Küstah bildiriye suç duyurusu

Okullardaki Ramazan etkinliklerini hazmedemeyen çevrelerin yayımladığı laiklik bildirisine Milli Eğitim Bakanlığı suç duyurusunda bulundu. Halkı kin ve düşmanlığa tahrik, dini değerleri alenen aşağılama gibi çok sayıda suç unsuru içeren bildiride imzası olan 168 kişi hakkında kamu davası açılması talep edildi.

Merve Safa Akıntürk
Milli Eğitim Bakanlığı'nın bu yıl yayınladığı Ramazan genelgesiyle bu mübarek ayın okullarda büyük bir coşkuyla idrak edilmesi İslam karşıtı çevrelerde şaşkınlığa sebep olmuş, 168 kişi “Laikliği Birlikte Savunuyoruz” başlığıyla bildiri yayımlamıştı.

Milli Eğitim Bakanlığı’nın yayımladığı Ramazan genelgesi üzerine kaleme alınan “Laikliği Birlikte Savunuyoruz” başlıklı bildirideki 168 imzacı hakkında bakanlık, 20 Şubat’ta savcılığa suç duyurusunda bulundu. Yeni Şafak'ın ulaştığı başvuruda, metnin yalnızca bir görüş açıklaması olmadığı; kullanılan ifadeler ve kurulan bağlam itibarıyla ceza hukuku açısından suç unsuru taşıdığı öne sürüldü. Bildiriye imza atan 168 kişi hakkında kamu davası açılması talep edildi. 7 sayfalık suç duyurusu dilekçesinde dikkat çeken tespitler yer aldı.

DİNİ DEĞERLER TERÖR İLE EŞ TUTULDU

Dilekçede, Ramazan ayı etkinliklerinin “Talibanlaştırma”, “şeriatçı dayatma”, “karanlık kuşatma” ve “gerici saldırı” gibi kavramlarla tanımlandığı ve toplumun geniş kesimlerinin benimsediği dini değerlerin barbarlık ve terörle eş tutulduğu belirtildi. Bakanlık, Ramazan ayının yalnızca ibadet dönemi değil; paylaşma, yardımlaşma ve dayanışma kültürünün güçlendiği bir zaman dilimi olduğuna işaret etti. Bu döneme ilişkin pedagojik içerikli faaliyetlerin “baskı rejimi pratiği” gibi sunulmasının “halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılama” suçunu oluşturduğu belirtildi. Metinde yer alan ifadelerin soyut bir laiklik tartışması yürütmekten öte, dini hassasiyetleri olan vatandaşları “gerici” ya da “rejim tehdidi” olarak kodladığı; bunun da doğrudan aşağılayıcı ve ötekileştirici bir nitelik taşıdığı kaydedildi.

TOPLUMU HEDEF HALİNE GETİRDİLER

Suç duyurusunda, bildiride “laik cumhuriyeti savunanlar” ile “şeriatçı dayatmacılar” şeklinde keskin bir karşıtlık kurulduğu, bunun da toplumu karşı karşıya getirecek bir dil ürettiği savunuldu. Bakanlık, bu söylemin belirli bir kesimi hedef haline getirdiğini ve husumet duygularını besleyebilecek nitelikte olduğunu belirterek “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçunun maddi unsurunun oluştuğunu ileri sürdü. Dilekçede, kamu barışının somut tehlike altına sokulduğu değerlendirmesine yer verildi.

DEVLET KURUMLARI GAYRİMEŞRU İLAN EDİLDİ

  • Bildiride geçen “Siyasal İslamcı rejim, ABD ve Trump’ın ipine sarılarak Türkiye’yi Orta Doğu’nun gerici bataklığına sürüklüyor” ifadesi de suç duyurusunun merkezinde yer aldı. Bakanlık, bu söylemin devlet kurumlarını “gayrimeşru” ve “dış güçlerin güdümünde” gösterme amacı taşıdığını savundu. Genelgenin “ideolojik kuşatma” olarak nitelenmesinin, anayasal bir kurum olan MEB’in kurumsal saygınlığını zedelediği belirtilerek “devletin kurum ve organlarını aşağılama” suçunun oluştuğu belirtildi..
  • Bakanlık bürokratları ve eğitimcilerin “Taliban zihniyetinin temsilcileri” ya da “gerici saldırının failleri” olarak anılmasının, kişisel itibarı hedef aldığı vurgulandı.
  • Gönüllülük esasına dayalı olmasına rağmen bildiride faaliyetlerin “zorunlu rejim uygulaması” gibi gösterilerek gerçeğe dışı algı oluşturulduğu belirtildi.
  • Demokratik meşruiyetin ve sandık iradesinin “rejim değişikliği” ve “şeriatçı kuşatma” söylemleriyle tartışmaya açılmasının anayasal düzeni tahkir eden bir yaklaşım olduğu dile getirildi.
  • Ayrıca ifade özgürlüğünün hakaret, aşağılama, hedef gösterme ve kamu barışını tehlikeye düşüren söylemleri korumayacağı anlatıldı.İmzacılara, “halkı kin ve düşmanlığa tahrik”, “dini değerleri aşağılama”, “devletin kurum ve organlarını aşağılama”, “kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret” ve “yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamaları yöneltildi. Bildiriye imza atan 168 kişi hakkında kamu davası açılması talep edildi.