İslâm, tek vazgeçilemezimiz olmazsa, varlığımızı bile sürdüremeyiz!

Yusuf Kaplan
Yusuf KaplanYeni Şafak Gazete Yazarı
04:00, 28/08/2016, Pazar • Yeni Şafak Haber Merkezi
İslâm, tek vazgeçilemezimiz  olmazsa, varlığımızı  bile sürdüremeyiz!

15 Temmuz'un ne olduğunu, nasıl bir şey yaşadığımızı kavramakta zorlanıyoruz.



15 Temmuz, darbe filan değildir; İslâm'a karşı “içerden” gerçekleştirilen çok yönlü küresel bir saldırıdır.



Yani: İslâm'ın, tarih yapıcı bir aktör olarak yeniden tarih sahnesine çıkmasını durdurmayı amaçlayan, hedef yaptıran, sağ gösterip sol vuran, kafa karıştıran postmodern bir saldırıdır 15 Temmuz.



BİZİM TRAJEDİMİZ: ÇAĞ'I DA, KENDİ'Nİ DE TANIYAMAMAK!

Türkiye'de,

tarih felsefesi

ve kuşatıcı bir

medeniyet perspektifine sahip fikir adamları olmadığı için

, 15 Temmuz saldırısını anlamakta çok zorlanıyoruz!



Şunu söylemiştim: Öncelikli olarak,

içinde yaşadığınız çağ'ı tanıyamazsanız, tanımlanırsınız.

Ve tanıyamadığınız bir çağ'ı değiştirme iddiasında bulunamazsınız!



İkincisi ve daha önemlisi de, kendinizi, kendi tarihî derinliğinizi,

medeniyet dinamiklerinizi ve ruhunuzu kavrayamazsanız

, içinde yaşadığınız çağ'ı tanıma; çağ'ın ağlarını, bağlarını ve bağlamlarını aşma; insanlığın önünü açacak esaslı bir

hakikat medeniyeti yolculuğuna çıkma konusunda hiç bir mesafe katemezsiniz!

İKİNCİ MEDENİYET KRİZİ: MÜSLÜMAN ZİHNİ'NİN VE MÜSLÜMANCA YAŞAMA ZEMİNİ'NİN ÇÖKÜŞÜ

İki asırdır, Müslümanlar,

ikinci büyük medeniyet krizini

yaşıyorlar iliklerine kadar. Bu kriz, Müslümanların tarihlerinde yaşadıkları,

en büyük varoluşsal bunalım

. İlk kez yaşadıkları bir

fetret dönemi

:

Hem İslâm'la hem de dünyayla ilişkilerini sakatlayan derin bir buhran...

Bu süreçte, Müslüman toplumlar, hem Müslümanca algılama, duyma ve düşünme melekelerini, kısacası

hem
Müslüman Zihni'ni yitirdiler; hem de Müslümanca yaşama Zemin'ini...

Müslüman zihnine ve Müslümanca yaşama zemin'ine sahip olamadığımız için, yaşadığımız sorunları tanımlayabilecek Müslümanca bakış açılarından yoksunuz. O yüzden yaşadığımız çağ'ı tanımlayamıyoruz; sürekli olarak tanımlanıyoruz.



KISACA EVRENSEL MÜSLÜMAN TARİH FELSEFESİ

Müslüman zihnine ulaşmak, Müslümanca yaşama Zemin'inin yapıtaşlarını da döşeyebilecek bir yere ulaşmak demek.



Müslüman zihnine ulaşmak, çağ'ın ağlarını, bağlarını ve bağlamlarını da aşacak bir

dil'e, yer'e ve yön'e sahip olmak demek.

Buna göre,

Mekke sürecinde,
Müslüman zihni

(dil'i, şahsiyeti ve elbette ki, akîdesi) inşa ediliyor; böylelikle çağrı kuruluyor; çakıl taşları temizleniyor. Bu süreç, sözkonusu tarih felsefesinin, dikey eksenini yani

Yaratıcı Ruh'unu

oluşturuyor.



Medine sürecinde, Yaratıcı Ruh, Kurucu İrade'yi inşa ediyor

; Medine'de yapı-taşlarını döşüyor ve çağrı çağ'ını kuruyor; Müslüman Zihni, tam olarak işleyeceği Müslümanca yaşama Zemin'ine kavuşuyor.



Burada insanlık tarihini açıklayacak evrensel bir İslâmî tarih felsefesinin anahatlarını vermiş oldum size.



POSTMODERN Ç/AĞ: SAĞ GÖSTERİP SOL VURMAK!

Bu tarih felsefesinin sunduğu medeniyet perspektifiyle çağa ve 15 Temmuz saldırısına bakalım...



