Küme düşen Ankaragücü'nde futbolcular gözyaşlarına hakim olamadı
Spor
Küme düşen Ankaragücü'nde futbolcular gözyaşlarına hakim olamadı
Süper Lig'in 33. haftasında konuk ettiği Fraport TAV Antalyaspor'a 1-0 yenilen MKE Ankaragücü, küme düştü. Karşılaşma sonrasında Ankaragücü'nde forma giyen oyuncular gözyaşlarına hakim olamadı.
Yeni Şafak
Süper Lig'de ateş hattında inanılmaz çekişme: Ankaragücü ilk düşen takım oldu
Spor
Süper Lig'de ateş hattında inanılmaz çekişme: Ankaragücü ilk düşen takım oldu
Süper Lig'in 33. haftasında oynanan maçlarda alınan skorların ardından Ankaragücü, 2019-2020 sezonunda küme düşen ilk takım oldu.
Yeni Şafak
Ankara Metrosu'nda 'şarkı söyleme' kavgası
Gündem
Ankara Metrosu'nda 'şarkı söyleme' kavgası
Ankara'da metrosunda şakı söyleyen adama tepki gösteren genç, adamın şarkısına devam etmesi üzerine boğazına sarılarak “Ben diyorsam susacaksın” dedi.
IHA
Şam tiyatrosu: Halksız ülkede seçime gidiyor
Dünya
Şam tiyatrosu: Halksız ülkede seçime gidiyor
Suriye’de milyonlarca sivili yerinden ve yurdundan eden eli kanlı Beşşar Esed rejimi, Mart 2011’den bu yana süren iç savaşta, milyonlarca Suriyelinin ülkeyi terk ettiği ve yurt içinde yerinden edildiği bir ortamda, bugün 3. kez parlamento seçimlerine gidiyor.
Yeni Şafak
Ankara'da motorlu çocuk kapkaççılar yakalandı
Gündem
Ankara'da motorlu çocuk kapkaççılar yakalandı
Ankara Yenimahalle İlçe Emniyet Müdürlüğü Suç Önleme ve Soruşturma Büro Amirliği ekipleri, yankesicilik, kapkaç, motosiklet hırsızlığı ve uyuşturucu madde taşıyıcılığı yapan yaş aralığı da 10 ila 17 arasında bulunan çocukları yakaladı.
IHA
Dünyanın merkezine seyahat...
Dünyanın merkezine seyahat...

İngiltere Savunma Bakanı’nın, “Türkiye oyunu değiştirdi” açıklaması ile Fransız Le Point dergisinin, Türk Donanması’nın resminin üzerine oturttuğu “Savaş Kapımızda” kapağının ‘hem zıtlığı hem uyumu’ bize ne anlatıyor?..

Macron’un Akdeniz-Afrika için attığı histeri çığlıkları ile Cebelitarık-Malta-Kıbrıs-Süveyş çizgilerini birleştiren Londra’nın sessizliği ne demek?..

Ermenistan’ın Azerbaycan ve Türkiye’ye karşı “boyunu aşan” cüretini, Fransa, Rusya, BAE’nin beslemesi, daha yeni Çin’le stratejik anlaşmayı imzalayan İran’ın Kafkasya’daki rolü ne demek?..

Böylesi bir savaşın hızla Gürcistan, Karadeniz, Kırım, Balkanlar (Romanya, Bulgaristan, Sırbistan) ardından Ukrayna’ya sıçrama ihtimali ne demek?..

ABD’nin, “Rusya-Türkiye-Avrupa hattına enerji pompalayan Türk Akım ile Rusya’dan Avrupa’ya bağlanan Kuzey Akım’ın ortakları çekilsin ya da sonuçlarına katlanırlar” açıklaması ne demek?..

Rusya’nın daha dün, 150 bin asker, 400 savaş uçağı ve 100 savaş gemisiyle Hazar ve Karadeniz’i kapsayacak şekilde ülkenin güney-batısında bir tatbikata başlayacağını duyurması ne demek?

Küçük pencerelerden stratejik panoramayı göremezsiniz.. Teras lazım. En üst kattan, 360 derece!

***

ABD Başkanlık seçimleri yaklaştıkça, küresel donma hali yoğunlaşıyor. Üstelik son zamanlarda Başkan Trump’ın kazanacağına ilişkin kanaat -pusula hâlâ onu gösterse de- tereddüt geçiriyor...

Kasım ayını heyecanla bekleyenler arasında Türkiye kadar, Rusya ve Çin, İngiltere, Almanya, Fransa, Hindistan başı çekiyor. Moskova ve Pekin için sonuçlar hayati. Her ikisinin de hem ağır angajmanları hem korkuları var...

