Batı anlaşmadan değil güçten anlar: Türkiye 'akil güç' olarak sahada

Yeni Şafak İnternet Yayın Yönetmeni Ersin Çelik ve Stratejist İbrahim Ufuk Kaynak, ABD-İsrail-İran hattındaki güç savaşını ve Batı medeniyetinin güvenilmez karakterini Hafıza: Büyük Resim’in 123. bölümünde masaya yatırdı. Batılı güçlerin anlaşma zihniyetine dikkat çeken İbrahim Ufuk Kaynak, "Bunlar kendisini Roma’nın devamı gören ABD, Rusya; bunlar anlaşmaya uymazlar çünkü fayda üzerine kuruludurlar. O andaki çıkarı neyse onun tarafındadırlar." ifadelerini kullandı.

Ersin Çelik - İbrahim Ufuk Kaynak

Ersin Çelik ve İbrahim Ufuk Kaynak, bölgedeki çatışma bataklığını ve Türkiye’nin küresel hamlelerini değerlendirdi. Ersin Çelik, Türkiye’nin üstlendiği merkezi rolü ve MİT Başkanı İbrahim Kalın'ın TGSP forumunda dikkat çektiği "akil güç" kavramını açıkladı. İbrahim Ufuk Kaynak ise bu gücü şu sözlerle özetledi: "Savaş harici konuşan tek ülke Türkiye. Allah razı olsun Reis'ten, Türkiye'yi enerjisini dışarıda harcamaya yöneltti ve biz bir anda Karabağ'da, Libya'da, Somali'de kendimizi bulduk."

Çelik ve Kaynak, son bölümde şu başlıklara değindiler:

Ersin Çelik: Düne kadar bir ateşkes konuşuluyordu. İran masayı gittikçe domine etmeye başlamıştı fakat şartları vardı. Şimdi tersi olmaya başladı; İsrail İran'ı vuruyordu, şimdi İran İsrail'i vurmaya başladı. Çünkü sözünde durmayan, hiçbir anlaşmanın şartlarını uygulamayan, hiçbir taahhüdü yerine getirmeyen ve bir taraftan da soykırıma, katliamlara, Lübnan'ı işgale devam eden siyonist İsrail, yine hem Amerika'yı yanılttığı gibi hem de İran'la ilgili savaşı saçma sapan manevralarla başka bir seviyeye götürmeye çalışıyor. Ve aslında Amerika'yı da bir bataklığa sürüklüyor, başlığımız da buydu. Amerika nasıl bir bataklığa sürükleniyor? Şimdi bizim o bataklığı konuşmamız gerekiyor. Ne oluyor ne bitiyor? Anladığımız kadarıyla İsrail bu savaşın sona ermesini hiçbir şekilde istemiyor ve İran'ın hassasiyetle üzerinde durduğu meseleleri de kaşımaya devam ediyor: Lübnan ve Hizbullah meselesi.

ABD-İSRAİL VE İRAN SAVAŞINDA DENGELER DEĞİŞİYOR

İbrahim Ufuk Kaynak: Büyük güçler daima böyle paravan örgütler kullanırdı ama bu sefer devletler de kullanıyor. Fakat bu sefer öyle ilginç bir durum oluştu ki acaba Amerika Birleşik Devletleri mi İsrail'i... Hani Trump ısrarla söylüyor ya, "Ben ne dersem o olur" diyor, "Ben söylüyorum, o benim dediğimi yapıyor" diye. Aslında en ufak bir alakası yok, uzaktan yakından. Netanyahu kendi başına, hiçbir şey dinlemeden her şeyi yapıyor; ta ki bir duvara toslayana kadar. Buna devam edecek, bu belli. Muhakkak en sonunda bir yere de toslayacaktır çünkü bu gidişat gidişat değil. Biz hep dedik ki Yahudilerin ilginç bir özelliği var: Bunlar imparatorlukların içerisine girerler, büyük devletlerin. Bir müddet sonra iç kurdudur bu, bağırsak kurdudur; bütün bünyeyi yer, bitirir.

Ersin Çelik: Evet.

İbrahim Ufuk Kaynak: Ve çökertir. Amerika Birleşik Devletleri bunun ne kadar farkında veya değil; farkında olsa da yapabileceği ne olayı var. Çünkü dediğim gibi, içeride Katolik unsurları bayağı sindirdiler tekrar şu anda. Evanjelizm ve siyonizm resmen bir bayrak yaptı gidiyor gibi. Ama diğer yandan Amerikan halkının yüzde 60'ına ulaştı İsrail karşıtlığı.

Ersin Çelik: Yıllardır böyle milim milim, ilmek ilmek dokudukları o iletişim stratejileriyle oluşturdukları imaj, itibar, o ajitasyon, trajedi, her gördüğün Yahudi için gözyaşı dökme şeyi yıkıldı. Ama buna rağmen devam ediyorlar.

İbrahim Ufuk Kaynak: İnanın, 1983'te ilk İngiltere'ye gittiğimde, o zaman üniversite ikinci sınıftan üçüncü sınıfa geçtiğim yılda, İngiliz televizyonlarında hemen her gün programların çok büyük bir bölümünde II. Dünya Harbi ve Hitler görüntüleriyle hep Yahudilerin böyle mazlum oldukları anlatıldı durdu. Bütün hikaye bu son 4-5 yıl içerisinde çöktü.

