Tatil yapmaya 28 yaşında başlayabildim

Kübra&Büşra
01:00, 11/03/2012, Pazar
Yeni Şafak
Tatil yapmaya 28 yaşında başlayabildim
Tatil yapmaya 28 yaşında başlayabildim

Aylin Aslım, Yugoslav göçmeni işçi bir anne ve babanın kızı... Almanya'da yaşayan ailesinden küçük yaşlarda ayrı kalıyor ve 11 yaşına kadar onları görmeden büyüyor. Anneannesinin yanında büyüyen Aslım, önce masallar yazan sonra müziğe ilgi duyan bir kız çocuğu iken bugün söz yazıyor, müzik yapıyor ve memleket meseleleriyle ilgili kalem oynatıyor. Twitter'da binlerce takipçisi olan Aylin, bunu kibar olmaya çalışmadan, ağzına geleni yazarak sağladığını söylüyor. Bakın daha başka neler söylüyor...

Almanya doğumlusunuz. Anne ve babanız Almaya'nın işçi sınıfından… Sizde belirgin bir sınıf bilinci var mı?

İster istemez. Herkes beni Almancı zannediyor ama değilim. Ben burada anneannemle büyüdüm.

Çocukken bu durumu nasıl algılıyordunuz?

Çocukken verileni kabul edersin, sorgulama gücün pek yoktur. Annemi ve babamı senede üç ay görmek bana normal geliyordu. Fakat bu özlemediğim anlamına gelmiyor.

Mutsuz bir çocuk muydunuz?

Anneannemin evinde çok mutlu bir çocukluk geçirdim. Ama büyüyünce öyle olmadı.

Nasıl oldu?

Onlar 30 yıl sonra Türkiye'ye dönünce adapte olmakta çok zorlandılar. Ben 11 yaşımdaydım. Ben de aileme alışmakta güçlükler yaşadım.

Ailenizin uzun yıllar Almanya'da işçi olarak çalışmasının, onlar üzerindeki etkisini gözlemlediniz mi?

Annem ile babam çocukluktan itibaren çalışan insanlar. Annem beş yaşında Yugoslavya'dan gelmiş ve ilkokulu bitirir bitirmez sahte nüfus cüzdanıyla fabrikada çalışmaya başlamış. Babam da öyle... Çocukluklarını yaşayamamışlar. Bu onların karakterine de işlemiş ve o yüzden hayata karşı sertler ve kızgınlar. Sınıf bilincini çok net hisseden insanlardı.

Sizden bir beklentileri var mıydı?

Okumam ve işçi olmamam gibi bir beklentileri vardı. Onların yapamadığı şeyleri yapmamı istiyorlardı.

Alman disipliniyle mi büyüdünüz?

Hayır. Benim o disiplinle büyümemden hep çok korktular. Türkiye'de büyümemin bir sebebi de bu.

Bir çocuğun anne ve babasından ayrı kalması ayrı bir travma fakat bir anne ve babanın çocuğundan ayrı kalması da kolay değil. Bu durumla ilgili empati yaptınız mı?

Ben bunu otuz yaşımda sorgulamaya başladım. Onların çalışmaları gerekiyor. Başka türlü de geçinemiyorlar. Bize bakacak başka kimse yoktu.

Özgüven sorunu yaşadınız mı?

Anne ve babasız yaşayan çocuklar bunu yaşıyorlar. Bunu aşmak için ekstra bir çaba sarf ediyorlar.

Karşımızda güçlü bir Aylin oturuyor...

35 yaşıma geldim artık. Bayağı bir zaman aldı. Bu sanatçıların birçoğunda var olan bir durum. Kendini var etme belki de sevdirme çabası.

17 yaşından beri çalışıyorsunuz. Gençliğinizi yaşadınız mı?

Hayır. Yirmili yaşlarımı hatırlamıyorum.

Çalışmak sizi normale göre daha köşeli bir insan mı yaptı?

Yaptı. Onu da belli bir zaman için de fark ettim. Değiştirmek istediğim köşeleri fark edip törpülemem de zaman aldı. Zamanın nasıl geçtiğini anlamadım bu yüzden.

Kimliğinizi oluştururken kimleri model aldınız?

Birini model aldığımı hatırlamıyorum. Çalışmaya erken başladığım için çevremdeki insanlar benden hep daha büyük oldu.

