Ayşegül Biçer oğlu dağa kaçırılan annelerin sesi oldu
Gündem
Ayşegül Biçer oğlu dağa kaçırılan annelerin sesi oldu
Çocuklarının dağa kaçırılan ve HDP İl Başkanlığı önünde oturma eylemi yapan Diyarbakır anneleri, konuya ilişkin basın açıklaması yapan HDP'li yöneticilere tepki gösterdi. Anne Ayşegül Biçer, kendilerinin yönlendirildiği iddialarına ilişkin, 'Sen gel içimdeki yangını gör. Bir candır canımı vermeye hazırım. Ben her gün ölüyorum. Bizim yüreklerimizi yakmak için parti kurmuşlar. Kayyum haklarıdır, kayyum getirilmiş. Yoksa daha çok anaların yüreği yanacak.' diye konuştu.
AA
Diriliş Osman dizisine transfer
Hayat
Diriliş Osman dizisine transfer
Merakla beklenen Diriliş Osman dizisi kadrosunda bir isim daha belli oldu. Diriliş Osman dizisinde Burak Özçivit'in canlandıracağı Osman Bey'in yengesi 'Zühre' rolünü Ayşegül Günay canlandıracak.
Yeni Şafak
Zulümlerin altını çiziyoruz
Hayat
Zulümlerin altını çiziyoruz

Bu yıl 2. kez düzenlenen Mavera Ödülleri, Aliya İzzetbegovic anısına Küresel Barış ve Adalet temasıyla düzenlendi. Yarışmada 2. olan Ayşegül Özdoğan, “Bosna, Suriye, Doğu Türkistan olaylarıyla büyüdük. Artık bilinçli birer Müslümanız. Küresel çaptaki zulümlerin altını çizmek istiyoruz” dedi.

Yeni Şafak
Zafer mi hareket mi?
Zafer mi hareket mi?

Türkiye her konuyu olumsuz örnekler üzerinden konuşmayı çok seviyor. Bu olumsuz örnekleri genellemeyi de seviyor. Mizacımız bu, ya da insan ruhunun karanlık tarafları deyip de geçebiliriz elbette. Ancak olayın bunun ötesine geçip Bolu Belediye başkanı örneğinde olduğu gibi aklı-ı selim sahibi olması gereken idarecilerin insafsızlığına dönüştüğünü görmek meseleye başka bir boyut katıyor. “Ne yapmak gerekir” sorusuyla karşılaşıyoruz. Gelinen noktada dünyada ağırlık kazanan eğilimi; Alev Alatlı’nın “ciddi insanlar yerlerini “seçmenlerin saklı tutkularını, güvensizliklerini, korkularını sezen ve istismar eden” popülist partilere bırakmış durumdalar” tespitini kabullenmek kolay iş değil.

Video: Zafer mi hareket mi?

Diğer taraftan Avrupa’da sağ partiler güçlense de bir belediye başkanından bu boyutta bir uygulama ya da sözün ortaya çıkması mümkün değil. Ne siyasi kültür ne de yasalar buna izin vermez. Hiçbir Avrupa ülkesinde bir belediye başkanı, oy aldım seçmenler istiyor diye böyle bir açıklama yapamaz! İnsani olmayan bir söylemin sahibi olamaz. Diğer taraftan orada tepkiler Müslüman düşmanlığı üzerinden yükseliyor. Hristiyanlık ortak değerlerinde buluştukları gibi , Müslüman nefreti üzerinden oy devşiriyorlar. Olay “ben anaokulunda çocuğumun domuz eti yemeyenleri görmesini istemem” gibi ifadelere kadar gelip dayanıyor. Bolu belediyesine seçilen CHP’li başkanı ise hangi kategoriye koyacağımızı bilemedim. Bu söylemle oy aldım derken merhametsizlere prim vermesi çok daha da vahim! Türkiye belli ki gerçek popülizm ile CHP’li başkanlar vasıtasıyla tanışacak!

….

