Ramazan özel sayfa
  • İFTARA KALAN SÜRE 00:00:00
Beylikdüzü’nde sokak ortasında eski eşini bıçakladı
Gündem
Beylikdüzü’nde sokak ortasında eski eşini bıçakladı
Beylikdüzü'nde sokak ortasında bir kadın, eski eşi olduğu iddia edilen adam tarafından darp edilip bıçaklandı. O sırada orada bulunan mahalledeki genç, araya girerek saldırının şiddetini önledi. Yaralı kadın hastaneye kaldırıldı.
IHA
Kadınların işlediği fındık, dünyaya ihraç ediliyor
Ekonomi
Kadınların işlediği fındık, dünyaya ihraç ediliyor

Dünyada 110'dan fazla ülkeye ihraç edilerek yıllık 2,5 milyar dolar gelir elde edilen fındıkta, yılda 450 bin ile 650 bin ton üretimi gerçekleştiriliyor. Üretilen fındık, Karadeniz'de fabrikalarda çalışan yaklaşık 25 bin dolayında kadın işçi tarafından işleniyor. Kadınlar, fındık seçerek hem para kazanıyor hem de fındığın ihracata hazır hale getirilmesine katkı sağlıyor.

DHA
Kadınlar sokak ortasında birbirine girdi
Gündem
Kadınlar sokak ortasında birbirine girdi
Gaziantep'te sokak ortasında bir grup kadın bilinmeyen bir nedenle birbirlerine girdi. Vatandaşların güçlükle kadınları ayırırken, o anlar kameralara yansıdı.
IHA
Müslüman feminist olabilir mi? Ya da feminizme giriş
Müslüman feminist olabilir mi? Ya da feminizme giriş

Semavi dinler insanlığın Hz. Âdem ve Havva ile başladığını söyler. Bunun aksini ispat etmek mümkün değil. Buna muhalif söylenen her şey ya farazi bir teoriden, ya da dinin asılsızlığına inandığı için bunu iknaa çalışan ideolojik saplantılardan ibarettir. Bunların hiç biri iddiadan öte geçmedi, geçemez.

Video: Müslüman feminist olabilir mi? Ya da feminizme giriş


Sadece bu düşüncelerin sahiplerini geçici tatmine yarayabilir, böyle olmak isteyenlere de hayali bir tutamak sunar. Allah’ın buyurduğu gibi: ‘Hak dua sadece O’na yapılandır. O’nun dışında dua edilenler, edenlere hiç bir fayda sağlamaz. Onlar sadece ağzına su gelmesi için iki elini suya doğru uzatan birisi gibidirler. Oysa bu yolla su ağızlarına ulaşamaz. Kâfirlerin duaları bile sapkınlıktan başka bir şey değildir’ (Ra’d 14).

Yani su, su demekle insanın ağzına su ulaşmayacağı gibi, Allah’tan başkasına yapılan dualar, O’nun söylediğine zıt iddialar da böyledir, insana fayda sağlamazlar.

Kısaca, insanlık bir erkek ve bir kadın ile ve bu ikisi arasındaki ilişkinin kontrolü ile başlamıştır, böylece de devam edecektir. Bütün mesele bu ilişkinin insan doğasına uygun ve taraflardan birine gadredilmeden yani, adalet ve hakkaniyetle sürdürülmesi meselesidir.