Ersin Çelik: 7 Ekim'den sonra...

İbrahim Ufuk Kaynak: Hepsi çöktü.

Ersin Çelik: Hikaye değişti.

İbrahim Ufuk Kaynak: Şimdi Roma İmparatorluğu'nun niye Yahudi katliamı yaptığı, Rusların niye Yahudi katliamı yaptığı, Almanların niye Yahudi katliamı yaptığı, hepsinin aslında veya İspanyolların niye Yahudi katliamı yaptığı her şey çok açık netleşmeye başladı. Ve aynı ülkelerin insanları, aynı şekilde yine karşı çıkmaya başladılar. Baştan İran'ı şöyle bir hedefe koymuşlardı: Çok kolay bir şekilde yıkacaklar, darmadağın edecekler, zaten herkes nefret ediyor sistemden; öyle düşünüyorlardı. Tam tersi oldu; İran muhteşem bir şekilde kendi içerisinde kilitlendi, baktı ki dışarıdan saldırı var. Tahmin ediyorlardı ki İran halkı çoğunluğu, Suriye'deki veya Irak'taki gibi göçmen olacak; hiç olmadı.

Ersin Çelik: Evet, göç de olmadı. Hatta dışarıdan İran'a geri dönenler oldu.

İbrahim Ufuk Kaynak: Hakikaten tebrik edilesi bir anlayış gösterdiler Yahudi katliamına karşı. Netanyahu'nun bu üçüncü başbakanlık dönemi. İsrail'de en uzun başbakanlık yapmış adam. Yani üç ayrı bölümde olmak üzere en uzun başbakanlık yapan adam ve her seferinde de aslında hep savaşla gitti. Amerika Birleşik Devletleri'ni nasıl kendilerine bağladılarsa, bu hep parayla ve şantajla oldu. Sizi Allah inandırsın, hep böyle konuşuyoruz ya hani bazen değişik ülkelerden hatta kendi ülkemizden de bahsettiğimizde; bir olayın içerisinde çok fazla para, aşk ilişkisi varsa ama hepsi siyasiler üzerineyse o zaman şunu düşünmek lazım, dedik ki: Bu işin içerisinde kesinlikle Mossad ayağı vardır ya da bir istihbarat ayağı vardır. Kesinlikle bir istihbarat ayağı vardır.

Ersin Çelik: Bu Türkiye için de geçerli mi?

İbrahim Ufuk Kaynak: Bu her yerde, dünyanın her yeri için geçerli çünkü belirli standartlar üzerine çalışıyorlar. Hani hep söyledim ya; bu adamlar kendilerini tilki, dünyayı tavuk kümesi olarak görüyor. Bu, İngiliz'in, Anglosakson'un aklı. Ama Yahudi bu anlayışın içerisine girdi ve bütün devletlerin silahlı kuvvetlerini kendi amaçları için kullanıyor. Yani ölen her Amerikan askeri aslında İsrail için ölüyor.

Ersin Çelik: Evet.

İbrahim Ufuk Kaynak: Bundan önce ölen her Alman veya Rus askeri de İsrail için öldü. Bunun farkına varanlar vardı, varmayanlar vardı ama çoğunlukla bu böyleydi.

Ersin Çelik: Şu anda Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşta da ölen her iki ülkenin askerleri de İsrail'in çıkarları için ölüyor.

“TEHDİT ETMEDEN TEHDİTLERE KARŞI DURUYORUZ”

İbrahim Ufuk Kaynak: Aynen öyle, ne yazık ki öyle. Çünkü Zelenski'nin kendisi de öyle. Yani dedim ya, hep söyleriz hani; bir hata yapar lider, bir ülkesini mahveder. Civarımızdaki bütün ülkeler olayın şöyle veya böyle içerisine girdi. Biz aradayız, biz gerideyiz. Biz güvenliği önceliğe alarak, tehdit etmeden tehditlere karşı duruyoruz. Soft power da bizimki; istediği an sert, hard power da gösteriyor. Sert gücün örneğin Libya'da, örneğin Somali'de gerektiğinde sert gücü de gösteriyoruz. Ama yumuşak gücümüz zaten, dedim ya, o devam ediyor ister istemez.

Bu arada enerji ve maden kaynaklarının üzerinde inanılmaz bir savaş var. İsrail'in bütün bölgeyi kendi istekleri doğrultusunda ve Amerika'nın desteğiyle İbrahim Anlaşmaları'na zorlaması var. Türkiye'nin böyle bir şeye karşılık başka adımlar atarak o Basra Körfezi'nden başlayıp Türkiye'ye kadar gelen yeni bir hattı, demiryolu hattı. Hatta şimdi Suudi Arabistan'a uzanacak. Yani Sultan Abdülhamit Han döneminden kalan o ünlü demiryolu hattı aslında yeniden canlanacak. Bunların hepsinde kritik önemdeki ülke de Suriye.

Ersin Çelik: Geçiş noktası.

İbrahim Ufuk Kaynak: Çünkü Suudi Arabistan'an doğrudan Suriye'ye geçebiliyor, oradan devam edebilir. Ondan sonra diğer ülkelerin hepsi aslında sinmiş ve korkmuş vaziyette çünkü iç yapılarını Amerika kendilerinden iyi biliyor bu ülkelerin. O yüzden de her an başka bir şey çıkabilir. Ama tekrar İran'a dönelim: İran bunlardan ne istedi? Dedi ki: "Lübnan'a dokunma." Sürekli olarak aynı şeyi söyledi: "Lübnan'a dokunma." Niye? Orada Hizbullah var; kendi yetiştirmiş olduğu, kendi varlığı.

Ersin Çelik: Orası İran'ın tampon bölgesi.

“İSRAİL HUZURSUZLUK KAYNAĞI”

İbrahim Ufuk Kaynak: Bunu kaybetmek istemiyor. Biz normal bir tahlil yapıyoruz, onun bunun tarafında olmayarak bir tahlil yapıyoruz. Şimdi ben Hizbullah'ın orada olmasını, Lübnan'a yön vermesini istemem ama İsrail'in bölgeyi kontrol etmesini hiç istemem.

Bu işin içerisindeki esas olay İsrail; İsrail bir huzursuzluk kaynağı. Şu anda İsrail, Lübnan'ın hemen hemen her tarafını bombalıyor; kuzeyi, güneyi kalmadı. En sonunda İran da zaten dedi ki: "Bu barış görüşmesi..." Trump her gün söylüyor ki: "Son aşamaya geldik, yarın öbür gün imzalayacağız." İran'ın öyle bir şeyden haberi yok. Çok ilginç şeyler dönüyor. Biraz önce dediniz ya hani bunların sözlerine ne kadar güvenilir; İsrail söz veriyor, yapmıyor. Genel tavır budur. Bak, bu bütün Batı'nın genel tavrıdır, yalnız İsrail'in değil; Amerika da böyledir, bir söylediği bir günü diğerine uymaz.

Ersin Çelik: Yani İslam tarihine baktığımızda da sözlerinde durmayan kavim olarak zaten biliyoruz.

İbrahim Ufuk Kaynak: Hep öyle, işte mesela Bizans'a da öyle deriz ya, "Bizans entrikaları" falan. Biz karşılaştığımız kavimlerde, yaptığın anlaşmaya uymadıklarını o anda görüyorsun. Hemen niye? Azıcık bir tıkandığı anda yaptığı anlaşmayı bozuyor ve bu o kadar yaygın ki genel tavır halini almış. O yüzden İran'ın sanki ilk defa karşılaşıyormuş gibi "Aa, bak yine uymadınız" demesi garip kaçıyor. Niye? Zaten uymayacak, bunu biliyorsunuz baştan. Yani bu Batılı, Avrupalı hemen hemen bütün imparatorluk varisleri... Bunlar kendisini Roma İmparatorluğu'nun devamı gören Amerika Birleşik Devletleri, Rusya. Bunlar anlaşmaya uymazlar, öyle bir şey yoktur; Çin de öyledir çünkü bunlar fayda üzerine kuruludur. Yani o andaki çıkarı neyse onun tarafındadır.

Ersin Çelik: Yani bunlarla anlaşacaksan güçle önce ikna edeceksin, oturtacaksın, "İmzala" diyeceksin. Bu kadar. Mecbur kalacaklar.

İbrahim Ufuk Kaynak: Mecbur kalacaklar. Benim anladığım kadarıyla da İran diyor ki şimdi: "Sen Lübnan'ı bombaladığında ben de sana iki tane füze atacağım, bakalım bu nereye kadar devam edecek." İyi bir metot mu? Bana göre iyi bir metot düşünülürse. Yoksa zaten gün boyu haber geliyor; "İran'ın herhangi bir tarafından bir iki tane gemisini vurdum, şurada bilmem neyi vurdum" ama barış görüşmeleri devam ediyor. Umarım cevap vermez, verecek.

TRUMP SEÇİMLERİ ÖNEMSEMİYOR MU?

Ersin Çelik: Bir taraftan da Amerikan seçimleri, ara seçimler yaklaşıyor vesaire. Trump'ın hiç umurunda değilmiş gibi.

İbrahim Ufuk Kaynak: Umurunda da çıkamıyor. Öyle bir battı ki kendisini geri çekemiyor. Yahudi bütün parayla birlikte satın almış seçimleri, seçim elemanlarını, bütün sistemi.

Ersin Çelik: Canından korkuyor olabilir mi? Çünkü hani şöyle açacağım; ne zaman böyle kalıcı bir barış, ateşkes üzerine bir söylem geliştirse bir suikast iddiası, girişimi, Beyaz Saray önünde bir şeyler oluyor.

İbrahim Ufuk Kaynak: Kesinlikle. Bak, benim aklıma ne geldi; mesela Trump bu son günlerde sürekli olarak şunu söylüyor, hatta basına yansıdı: Netanyahu'ya çok ağır hakaretlerde bulunarak kendisinin dediğini niye dinlemediğini, halbuki kendisini onun kurtardığını çok ağır kelimelerle ifade ediyor bunları. Benim aklıma hemen Clinton geldi. Aynısını Clinton yaptı; bir toplantı içerisine giriyorlar, her milletten adam var, Clinton orada. Netanyahu bir konuşmaya başlıyor, Clinton ağzı açık bekliyor "Ne diyor bu adam?" diye. Bitirdikten sonra çok sinirli bir şekilde kendisi içeriye gidiyor, diyor ki: "Ya, dünyanın süper gücü ben miyim, bu mu? Bu nasıl bir konuşmaydı?" diyor. Ama yine bir şey yapamıyor, Trump da aynı durumda.