Türkiye ve dünyadaki mültecilerle ilgili birçok konu eksik ya da yanlış biliniyor. İstanbul Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Dekanı Aysegül Komsuoğlu Çitipitioğlu ve aynı fakültede öğretim üyesi Prof. Dr. Yeşim Özer Yürür’ü bu hafta yükseköğretimde mülteciler başlığı altında dinleme imkanı buldum. Sahada da çalışmış bu iki değerli akademisyenin çok faydalı bulduğum konuşmalarından aldığım notlardan bir kaçı…

“Dünyada mültecilerin okula gitme oranları son üç yılı kapsayan çalışmalarda yüzde 1. Türkiye’de bu rakam yüzde 3.8. Türkiye’de üniversiteye giden 27 bin Suriyeli mülteci var. Sosyal medyada yansıtıldığı gibi hiçbir mülteci öğrenci ‘sınavsız’ girip kimsenin önüne geçemiyor… Üniversite eğitiminde kadın-erkek oranı başa baş geliyor. Türkiye içinde de Suriyeli öğrenci oranı en yüksek üniversite % 5 ile Karabük Üniversitesi… İstanbul Üniversitesi’nde öğrenciler Mühendislik ve tıp bölümlerini çok tercih ediyorlar. Edebiyat en çok tercih edilen bölümlerin başında geliyor..

Prof. Dr. Ayşegül Komsuoğlu sistemin güzel işleyen taraflarını görmekte fayda olduğu kanaatini taşıyor. Yükseköğretimdeki mülteci sayımızın dünya oranlarının üzerinde olmasının sadece ülkemize değil bölgemize katkı sağlayacağı kanaatini taşıyor. “Muhakkak ki soruları tespit edip çözüm odaklı düşüneceğiz ama olumlu yönleri sıklıkla dile getirmeliyiz.”

ZAFER Mİ, SEFER Mİ?

Başlığı İsmail Kara’nın aynı isimli kitabından ödünç aldım

“Doğu da batı da Allah’ındır ( Bakara 115). Yüzünüzü her nereye dönecek olursanız onu görürsünüz der. Bu ayet hayatımızın da coğrafyalarımızın da keskin sınırları olmadığını ne kadar iyi ortaya koyuyor. O keskin sınırların içinde o kadar çok kesişen küme vardır ki! İnsan bu hakikati ancak olgunlaşmayla zamanla birlikte kavrıyor. Ya da şuuruna varıyor diyelim. Kendimi, geçmişe bakıp eleştirdiğimde en çok keskinliklerime, kestirip atmalarıma kızarım. Bu bakışı koruduğumuz oranda hem hak hem de halk katında kıymetimizin güçleneceğine inanıyorum. Büyük hedeflerle, muhabbetle kurduğumuz, aklımızın bilgimizin yanı sıra halk ve hak sevgimizi içine katarak düğümlerini attığımız AK Parti böyle bir olgunluğa sahip olduğunu birçok çetin badirede gösterdi.. Seçmenle gönül bağını korumayı sloganı haline getirirken zaferi değil bu gönül bağını korumayı asıl gaye edindiğini ortaya koydu. Nureddin Topçu’nun isyan ahlakından ilhamla, “biz zafere değil harekete bakarız” sözü bu davaya inananlara hep yol gösterici olmuştur. Seçim sonuçlarının da bu ruhla değerlendirilmesi gerektiğine inanıyorum. Seçime yönelik yasal tartışmaların sonucunu bilemem. Zafer kavramını da ayrıca tartışabiliriz. Ancak bir yazar olarak yakın ve uzak çevremdeki ruh halinin tercümesinin bu olduğuna inanıyorum. Nureddin Topçu’nun felsefesini bugüne taşıyan önemli isimlerden birisi olan Prof. Dr. İsmail Kara’nın aynı ismi taşıyan kitabından bir alıntıyla bitirmek istiyorum. “Zafer değil sefer” yahut “muvaffakiyet değil hareket” ifadeleri sonuca ve hedefe ulaşıp ulaşmamaya bağlı kalmadan yola koyulmayı, harekete geçmeyi, her hâlükârda insanî sınırlar içinde yapılabilecekleri sonuna kadar yapmayı ifade ediyor. Seyr ü seferin, yolun ve hareketin bizzat kendisi sonucun, zaferin, muvaffakiyetin en azından bir parçası olmak itibariyle zaten baştan bir neticedir.”