O büyük insanlardan etkilendiniz mi?

Onlarda hoşuma giden şey hayatlarını kurmuş olmalarıydı. Kendi paraları kazanıyorlardı ve kendine ait bir evleri vardı. Onlara hayrandım. Yirmili yaşlarımda hayatın beni nereye sürekleyeceğini, kim olduğumu bilmiyordum. Bu bilinmezlik çok sıkıcıydı. Anneannemden de etkilenmiş olabilirim.

Anneanneniz nasıl biriydi?

Bizim ailenin kadınları birbirlerine çok benzer. Annem çok genç yaşta dul kalmış. Annemde Yugoslav kültüründen gelen bir Slav disiplini vardır.

Anaerkil misiniz?

Evet. Annem de anneannem de öyledir. Dominant kadınlardır.

O dönemde paraya nasıl bakıyordunuz?

Geçinmek için bir araçtı. Ders vereceğim, sahneye çıkacağım, kiramı ödeyeceğim diye bakıyordum. Spor yapamazdım. Çünkü bir yerimin incinmemesi lazımdı.

Sonra yapmak istediklerini gerçekleştirdiniz mi?

O dönemde yapmak isteyip de yapamadığım tek şey yıllarca tatile gidememdir. Yazları hep çalışırdım. Tatil yapmaya 28 yaşında başladım. En önemlisi rahat bir kafa, geçinebilmek ve yarın kaygısı yaşamamaktı.

Yorucu değil mi?

Çok yorucu. Bu yüzden erken yoruldum. Şimdilerde biraz huzurlu ve rahatım.

Hiç okuyup iyi bir kısmetim çıksa da evlensem dediniz mi?

Annem öyle olmamı çok istiyordu. Bu kadar dik başlı ve başına buyruk olmamı istemezdi. İyi bir mesleğim olsun, çocuklarım ve yuvamın olmasını ve tabi ki hayatımda gelir sağlayan bir erkeğin olmasını istedi.

İşini zevk almanın dışında diğer taraftan mecbur olduğunuz için de yapmıyor musunuz?

Hayatta birçok şey öyle... Hem zorunluluk hem de seçim. Ben anne babamın evinde kalıp, Boğaziçi'ni bitirip, hayırlı bir kısmet bulup evlenebilirdim. O yaşta düşündüğüm zaman boğulacak gibi oluyordum.

Neden?

Daha o yaşta kendimi bağlayıp çocuk sorumluluğu almak ağır geldi. Eşşek gibi çalışmak, zevk verdiği için değil, diğer ihtimale göre tercih ettiğim şeylerdir.

Korktunuz mu?

Evet. Müziği daha çok istiyordum. Hiç de pişman değilim.

Hala mı?

Yazmaya ve müzik yapmaya devam etmek istiyorum. Fakat evlenip çocuk yapmak artık benim için korkutucu bir şey değil. Aşık olursam evlenirim

Ömrünüz boyunca yanında biri olması kulağınıza nasıl geliyor?

Kim istemez ki… Karşıma dünyanın en güzel ilişkisi çıktı ben yine de sanatımı yapacağım gibi bir şey de olmadı açıkçası. Öyle biri çıksaydı o zaman evlenecek cesaretim vardı.

Çocuk istiyor musunuz?

Her zaman çocuk isterdim ve hala da istiyorum.


Ecevit benim için sadece anı
Ailenizin sıkı bir Ecevit ve İnönü hayranı olduğunu biliyoruz. Politika hayatınıza ne zaman girdi?

Annem ve babam Yugoslavya gibi Komünist bir ülkeden geliyorlar. Kendilerine en yakın buldukları siyasetçiler sol görüşlü partilerdi. İşçinin yanında olması buna önemli bir örnektir. Anneannemle bir süre aynı yatakta uyuduk. Yatağın başucunda Ecevit fotoğrafı olurdu. Fakat ben ilgi duymadım ve benzer hisler içinde de olmadım.

İlk politik görüşünüz ne zaman gelişti?

Üniversite yıllarında.

Ailenizle görüş ayrılığı yaşadığınız zamanlar olmuş...

Tabi, onlar DSP, CHP gibi partilere yakındılar. Ama büyüyüp hayatın içine girince aslında durumun sağ-sol meselesinden daha karışık olduğunu anladım. Mesela, Kürt sorunu gerçeğinin farkına vardım. Evdeki Ecevit Fotoğrafı benim için sadece anı olarak kaldı.