Ersin Çelik: Ama bu vitrine oynamak, kameralara oynamak, kamuoyu oluşturmaya çalışmak belki bundan 20 yıl önce olabilirdi ama şimdi çok da mümkün değil gibi.

İRAN SAVAŞINDA ABD VE İSRAİL YENİLİYOR MU?

İbrahim Ufuk Kaynak: İsrail kameraya falan oynamıyor ki, İsrail öldürüyor. Trump aslında şöyle istiyor: Bir ara verse de ben bir barış hamlesi yapar gibi görünsem de şu seçimleri, ara seçimleri kaybetmesem; Senatoda veya işte Temsilciler Meclisi’nde gücüm azalmasa, bu onun peşinde. Şu andan sonra pek imkansız çünkü ilk başta şöyle düşündüler: "İran'da hiç kimse memnun değil, biz bir tane vurduğumuzda, 'Hadi' dediğimizde, biz de destek verdiğimizde bu iş kolayca bitecek." Hemen bitmeyince araya PKK'yı sokmaya çalıştılar, o da Türkiye girdi devreye; dedi: "Böyle böyle bir olay olursa bu sefer biz de varız." Bir anda olay başlamadan bitti. Biliyorsunuz, onunla ilgili de bayağı bayağı İsrail'de açıklamalar çıktı bu arada; hem basında hem eski başbakanlardan konuşanlar oldu. Dedi ki: "Bu işi bütünüyle Türkiye engelledi, aslında Türkiye'nin Cumhurbaşkanı engelledi" dedi. Şimdi Kürtleri ayaklandırmayı başaramadı, PKK'yı olayın içerisine çekmeyi başaramadı; yoksa onları kırdıracaktı İran'a, bütün amacı bu.

Ersin Çelik: Bu arada Irak ve Suriye'de de karışıklık oluşturacaktı.

NATO TOPLANTISININ TÜRKİYE’DE OLMASI NE İFADE EDİYOR?

İbrahim Ufuk Kaynak: Ve bunların hepsi dikkat edersen temmuz ayına, NATO toplantısına doğru geliyor. Son derece kritik bir dönem. Yani NATO toplantılarının Türkiye'de olacak olması, ondan sonra çok ilginç şeylere gebe. Açıklamaları, özellikle burayı takip edeceğiz ve onunla ilgili yorumları yapacağız. Temmuz ayı çok ilginç olaylara gebe bu NATO toplantısı; Avrupa Birliği'nin neler söyleyeceği, Amerika Birleşik Devletleri'nin neler söyleyeceği, Türkiye'nin her zamanki gibi itidalli bir tavırla.

Ersin Çelik: Rusya'nın tavrı ne olacak?

İbrahim Ufuk Kaynak: Evet, şimdi Rusya olayın kenarında bekliyor, Çin olayın kenarında bekliyor. Onlar da heyecanla bekliyorlar, "Bunlar kendi aralarında ne olacak?" diye. Ama şu bir kesin; Avrupa çok büyük sıkıntıda. Avrupa toplantıya gelip hazırlık yapacak şimdi, hiçbirisi birbiriyle anlaşabilir durumda değil. Çünkü Almanya hızlı silahlanıyor, Fransa muhteşem bir heyecana kapıldı, korktu, "Eyvah!" dedi. Bundan evvel Almanya'ya sınırlama vardı, Amerika sınırlamayı kaldırdı. Amerika sınırlamayı kaldırınca Almanya, sosyal güvenceye ayırdığı bütçeyi bile silaha ayırmaya başladı.

Ersin Çelik: Askeri nereden bulacak? İşte en büyük sıkıntı o zaten.

İbrahim Ufuk Kaynak: En büyük sıkıntı o. Şu anda o 80 bini 300 bine çıkartmak istiyor fakat hani başvuru yapıyor, 2-3 bin kişi başvuruyor. Çok ilginç. Bu arada nüfusu da var Almanya'nın, 80 milyondan fazla nüfusu da var, parası da var fakat bir şey oldu. Hani hep dedik ya; II. Dünya Savaşı'ndan sonra bunlar laylayloma gitti, yedi, içti, eğlendi, hippiler oldu, punkçılar oldu, caz müzikçiler, bilmem neciler...

Ersin Çelik: Bir fabrikada çalışacak işçi bulamadılar.

İbrahim Ufuk Kaynak: Bir de üstüne eşcinselliği getirdiler mi, hepsini bitirdiler. Yani şimdi kendi ülkesinde savunacak adam kalmadı.

Ersin Çelik: O zaman ne yapacak, lejyoner mi kullanacak?

İbrahim Ufuk Kaynak: Şimdi lejyoner de çok sıkıntılı şu anda. Onu da niye; çünkü göçmen olarak getirmesi lazım yurt dışından alıp. Bunları işte Fransa söylüyor; "Benim adıma savaşırsınız" diyor, "Size oturma izni veririm", başka bir güvence vermiyor. Oturma izni verir ama ölmesi için büyük ihtimal her şeyi yapıyor, yani verecek olduğu 2000-2500 euronun haricinde.