Bu durum başka gerçeklere de işaret eder: Demek ki, tek başına erkek ayakta kalamayacağı gibi, tek başına kadın da ayakta kalamaz. O halde ikisi de eksiktir ve varoluşları birbirine muhtaçtır. İkinci olarak kadın ve erkek birbiriyle çatışmak için değil, birbirlerini tamamlamak için yaratılmışlardır. Ayrıca varlıkta parçalanma, her şeyin diğerinden bağımsız ve bağlantısız varoluşu, kısaca kaos/rast gelelik, kargaşa değil birbirini tamamlama, birleşme yani kozmos/düzen ve varlığın bir bütün olma anlamında vahdeti esastır. Vahdet-i vücud ile -vücudu mahlûk/mevcud anlamında alarak- bu kast edilmiş olsaydı bu anlamlı olurdu. Yaratılanların birliği, yani hepsinin aynı tezgâhtan çıkmış, aynı hedefe doğru giden, birbirini bütünleyen, hepsi bir bütünün insicamlı parçaları olan, böylece de Bir’den gelip, Bir’i gösteren bir teklik/vahdet ve bu vahdetin işaret ettiği tevhid/var edenin, mabudun birliği, Bir bilinmesi.

Varlıkta/mevcudda görülen kaosun sebebi, kozmosun insan eliyle kısmen bozulmasıdır. Bu bozulma ilk önce Hz. Âdem ve Havva ile başladı. Sonra tövbe etmeleri ile yine onlar tarafından düzeltildi. Ardından bozma ve düzeltme eylemleri hep devam edegeldi, böylece de sürüp gidecektir. Salahın/düzelmenin, fesada/bozulmaya galip geldiği toplumlar iyi, İslamî ve insani toplumlardır. Aksi ise fesat ve şirk toplumlarıdır. İnsanın sebep olduğu fesat/kaos sadece onun iradeli fiillerinde değil, tabiatta bile görülmektedir. ‘İnsanın yapıp ettikleri sebebiyle karada ve denizde fesat görünür hale gelmektedir’.

İşte feminizm dedikleri şey kadınla erkeğin varlık bütününden kopmaları, parçalanmaları ve bu sebeple bir fesadın ortaya çıkması ile başladı. Bu kopma parçalanma ve fesat en dayanılmaz noktasına Batı’da ulaştığı için feminizm de tabii olarak ilkin orada ortaya çıktı. On sekizinci yüzyılın sonlarına doğru sanayileşmenin ihtiyaç duyurduğu iş gücü tam bir insan sayılmayan kadınla daha ucuz giderilmeye çalışılınca çok dramatik durumlar ortaya çıktı, günde on altı on yedi saat çalıştırılan kadınlar, üstelik bir de erkeklere göre çok az ücret alınca zulüm ve mağduriyet zirve yaptı. Bunun üzerine vicdan sahibi insanlar, belki biraz da onların yakınları olmalarının verdiği duygularla harekete geçtiler ve kadınların mağduriyetini giderme çağrılarında bulundular. Yani çarenin de problemin çıktığı noktada aranması doğaldı. Böylece feminizm masum ve insani bir hareket olarak başlamış oldu. Kısaca feminizm ilk çıktığında kadının mağduriyetini, zulmünü ve sömürülmesini gidermek, haklarını savunmak için doğdu. Hastalığa sebep olanlar onun çaresini de kendileri aramaya başladılar. Oysa bizim tarihimizde kadın insan mıdır değil midir tartışması hiç olmadı. Bu sebeple feminizmin Batı’da çıkmış olması normaldir. Ama buna karşılık kadının hukukuna tecavüz, şiddet, aşağılama, mağduriyetine sebep olma İslam toplumlarında da öyle ya da böyle hep var oldu. İhtiras, bencillik ve doyumsuzluk üzere yaratılan insanoğlunun bulunduğu her zaman ve mekânda haksızlıkların olması kaçınılmazdır. Önemli olan bunların kontrolünün ve en aza indirilmesinin sağlanmasıdır.

Diğer yönden, feminizmin ortaya çıkmasına sebep olanlar da, bu sebeplere bağlı olarak onu çıkaranlar da erkekler olduğu gibi, sonra onu sulandıranlar, kendi çıkarlarına alet edenler, yağlı bir ideoloji haline getirenler de yine erkekler oldu. Derken kullanılmak istenen amaca göre pek çok feminizm türleri ortaya çıktı.