İçinde yaşadığımız çağ,

postmodern bir çağ

:

Ayartıcı bir ağ

bu çağ aslında: Bir yandan her şey küre ölçeğinde cereyan ediyor, bütün sınırlar ortadan kalkıyor ama öte yandan özellikle de medyalar üzerinden ayartıcı, kitleleri hız'a, haz'a, ego'ya, para'ya, fetişlere hapseden uyutucu, uyuşturucu ve uyuzlaştırıcı bir dünya icat ediliyor.



İşte böylesi bir ortamda, bu çağ'ı kuran ve kodlarını en etkili şekilde kullanan Batılılar ve dünyadaki uzantıları,

medyaları

kitlelerin zihin'lerini delik deşik edecek, ufuklarını yok edecek,

düşünme melekelerini yerle bir edecek

şekilde kullanıyorlar!



Postmodern çağ, kaos üzerinden düzen üretiyor!

Böylelikle düzensizlikler, iç karışıklıklar üzerinden hegemonyasını pekiştirecek bir düzen kuruyor... Ama

bu düzen, son derece yapay ve kırılgan: Kodlarını kırarsanız, çökertebilirsiniz bu düzeni!

FETÖ ÜZERİNDEN İSLÂMÎ RUH KÖKLERİMİZİ DİNAMİTLİYORLAR!

15 Temmuz işte bu postmodern düzensizlikten düzen ve hegemonya çıkarma çabasının ürünü bir saldırı.



15 Temmuz'u, -kaset, montaj, şantaj, Makyavelizm, yalan, iftira vesaire gibi- İslâmî ahlâkı, yöntemleri ve davranış biçimlerini yerle bir ederek varolan FETÖ üzerinden gerçekleştirdiler.



15 Temmuz gecesinden bu yana şunu yapıyorlar: “FETÖ, Müslüman bir cemaatti ve Müslüman bir cemaatin ne kadar iğrençleşeceğini görün, siz siz olun, cemaatleri aslâ devlete sokmayın” diyorlar...



Amaç

,

görünüşte cemaatleri ama gerçekte İslâm'ı bu ülkenin hem devlet hem de toplum hayatından sonsuza dek uzaklaştırmak...

Ve çoktan

fosilleşmiş Kemalizmi

, dünyada Fransa'nın dışında hiç bir örneği kalmayan,

Batılı düşünürlerce kıyasıya tartışılan, manevî / zihnî çöküşün kaynağı olarak görülen laikliği

bu topluma dayatmak!



Öyle bir

medya darbesi

yaşanıyor ki,

İslâmî çevreler bile

bu ayartıcı medya darbesini yiyorlar ve

“cemaatlerin ne işi var devlet'te?”

diyebiliyorlar!



Bu nedir? Bu, zokayı yutmak demektir; tek kelimeyle,

intihardır

.



İSLÂM'IN TEK VAZGEÇİLEMEZİMİZ OLMASI İÇİN CEMAATLERE DÜŞEN YÜKÜMLÜLÜKLER

Oysa üzerinde kafa yormamız gereken mesele şu: Eğer bir

15 Temmuz ruhu

varsa,

bu ruhun, İslâm'ı bizim tek vazgeçilemezimiz katına nasıl yükseltebileceği

meselesine odaklanmaktır.



Altını çizerek herkesi uyarıyorum:

Yapılmak istenen şey, FETÖ'yü bahane ederek, görünüşte cemaatlere vurmak ama gerçekte bu toplumun bin yıllık İslâmî ruh köklerini kurutmaktır.

İşte burada İslâmî cemaatlere çok büyük görevler düşüyor. Bunları kısaca şöyle özetleyeyim burada:



1-

Cemaatler, cemaati değil cemiyeti düşünmeli.

2-Cemaatler, bu toplumda

İslâm'ın tek vazgeçilemezimiz olduğu

gerçeğini hayata geçirecek şekilde

toplumu yeniden Müslümanlaştıracak uzun bir yolculuğa çıkmalı.

3-Cemaatler,

yeni Gazâlî'ler, Râzî'ler, Rabbânî'ler, Sinan'lar, Itrî'ler yetiştirecek bir ilim, irfan ve hikmet yolculuğuna, geleceğimizi kuracak köklü bir maarif seferberliğine soyunmalı...

Laik bir devlet'te, İslâm'ın önünü açacak şey, devlet değil; hatalarını gözden geçiren, birbirlerinin ve toplumun önünü açacak, yeniden tarih yapacak İslâmî cemaatlerdir.

Ancak o zaman İslâm yeniden tek vazgeçilemezimiz katına yükselebilir.

Eğer İslâm, yeniden tek vazgeçilemezimiz katına yükseltilemezse, bu gidişle, bu topraklardaki varlığımızı koruyabilmemiz bile tehlikeye girer...

Benden hatırlatması...




Yorumlar
Avatar

Sitemizde paylaştığınız yorumlar, diğer kullanıcılar için değerli bir kaynaktır. Lütfen farklı görüşlere ve diğer kullanıcılara saygılı olun. Kaba, saldırgan, aşağılayıcı veya ayrımcı ifadeler kullanmaktan kaçının.

Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026