15 Temmuz FETÖ darbe girişimi, Türkiye için bir milat oldu.
Ekonomiden siyasete, uluslararası ilişkilerden yeni ekonomik entegrasyonlara kadar, Türkiye'de yeni bir dönemin başlangıcı
olabilecek değişikliklerin yaşanabileceği bir süreç başlıyor.Dün Yenikapı'da gerçekleşen
ve ortaya çıkan birlik beraberlik ruhu da, bu sürecin resmini verdi. Hep birlikte yeni dönemi inşa edeceğiz.
Bu yeni dönem, FETÖ'nün tüm izleriyle silineceği bir dönem. Aynı zamanda da, FETÖ'ye destek veren, darbe girişimi karşısında sessiz
kalan ülke ve kurumlarla ilişkilerin gözden geçirileceği bir dönem.
Dost ve müttefik ülke olarak bildiğimiz ABD ve ticaretimizin yarısının gerçekleştiği AB ülkelerinin 15 Temmuz darbe girişiminde Türkiye'yi yalnız bırakmaları, hatta darbe girişiminin başarısızlığı sonrasında adeta
şaşkınlık yaşamaları ve uzun süre darbe girişimine sessiz kalmaları bu ülkelerle ilişkilerin tamiri zor bir sürece girdiğimizin de bir işareti.
Darbe girişimi karşısında üç maymun oynanırken, AB ülkeleri Türkiye hakkında olumsuz açıklamalar yapmaktan da çekinmiyorlar. Bazı liderler ise,
Türkiye'nin adaylık statüsünün durdurulması gibi ifadeler kullanmaktan kendilerini alamıyorlar.
AB ülkeleri ve ABD ile bunlar yaşanırken,
Rusya ile yeni bir sayfa açılıyor. Rus savaş uçağının düşürülmesiyle duraklamaya giren siyasi ilişkiler, 15 Temmuz öncesinde düzelme sinyali veriyordu. Darbe girişimi sonrasında, AB ve ABD'nin olumsuz tavrına karşılık, Rusya Türkiye'ye destek verdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın yarın gerçekleşecek
, bu desteğin fazlasıyla karşılık bulduğunu ortaya koyuyor.
Dolayısıyla, Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın ziyareti hem Rusya ile ikili ilişkiler için hem de Türkiye'nin AB ve ABD ilişkilerinin geleceği açısından çok önemli.
PEKİ, CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN'IN RUSYA ZİYARETİ NEDEN ÇOK ÖNEMLİ?
Türkiye, batılı dostlarının darbe girişimi sonrasında takındıkları ikiyüzlü tavırları nedeniyle, batılı dostlarına
bu coğrafyada yalnız olmadığını, yeni alternatifler
geliştirebileceğini göstermesi açısından önemli.
Darbe girişimi sonrasında
Türkiye'yi adeta boğmak, içine kapatmak ve krize sürüklemek isteyenlere inat,
Türkiye'nin dışarıya açılması ve tüm gücüyle dünyaya mesaj vermesi açısından önemli. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Rusya ziyaretiyle bunu bizzat gerçekleştirmesi daha da önemli.
Rusya sahip olduğu enerji kaynaklarını,
Türkiye ise sahip olduğu coğrafi konumunu birleştirerek enerjide stratejik özelliklerini
kullanmaları konusundaki işbirliğini yeniden tesis edecekleri için önemli.
Türkiye'nin son yıllarda sıklıkla dile getirdiği
enerji merkezi olma arayışının
tekrar hızlanması, diğer enerji kaynağı ülkeler ile işbirliğine ivme kazandırması açısından önemli.
Avrupa'nın enerji arz güvenliğinde kilit olan Rus gazının Türkiye üzerinden
Türk Akımı projesiyle sağlanacak olmasını tekrar gündeme getireceği için önemli. Ayrıca, AB'ye enerji arz güvenliği konusunda Rusya ve Türkiye'nin rolünün hatırlatması açısından önemli.
Tabii bu durumda, yani Türk Akımı'nın yeniden gündeme gelmesiyle, AB'de bazı ülkelerin rahatsız olmaları daha önemli…
Türkiye'nin enerjide dışarıya bağımlılığının azaltacak nükleer santrallerin başta da Akkuyu Nükleer Santrali'nin
yapımının devam edeceğini göstermesi açısından önemli.
Türkiye'nin yeni ekonomi hikâyesini AB ve ABD ile değil, bölgede
kendi coğrafi konumuyla, işbirlikleriyle ve kendi imkânlarıyla
yazabileceğini göstermesi açısından önemli.
Bu bölgede yükselen ekonomilerin (Çin, Hindistan, Rusya) yeni
dünya ekonomik düzeninde alternatifler geliştirme, ticareti bu bölgeye taşıma ve ülkelerin yeni ekonomi hikâyeleri
yazmaları
için kendi ülke paralarıyla ticaret yapma
, işbirlikleri ve
entegrasyonlar
geliştireceklerini göstermeleri açısından önemli.
Son olarak
Türkiye, kendisi üzerinde oynanan oyunları bozabiliyor.
Dolayısıyla, son yıllarda sahip olduğu özgüveni, milletten aldığı desteği ve alternatif ticari ortaklıklar oluşturma kapasitesi ile
hem oyun kurma hem de kendi siyasi ve ekonomik hikâyesini yazmaya muktedirdir artık
.
İşte bu mesaj, tüm dünyaya Rusya ziyaretiyle çok güçlü bir şekilde verilecektir.

