İsrail’in Filistin’de uyguladığı soykırıma ve son dönemde gündeme gelen hukuksuz idam kararlarına karşı bugün Türkiye genelinde bir dayanışma sergilendi.
İdam kararlarına karşı yükselen ortak tepki
İstanbul'daki buluşmanın adresi Bağcılar Meydanıydı. Meydan Camii önünü dolduran vicdan sahipleri, ellerinde taşıdıkları afişler ve sloganlarla soykırımcı politikalara karşı tepki gösterdi.
Yalnızca İstanbul'da değil, yurdun dört bir yanındaki merkezi meydanlarda toplanan kalabalıklar, sınırları aşan bu ağır zulme karşı sessiz kalmayacaklarını tüm dünyaya eş zamanlı olarak ilan etti.
Sinop'ta, İsrail'in Filistinli esirleri hedef alan "idam yasası" ve Gazze'deki soykırımı protesto edildi.Filistin'e Destek Platformunun çağrısı üzerine cuma namazı sonrası Alaaddin Camisi önünde toplanan vatandaşlar, Filistin ve Türk bayrakları taşıyarak İsrail aleyhine slogan attı.
Grup adına açıklama yapan Sinop İnsan Hak ve Hürriyetleri (İHH) İnsani Yardım Vakfı Başkanı Fatih Özcan, tüm değerlerin yok sayıldığı, çiğnendiği bir zaman diliminden geçtiklerini söyledi.
İnsanlığın azgın ve sapkın bir ideoloji tarafından rehin alındığını vurgulayan Özcan, şunları kaydetti:
"Bu esaret girişimine karşı kayıtsız kalacak değiliz. Siyonist rejim şunu bilsin ki zalimlerin topuna, canımızla başımızla, elimizle aşımızla, varımızla yoğumuzla direneceğiz. Siyonist İsrail rejimi tarafından Gazze'de işlenen soykırımın kahredici acısı vicdanlarda canlı dururken, Lübnan'da ve İran'da ortaya konan yeni vahşetler insanlığı bir kez daha derinden sarsmaktadır. Açıkça ifade etmek gerekir ki İsrail'in Filistinlilere karşı idamı yasallaştırması tam bir vahşet, açık bir hukuk ihlalidir. İşgal ettikleri toprakların gerçek sahiplerini ipe götürmeye cüret etmek demek, kendi ipini çekmekten, terör devletinin kaçınılmaz sonunu hazırlamaktan başka bir şey değildir."
Cuma namazı sonrası Çarşı Camii önünde platform adına açıklamayı yapan TÜGVA Eskişehir İl Temsilcisi Mahmut Öksüzoğlu, siyonist rejimin hukuk tanımaz tavrına sert tepki göstererek, tüm dünyayı bu zulme karşı tek yürek olmaya davet etti. Konuşmasına siyonist rejimin planlı katliamlarına dikkat çekerek başlayan Öksüzoğlu, "Akıl almaz bir dönemi yaşamaktayız. Tüm değerlerin yok sayıldığı, insanlığın azgın ve sapkın bir ideoloji tarafından rehin alındığı bir zaman diliminden geçiyoruz. Ancak bizler esir değiliz ve bu esaret girişimine karşı kayıtsız kalmayacağız," dedi.
Gazze’deki soykırımın acısının hala taze olduğunu vurgulayan Öksüzoğlu, 165 İranlı öğrencinin okul sıralarında katledilmesini ve Lübnan’daki son gelişmeleri hatırlatarak, "İşgal ettikleri toprakların gerçek sahiplerini ipe götürmeye cüret etmek, kendi ipini çekmektir. Bu adımların Nazi zulmünden hiçbir farkı yoktur. Zulme imza atanlar ve sessiz kalanlar, mutlaka Hitler ile aynı akıbeti yaşayacaktır," ifadelerini kullandı.
Öksüzoğlu, Mescid-i Aksa’nın ibadete kapatılmasının tüm Müslümanların izzetine yapılmış bir saldırı olduğunu da belirtti.
İzmir'de de Filistin'e Destek Platformu üyeleri, İsrail'in Filistinli esirleri hedef alan "idam yasası" ile Gazze'deki soykırımı protesto etti.Cuma namazı sonrası Konak Meydanı'nda bir araya gelen grup, İsrail'in Gazze, Lübnan ve İran'daki saldırılarını kınadı, İsrail Parlamentosu tarafından Filistinli esirlere yönelik idam cezasını öngören düzenlemeye tepki gösterdi.
Filistin'e Destek Platformu adına basın açıklamasını yapan Mehmet Çevik, Gazze'deki soykırımın acısı sürerken Lübnan ve İran'daki yeni saldırıların insanlığı sarstığını ifade etti.
İsrail'in Filistinlilere yönelik idamı yasalaştırmasına tepki gösteren Çevik, şunları söyledi:
"İsrail'in Filistinlilere karşı idamı yasallaştırması tam bir vahşet, açık bir hukuk ihlalidir. İşgal ettikleri toprakların gerçek sahiplerini ipe götürmeye cüret etmek demek, kendi ipini çekmekten, terör devletinin kaçınılmaz sonunu hazırlamaktan başka bir şey değildir. Bu adımın Nazi zulmünden hiçbir farkı yoktur. Bu zulme imza atanlar ve her şey olurken sessiz kalanlar, muhakkak ki Hitler ile aynı akıbeti yaşayacaktır."
Çevik, Mescid-i Aksa'nın ibadete kapatılmasının Müslümanların izzetine saldırı olduğunu vurgulayarak, buna karşı mücadelenin devam edeceğini bildirdi.
Düzenlenen eş zamanlı basın açıklamalarında, Filistin’de insanların en temel insan hakkı olan yaşama taleplerinin bile adeta bir suç unsuru gibi gösterilmeye çalışıldığına dikkat çekildi. Her geçen gün sivillerin hayatını kaybettiği ve uluslararası toplumun bu duruma büyük ölçüde göz yumduğu bir atmosferde, masum siviller hakkında verilen idam kararlarının asla kabul edilemez olduğunun altı çizildi. Yurt genelindeki meydanlardan aynı anda yükselen "İdama sessiz kalma" ve "Soykırımcı İsrail’e dur de" çağrıları, küresel sessizliğe karşı bir uyarı fişeği olurken, gruplar basın açıklamasının ardından dağıldı.