Ersin Çelik: Bünyamin Atik beyefendi diyor ki: "84 milyon nüfusun 21 milyonu yabancı, Alman vatandaşı değil. Geriye kalıyor hocam 63 milyon. Onun da 19 milyonu emekli Alman var" diyor. Geriye kaldı 40 milyon; bunun kadınları var, çocukları var.

İbrahim Ufuk Kaynak: Onları da çıkarttığın zaman, bak, geriye kalan alanın içerisinde de zaten en az %20'si, %25'i obez.

Ersin Çelik: Hiç bu istatistiğin bu tarafına hiç bakmamıştım. Nasıl askerlik yapacak?

İbrahim Ufuk Kaynak: %15'lik, %20'lik kısmı da eşcinsel, tamam mı? Bir de yeşilciler falan var, onlar da onların içinde; "Ben doğayı moğayı seviyorum" diye.

Ersin Çelik: Aşırı milliyetçiler var, Alman ordusunu alacaklar. Alman ordusuna kim girecek?

İbrahim Ufuk Kaynak: Fransa da aynı dertten muzdarip, o yüzden elinden geldiğince zencileri kırmamaya çalışıyor; Afrikalıları tekrar alıp kullanabilir.

Ersin Çelik: Fransa milli takımında Fransız futbolcu yok zaten, Fransa milli marşını okuyacak Fransız futbolcu yok.

İbrahim Ufuk Kaynak: Öyle bir devre geldik ki işte bu zaten bizim önümüzü açan da bu, biliyor musun? Son kamuoyu araştırmasında %88, Türkiye'de hâlâ "Ben vatanım için savaşırım" diyen oranda; çok güzel bir rakam.

Ersin Çelik: Bizde bedelli askerlik var, askerlik daha kısa olmasına rağmen. Yani bu, tırnak içinde bir dezavantaj, o aidiyeti zayıflatan bir şey olmasına rağmen Allah'a şükür toplumun bağları bu anlamda güçlü.

“ATALARIMIZDAN GELEN RUH HÂLÂ CANLI”

İbrahim Ufuk Kaynak: Kesinlikle. Özellikle de topluma soruyorlar, "En büyük tehdit sizce ne?" diye; Amerika-İsrail ikilisi çıkıyor.

İbrahim Ufuk Kaynak: Demek ki o atalardan gelen bizdeki o ruh hala canlı.

Ersin Çelik: Bunlar neye güvenecekler, yapay zeka ordularına mı güvenecekler?

İbrahim Ufuk Kaynak: Şimdi işte en büyük olay orası; Avrupa o devri geçirdi, kaçırdı.

Ersin Çelik: Avrupa'nın teknolojiyle ilgili bir atılımı kalmadı ki.

İbrahim Ufuk Kaynak: Hikayesi bitti, kalmadı ve sanayileşme de elinden gitti, sanayisi eskidi. Artık Çin, kendi yapabildiği her şeyi yapıyor; çok daha ucuza yapıyor ve piyasaya sürebiliyor. İki, Japonya bitkin; nüfusu inanılmaz hızlı azalmaya devam ediyor. Yani 135 milyondan 122 milyona düştü Japonya, çok hızlı geriliyor ve daha 80 yaşını geçmiş 30 küsur milyon insan var, 80 yaşını geçmiş.

Ersin Çelik: Çok yüksek.

İbrahim Ufuk Kaynak: Ve doğum oranı hala çok düşük. Şimdi bütün toplumlarda bir sıkıntı var. Türkiye şöyle bir şansa sahip hala Türk devletleri ile alakalı olarak diyorum; çünkü bir şey gösterdi: Ekonomik rahatlık genelde ülkelerde rahatlığa yol açtığı için bir müddet sonra çocuk yetiştirmeye hiç gitmiyor. Böylece çocuklar genelde amcasız, dayısız, halasız, teyzesiz kalmaya başlıyor.

Ersin Çelik: Nalan Hanım demiş ki: "Tabii ki asker bulamazlar, konfor çürütür."

İbrahim Ufuk Kaynak: Kesinlikle bu kadar, konfor çürütür; hakikaten öyle, gerçekten öyle, sağ olsun hanımefendi. Gerçekten bu esas olay. Şimdi bizde de inşallah böyle bir yöne evrilmeyiz diyorum ama bizdeki şöyle bir şey var: Bizdeki bağlar çok güçlü çünkü biz, dedim ya, 300 yıldır inanılmaz devasa büyük bir imparatorluğun varisleri olarak dar bir alanda sıkıştırıldığımız için patlama noktasındayız. Bunun bir yerden hırsını çıkartacaktık; Allah razı olsun Reis'ten, Türkiye'yi enerjisini dışarıda harcamaya yöneltti. Ve biz bir anda Karabağ'da kendimizi bulduk, bir anda Libya'da, Somali'de kendimizi bulduk. Şu anda Sahel bölgesinde, özellikle o Afrika'nın Sahel bölgesi Fransızların elindeydi; inanılmaz bir Fransız itibar kaybı yerlerde, bütün Fransız basını bunu söylüyor ve "Bizim yerimizi Türkler dolduruyor" diyor. Çinliler çok hızlı bir giriş yaptı, sadece nefret topladı ilginç bir şekilde.

Ersin Çelik: İnsani diplomasileri sıfır.

İbrahim Ufuk Kaynak: Batılı da ilginç bir şeydir, Çinli de aynıdır, Doğulu da; putperesttir. Hani biz diyoruz ya kazan-kazan; biz anlaşma yaparken dersin ki: "Abi, sen de şunu yap, ben de şunu yapayım, beraber kazanalım." Hiçbir zaman böyle bir şey düşünmez, ilk fırsatta seni kazıklamayı düşünür çünkü adamın yapısına uygun milletsel karakter bu, adam istese de değiştiremez bunu. Hani gerek Avrupalılar olsun böyledir, yani kendi aralarında da öyledir. O yüzden şimdi Fransa büyük bir panik içerisinde Almanya'ya karşı; Almanya silahlanıyor, "Ben ne yapacağım?" Fransa'nın durumu da çok kötü; yalnız obezlik değil, kendi içerisinde bu zamana kadar nefretle büyüttükleri bir Afrikalılar, özellikle Cezayirliler sorunu var. Çünkü Cezayir'de yaptıklarını eskiden medya bu kadar yaygın değildi, herkes tam olarak anlayamıyordu, duyamıyordu. Şu anda Fransa'da yetişen Cezayirli çocuklar, Cezayir kökenlilerin hepsi artık inceliyor bu işi, biliyor; bunların hepsi geri gelecek. Ve hepsinin karşılığında biz varız şimdi.

Bütün olayların içerisinde denge unsuru; kararlı duran, güç biriktiren ama bu gücü karşıdaki saldırganlığı engellemek için kullanan, akıllı bir güç kullanan bir devlet var. Bunu ben söylemiyorum; Amerikalıların şu ünlü Uluslararası Çalışmalar ve Strateji Merkezi var, bu Center for Strategic and International Studies. Bu merkez aslında bu işi çok iyi inceliyor; diyor ki: "Türkiye acaba neler yapıyor? Bak ne çıkartmış." Diyor ki: "Türkiye güç biriktiriyor; gücü savaşı başlatmak için değil, engellemek için kullanıyor. Dört yönde aslında düşmanlarla dolu olduğu halde büyük miktarda, çok büyük bir yoğunlukla müttefikler bulmaya çalışıyor" ki doğru. Biz de hatırlıyor musunuz, "En az 35 ülke ile birlikte ittifak yapmak zorundayız" dedik ve buradaki ister istemez başat rolü de biz olacağız dedik. Ve aynı zamanda "Türkiye vazgeçilmez bir denge unsuru" diyor; yani bölgedeki birilerinin dengeyi koruduğu. Kim korudu? Şu ana kadar dünyadaki dengede savaş harici konuşan tek ülke Türkiye.

BÖLGEDEKİ AKİL GÜÇ: TÜRKİYE

Ersin Çelik: Ben cumartesi günü Kayseri'deydim; Türkiye Gençlik STK'ları Platformunun, yani 80'den fazla sivil toplum kuruluşunun gençlik yapılanmalarının şemsiye kuruluşu olan TGSP'nin Türkiye Gençlik Forumu'nun 12'ncisi vardı ve bu forumda MİT Başkanımız İbrahim Kalın'la Bilal Erdoğan beyefendi katıldı. Ve bu değişen dengelerde, güç dengelerinde yeni güç mimarisini konuştular. Ben şimdi yazısını yazacağım ama siz lafı açınca denk geldi; bu kavramlar üzerinden hani sert güç, yumuşak güç, akıllı güç stratejisi... İbrahim Bey yeni bir kavram attı ortaya Türkiye'nin pozisyonunu: Akil güç.

İbrahim Ufuk Kaynak: Çok güzel, çok güzel. Benim, hatırlıyor musun, "vicdan medeniyeti" dediğimin akil güç karşılığı oradan.

Ersin Çelik: Yani o gücü ne zaman, nasıl kullanacağını, gücün dozunun nasıl, ne seviyede olacağını, kime ne şekilde baskı yapacağını bilen bir akıl demek bu.

Bu arada muazzam bir programdı, şu anlamda muazzamdı: 500 genç, 2 gün boyunca Türkiye'nin meselelerini, terörle mücadele, Türkiye meselelerini masalarda böyle müzakere ettiler. Ben de oradaydım; birkaç gazeteci arkadaşla birlikte mentörlük yaptık o arkadaşlara böyle, kısmen oturduk, bazı şeyleri düşündük, soruları inceledik falan. Ama onlar iki gün boyunca büyük zihin fırtınaları yaptılar o genç yaşta. Kayseri ve çevresindeki şehirlerin üniversitelerinden gençler, yani Orta Anadolu'nun dimağları.

İbrahim Ufuk Kaynak: Başka ihtiyacımız yok.

