Hayat İlham perin ataların olsun

İlham perin ataların olsun

Pandemi sonrası tüm ülkeler yeniden ekonomik güç için savaşacak. Biz ise bu yarışta kendi topraklarımızdan ilham alarak tasarlayacağımız birbirinden değerli ürünlerle kendi markamızı oluşturabiliriz. Dünyada marka yarışlarında fark yaratmada kültürel kodlarımız bize yol gösterecektir.

Serap Cebeci Yeni Şafak
Fotoğraf: Arşiv
Fotoğraf: Arşiv

Pandemi ile hayatımız birer film karesine dönüşmüş durumda. Dünya bu yeni normale ayak uydurmaya çalışırken tüm sektörler ne zaman biteceğini bilmediğimiz koronavirüsten büyük oranda olumsuz etkilendi. Şüphesiz bu sürecin en zorlu kısmı ülkelerin ekonomik anlamda büyük darbe alması oldu. Artık hızla değişim ve dönüşüm zamanı! Ekonominin en büyük destekçilerinin başında ülkelerin markalaşmış şirketleri geliyor. Hangi sektörde faaliyet gösterirse göstersin, markalaşma için yaşadığımız toprakların kökleri ile barışık olup bu minvalde atılımlar yapmak, tüm dünyada ses getirecek başarıların zeminini oluşturacak. Dünyanın gidişatında sadece moda endüstrisi değil pek çok sektör tasarımla etkileşim halinde. Yüzyılımız için tasarım ve yeni fikirlerin çağı demek yanlış olmaz. O zaman uzun yıllar bize unutturulmak istenen zengin tarihimizle yeniden ve hızlıca tanışmanın tam zamanı!

GEÇMİŞTEN İLHAM ALMAK

Atalarımızın her ayrıntısını incelikle düşündüğü ve her yaptıklarında sanata işaret ettiği kültürümüz modern çağımızın tüm sorularına ışık tutacak nitelikte. Mimariden endüstriyel tasarıma, müzikten edebiyata kadar ne işle meşgul iseniz düşüncelerinizi ve ufkunuz zenginleştireceğinden kuşku yok. Bu gün güçlü markaların başarılarının onu destekleyen kültürden kaynaklandığını görebiliyoruz.

Yaşadığımız coğrafyanın barındırdığı tarih ve kültür birikimine sahip çıkarak, gizemli bilinirliğini artırarak, dünü bugün de şekillendirerek dünya çapında bir marka oluşturabiliriz. Önemli olan bu zengin kaynağı günümüz ihtiyaçları ve kodları doğrultusunda modernize edebilmek. Maalesef bunu başarmış marka ve tasarımcı sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor. Bu konuda çok başarılı işlere imza atmış birkaç isim ilgilenenler için bir yol haritası olabilir.

PAŞABAHÇE BUNU YAPIYOR

Dünyanın önde gelen cam üreticilerinden Şişecam’a bağlı Paşabahçe her yıl sınırlı sayıda ürettiği dekoratif ürünlerden oluşan koleksiyonları ile üretimdeki tecrübesini ait olduğu kültür ve coğrafyadan esinlenerek tasarladığı ürünlerle ve hikayelerle taçlandırıyor.

Kültürel mirasımızı korumak ve gelecek nesillere aktarma misyonu ile hazırladı koleksiyonlar dünya çapındaki mağazalarında ilgililerine sunuluyor. “Konuşan sikkeler”, “Anadolu medeniyetleri” “Mineli Camlar”, “Camda sanatlı Yazı”, gibi bir çok özel koleksiyonun devamında en son çıkardığı “Kayıp Hazineler” koleksiyonu ile Anadolu’dan yurt dışına götürülen tarihi mirasın unutulmamasına katkı sağlıyor.

DİCE KAYEK ÖDÜLLERİ TOPLUYOR

Uluslararası moda arenasında haklı gururumuz Dice Kayek markasının kurucusu ve tasarımcıları Ayşe Ece Ege kardeşler 2010 yılında “İstanbul Contrast” koleksiyonu ile dünyaca ünlü tasarım ödülü “jameel Prize” ödülünün sahibi oldular. İstanbul Contrast koleksiyonu, geçmişinde sayısız medeniyeti misafir eden bir kentin mimari ve kültürel mirasının özünü ortaya koyuyor. Dünyanın en önemli metropollerinden biri olan İstanbul’un hem geçmişini hem de geleceğini heykelsi elbiselerle gözler önüne seriyor. Koleksiyonda en çok dikkat çeken Kubbe, Kaftan ve Ayasofya isimli kostümler. Beyaz organze kumaştan tamamen elde diagonal katlama tekniğiyle oluşturulan bir elbise Kubbe. Sultan Ahmet Camii’ni anlatıkları Kaftan, lame brokar kumaştan hazırlanmış harkulade bir eser. Ayasofya ise yaklaşık altı bin üfleme cam boncuğun elde işlemesiyle hazırlanmış ki koleksiyonun en ilgi çeken tasarımlarından biri. En önemli bu üç elbise dışında Kaşıkçı Elması, Lale, Beze, Lokum, Galata köprüsü gibi kentin 20 sembolünden yola çıkılarak hazırlanan eserler koleksiyonun diğer eşsiz parçaları.

