Ebedi mavilikler ülkesi: Bodrum
00:00, 14/04/2013, Pazar
Yeni Şafak
Ebedi mavilikler ülkesi: Bodrum
Dünyanın dört bir yanından ziyaretçisi olan ve yaz mevsiminde adeta nüfus patlaması yaşayan Bodrum'a bir bahar günü yolumuz düştü. Kalabalığı sırtından atmış olan Bodrum gerek doğal güzelliği gerekse tarihi yapılarıyla adeta cennetten bir köşe olarak ziyaretçilerine ev sahipliği yapıyor.
Türkiye'nin en güzel tatil beldelerinden biri hiç şüphesiz Bodrum. Hele hele Mart-Nisan aylarında baharın gelmesiyle Bodrum'un insanın yüzüne vuran serinliği daha bir cazip hale geliyor. Haziran-Temmuz-Ağustos döneminde 40 dereceyi bulan kavurucu sıcaklarda Bodrum asla çekilmez.
En güzel zamanı bahar ayları. Hem kalabalık olmadığı için hem de hava serin olunca yürümek çok zevkli oluyor. Kafanızı dinlemenin ne demek olduğunu en iyi orada anlıyorsunuz. Homeros'un 'Ebedi mavilikler ülkesi' dediği ve bir diğer Bodrumlu Cevat Şakir'in de (Halikarnas Balıkçısı), 'Başka yerde olup nur içinde yatılacağına burada nur içinde yaşanır' demesi boşuna değildir. Tarih boyunca, önceki adıyla Halikarnassos, sonra da Bodrum, paylaşılamayan ve uğrunda hep mücadele edilen bir yer olmuş.
Bu bölgede yapısal izler bırakan ilk yerleşim yeri; Aziz Peter (St. Peter) kalesinin bulunduğu şimdiki küçük kayalık İadaydı. (O zamanlar kale tamamen suyla çevriliydi). St. John şövalyeleri kendi kalelerini inşa etmeye geldiklerinde, MÖ 1100'lerde Dorlar tarafından yapılmış daha eski bir kalenin kalıntılarıyla karşılaşmışlar.
MÖ. 5.'ci yüzyılda yaşamış olan ve 'Tarihin Babası' olarak tanınan Herodot, Halikarnas'ta doğmuş. Herodot, Dorlar'ın, Peleponez'in doğu kıyılarında Trözen'den geldiğini yazmış. Dorlar, yeni adalarına Zefiriya, yerleştikleri bölgeye de Zefiriyum adını uygun görmüşler.
Tarihçiler, Harikarnas'ın temellerinin nereye dayandığı hakkında çok az bilgiye sahip. Halikarnas hakkındaki ilk bilgiler MÖ. 7. yüzyıla dayanıyor. Halikarnas, Heksapolis-Dor Konfederasyonu'na bağlı altı üyeden biriydi. Ayrıca karada Knidos şehri, Kos adası ve Rodos üzerindeki üç şehir de bu üyeler arasındaydı.
Bodrum'un belki de bu tarihinden kaynaklanan çekici bir tarafı var. Sizi hemen sarıp sarmalıyor. Bodrum'un tıpkı birçok kadim beldenin olduğu gibi bir ruhu var. O ruh Bodrum'a gelir gelmez sizi ele geçiriyor.
Gümüşlük mücevher gibi parlıyor
Bodrum'un en güzel yerlerinden biri Gümüşlük… Güneş burada denizlerin üzerinde mücevherler gibi parlıyor. Kıyıda oturup denizi seyretmek bile insana yetiyor. Her şey orjinal.
Deniz, güneş, toprak, kum, hava ve yeşilin coşkun tonları, rengarenk çiçek ve bitki türü... Bütün bu doğa harikaları burada birleşerek ruh ve zenginlik kazanmışlar. İnsanlar da bunları kucaklamak için yüzyıllardır bu kıyılara taşınmış. Antik Myndos uygarlığından kalan su kalıntıları, deniz altındaki dalgakıran, tarihi çeşmeler, kiliseler, sarnıçlar, mezarlar, kuyular, paralar ve küpler senelerce evvel buralara yerleşenlerin o günlerde bile bu güzelliklerin farkında olduklarının kanıtları.
Bodrum Kalesi'nden dünyayı seyretmek
Bodrum'un adeta alamet-i farikası Bodrum Kalesi'dir. Kalenin doğu duvarı dışında kalan bölümleri çift beden duvarları olarak takviye edilmiştir. İç kaleye 7 kapı geçilerek ulaşılır. Kapılar üzerinde armalar bulunmaktadır. Armalar üzerinde haçlar, düz veya yatay bantlar, ejder ve aslan figürleri bulunmaktadır. İç kalede Sapelin altı dahil olmak üzere 14 sarnıç vardır. Kale korugani, çiftli duvarlar arası su hendeği, asma köprü, kontrol kulesi, II. Mahmut tuğrası kalenin göze çarpan yerlerindendir.
Bodrum Kalesi, 19. yüzyıl sonunda kalenin hapishane olarak kullanıldığı dönemde bir hamam yapısı ile Osmanlı niteliği kazanmıştır.
Ayrıca Kale etrafında oturmak ve yürümek için çok güzel kafeler olduğunu da belirtmeden geçmeyelim. Bodrum marinasının olduğu yerden kaleye kadar yürümek bile başlı başına bir zevk.
Dört mevsim misafiri eksik olmuyor
Bodrum Marina Yacht Club'ın hemen yanıbaşındaki Vespa Cafe &Restaurant Bodrum'un en güzel yerlerinden biri. Bir kere cıvıl cıvıl. Söylenenlere göre dört mevsim dolu bir yer. Bodrum severlerin ve deniz tutkunlarının kış mevsiminde de uğramadan geçmediği Vespa huzurlu bir ortama sahip.
Vespa Cafe&Restaurant'ın başka bir özelliği ise, günün her saatinde sizi çeken farklı özellikleri ve tatları olması. Sabah gününüze Bodrum'a özgü ürünlerle hazırlanan harika bir kahvaltıyla başlayabilirsiniz.
İtalyan mutfağının birbirinden lezzetli yemeklerinin yer aldığı menüde öğle ve akşam yemeklerinde, odun ateşinde pişmiş pizzanın veya harika hazırlanmış makarnanın tadına bakabilirsiniz. Eşsiz bir manzaraya sahip olduğunu da ayrıca vurgulayalım
Başlıklar :