Ersin Çelik: Orta Anadolu'nun genç dimağları, böyle sapasağlam gençler. Ve sonra bu her masadan bir soru çıktı ve bu soruları işte bir kısmını İbrahim Bey'e, bir kısmını Bilal Erdoğan Bey'e sordular sansürsüz, böyle karşılıklı soru-cevap çok güzeldi. Yani ben gazeteci olarak muazzam bir birikimle döndüm oradan, bilgiyle döndüm. Ama gençler açısından da büyük bir sahneydi burası; onlar da memleket meselelerini tartışmanın, konuşmanın ve muhataplarıyla bunu istişare etmenin tecrübesini yaşadılar. Çünkü bu arkadaşlar, bu gençler birçok uluslararası ilişkiler okuyor, siyaset okuyorlar, kamu yönetimi okuyorlar; memleketin söz sahibi olacaklar yakın gelecekte ve böyle bir tedrisattan geçiyorlar.

Soruları tamamen onlar hazırladılar ve kalktılar kendileri sordular: "Efendim, biz bu masada şunu tartıştık ve biz şunu merak ediyoruz, bunu bize açıklar mısınız?" türünden.

İbrahim Ufuk Kaynak: Ya işte dış ilişkiler ne kadar önemli, her şeyle. Hakikaten yani şimdi içeriden bakış, dedik ki hep size; bu çok sınırlı bir bakış oluyor, hep para çerçevesinde dönüyor. Dışarıdan bakış güvenlik unsuru.

İNSANİ DİPLOMASİDEN SİYASİ DİPLOMASİYE

Ersin Çelik: Bu 80 sivil toplum kuruluşu, TGSP'yi oluşturan bu gençleri bir bir araya getiren sivil toplum kuruluşlarının çok büyük bir kısmı, yıllarca Afrika ülkelerinde su kuyusu açtılar. Su kuyusu açmaktan nereye doğru geliyoruz; yüksek lisans yaptı, şimdi doktora yapıyor. Evet, gel bak; resmen sahadan teoriye doğru geldik. Burada hem pratik var hem teori var ama o su kuyusunu açarak başladı. Muazzam bir sirkülasyon.

İbrahim Ufuk Kaynak: Tabii oradan aslında toplumun sosyolojik ve psikolojik özelliklerini öğreniyor, coğrafi koşulları öğreniyor.

Ersin Çelik: Sivil toplumu öğreniyor, kendini geliştiriyor yapısal olarak. Meselenin sadece su kuyusu açmak olmadığını çözüyor.

İbrahim Ufuk Kaynak: Oradaki insanlar da o gelenlerin aslında nasıl bir niyette olduğunu anlıyor. Diğer beyazlardan ne kadar farkı olduğunu anlıyor.

Ersin Çelik: Sonra da o sivil toplum kuruluşu gelip diyor ki: "Benim Türkiye'de daha fazla insan yetiştirmem lazım gençlerimi sahaya sürmem için, donanımlı hale getirmem gerekiyor." Müthiş bir sirkülasyon var, ben çok etkilendim. Allah nazardan korusun.

Hiç böyle enseyi karartmayalım; memleketin gençleri çalışıyorlar, memleketin gençlerinin önünü açan çok kıymetli ağabeyleri var, çok değerli insanlar var. Gördüm yani ben orada genç ablaları, genç ağabeyleri gördüm. TGSP Başkanı kardeşimize de buradan teşekkür ediyorum, o da çok ilgileniyor böyle. Vallahi çok gurur duydum, çok güzel. Ümitsizlik bize yakışmıyor.

İbrahim Ufuk Kaynak: Hani dediler ki bazıları: "Çok iyimsersiniz." Vallahi öyle değil, görünüş onu gösteriyor zaten, şu gidişatı okuyabilmek onu gösteriyor zaten. O yüzden ben diyorum bakın ne kadar güzel. Bunlar genelde uluslararası think tank'lerin gözetiminde yapılan şeyler biliyor musun? Biz bunu tıpkı Teknofest gibi... Teknofest olayın teknik bölümüydü; bak, sizin bu anlattığınız olay aslında uluslararası dış ilişkiler ve stratejik durumu kalkıp Orta Anadolu'da değişik üniversitelerden gelen insanlarla, öğrencilerle birlikte...

Ersin Çelik: Hatta bir ara biz bu TGSP Başkanı Ali Haydar Ustaosmanoğlu'nu alıp burada bir konuşmamız lazım. Çok acayip, çok böyle sinir uçlarına dokunan ama meseleyi ortaya koyan araştırmaları da var TGSP'nin.

Çok güzel, yani bir ara Ali Haydar Ustaosmanoğlu'nu da çağırıp burada konuşabiliriz çünkü o çalışmaları biraz gün yüzüne de çıkarmak lazım. Laf lafı açtı böyle geldi ama bunları da konuşmamız lazım yani.