Müzeleri bir de bu gözle gezin

1800’lü yıllara dayanan 2300 parça geleneksel giyim objesi, 265 adet takı ve aksesuarlar ile silah, çalgı aletleri ve sandık gibi eşyalardan oluşan Ege Üniversitesi Etnografya Müzesi Balkan kültürünü tanımak için ilk gidilecek yer. Bir zamanlar Osmanlı İmparatorluğunun önemli bir coğrafyası olan 14 Balkan ülkesi kültürüne ait olan bu eserlerden 101 tanesi manken üzerinde giydirilmiş olarak sergileniyor. Ülkemizde koleksiyonerlerin bağışladığı eserlerle oluşan, ağırlıklı olarak Osmanlı kıyafetleri ve takılardan oluşan bir başka müze olan Bursa Etnografya Müzesi. Ahmet Paşa medresesinde bulunan ve Esad Uluumay tarafından 45 yılda toplanan ve 15. yy’a kadar uzanan Osmanlı Anadolu ve Rumelisi’ne ait 70 kıyafet ve 400 parça takı bulunuyor. Ankara, Edirne ve Tokat gibi Osmanlı döneminde önem arz etmiş şehirlerinde buluna etnografya müzeleri bu toprakların kültürünü, sanatını, zevkini anlamak; bize ait olanın farklılığını ve zenginliğini günümüze uyarlayarak dünyada ilgi çekecek koleksiyonlara imza atabilir, ülkemizi tekstil üreticisi durumundan Dünya Markaları çıkaran bir seviyeye ulaştırabiliriz. Ülkemizin moda ve trend terimlerin esiri olmadan, imaj tehdidine yenik düşmeden, modern ve özgün kalarak, kendi kültürünü öne çıkardığı marka girişimlerine ihtiyacı var. Bu felsefe ile yola çıkmış, “Made in Turkey” etiketli her marka ülke kalkınması için çok önem arz ediyor. Kendi kültürü ile barışık, Dünya üzerindeki gelişmeleri doğru analiz edebilen, araştıran, gezen, okuyan genç tasarımcılar ihtiyacı olan ilhamı bu coğrafyada fazlası ile bulabileceklerine inanmalılar.

Bu topraklardan yerli markamızı çıkaralım

Anadolu topraklarına binlerce yıldır damgasını vurmuş uygarlıkların kültürel ve sanatsal eserlerinin bulunduğu müzeler, bizi tarihe hızla götüren görsel bir araç olarak en zengin doneleri barındırıyor. Hızlı tüketimin sığlığı ile yaşadığımız çağımızda müzelerin koridorları bizi eski çağlara adeta ışınlayan müthiş bir atmosfer. İster bir kıyafet, ister bir tabak veya bir aksesuar tasarlayın, farkınızı bir zenginliğe, bir markaya dönüştürmek için tarihimizin bizi biz yapan değerleri ile hemhal olmanız gerekiyor. Bu sadece bir ürünü tasarlamak için değil ufkumuzu genişletmenin de güçlü bir yolu. Özellikle giyim anlamında bize ilham verecek en önemli müzelerden biri Sadberk Hanım müzesi. Ülkemizin ilk özel müze olma özelliğini taşıyan müze, Sadberk Koç’un kişisel koleksiyonunda yer alan geleneksel kıyafet, işleme, gümüş ve takılardan oluşan eserlere yer veriyor. 18 bini aşkın eserin sergilendiği müzede MÖ 6000’li yıllardan Bizans dönemine uzanan eserleri, Osmanlı ağırlıklı İslam eserlerini ve yine Osmanlı ağırlıklı etnografik eserleri görebiliriz. Özellikle Saraya ait kadın ve erkek giysileri çok ilham verici.

Ev tekstilinde fark oluşturdu

Haremlique markası oluşturduğu lüks ev tekstili koleksiyonu ülke sınırlarının ötesine geçmeyi başardı. İlhamını bu toprağın kültüründen ve tabiatının sunduğu değerlerden alan marka etnik Türk motiflerini kullandıkları; nevresim, masa örtüsü ve banyo ürünleri özellikle İstanbul’un zenginliklerinden esinlenmiş.

Dijital giyim devri
HAYAT
Dijital giyim devri
Abone Ol Google News

6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunundaki amaçlar ile sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerezler kullanılmaktadır. Detaylı bilgi için çerez politikamızı inceleyebilirsiniz.