Şimdi tekrar soralım, Müslüman feminist olabilir mi? Göreceğiz.

Acemi kadın sürücü kaldırımda oturan iki kadını ezerek öldürdü
Gündem
Acemi kadın sürücü kaldırımda oturan iki kadını ezerek öldürdü
Adana'da ehliyetsiz kadın sürücü fren yerine gaza basınca kaldırımda oturan iki yaşlı kadına çarparak feci şekilde ölmelerine neden oldu. Kaza anı güvenlik kamerası tarafından görüntülendi.
IHA
Bundan sonra kadın memurların etek boyu cetvelle mi ölçülecek?
Bundan sonra kadın memurların etek boyu cetvelle mi ölçülecek?

Bir hakimin avukatın etek boyuna müdahale etmesi başına bela oldu ve yeni bir tartışma başlattı. Hakimler ve Savcılar Kurulu ise derhal konuya müdahale etti ve hakimi görevden uzaklaştırarak kamuoyunu teskin etti.. Garip olan şu ki avukatın etek boyu tartışmasında mevzuat hiç tartışılmadı ve yapılan tartışma ise duygusallıktan öteye geçemedi. Halbuki bu vesile ile Türkiye Barolar Birliği’nce yürürlüğe konulan mevzuattaki kadınlara yönelik aşağılayıcı düzenlemelerin tartışılması gerekirdi ki maalesef kimse işin burasıyla ilgilenmedi.

Video: Bundan sonra kadın memurların etek boyu cetvelle mi ölçülecek?


Bu köşeyi takip edenler, personel konularını düzenleyen yönetmeliklerin birçoğunun 1980 ihtilalinden sonra yürürlüğe girdiğini ve ihtilal mantığını taşıdığını ifade ettiğimizi hatırlayacaklardır. İhtilalden bu kadar süre geçmesine ve ciddi demokratik adımlar atılmasına rağmen maalesef bu yönetmeliklerin hala bütün unsurlarıyla yürürlükte olduğunu görüyoruz. Maalesef benzer düzenlemeler avukatlar için de geçerlidir.

İşte bunlardan bir tanesi de personelin ense traşından etek boyuna kadar bazı düzenlemelerin yer aldığı Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Çalışan Personelin Kılık ve Kıyafetine Dair Yönetmelik’tir. Bu yönetmeliğin 5’inci maddesine baktığımızda son derece komik ve bir o kadar da memurlara nasıl bir biçim verilmeye çalışıldığını açıkça görüyoruz.

Yönetmeliğe göre kadın personelin giyim tarzı ve komedi

2013 yılında yapılan değişiklik sonrasında kadınlar kolsuz ve çok açık yakalı gömlek, bluz veya elbise ile strech, kot ve benzeri pantolonlar giyemez, etek boyu dizden yukarı ve yırtmaçlı olamaz, terlik tipi (sandalet) ayakkabı giyemezler. Yönetmelik gereği etek boyu kontrolünü kim ve hangi cesaretle yapacak? Bu kontrolü yapan amirin başına etek kontrolü yapan hakimin başına gelenler gelir mi gelmez mi?

Yönetmeliğe göre erkek personelin giyim tarzı ve başka bir komedi (bıyık şekli)

Elbiseler temiz, düzgün, ütülü ve sade; ayakkabılar kapalı, temiz ve boyalı giyilir. Sandalet veya atkılı ayakkabı giyilmez. Bina içinde ve görev mahallinde baş daima açık bulundurulur. Kulak ortasından aşağıda favori bırakılmaz. Saçlar, kulağı kapatmayacak biçimde ve normal duruşta enseden gömlek yakasını aşmayacak şekilde uzatılabilir, temiz bakımlı ve taranmış olur. Hergün sakal tıraşı olunur ve sakal bırakılmaz. Bıyık tabii olarak bırakılır, uzunluğu üst dudak boyunu geçemez. Üstten alınmaz, yanlar üst dudak hizasında olur, alt uçları dudak hizasından kesilir. Kravat takılır, kravatı örtecek şekilde balıkçı yaka veya benzeri süveterler giyilmez. Hizmet gereğine uygun olarak verilmişse tek tip elbise giyilir. Bina içinde gömleksiz, kravatsız ve çorapsız dolaşılmaz.

