1950 yılından itibaren adım adım kurgulanan 27 Mayıs darbesinin finali Yassıada Yargılamaları oldu. Sözde tamamı asker/sivil ‘hukukçulardan’ oluşan heyet tarafından yapılan yargılamalar, 14 Ekim 1960 günü başlayıp 15 Eylül 1961’de sona erdi. Mahkeme 9 ay yirmi gün çalıştı. 204 gün süren duruşmalar toplam bin 36 saat sürdü. Ancak mahkeme bu kadar kısa sürede 288’i idamla yargılanan 529 sanık ve bin 63 tanığı dinledi. Bazı sanıklara savunma için verilen süreler dakikalarla sınırlı kaldı.
AVUKATLA GÖRÜŞTÜRMEDİLER
- Avukatların savundukları isimlerle görüşmeleri kısıtlandı. Cezaevinde ise özellikle Adnan Menderes’e ağır bir tecrit uygulandı. Adada tutukluların bulunduruldukları kısma kimsenin girmesine müsaade edilmedi.
- Adnan Menderes’in avukatı Burhan Apaydın,
- diyerek durumun vahametini ortaya koydu.
ÇANTAYI BİLE AÇTIRMADILAR
Asal, darbecilerin sanıklar hakkında hazırladığı binlerce sayfalık yüzlerce dosyanın kapağını bile açamadıklarını aktardı:
DOSYALARDA NE VAR BİLEN YOK
- “Bu yüzlerce dosya, küçük oda büyüklüğünde küçük naylon çadırın içerisine konulmuş. Tabii, her sanığın da bir avukatı var. İçeriye gireceksiniz kendi müvekkilinizin dosyasını bu dosyaların içerisinde bulacaksınız.
- Savunma bu bakımdan atıldır. İkincisi, benim müvekkilimle konuşmam yarım saatti. Benim müvekkilimin ondan fazla davası vardı. Konuşma imkânımız yarım saatti; yarım saatte ne konuşulabilir ki? Hiçbir şey...”
Lüzum yok yerine otur!
Duruşmalarda ne sanıklara ne de avukatlara tam anlamıyla savunma hakkı verildi. ‘Sizi buraya tıkan irade öyle istiyor’ diyerek tüm talepleri reddeden Mahkeme Başkanı Saim Başol, avukatlara da o iradeyi hissettirdi. Avukat Orhan Apaydın, Menderes’i savunurken Başol tarafından birkaç dakika sonra böyle susturuldu:
Av. Orhan Apaydın, Menderes’in müdafaasını okumaya başladı.
Başkan: Bu sözlere hiç lüzum yok müdafaanız kaç sayfadır?
O. Apaydın: 20 küsur sayfa. Fakat ihtisar edeceğim.
Başkan: Boş sözler, Adnan Menderes’in Demokrat Parti Başkanı olduğu gayet tabii, bunlara ne lüzum var. Daima böyle lüzumsuz şeyler söylersiniz. Talat Asal ve Ertuğrul Akça’nın söylediklerinden başka söyleyecek bir şey kalıyor mu?
Av. O. Apaydın: Arkadaşlarımın sözlerini tekrar için huzurunuza gelmedim.
Başkan: Herkesin konuşması şart değildir. Söylediklerinizin hiçbirisinin zerre kadar Adnan Menderes’e faydası yoktur. Oturun efendim...”
İnsanlık dışı infaz!
Yargılama süresince Adnan Menderes’e pisikolojik ve fiziki şiddet uygulayan darbeciler infaz günü de boş durmadı. Hasta olan Menderes düzmece bir sağlam raporu ile sehpaya yollandı. Rutin muayeneler yapıldıktan sonra Menderes’e prostat muayenesi yaptılar. İmralı Cezaevi Müdürü Ahmet Ziyaettin Acarol, yıllar sonra infazı şöyle anlattı:
CAN ÇEKİŞMESİNİ İSTEDİLER
- Cellat idam ipini Menderes’in boynuna geçirdi. Normalde urganın arka tarafa gelmesi gerekirken sağ tarafa kaydırılmış olarak geçirdi.
- Onu en son gören ve yıkayanların başında olan bendim. Menderes’in göğsünden karnına kadar olan boşlukta sigaralar söndürülmüş, yaralar kurumuş, kabukları olduğu gibi kalmıştı…
Ağır psikolojik işkence
Yargılama süreci boyunca Adnan Menderes ve Celal Bayar ağır tecrit altında tutuldu. Odalarında bulunan lambalar bütün gece yandı. Muhafız subaylar yalnız odanın dışında değil, Menderes ve Bayar’ın bulundukları iki odanın içinde de gece gündüz ayakta ve gözleri tutukluların üstünde nöbet tuttu. Menderes bu durumdan nasıl etkilendiğini şu sözlerle mahkeme başkanına aktardı: