da tükenir. Ama kaybetmeyeceğiz. Onların bütün çabalarına rağmen
su, kendi yatağını bulacak, tarih normalleşecektir
. Asla umutsuz değiliz. Asla gelecek endişesi taşımıyoruz. Asla yılmayacağız, tam aksine bu saldırılar direncimizi daha da artıracak.
Terör koalisyonu parçalanacak
, Batı başkentlerine ve ABD'ye sığınan o
sinsi halkalar çözülecek
, hepsi birer
yabancı kimlik
haline gelecek ve Türkiye ile bütün bağları kopacak. Tehdit olmaktan çıkacaklar ama
bulundukları ülke için tehdit olmaya başlayacaklar
ve asıl bedeli orada ödeyecekler.
Yeni Şafak'ı susturmak istiyorlar!
Yeni Şafak
, bu anlamda bir kaledir.
Çok güçlü bir kaledir
.
Bu hesapların üstünde bir ideale
inanmakta, o ideal için mücadele vermektedir. Türkiye'nin
en sağlam direnç merkezlerinden biri
dir. Bu yüzden de saldırılara uğramakta,
sesi kısılmak
istenmektedir. Son saldırı, milyonlarca takipçisi olan
Facebook
sayfasının kapatılması olmuştur.
Hiçbir etik, hiçbir hukuki
gerekçe sunulmadan, hiçbir açıklama yapılmadan, Türkiye'den ve bölgeden
milyonlarca kişinin temsil edildiği hesap susturulmuştur
. Tabii ki yasal yollar ne gerektiriyorsa yapacağız. Ancak
ifade özgürlüğü
konusunda sürekli Türkiye'yi sorgulayan, suçlayan bu platform, bir
ulusal gazeteye ifade özgürlüğü kapsamında skandal bir sansür
uygulamaya başlamıştır.
Yoksa yeni bir senaryo mu var?
Yoksa, önümüzdeki günlerde yeni bir dalga mı başlayacak
? Üç yıldır ağır saldırılara maruz bırakılan Türkiye, yeni bir proje ile mi yüzleşecek? Bu yüzden mi biz ve bizim gibi yayın yapan,
ülkenin direncini ayakta tutmaya çalışan yayın organları
zayıflatılmak isteniyor?
Operasyonun
ilk ayağı
bu platformlar üzerinden mi servis ediliyor? Milyonlarca kişiye ulaşmamızı engelleyerek,
hangi senaryo
uygulanırken bizi
hareketsiz bırakmaya
çalışıyorlar? Facebook içindeki istihbarat ağı saldırıya ilk
Yeni Şafak'
la başlamış olabilir mi?
Şüphelerimiz var. Endişelerimiz var. Ama direncimiz de var.
Biz, Türkiye toplumunun omurgasıyla, ruhuyla, gönlüyle, diliyle, zihniyle hareket ediyoruz.
Bu gücü kırmak mümkün değil
. Bir kez daha göreceksiniz…


Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.