Ancak, Danıştay Onikinci Dairesinin 27/02/2018 tarihli ve Esas No:2017/1264 sayılı Kararı ile “Kulak ortasından aşağıda favori bırakılmaz…kulağı kapatmayacak biçimde ve normal duruşta enseden gömlek yakasını aşmayacak şekilde uzatılabilir” kısmının yürütülmesinin durdurulmasına karar verilmiştir.

Kılık kıyafet kuralına uymamanın cezası nedir?

657 sayılı Kanun’un 125’inci maddesine göre; belirlenen kılık ve kıyafet hükümlerine aykırı davranmak uyarma cezasını gerektirmektedir.

Avukatlar için de kılık kıyafet düzenlemesi var mıdır?

Türkiye Barolar Birliği’nin çıkarmış olduğu mevzuat incelendiğinde memurlar için düzenlenmiş olan kılık kıyafet düzenlemesine benzer düzenlemelerin avukatlar için de olduğu görülecektir.

Maalesef yıllardır başörtülü avukatlar için mahkemelerde yapılan aşağılık uygulamalar görmezden gelinirken ve bunların da kadın olduğu unutulurken bir hakimin kadın avukatın etek boyuna yaptığı müdahale bir anda ortalığı karıştırdı. İyi de başörtülü avukatlar mahkeme salonlarından çıkarılırken barolar neredeydi ya da niçin bu aşağılık uygulamaya alkış tutuyorlardı?

Hakimin etek boyu müdahalesi sonrasında, İstanbul Barosu internet sayfasında hakim hakkında zehir zemberek bir açıklama yaparak “Bu hakim cübbeli adam, en kısa sürede adliyeden uzaklaştırılmalıdır” ifadesini kullandı. Hakimler ve Savcılar Kurulu da derhal konuya müdahale edip hakim hakkında görevden uzaklaştırma tedbiri alarak adeta kamuoyunu teskin etti.

Ne gariptir ki mevzuatı en iyi bilmesi gerekenler arasında bulunan İstanbul Barosu, yaptığı açıklamada hakimin yaptığı uygulamanın hangi mevzuata aykırı olduğundan tek kelimeyle dahi bahsetmemiştir. İşi tamamen duygusal boyuta indirgeyerek ve adeta sağ kesimin kafasının içindeki kadın kavramını sorgulayarak işi şova dönüştürmüştür. Halbuki Baro, ilgili mevzuatı sıralayarak hakimin yaptığı uygulamanın bu mevzuata aykırı olduğunu izah etmeliydi. Baro mevzuata giremedi, çünkü, mevzuata girmesi halinde hastalıklı kafanın nerede ve kimde olduğu açıkça görülecekti. Ama kimse hastalığın kendinde olduğunu kabul etmiyor.

Ahlaki olan mevzuat yönünden tartışmaktır

Yukarıda kamu personelin uyması gereken kılık kıyafet kurallarını belirttik. Bir amir kalkıp da etek boyu dizden yukarı ve yırtmaçlı olan bir kadın memura disiplin cezası verdiğinde amir hastalıklı bir kafaya mı sahip diyeceğiz? Sendikaları eylem yapmaya mı çağıracağız? Ya da mevzuatın düzeltilmesi için mi uğraşacağız.

