Yeşil itibar

Dünya başka bir yere evrilirken, bir çok değişimi de beraberinde getirdi. Üretim, pazarlama ve tüketim davranışları bu değişimin başında geliyor. Bütün bunların yanında, dünyanın bugün ve gelecekte de yaşanabilir bir yer olabilmesi için yine dünyamızı bu hale getiren insanoğlunun yoğun bir çabası ile karşı karşıyayız.

Haber Merkezi Yeni Şafak
Arşiv

Sevda Güner Kaya

AYS PR ve İletişim Ajans Başkanı

Dünya başka bir yere evrilirken, bir çok değişimi de beraberinde getirdi. Üretim, pazarlama ve tüketim davranışları bu değişimin başında geliyor. Bütün bunların yanında, dünyanın bugün ve gelecekte de yaşanabilir bir yer olabilmesi için yine dünyamızı bu hale getiren insanoğlunun yoğun bir çabası ile karşı karşıyayız.

Bir taraftan hayatın idamesi adına temel ihtiyaçların karşılanması için kaynakların işlenmesi ve kullanımı ile ilgili süreçler devam ederken, diğer yandan da bu kaynakların; çevreye, doğaya ve doğal yaşama etkilerini en aza indirerek kullanıma sunulması için, her geçen gün yeni politikalar ve yeni yeni kararlar alınmakta.

Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD), Avrupa Komisyonu’nun kıtaya ithal edilen ürünlerin karbon ayak izini izlemek amacıyla bu yılın ortalarında yürürlüğe koymayı planladığı karbon vergisi uygulamasının Türkiye’yi de etkileyebileceğini duyurdu.

OYUN DIŞI KALMAK İSTEMEYEN DÖNÜŞMELİ

EBRD’den yapılan açıklamaya göre AB, “Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması” ile karbon fiyatlandırma sistemine sahip olmayan ülkelerden, gerçekleştirilen yüksek karbon ayak izine sahip malların ithalatını izlemeyi ve azaltmayı amaçlıyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Bakanlığı’nın da bu geçiş dönemi ile ilgili hazırlıkları devam ediyor.

Uluslararası düzeyde alınan bu kararlar, özellikle Avrupa ve ABD ile yolları kesişen her ülkeyi zorlayıcı kararlar almaya itiyor, yeni üretim davranışları ile uluslararası kararlara uygun politikalar geliştirmek durumunda bırakıyor .

Dolayısıyla oyun dışı kalmak, uluslararası imajını zedelemek ve küresel ekonomide kayıp yaşamak istemeyen herkes bir şekilde bu sürecin içinde yer alıyor.

Dünya şu anda başta pandemi ve onun etkileri ile mücadele ederken, her geçen gün uğraşması gereken yeni sorunlar ortaya çıkıyor. Bunların başında ise iki önemli sorun var: Enerji güvenliği ve İklim değişikliği. Çözümleri bakımından birbirine zıt sorunlar gibi görünse de, aslında o kadar karşıt da olmayabilir. Ortak geleceğe yürürken ortak dil ve ortak iletişim son derece kritik bir öneme sahip.

Bu süreç, üretimde teknolojinin ne kadar çevreci olduğu ve işleri yapan insanoğlunun bu sistemleri ne kadar doğru kullandığı ile yakından ilgilidir. Bu konuda davranışlarını bir türlü değiştirmek istemeyen, belki de yeterince önem vermeyen veya çevreci-teknolojik yatırımları gereksiz harcamalar olarak görenlerin neden olduğu sonuçlarını bugün hep birlikte yaşıyoruz.

ULUSAL VE KÜRESEL İMAJ İNŞASI

Aynı zamanda işi doğru yapmayan kurum ve işletmelerin oluşturduğu kamuoyu algısı da bazı sektörlere olan karşıtlığı artırmış durumda. Bu sektörlerin başında da enerji üretim tesisleri geliyor. Enerji üretim tesislerinden olan kömürlü termik santraller, Paris İklim Anlaşması’nın tam göbeğinde olan tesislerdir. Avrupa’nın bu konudaki samimiyetini de ayrıca sorgulamak gerekir.

Meselenin devamında bütün bunların getirdiği yeni kurallarla beraber bir uyum süreci de yaşanacaktır. Bütün bu yenilikler; kurum ve kuruluşların yeni bir ruh, yeni bir dil oluşturmasını, var olmak ve itibarlı olmak adına zorunlu kıldı .

Özellikle enerji, maden, inşaat, çimento, cam ve demir çelik sanayiini yakından etkileyen bu süreçler, bu alanda çalışan şirketlerin yeni itibar yönetim alanı olarak karşımıza çıkıyor . Ulusal ve küresel itibarın yeni adını bizler ajans olarak “yeşil itibar” olarak adlandırıyoruz.

Kuruluşların; ürettikleri ürünlerin rağbet görmesi, ihracatta da iç pazarda da marka ve kurumsal değerlerini artırabilmeleri için hem uygulamada hem de iletişim yönetiminde bu anlayışı ve davranışı benimseme zorunluluğu aşikardır.

Bugün enerji firmalarının, karbon ayak izi ödüllerine sahip olmak için etkili uygulamalar ortaya koyma çabaları ve bu ödülleri bir itibar yönetimi olarak her mecrada duyurma çabası, diğer yanda Birleşmiş Milletlerin “Küresel İlkeler Sözleşmesi”ne attıkları imzayı yine itibar yönetimi ve marka-imaj inşası olarak gündeme taşımaları ve gerek geleneksel medya gerek sosyal medyada gündemde tutmaya çalışmaları da yine “Yeşil İtibar” yönetimine birer örnektir.

Yine, bu konuda bir vizyon oluşturmuş şirketler; iklim değişikliği, çevresel sorumluluk, farkındalık ve sosyal sorumluluk projeleri ile de iletişim yönetimi yürütmekteler .

Bütün bu yeşil yol trendinin daha çok su götüreceğini ve özellikle bundan etkilenecek sektörlerin dinamik kararlarla bu geçiş dönemini doğru yönetmeleri gerekliliğini bir kez daha vurgulamak isterim.

EKONOMİ
İklimde yeni dönem

EKONOMİ
Paris Anlaşması'nı onaylayan Türkiye için iklim politikasında yeni dönem