İbrahim Ufuk Kaynak: Evet, birilerinin çünkü bu işleri düşündüğüne artık eski devirde olmadığımızı... Bak dediniz ya hani; sert güç, yumuşak güç, akıllı güç derken şimdi birdenbire bir akil güç çıktı, işte buydu. Sosyal bilimlerde etkin olarak öne çıktığın takdirde devlet yönetimi senin önüne serilecek zaten, her şey çok daha kolaylaşacak. Zaten toplum aslında var ya, özellikle gençlerin kendilerine güvenlerinin gelebilmesi için, daha da fazla gelebilmesi için yalnızca teknoloji değil, biz hep söyledik; sosyal bilimler çok önemli. Toplumların sosyolojik yapıları, Türkiye'nin jeostratejik yeri... Bak, şu anda hala daha bütün araştırma kuruluşları Türkiye'nin bu coğrafyasının önümüzdeki 20 yıl için çok daha etkin bir hale geleceğini söylüyorlar. Onun sebepleri içerisinde de başta enerji hatlarının ve ticaret yollarının Türkiye üzerinden geçme zorunluluğundan söz ediyorlar. Çünkü öyle bir bölgede ki üç kıtanın hakikaten birleşimi; ama biz bu zamana kadar bunu etkin ve yetkin bir biçimde kullanamadık. O yüzden bütün programlarımızda yine belirtmeden geçmeyelim: Liderlik çok önemli.

Ersin Çelik: Liderliğin ötesi yok, bunu artık kabul edelim; çok önemli. Lider, işte lidersizliğin nasıl bir probleme dönüştüğünü muhalefet partisinde görüyoruz, ana muhalefette. Hatta iki tane lider fazlası meselesi var orada. Yani tamam heyecanlıyız, tamam gayretliyiz ama sabırlı da olmamız gerekiyor. Yani ben hep söylüyorum; 3 yıl önce de biz sizinle gidip Gemlik'te TOGG'un fabrikasında bu programı çektik. Bak, şu anda sokakta her yerde arabasını görüyoruz çünkü 100 bin satış adedini geçti. Allah nasip ederse belki birkaç yıl sonra 500 binleri bulacak.

İbrahim Ufuk Kaynak: Biz Ordu'ya TOGG'la gittik, her tarafı TOGG'la dolaştık.

Ersin Çelik: Dünyaya yön verenler otomobil üretenlerdi ama o devir geride kaldı, o eski otomobildi. Şimdi otonom teknoloji üretenler dünyaya yön verecek. Yani TOGG'u üretebiliyor musun; doğuştan elektrikli, rağbet gören, Türk halkının aldığında gurur duyduğu bir araba üretiyorsan bunu başkasına da satarsın, biraz zamana ihtiyacın var. Şimdi ben biraz araştırıyorum, bunu da konuşacağız; ASELSAN cep telefonu yapacak.

Ersin Çelik: Evet, şimdi nasıl heyecanlıyız. Hocam, hemen yüz hattınız değişti, hemen bir anda böyle acayip mutlu oldunuz.

İbrahim Ufuk Kaynak: Niye? Çünkü onun evrimini bir de merak ediyorum ki bak, hemen peşinden o laptoplar falan gelmeye başlayacak.

Ersin Çelik: Arabayı yapmasan telefonu yapamazsın. Şimdi telefon yapma teknolojin olmazsa arabanın sistemini oturtamazsın.

İbrahim Ufuk Kaynak: TOGG aslında yürüyen bilgisayar.

Ersin Çelik: Evet, adı zaten cihaz. Şimdi telefonu yaptın, arabayı yaptın, gidiyor Allah'a şükür; bak iki model çıktı, üçüncüsü geliyor. Bunun ticari modeli gelecek büyük bir ihtimalle; şimdi 4-5 şey olacak, segment olacak, tamam. Telefonu da yaptın, yani ben daha önce de anlatmıştım; iPhone'un ilk modelini arkadaşım buzlukta güncellemişti ısınmadan dolayı. Onu da alacağız, yani hemen taahhüt ediyoruz, hemen alacağız.

İbrahim Ufuk Kaynak: Ben inanıyorum ki ASELSAN bir yıl içinde bu işi büyük oranda bitirecek.

Ersin Çelik: Evet, 2027'yi öngörüyorlar. İnşallah onun yerli yazılımı, yerli pili, yerli çipi oluşturulur.

İbrahim Ufuk Kaynak: İşte onun için de madene ihtiyacımız var.

Ersin Çelik: Arabayı yaptın, telefonu yaptın; bu sefer sosyal medya platformunu orada inşa edeceksin kendi işte Nsosyal vesaire çünkü o entegre olacak. Bu iş böyle. Ama biraz sabır ama biraz da fedakarlık. Yani sadece babayiğitler elini taşın altına sokmayacak, vatandaş da... Ne tartışmalar yaşandı hatırıyorsun. Vatandaş da sabrederek, küsmeyerek, kırılmayarak, beğenmemezlik yapmayarak. Belki diğeri çok kaliteli olabilir bir tık ama biraz sabrederse o kaliteye erişecek, bundan da eminim; Togg işte ortada.

İbrahim Ufuk Kaynak: Ben eminim, evet; ben eminim geçecek. Çünkü ben hakikaten diyorum ya, birkaç gün önce TOGG'la beraber gezdik her tarafı, gurur duydum. Gerçekten gurur duydum, son derece rahat; o arka koltuğunda oturmak bile çok farklı.

Ersin Çelik: Maşallah hocam. Şimdi bildiğim kadarıyla şey geliyor, daha uygun fiyatlı olanı geliyor; inşallah herkes böyle çok küçük taksitlerle alabilecek bir ödeme yöntemi de oluşturulur. En güzeli hatta hiç faizsiz bir ödeme planı