Çünkü; “yeni dünya düzeni” denilen, “hiçbir şey eskisi gibi olmayacak” denilen, ekonomik sarsıntılar ve salgın süreçleriyle semiren kriz yekûnu masaya gelmek üzere...

Salgının zayıflaması ve yaz nedeniyle günlük işler daha pembe görünse de, süper güçler açısından kaçınılmaz yüzleşme hızla dünyaya doğru yaklaşıyor. Üstelik “cisim” tarifsiz değil!..

***

Mesela, ABD-Çin arasında son dönemde giderek daha gergin hâl alan ilişkiler...

En tazesi; Başkan Trump son olarak Hong Kong’a getirilen Ulusal Güvenlik Yasası nedeniyle Çin’i sorumlu tutan yasa tasarısını onayladı ve Hong Kong’a yönelik imtiyazları kaldırdı. Böylece Çin’le iş yapan bankalara yaptırım geldi...

Çin de karşılık verecek. Dışişleri’ne bakarsanız, ABD temsilciliklerine ve ilgili kişilere cezaî önlemler uygulanacak.

Oyunun kıyıcılığını gösteren bir örnek de, İngiltere-Çin ilişkileri. Önce ABD’ye direnmeye yeltenen Birleşik Krallık yelkenleri suya indirip, Huawei’yi 5G’den çıkardı. Çin bu karar yüzünden burnundan soluyor. Yapabildikleri, dosyanın bir başka İngiliz hükümetinde yaşama dönecek kadar aralık bırakılmasına çalışmak...

Londra’yı buraya iten halkalar, Kraliçe’nin nerede durduğu(!), Başbakan Johnson’un virüs kapması, Amerika’ya taşınan Prens, MI6’in süper güçler arasındaki konumu (‘Secret text cast light on UK’s early role in Trump-Russia inquiry’, 30/07/19, The Guardian) hep aynı zincire bağlanıyor; “Trump: İngiliz hükümetinin Çinli Huawei’yi 5G’den dışlama kararı almasında benim rolüm var. Pek çok ülkeyi Huawei kullanmamaya ikna ettik. Bunun çoğunu da ben yaptım”...

Çin buna da karşılık verecek: “İngiltere küçük pazar. İngiltere’ye yaptığımız yatırımlar etkilenecektir”...

***

İngiliz-Çin terazisi bile asıl oyunun içinde gerçekten de sınırlı yer tutuyor...

Büyük resim denilen bir şey var ise şu olmak lazımdır; Rusya ve Çin, Trump’ın seçimlerde kaybetmeye başladığını düşünüyor mu, bundan sevinç mi duyuyorlar yoksa kaygılılar mı, sandığa kadar “bir şey” yapmayı planlıyorlar mı?..

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun geçtiğimiz pazartesi Rus mevkidaşı Sergey Lavrov’la yaptığı telefon görüşmesi ipucu olabilir...

Birleşmiş Milletler’in 75’inci yıldönümünden (eylül) evvel BM Güvenlik Konseyi üyelerinin (ABD, Rusya, Çin, İngiltere, Fransa) bir araya gelerek, “Yeni Düzen’in Senaryosu” için zirve yapmaları konuşuluyor...

Rusya, Trump’ın seçileceğinden şüphe etmeye başladı. Resmi ağızlar değil ama onlara yakın isimler, örneğin Dimitri Medvedev, “Trump’ın Cumhurbaşkanlığı seçimlerini kazanma şansının parlak görünmediği”ni söyledi. Medvedev’in, “yine de geç sayılmaz” diye eklemesi asıl manidar bulunması gereken nokta...

Çin’in durumu da farklı değil. Dışişleri Bakanı Wang Yi bir hafta önce, 30 kadar diplomat ve Kissinger’ın da katıldığı bir kolokyumda, “Çin ve ABD, farklı sistemler ve medeniyetler olarak barış içinde bir arada yaşamanın yollarını bulmalı. Çin’in ABD politikası değişmedi. Çin-ABD ilişkilerini hâlâ iyi niyet ve samimiyetle büyütmeye hazırız. ABD’deki bazı arkadaşlar Çin’e karşı ihtiyatlı davranmış olabilirler. Bir daha vurgulamak isterim ki, Çin asla ABD’ye meydan okuma, yerini alma ya da ABD ile karşı karşıya gelme niyetinde değil”... (‘China hopes for ‘reasonable’ US’, 07/09, Global Times.)

Unutmayalım, Pekin bu cümleleri, iki ülke ilişkilerinin en berbat olduğu dönemde kuruyor...

***

“Küresel stratejik istikrarın” sağlanması için üç süper güçlü bir eşiğin önünde mi duruyoruz?..

