İstanbul Aydın Üniversitesi Eğitim Fakültesi ile Toplumsal Sorunlar Araştırma ve Uygulama Merkezi (TARMER) iş birliğinde düzenlenen "Öğrenme" temalı çalıştayda, Türkiye'nin farklı üniversitelerinden akademisyenler eğitim sisteminin temel sorunlarını ve öğrenme olgusunu çok yönlü olarak ele aldı. 15 uzmanın katıldığı çalıştayın açılış konuşmalarını İstanbul Aydın Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Aysel Ergül Keskin ile Prof. Dr. Ömer Özyılmaz gerçekleştirdi. Dekan Keskin, öğrenmenin eğitimin merkezinde yer aldığını belirterek, öğretme kadar öğrenme yetkinliklerinin de önem taşıdığını vurguladı.
MEVCUT SİSTEM ÖĞRENENİ MERKEZE ALMIYOR
Ankara Üniversitesi'nden Prof. Dr. Kıymet Selvi, eğitim sisteminin öğrenenden çok öğretmeye odaklandığını belirterek, "Öğrenmenin mevcut tanımları yetersiz kalıyor. Öğrenme, öğrenenin isteğiyle başlamalıdır. Öğrencilerin kendi öğrenme süreçlerinin farkında olması ve nasıl öğrendiklerini bilmesi gerekiyor" diye konuştu. Çalıştayda konuşan Ankara Üniversitesi'nden Prof. Dr. Cem Babadoğan, öğrenmenin aynı zamanda bir deneyim ve anlam üretme süreci olduğunu belirterek, “Öğrenmek keyif almaktır. Bugün artık her şeyi öğretmek mümkün değil. Asıl mesele bireyin nasıl öğreneceğini öğrenmesidir” dedi. İzmir Ekonomi Üniversitesi'nden Doç. Dr. İlke Evin Gencer ise öğrenmenin ezberle karıştırıldığını belirterek, “Bir soruyu doğru cevaplamak öğrenme değildir. Öğrenme yaşantı yoluyla gerçekleşir. Deneyimlenmeyen bilgi çoğu zaman ezber düzeyinde kalır” diye konuştu.
MERAK OLMADAN ÖĞRENİLEMEZ
İstanbul Rumeli Üniversitesi'nden Prof. Dr. Osman Çakmak, beynin öğrenme süreçlerine ilişkin yaptığı değerlendirmede, "Merak ve ilgi oluştuğunda beyin öğrenmeye hazır hale gelir. Öğretmenin temel görevi öğrencide merak uyandırmaktır. Kalıcı öğrenme ancak bu şekilde gerçekleşebilir" ifadelerini kullandı. Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi'nden Prof. Dr. Ertuğrul Yaman da öğrenmenin akıl ve irade ile ilişkisine dikkat çekerek, "Bugün eğitim sisteminde öğrenmeden çok bilgi depolama yapılıyor. Oysa öğrenme aklı kullanma, düşünme ve anlamlandırma faaliyetidir" dedi.
Not merkeze alınıyor
- Katılımcıların ortak eleştirilerinden biri de sınav merkezli eğitim sistemi oldu. Akademisyenler, öğrencilerin bilgiye değil nota odaklandığını, bunun da öğrenme süreçlerini olumsuz etkilediğini dile getirdi. Yıldız Teknik Üniversitesi'nden Doç. Dr. Murat İnce, “Öğrenme bilgi sahibi olmak değil, bilgiyle ilişki kurabilmek ve onu kullanabilmektir. Bugün öğrenciler çok sayıda formül öğreniyor ancak bunların günlük hayattaki karşılığını kurmakta zorlanıyor" şeklinde konuştu.
Kendi modelimiz olmalı
- Çalıştayın dikkat çeken başlıklarından biri de Türkiye'ye özgü eğitim modeli tartışması oldu. Akademisyenler, uzun yıllardır uygulanan eğitim paradigmalarının büyük ölçüde Batı kaynaklı olduğunu belirterek, Türkiye'nin kendi kültürel birikimini ve toplumsal gerçekliğini dikkate alan yeni yaklaşımlar geliştirmesi gerektiğini ifade etti. Katılımcılar, yerli ve milli bir eğitim anlayışının evrensel bilgiye kapalı olmak anlamına gelmediğini, aksine dünyadaki başarılı uygulamaların takip edilerek Türkiye'nin ihtiyaçlarına uygun özgün modeller geliştirilmesi gerektiğini vurguladı.