Arslantepe Höyüğü’nde 7 bin yıllık kesintisiz yaşam
04:00, 07/10/2026, Çarşamba
Yeni Şafak

Arslantepe Höyüğü
UNESCO Dünya Kültür Mirası Listesi’ndeki Malatya Arslantepe Höyüğü’nde yaklaşık 7 bin yıllık kesintisiz yerleşim bulundu. Bölgede 30 yıldır kazı çalışmalarını yürüten Prof. Francesca Balossi Restelli, “Buna dünyada ilk diyebiliyor muyuz? İlk kalan diyebiliyoruz” dedi.
Malatya’nın Battalgazi ilçesindeki Arslantepe Höyüğü, yaklaşık 7 bin yıllık kesintisiz yerleşim geçmişiyle insanlık tarihinin önemli merkezlerinden birisi. Yıllardır devam eden kazılarda, yerleşik hayattan devlet sisteminin ortaya çıkışına kadar uzanan sürecin izleri bir arada bulunuyor. Bu çalışmaların başında ise yaklaşık 30 yıldır Prof. Dr. Francesca Balossi Restelli bulunuyor. Öğrencilik yıllarından itibaren Arslantepe’deki kazıları takip eden Restelli, bugün höyüğün en önemli yapılarından biri olan sarayın içerisinde çalışmalarını sürdürüyor. Sarayın, yalnızca mimari açıdan değil, devlet sisteminin gelişimini göstermesi bakımından da eşsiz olduğunu belirten Restelli, dünyanın en eski ve ayakta duran saraylarından biri olduğunu söyledi.

Francesca Balossi Restelli
5 BİN OBJE MALATYA ARKEOLOJİ MÜZESİ’NDE
Kerpiçten inşa edilen, sıvalı ve duvar resimleriyle bezeli kamusal yapıların dönemin yönetim anlayışına ilişkin önemli bilgiler verdiğini belirten Restelli, “Bu binalar bize devlet sistemi nasıl başladı, nasıl doğdu, onu anlatıyor” ifadelerini kullandı. Sarayın en dikkat çekici özelliklerinden birisi de binlerce yıl önce yaşanan bir yangınla yıkılmış olması. İlk bakışta yapının yok olmasına neden olan yangın, arkeologlar açısından büyük fırsata dönüştü. Yangında duvarların yıkılmasıyla sarayda bulunan çok sayıda eşya ve obje yerinde kaldı. Restelli, “Duvarlar düşerken bütün buluntular ve objeler sarayın içinde bırakılmış. Biz kazarken her şeyi bulduk” dedi. Kazılarda ortaya çıkan yaklaşık 5 bin obje, bugün Malatya Arkeoloji Müzesi’nde korunuyor. Mühürler ve mühür baskıları ise yazının henüz kullanılmadığı dönemde sarayın işleyişine ilişkin adeta yazısız arşiv oluşturuyor.
TAHT MERKEZİ YÖNETİMİ GÖSTERİYOR
Sarayın en önemli bölümlerinden birinin, avlunun sonunda bulunan taht alanı olduğu bilgisini veren Restelli, bu bölümün yönetim sistemine ilişkin önemli ipuçları verdiğini aktardı. “Biz şu an sarayın en önemli noktasındayız. Çünkü bir avlu içinde ama avlunun son tarafında kralın taht yeri duruyor” diyen Restelli, tahtın saraydaki konumunun merkezi bir yönetim mekanizmasına işaret ettiğine dikkat çekti. Restelli, “Bu bize, sarayın ve devletin yönetim sisteminin bir şefle, kralla yönetildiğini gösteriyor” diye konuştu. Arslantepe’nin aynı dönemde Güney Irak’ta ortaya çıkan ilk şehir ve devlet sistemleriyle çağdaş olduğunu belirten Restelli, burada bulunan sarayın günümüze ulaşmış olması açısından ayrı bir önem taşıdığını söyledi. “Dünyada ilk diyebiliyor muyuz buna? İlk kalan diyebiliyoruz. Başka yerde var mı bilmiyoruz” diyen Restelli, Güney Irak’ta aynı döneme ait yapıların önemli bölümünün korunamadığını ifade etti.

7 BİN YILLIK KESİNTİSİZ YAŞAM
- Arslantepe’nin hikayesinin saraydan çok daha eskiye uzandığını vurgulayan Restelli, höyükte yaklaşık 7 bin yıllık kesintisiz yerleşim bulunduğunu, kazılar derinleştikçe Arslantepe’nin geçmişinin daha da geriye taşınabileceğine işaret etti. Restelli ve ekibi yaklaşık 30 yıldır aynı höyükte insanlığın geçmişine ilişkin izleri takip ediyor. Her yeni tabakada Anadolu’da yaşamın, toplumsal örgütlenmenin ve merkezi yönetimin nasıl şekillendiğine dair yeni bulgular ortaya çıkarıyor. Arslantepe ise 7 bin yıllık kesintisiz yaşamı ve günümüze ulaşan sarayıyla, devletin doğuşuna tanıklık eden en önemli arkeolojik merkezlerden biri olarak tarihe ışık tutuyor.

Hayat
Muammer Karaca Tiyatrosu yenilendi: Döner sahne ve orkestra çukuru artık yok

Hayat
Altı yıldır ibadete kapalı: Elazığ’daki 300 yıllık camide kahreden manzara

Hayat
Diziyi izleyen Midyat'a gidiyor: ‘Başka yerde yok’ denilen üç bin yıllık sanat turistleri büyülüyor