Mümkün...

Pandemi, dünya ekonomisinde durdurulamaz düşüş, sistematik hale gelmeye başlayan bölgesel kırılmalar ve süper güçler arasında yükselen jeopolitik gerilim.. Anlıyoruz ki, büyük güçler de bir sosyal kaos ve geniş çaplı savaştan endişeliler. Ve bu makyaj niteliğinde bir kaç toplantı ile aşılabilecek mesele değil. Baştan tasarım gerekiyor!..

Anlamı şu; dünya ekonomisi için yeni bir sistem/düzen gerekiyor. Artı, yeni bir politik doktrin. Ve global bir sağlık sistemi (Türkiye!) Yeni bir mutabakat...

Çünkü cari sistem, bu kadar çatışma, çökme, az gelişmişlik, salgın, açlığı, kokuşmuşluğu, önemlisi adaletsizliği taşımıyor...

Büyük Güçler uzlaşısını sabote edecek çok sayıda unsur da mevcut. Bunların merkezi, “eski merkezler”! Kasım ayında yapılacak seçimlerden kimin galip çıkacağı ile dünyanın ekseni arasında bağ var.

Boomer kuşağının zor sınavı: Evlat Z kuşağı-torun İ kuşağı
Boomer kuşağının zor sınavı: Evlat Z kuşağı-torun İ kuşağı

Salgın hastalıklar, ekolojik felaketler, sarsılan bir dünya siyaseti derken, tarihten, ekonomiden kapitalizmden ve hatta dinden başlayarak her şeyi yeniden mi düşünmeye üşenmesek dediğimiz günlerdeyiz. Pek çok krizin ötesinde varoluşsal krizler her yerde bizi bekliyor. Bir de bunlara kuşaklar arası farklar eklenince debelenip duruyoruz; anlayacağız ve anlatacağız diye… Bir taraftan geçmişten bugüne köprü olmaya çalışıyor bir birikimi derleyip toplayıp sürüklüyor, bunlarla hiç ilgilenmek istemeyen kuşaklara ‘’işte bunlar senin’’ demeye çalışıyoruz.

Z KUŞAĞI

Biz daha Z kuşağını anlamamışken bu İ Nesli’ni nasıl çözümleyeceğiz doğrusu bilmiyorum. Bir zihin idmanı olarak Süleyman Seyfi Öğün’ün Z kuşağı başlıklı Yeni Şafak yazısındaki tespitler üzerinde beraberce düşünmeyi öneriyorum. Benim de yakından gözlemlediğim bir şey var ki; ne zaman ebeveynler ve çocuklar bir araya gelsek yaman bir tartışmanın içinde buluyoruz kendimizi. Biz onlardan daha öfkeliyiz nedenseL Gençler artık bizimle birlikteyken mayınlı konulara değinmekten kaçınıyorlar. ‘Yargılamak ve anlamak arasında fark vardır. Yargılamak kolay, anlamak meşakkatli bir süreç…’ İki kuşağın içinde yargılamayı seçenler de anlamayı seçenler de olduğunu da gözlemledim. Bunun dışında ortak noktalar da var. Paternalizm ne kadar aşınmış olsa da bu kuşakta varlığını sürdürüyor. ‘İkisi de modernleşme olgunlaşma idealini paylaşıyorlar.’ Tartışma olgunlaşma metoduyla başlıyor… ‘‘Babalar gelenek kılavuzluğunda yol alalım derken, oğullar şahsi tecrübe ve tercihlere yol açılması gerektiğini söylüyor. Peki yetişkin olurken olgunlaşmayı nasıl sağlayacağız? Geleneklerin hazır kodlarına girerek, yani muhafazakarlaşarak mı yoksa onlardan koparak bireyselleşip özgürleşerek mi? ‘’En çok tartışma burada çıkıyor sanırım!

“Z kuşağı sermayenin devletten ayrıştığı, teknolojinin bireyselleştiği devrin çocukları… Maddi dünyaları alabildiğine kuvvetli, ilgisizlik başat kuvvetleri… Daha önceki kuşaklar tarih ile kavgalıydı Z kuşağı ise asla kavga etmiyor, susuyor ve ilgisiz ilgisiz bakıyor… Çatışmıyorlar, yok sayıyorlar… Tarihten arınma işini teknolojik aletler galiba başaracak… ‘’

Özetlediğim bu tespitlerin içinde dikkat çekenlerden birisi de tarih karşısında mesuliyet hissetmenin babalar ve evlatlar arasındaki en büyük fark olması. S. Seyfi Öğün mesuliyet fikrinin ilk zedelendiği hareketin hippilik olduğunu yazarken Z kuşağının atalarının bu sönümlenen hareket olduğunu da söylüyor…

Tüm mesele siyasetin ve toplumların gelecek stratejilerini hangi nesil şekillendirecek. Bir sonraki nesli etkileyelim derken popülizmin tuzağına düşmemek mümkün olacak mı? Biz bu dünyadan konar göçerken ardımızda ne bırakacağız…. Her şey gibi üzerinde yeniden yeniden düşünmek gerekir.