Bedenini kadavra olarak bağışladı
Hayat
Bedenini kadavra olarak bağışladı
Bedeninin kadavra olarak Hacettepe Üniversitesine verilmesini vasiyet eden ve 29 Ekim 2018'de yaşamını yitiren Kader Mukadder Çimenbiçer'in naaşı, 6 aya yakın bir süre boyunca bilimsel çalışmalarda kullanıldı.
AA
Bunlarda her türlü melanet var…
Bunlarda her türlü melanet var…

Fetullahçı hainlerin “inkâr” taktiği malum: Belgeli darbe toplantısını reddeden cuntacısından; kamera kayıtlarındaki görüntüsünü dahi yok sayan Paralel albayına varıncaya kadar sayısız düzenbazlık örneği sıralanabilir.

Video: Bunlarda her türlü melanet var…


Bu minvalde, bakınız şimdi ne diyeceğim?

-Hani “Sonunda bu da oldu” derler ya; o türden bir inkâr da sahne aldı…

FETÖ’nün Yalan Dolan Kulvarı’ndaki son akla ziyan “inkâr”ın (4 Mart 2019 tarihli Akit’te çıkan) haberi şöyle:

“FETÖ’cü eski Albay eşini de inkâr etti!”

-FETÖ’nün 15 Temmuz darbe girişimine ilişkin İstanbul’daki darbe davasında 4 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan eski kurmay Albay Müslüm Kaya, mahkeme başkanının “Ayşegül Kaya’yı tanıyor musun?” sorusuna “Tanımıyorum” yanıtını vererek eşini bile inkar etti. (…)

Mahkeme Başkanı Karaca’nın “Eşiniz değil mi?” diye sorması üzerine ise sanık Kaya “Özür dilerim, o benim eşim” karşılığını verdi. Başkan Karaca da “Az daha ‘Eşimi de tanımıyorum’ diyeceksin!” dedi…

TEPEDEN TIRNAĞA

“İnkâr Taktiği”ne programlanmış FETÖ’cü Hainlerin mahkemedeki suallere nasıl “ezbere, kurgulanmış, fabrikasyon” karşılıklar verdiği, bu cevapla bir kere daha belgelenmiş oldu.

İnkâr, yalan dolan, sahtekarlık, düzenbazlık, iftira, üç kağıtçılık, ahlaksızlık, namertlik, alçaklık, kahpelik, hainlik vesaire; bunların hayat tarzıdır. “Pensilvanya’sından tırnağına kadar” bu böyledir!

*

Birkaç ay önce medyada yer alan bir haberi de bu vesileyle hatırlayalım:

“FETÖ’den yeni talimat: İtirafçı olun, iftira atın!”

-FETÖ’nün yeni taktiğinin itirafçılar üzerinden örgütün hedefindeki isimleri iftira atmak suretiyle itibarsızlaştırmak olduğu, istihbarat raporlarında yer aldı…

İstihbarat raporlarında; FETÖ’nün üyelerine, siyasi partilerin belediye başkan adayları listelerine sızarak, FETÖ’cü olmayan adayları örgüt üyesi gibi gösterme talimatı verdiği açıklandı.

FETÖ’nün, örgütle alakası olmayan kişilerin isimlerini vererek hedef şaşırtma yoluna gideceğinin belirtildiği raporda “Kripto olarak nitelendirilen ve halen daha açığa çıkmayan örgüt mensupları işte bu yöntemle gizlenmeye çalışılacak” denildi. (Türkgün, 25 Kasım 2018)

MELANIA’DAN AL HABERİ

“Beyaz Saray”da oturan “Sarı Şeytan” Donald Trump’ın eşi Melania Trump, Oklahoma’ya yaptığı ziyaret sırasında bir FETÖ okulunu ziyaret etti!

Melania’nın ziyaret ettiği bu okul mu; Anadolu Ajansı’nın 2016 yılındaki bir haberinde “FETÖ’ye ait sözleşmeli (charter) okullar listesinde” yer alıyor…

İçerideki “Trump İyi; Çevresi Kötü” lobisinin bir süre evvel “ABD Başkanı’nın Gülen’i Türkiye’ye iade edeceğini” biteviye iddia ettiğini hatırlıyorsunuzdur!

