Almanya için karpuz bile tehdit

Filistin’i işgal eden ve Gazze’de son 2,5 yıldır tarihin en büyük soykırımlarından birine imza atan İsrail’in başta gelen destekçilerinden biri olan Almanya, Filistin’e dair her şeyi tehdit olarak algılıyor.

Almanya'nın başkenti Berlin, 7 Ekim 2023'ten beri Avrupa başkentleri arasında en fazla Filistin'e destek eylemlerinin yapıldığı şehirlerden biri olarak öne çıkıyor.

Alman iç istihbarat kurumu Federal Anayasayı Koruma Teşkilatı (BfV), hazırladığı raporlarda, karpuz dilimi ile ahtapot resimlerinin Yahudi karşıtlığıyla bağlantılı olabileceğini, ahtapot figürünün, "Yahudi dünya komplosu" iddialarını temsil etmek amacıyla kullanıldığını iddia etti. Raporlarda, özellikle kesilmiş karpuzun, İsrail'i içine alan harita gibi kullanılması durumunda aşırılık ve İsrail'in var olma hakkını yok sayma gibi kabul edilebileceği ileri sürüldü.

BEBEK KATİLİ DEMEK DE SUÇ

BfV’nin raporunda Filistin’e destek eylemlerinde atılan sloganlar da tehlike sayılırken son dönemde Filistin'e destek veren ve aşırılık yanlısı olduğu savunulan gruplarla Alman aşırı sol çevreleri arasındaki iş birliğinin arttığına dikkat çekildi.

Kurum, "Nehirden denize Filistin özgür olacak" sloganının ise bağlama göre değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Alman mahkemeleri, daha önce sloganın ancak Almanya'da yasaklı Hamas'a açık atıf taşıdığı durumlarda cezai sorun oluşturabileceğine hükmetmişti. "Yalla Yalla Intifada" ve "Bebek katili İsrail" gibi sloganlar da bu kategoride değerlendirildi. Filistin'e destek gösterilerinde sıkça görülen kırmızı üçgen sembolü de Hamas’ın askeri kanadı Kassam Tugayları ile ilişkilendirildi. Filistinliler arasında ise kırmızı üçgen, 1967 Altı Gün Savaşı sonrasında Filistin bayrağının yasaklandığı dönemlerde alternatif sembol olarak da benimseniyor. Raporda ayrıca özellikle aşırı sağ çevrelerde kullanılan “Holokost dini”, “dayatılan kefaret kültürü” ve “psikolojik soykırım” gibi ifadelerin de antisemitik kodlar arasında sayıldığı bildirildi. Bu söylemlerle Holokost mağdurlarının yaşadığı acının küçümsendiği ve Alman toplumunun sözde psikolojik baskı altında olduğu iddiasının öne çıkarıldığı ifade edildi.