Elinin değmediği kimse yok

00:0016/10/2011, Pazar
G: 15/10/2011, Cumartesi
Yeni Şafak
Elinin değmediği kimse yok
Elinin değmediği kimse yok

2004 yılında vefat eden merhum şair, yazar ve tiyatrocu Hasan Nail Canat için 20 Ekim'de bir anma etkinliği düzenleniyor. Eserleri ve oyunlarında işlediği temalar nedeniyle 'merhamet' kelimesiyle özdeşleşen ve vicdanlı bir neslin yetişmesine önderlik eden Canat, İbrahim Sadri, Salih Tuna, Halik Akçatepe, Uğur Arslan gibi birçok sanatçı ve yazarın yetişmesinde de büyük pay sahibi.

Tiyatronun İslami camiada gereksiz meşgale, tiyatro oyunculuğunun soytarılık olarak görüldüğü, İslami tiyatronun da laik kesim tarafından ötelendiği bir dönemde, her türlü dışlanmayı göze alarak yola çıkan, gayretleri sonucu tiyatroyu benimsetmeyi sevdirmeyi başaran bir sanatçıydı Hasan Nail Canat. Dekor taşıyarak, kostüm, aksesuar, müzik, ışık gibi ayrıntılarla bile ilgilenerek, oyunları bizzat yazarak, tiyatrocuları tek tek yetiştirerek yaptı bunu; baskılara, tehditlere, aymazlıklara inat… Elinin değmediği, rahle-i tedrisatından geçmeyen kimse kalmadı. Uğur Arslan, İbrahim Sadri, Abdülbaki Kömür, Birol Cürgül, Sadi Beyazıt, Salih Tuna, Salih Asan, sman Atalay, Mehmet Karaosmanoğlu yetiştirdiği isimlerden sadece bir kaçı. Canat bizim geleneğimizi canlandırarak bizden oyunlar koymuştu sahneye. 'Keloğlan', 'Sokak Kızı Elif', 'Mindrella', 'Süper Bekçi' gibi çocuk oyunları ile 'Bir Avuç Ateş', 'Demedim mi?', 'Metropol ve Kadın' adlı oyunlarını da yetişkinler için sahnelemişti. Dolayısıyla Canat'ın bizzat öğrencisi olanların yanı sıra bir nesil de oyunları ile yetişti.

O BİR DEVRİMCİYDİ

Çayı, tiyatroyu, insanları, kuşları ve mazlum çocukları çok seven üstadı 2004 yılında kaybetmiştik. Sevenleri Canat'ı, 20 Ekim'de, tiyatroculuğunun, sinema oyunculuğunun, sanatçı kişiliğinin, eserlerinin konuşulacağı bir programla anıyor. Basın, sanat, ekonomi ve siyaset camiasından da yoğun katılımın gerçekleşeceği anma programına Şair, Yazar ve Ressam Recep Garip, Yönetmen İsmail Güneş, Şair ve Yazar İbrahim Sadri, Gazeteci-Yazar Salih Tuna ve Gazeteci-Yazar Sibel Eraslan konuşmacı olarak katılacak. Hasan Nail Canat'ın öğrencisi olanlar, aynı sahneyi paylaşanlar, tanıyanlar onu unutamıyor. Yazar Cihan Aktaş, onu 'devrimci' olarak nitelerken, Mehmet Karaosmanoğlu, 'gül yaprağına gülü incitmeden şiir yazabilen adam!...' diyor onun için. Gül yaprağını incitmeden devrim yapabilmek herkese nasip olmasa gerek…


Mehmet Karaosmanoğlu: Gül yaprağına gülü incitmeden şiir yazabilen adam!...

"Gül yaprağına, gülü incitmeden şarkı sözü yazabilen insandır, sanatçı". Böyle demişti değerli Üstad, sanatçıyı tanımlarken... Kendisi de böyle bir düşünce yapısı ve felsefesiyle hareket eden ender sanatçılardan birisiydi. Merhum Hasan Nail Canat abimle 1994 yılında birebir tanışma ve Üstad ile aynı sahneyi paylaşma imkanı buldum. Tiyatromuzun sahibiydi, oyunları o yazıyor, yönetiyor ve oynuyordu. Yaşça da büyüğümüz olmasına rağmen dekor taşıyor, kuruyor, kostüm, aksesuar, müzik, ışık gibi her bir ayrıntıyla bizzat kendisi ilgileniyordu. Her oyununda ayakta alkışlanmasına rağmen nefsinin esiri olmuyor, sanatıyla devleşirken, mütevazılığıyla küçülüyor, maneviyatta ise yüceliyordu. Kimseyi kırmaz, incitmezdi. Kendinden küçük veya büyük olsun fark etmez herkese saygı duyar ve severdi. O bizim oyuncu arkadaşımız, yönetmenimiz, yazarımız, dert ortağımız, saygıdeğer büyüğümüz, abimizdi. Mekanın cennet, ruhun şad olsun.


İbrahim Sadri: Hasan Ağabey'i çok özlüyorum

Özlüyorum. Bazen çok özlüyorum hem de... Ben tiyatroyu biraz okulda, biraz sahnede öğrendim. Sahnenin öncesi ve sonrasında, aslında ne kadar meşakkatli bir iş olduğunu da onun anlattığı anılarından öğrendim. Tiyatro o yapmış meğerse, 60'lı, 70'mişli yıllarda... Baskılara, tehditlere, aymazlıklara inat... Birden bırakıp gitti. Bütün önden giden atlılar gibi. İçimizi acıtarak, iki damla gözyaşını boğazımıza düğümleyerek. Mekanı cennet olsun, memleketin uzun yıllar "yasal(!)"lığını kazanamamış bir büyük oyuncu, yazar, yönetmen ve fikir adamı olan Hasan Nail'in... Bir Avuç Ateş'i yaktığı yerde, kalplerimizde yanıp tutuşmaya devam ediyor, belli ki edecek de...


Cihan Aktaş: Hasan Nail Canat, her zaman yüreklendirici bir örnek olarak hatırlanacak

Hasan Nail Canat ismi tiyatro alanında kayda değer önemli bir tecrübeyi temsil ediyor. Bu tecrübe içinde şiir de var, "soytarı mı olacaksın?" diye soran babaya karşı isyan da, sanat ( ve dava ) aşkı uğruna katlanılan yoksulluk da var, yeni sözler söylemenin yol açtığı dışlamalar da. İslami camiaya benimsetmeyi başarmış olan rahmetli Canat, tiyatronun halkla buluştuğu zeminlerde yüreklendirici bir örnek olarak her zaman hatırlanacak.


Uğur Arslan: Oyunculuk eğitimimi ondan aldım

Hasan Abi'mle diye söze başlayacağım... Çünkü vefatından önce o kadar güzel anılarımız var ki kendisiyle... Kendisi ile sıkça olmasa da buluşurduk ve her sohbetimiz sonrası dolu dolu ayrılırdım kendisinden. Hasan Abi, tiyatroya olan ilgimin artmasına vesile olmuştur. Ben oyunculuk eğitimini asıl ondan aldım. Tam bir sanat adamı ve gönül insanıydı. Allah gani gani rahmet eylesin. Yattığı yer ışık dolsun.