Aynı durum avukatlar için de geçerlidir. Niçin bir Allah’ın kulu çıkıp da ey Barolar Birliği şu hastalıklı mevzuatınızı düzeltin ve şu kadın avukatlara yaptığınız zulmü sonlandırın diyemiyor? Elbirliğiyle hakimi linç etmeye çalıştınız. Şükür ki hakim dini hassasiyetleri olan birisi değil de azgın solcular buradan dine saldıramadı. Eğer öyle olsaydı hakim tamamen imha edilirdi. Bundan sonra başörtüsü hariç hiçbir hakim, kadın avukatların kılık kıyafetine müdahale edemez. Hakimlerin kılık kıyafet kontrolü yapıp yapmaması ise asıl üzerinde durulması gereken konudur. Ama kimse bu alana girmek istemiyor. Ayrıca, baro başkanı dahil kürsüyü işgal eden avukatlar hakkında nasıl bir işlem yapılacağını da merak ediyoruz. Hukuku en fazla savunması gerekenlerin kürsü işgalini mazur mu göreceğiz ya da ihkak-ı hakkı mı savunacağız?

Hukuku savunması gereken herkesin olaylara tek penceren bakmaması gerekir. Mahkemelerdeki tepkinin dahi bir kuralı vardır. Bir baro başkanının tek bir mevzuat hükmü belirtmeden kürsü işgal ederek adeta şov yapmasını aferin iyi yaptın ve hakime haddini bildirdin diye alkışlayacak mıyız? Hakim nasıl soruşturmaya maruz kalmışsa aynı şekilde kürsüyü işgal edenler de soruşturmaya tabi olmalıdır. Eğer hukuk diyorsak buna herkesin razı olması gerekir. Aksi takdirde kürsü işgallerini meşrulaştırırız ve hakimler işlerini yapamaz hale gelirler.

Etek boyuna müdahale eden hakime HSK nasıl bir ceza verebilir?

2802 sayılı Kanun’un disiplin cezalarının yer aldığı 62 ve devamı maddelerine göre avukatın etek boyunu kontrol eden bu hakim hakkında hiçbir disiplin cezası verilemez. Çünkü, hakim mevcut mevzuatı uygulamıştır. İyi de o zaman, bu hakim ne diye görevden uzaklaştırıldı? Hakimlere gösterilen her tepki üzerine kamuoyunu hoşnut etmek için hakimler görevden uzaklaştırılırsa hakimler işlerini nasıl yapacaklar?

Kamuoyunu teskin etmek için hakimlere bu tür uygulamalar en fazla yargı kurumuna zarar verir. Bugün etek boyu, yarın başka bir şey olabilir. Hakimler açıkça mevzuata aykırı davranış sergilemediği müddetçe disiplin işlemine maruz kalmamalıdır. Yani hakimler, kim nasıl tepki verir diye düşünerek karar vermeye başlarsa ya da suç ve cezaların şiddeti kamuoyu tepkisine göre şekillenirse işte o zaman buyurun cenaze namazına demek zorunda kalırız.

Pide kuyruğunda bekleyen kadına silahlı saldırı kamerada
Gündem
Pide kuyruğunda bekleyen kadına silahlı saldırı kamerada
İstanbul Kartal'da fırından pide aldığı esnada bir kadın silahlı saldırıya uğradı. Yaralanan kadın hastaneye kaldırılarak tedavi altına alınırken, yaşanan o anlar güvenlik kamerasına saniye saniye yansıdı.
IHA
Polis alımında KPSS ve mezuniyet müjdesi
Ekonomi
Polis alımında KPSS ve mezuniyet müjdesi

Yeni Şafak sosyal medya canlı yayınında Ersin Çelik'in sorularını yanıtlayan İçişleri Bakanı Soylu, polis alımındaki KPSS ve mezuniyet şartına ilişkin müjde verirken, 25. dönem polis alımına ilişkin ise tarih paylaştı. Polislik mesleğine olan ilgiye de dikkat çeken Bakan Soylu, 18 bin alım için 580 bin kişinin başvuruda bulunduğunu belirtti.

Yeni Şafak

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.