Bu türden iddialar; bir yandan İslam Düşmanı Trump’ı “sempatik” göstermeye yeltenirken…

Diğer bir taraftan da; ABD’nin, “Gizli Kardinal” Locaefendi’yi hangi derin seviyede kolladığı, himaye ettiği gerçeğini perdelemeye yarıyordu!

Terörist Başı Fetullah’ı Pensilvanya’daki çiftlikte “pamuklara sarmaya” devam eden Düzenbazın Önde Gideni Trump’ın “aslında ne yaptığını” anlayabilmek yahut görebilmek için eşi Melania’nin FETÖ okulunu ziyareti “sivrisinek saz” kabilinden bir örnektir!

KENDİLERİ KURDULAR

Trump, başkanlık seçimi kampanyası sırasında; “IŞİD’i, Obama ve Hilekâr Hillary birlikte kurdular” demişti. Başkanlıkta üçüncü yılına giren Sarı Şeytan tüm dünyaya “Şu Hilafet’i (IŞİD’i) bitirmek üzereyiz; çok az kaldı; nihayet bitirdik!” gibi malum “konforlu masalı” anlatmaya devam ediyor!

Yani, nedir? Bu kullanışlı bir kuyruklu yalandır!

-Haydut Devlet ABD, vaktiyle kurduğu IŞİD terör örgütü ile “mücadele etmiş de; şimdi bitiriyormuş!”

ALAYI SAHTEKÂR

Evet, Obama ve Hillary sahtekârdır: Eh, Trump da “en az onlar kadar” sahtekârdır…

19 Aralık 2018 tarihinden beri her bir vesile ile “Suriye’den çekiliyoruz” diyen “Sahtekâr’ın Beyaz Saray’da Oturanı” Trump’ın son beyanını okudunuz mu?

Aynen şöyle diyor: “ABD Kongresi’nden bir grup senatörün Suriye’de asker bırakılmasına ilişkin mektubuna yüzde 100 katılıyorum. Tümü yapılıyor!”

18 Şubat 2019’da “IŞİD’e karşı kazandığımız yüzde 100 zaferden sonra Suriye’den çekiliyoruz” diyen de işte bu Sahtekâr Trump’tı!

Bir yandan “Çekiliyoruz” deyip; diğer taraftan YPG-PKK terör örgütü için yığınak yapan da Haydut Devlet’ti! Sonrasında (23 Şubat 2019) “YPG için 200 asker bırakıyoruz” faslına geçtiler!

OYALANDIKÇA OYALANIYORUZ

Ta en başından beri, bu “Suriye’den Çekilme” işinin “sinsi bir numaradan, oyundan, hileden ibaret olduğunu” bu sütunda yazıyoruz…

-Bu düzenbazların hangi sözüne güvenebilirsiniz ki?!

“ABD’nin sözlerini yerine getirmesini” boşuna bekliyor, Ankara…

-Washington tarafından, sürekli oyalanıyor…

Türkiye, Fırat’ın doğusu artı Menbiç’e askeri harekâtta geciktikçe; ABD’nin düzenbazlıklarına maruz kalmaya devam edecektir!

Sahibi tarafından doğum günü sürprizi yapılan dana 'Ayşegül'
Gündem
Sahibi tarafından doğum günü sürprizi yapılan dana 'Ayşegül'
Trabzon Şalpazarı'nda, 1 yaşına giren 'Ayşegül' isimli danasına, üzerinde mum yanan yem ile sürpriz doğum günü yapan kadının görüntüsü, sosyal medyada büyük ilgi gördü.
DHA
İngiliz gayrimenkul ve finans sektörünü buluşturan davet
Ekonomi
İngiliz gayrimenkul ve finans sektörünü buluşturan davet
Bugüne kadar İngiltere ve Almanya’da geliştirdiği 15 farklı projeyle, Türk gayrimenkul sektörünün yurt dışındaki en önemli temsilcileri arasında bulunan Peker Holding, geleneksel hale gelen yıl sonu resepsiyonunu bu yıl İngiltere’nin başkenti Londra’da gerçekleştirdi. Organizasyona 100'ü aşkın davetli katıldı.
Yeni Şafak

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.