Güncel sorunlara ne kadar vakıfsınız?

Son bir iki yıldır daha az gazete okuyorum. Çok fazla vaktimi ve enerjimi aldığını fark ettim. O yüzden eskisi kadar takip etmiyorum.

Fakat twitter'da memleket meselelerine karşı oldukça aktifsiniz...

Başka ülkelerde yönetim değişir, parti değişir, ancak insanların hayatında bizim ülkemiz gibi değişiklikler olmaz. Burada iktidar değiştikçe hayatlar değişiyor, bir yerden ucu size de dokunuyor. Onun için ister istemez ilgilenmek durumunda kalıyorsun.

Bir müzisyen olarak sizi nasıl etkiliyor?

Patlama gibi olaylar olduğunda ilk olarak konserler iptal ediliyor. Bu da benim hayatımı etkiliyor.

Sizinle ilgili çıkan haberlerin kaçta kaçı doğru?

Bir gazetede benim İslamofobik olduğum yazıldı. Halbuki bugüne kadar anti-İslam kokulu bir cümle bile söylemedim. Ben kadın cinayetlerine karşı hassasım, bu konuda hükümeti eleştiriyorum diye bana İslamoFobik diyorlar. Bu düşünceler kalıplaşmış durumda. O yüzden bu röportajı her zaman hatırlayacağım. Çünkü söylediklerim Yeni Şafak Gazetesi'nde yayınlanacak. Konserlerimde başörtülü kız gördüğümde mutlu oluyorum. Çünkü bu sanatın demokrasinin kendisi olduğunun ispatı.


Kibar olmak gibi bir derdim yok
Uslubunuzda bir hiciv var. Bu hayata karşı verdiğiniz bir tepki mi?

Elbette. Mizah tepkiden doğar. Beni üzen ne varsa ona karşı bir savunma geliştiriyorum. Dümdüz dile getirmekten daha eğlenceli geliyor bana. Mizah zekâ da gerektirir.

Bundan yıllar önce mesafeli biraz yabancı bir Aylin vardı. Şimdi tam tersi sıcak ve rahatsınız...

Büyüdüm. O sertliklerin iyice içine dalmış, hayatı ve insanları daha iyi tanımış bir insan oldum.

Müzik hayatı sizin için zorlu bir süreç miydi?

Ortaya bir şey koymak yorucu bir şey… Önce kendini çok eleştiriyorsun, sonra başkaları seni eleştiriyor. O eleştirileri kişiselleştirmemek, sadece oradaki insana tepki gösterdiklerini bilmek gerekiyor.

Kendinizi ne kadar bu dünyaya ait hissediyorsunuz?

Mümkün olduğunca kenarda durmaya çalışıyorum. Hiç bir gurubun içine dâhil olmayı sevmiyorum. Tek başıma takılmayı tercih ediyorum.

Bu ortamda görünmek istediğiniz gibi görünme şansınız ne kadar?

Eskisine göre daha fazla. Çünkü daha tecrübeliyim. Başka kişilerle de albüm yapıyorum. Güçlendikçe istediğin gibi gözükebiliyorsun. İlk başlarda biraz daha sektöre bağlı hareket ediyor insan. Daha yeni yeni bu özgürlüğümün farkındayım. Twitter bu anlamda çok ciddi bir tecrübe oldu.

Twitter'da müthiş bir takipçiniz var...

Müzikten önce yazı vardı hayatımda. Çocukluktan beri şarkı söylüyordum. Fakat yazmayı öğrenir öğrenmez, masal ve öyküler yazmaya başladım. Çocukken ileride yazar olacağımı düşünüyordum. Müzisyenden önce kendimi şarkı yazarı olarak tanımlarım.

Bu kadar sıkı takip edilmenizi neye bağlıyorsunuz?

Şu zamana kadar internete hep çok mesafeliydim. Çünkü dikizleme ve dikizlenme durumundan haz etmiyordum. Benim kuşağım internetle büyümemişti. Önce sistemi anlamaya çalıştım. Twitter ile eş dost sayesinde tanıştım. Hayatımdaki ilk sanal sosyalleşme bu şekilde gerçekleşti. Ancak bu konuda çok bilgisizdim. Nereye gideceğini bilmediğimden aklıma geleni yazmaya başladım. Ne kibar olmak gibi bir derdim oldu ne de benim için ne düşünürler dedim. Her şey doğal sürecinde gelişti.