Z NESLİ OLGUNLAŞIRKEN İ NESLİ OY VERMEYE BAŞLAYACAK...

Jean Twenge’yi ’Ben Nesli’ kitabıyla tanıdık. ‘’Ben nesli’’ orta yaşı evirirken o araştırmalarına yeni nesiller üzerinde devam ediyor. Ve gele gele İ Nesli’ne kadar geldi. 1995 ten sonra doğan iGen, ergenliklerini akıllı telefon çağında geçiren ilk nesil. Bugün 25 yaşında olan bu nesil değil biz boomer nesline, Z kuşağına dahi benzemiyor. Twenge onların farkını şöyle tanımlıyor: ‘”iGen arkadaşlarıyla bizzat daha az zaman harcıyor, sosyal medya diğer etkinliklerin yerini alıyor - belki de bu nedenle daha önce benzeri görülmemiş düzeyde kaygı, depresyon ve yalnızlık yaşıyorlar...’’

Twenge iGen kitabını 11 milyon Amerikalı genç ile yaptığı anketlerin yanı sıra derinlemesine görüşmelerden yola çıkarak yazmış, bugünün gençlerini şekillendiren kültürel değişiklikleri belgelemiş. Sadece bu değil ruh sağlığı üzerine ortaya çıkan verileri de yorumluyor. Mesela 2009’dan 2017 ye kadar, ABD’de 14 ila 17 yaş arasındaki depresyon oranları % 60’tan fazla artmış ve bu yaş grubundaki kendine zarar verme ve intihar düşünceleri için acil servis ziyaretleri de artmış durumda. CDC’ye göre, genç kızlar arasında intihar oranları 40 yılın en yüksek seviyesinde. Bu eğilimlerin nedenlerini belirlemek zor olsa da bu yaş gurubu üzerinde yapılan araştırmalar Twenge’nin tespitlerini doğruluyor.

“iGen’i önceki her nesilden ayıran tek şey teknoloji değil elbette. Zamanlarını nasıl harcadıkları, nasıl davrandıkları ve din, cinsellik ve siyasete karşı tutumları bakımından da farklıdırlar. Tamamen yeni yollarla sosyalleşiyorlar, bir kez kutsal sosyal tabuları reddediyorlar ve hayatlarından ve kariyerlerinden farklı şeyler istiyorlar. Önceki nesillerden daha fazla, güvenlikle takıntılılar, hoşgörü odaklılar ve eşitsizliğin giderilmesi için sabırları yok. iGen önceki nesillere göre daha yavaş büyüyor: On sekiz yaşındakiler on beş yaşındakiler gibi görünüyor ve hareket ediyorlar…Bu yeni genç grup yetişkinliğe dönüştükçe, hepimiz onları anlamalıyız: Arkadaşların ve ailenin onlara dikkat etmesi gerekir; işletmeler onları nasıl işe alacaklarını ya da onlara nasıl satabileceklerini anlamalıdır; kolejler ve üniversiteler onları nasıl eğiteceklerini ve yönlendireceklerini bilmelidir. Ayrıca iGen üyelerinin büyükleri ile iletişim kurarken ve yaşlı akranlarına görüşlerini açıklarken kendilerini anlamaları gerekir.’’ Twenge bu nesil üzerine bir kitap yazmış. Özetle teknolojiyle iç içe kaygısı yoğun bir nesil geliyor, depresyonlara, bunalımlara hazır olun!

Kurnazlık yapayım derken demir parmaklıklara sıkıştı, arkadaşı bırakıp gitti
Gündem
Kurnazlık yapayım derken demir parmaklıklara sıkıştı, arkadaşı bırakıp gitti
Ankara'da şaşkına çeviren bir olay yaşandı. Caddenin karşısına kısa yoldan geçebilmek için 1.5 metre uzunluktaki demir bariyerden atlamaya çalışan Somali uyruklu kişi, parmaklıklara sıkışıp mahsur kaldı. Alkollü olduğu iddia edilen genci, arkadaşı da bırakıp gidince, mahsur kaldığı yerden çevredeki vatandaşlar kurtardı. Hastaneye kaldırılan Somalilinin sağlık durumunun iyi olduğu öğrenildi.
DHA

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.