Nasıl tepkiler geliyordu?

En çok gelen tepki: "sen şarkıcısın sadece müzikle ilgili şeyler yaz" diyorlardı. Onların hoşuna gitmeyen bir şey söylediğimde ise "ne zaman şarkıcılar siyaset konuşmaya başladı" gibi tepkiler vermeye başladılar. Bu tabi ki anlamsız çünkü siyaseti sadece siyasetçiler konuşacak diye bir şey yok.

Müzik mi daha etkin yoksa yazı mı?

Aslında ikisi de. Şarkılarımın sözlerini de ben yazıyorum. Şarkı yazarlığının twitter'da yazdıklarımdan bir farkı yok. Orada da az sözle çok şey anlatmak durumundasın. Vurucu ve kalıcı olunması gerekir. Yine de ne olursa olsun, müziğin sözlerden daha etkili bir iletişim alanı olduğunu düşünüyorum.


İlk işimin adı "son" oldu
Yaptığınız işi ne kadar eğlenceli buluyorsunuz?

Birçok mesleğe göre çok eğlencelidir. Her ne kadar eğlendiren bir iş olsa da, arka planında mutlaka gerginlik, son dakika aksamaları oluyor. Eğleniyorum ama yüzde yüz eğlenceden ibaret bir iş değil.

Her sanatçı kendine ait bir cumhuriyet midir?

Cumhuriyet midir bilmem ama her insan kendine ait bir dünyadır. Kendine yakın bulduğun insanlarla görüşürsün ve fikir alırsın. Zaman zaman dertleşme ihtiyacın oluyor.

Bir dönem program yaptınız, size nasıl geldi?

Çok iyi geldi. Sohbet imkânı bulamadığım birçok kişi program konuğum oldu. Onların tecrübelerinden ders çıkartmak güzel…

Meslektaşlarınızı eleştirir misiniz?

Eğer arkadaşımsa eleştiririm. Eleştiriyle hiç barışık bir millet değiliz. İyi niyetli bir eleştiri yaptığımda bile "Sen utanmıyor musun?" diyenler, kıskandığımı düşünenler oluyor. Eleştiriyle çamur atmak arasındaki farkı anlamayan bir milletiz. Çamur atıp eleştiri yapıyorum sananlar var.

Eleştiri köşesi yazmak ister miydiniz?

Müzik eleştirisi yazmak istemezdim. Eğer bir eleştirim varsabunu arkadaşlarıma birebir söylemeyi tercih ederim. Bir de müzisyenin yazacağı eleştiri her ne olursa olsun teknik ve sıkıcı olur. İyi müzik eleştirmenliği yapabilmek için müzisyen olmamak avantajdır. Dışarıdan bakma imkanı sunar. Bir de hakkında iyi şeyler yazacağım çok az kişi olacaktır. (gülüyor) Onun için düşünmem.

Oyunculuğunuz hakkında ne düşünüyorsunuz?

Bugüne kadar teklifleri kabul etmedim. Ama bu diziyi kabul etmemin sebepler var.

Nedir o sebepler?

Senaryo iyi, bir ekip… Ay Yapım'a güveniyorum.

Teklif size nasıl geldi?

Bir yıl önce Ezel dizisinden teklif almıştım. Deneme çekimi yapmıştık. Fakat takvimlerimiz uymamıştı. Ama birbirimizi çok sevdik. Bir yıl sonra tekrar aradılar.

Nasıl cesaret ettiniz?

Onların cesaretlendirmesiyle oldu. "Yaparsın" dediler. Gerçekten denemek istediğim bir şeydi. Biraz korkarak yaklaştım. Ama bu tedirginlik işi cazip hale getirdi. 17 yıllık bir sahne tecrübem var, insanların karşısına çıkıyorum. Yıllardır çektiğim klipler, televizyon programlarıyla kameraya aşinayım. Belki de o yüzden zorlanmadım. Tecrübem olmadan kamera önüne atsalardı sudan çıkmış balık gibi olurdum.

Oyunculuk cazip mi?

Valla sevdim. Zorlu, yorucu ama zevkli bir iş. Zorluğu birazda çekici yaptı. İlk işimin adı Son.(gülüyoruz)



Başlıklar :
Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026