Belgesellerin kalp cerrahıyım

Alev Dilsiz
01:00, 24/01/2009, Cumartesi
Yeni Şafak
Belgesellerin kalp cerrahıyım
Belgesellerin kalp cerrahıyım

Türkiye'nin tarihinde ve kültüründe iz bırakan isimleri anlattığı “Bir Yudum İnsan” belgeselleriyle, belgesel sinemada kendine özgü bir alan açan Nebil Özgentürk, “Sakin ve dingin bir insan olduğum için, haber ve politika yoğunluklu belgeseller çekmiyorum. Ben bu işin kalp cerrahıyım” diyor

Nebil Özgentürk, belgesele gönül veren “bir yudum insan”dan biri. Adanalı olan Nebil Özgentürk, “Babam çok anlatıcı adamdı. Biz daha on yaşındayken bizlere hikayeler ve dünya savaş öyküleri anlatırdı. Yani ben çok iyi bir anlatıcı babanın oğluyum. Böylece o anlatıcı olma hali babamdan aslında bana geçti” diyor. Belgesel çekiminde cimri davranmayıp geniş bir ekiple çalışarak cemiyet hayatına, dostlarına vakit ayırdığını belirten Özgentürk, yaptığı çalışmalarla da birçok ödül almış bir isim. Kendi alanlarında duayen olmuş üç arkadaşıyla, belgesellerinin yanı sıra “Yaşamdan Dakikalar” programında da yer alan Özentürk, mühendislik fakültesinde okuyan iki oğlu için “Ağabeyim de film yönetmeni. Aslında biz kardeşler masalarda, meclislerde anlatıcı insanlarız ama oğullarımın tercihine saygılıyım” diyor. Kendini sakin, dingin bir kişi olarak tanımlayan eski arkadaşım Özgentürk'le sakinliğinin ve dinginliğinin verdiği rahatlığın keyfiyle içten bir röportaj gerçekleştirdik.

Belgesel çekmek çok zor bir zanaat değil mi?

Evet doğru söylüyorsun. Dünya 50'lerde televizyon izlerken biz televizyona bile 70'lerde kavuştuk. Böylelikle 20-25 yıl geriden geldik. Bu durumdan dolayı da bizim arşivimiz oluşmadı. Devletin, ordunun ve polisin kameraları daha erken gelmiş olabilir ama o belgeler de har vurup harman savrulmuş. Biliyorsun pek çok evrak, belge SEKA'nın hamur kağıtları oldu. Şu anda Türkiye'nin hem araştırmacılarının hem bilim adamlarının hem belgesellerinin en büyük sorunu arşiv sorunudur.

Bu zorluğu nasıl aştınız?

İyi araştırma ekipleri oluşturduk. Konuğumuzla ilgili dedektif titizliğiyle çalıştık. Belgeselini yapacağımız kişiyle ilgili görüntüleri bazen sekizlik, bazen on altılık kamerayla çekilmiş olarak bulduk, bazen de sinema filmlerinden yararlandık. Biraz fotoğraflarla, biraz görüntülerle elde ettiğimiz bu donelerin bazılarını dillendirerek sıkıcı olmayan, deyim yerinedeyse 'resmi devlet kalabalığından uzak' olarak kullandık. Böylelikle tutulan, beğenilerek izlenen belgeseller elde ettik. 250'ye yakın belgesel, 200'e yakın da içinde belgesel olan programlar üretmiş olduk.

DEVLET KENDİ HATALARINI ÖRTME REFLEKSİNE SAHİP
Türkiye neden eski belgelerini saklamamış?

Kısmen devletin devlet tarafından yapılan hataları bile koruma, örtme refleksi var. Kısmen de öyle bir kültürümüz yok. Mesela ülkemizdeki arkeolojik eserler bile 1980 yıllarından sonra korumaya alınmış. Arşiv de bir kültür mirasıdır Resmi devlet televizyonu bile yetmişli yıllarda Orhan Kemal görüntülerinin üstüne ithalat rejiminden dolayı kaset yok diye yurttan sesler korosunu kayıt etmiş. Böylesine komik dönemler yaşanmış. Bizim gibi belgeselcilerin kaynağı eski sinema filmlerindeki görüntüler olmuş. Fakat Türk sinemasının deposunda geçmişte bir yangın olduğu için üç bine yakın film de heba oldu.

Siz “Belgeselde zoru başardım. Gelecek yüzyıllara birçok doküman bıraktım” diyebiliyor musunuz?

Bunu söylemek bana düşmez ayıp olur ama doğrusu ben Nebil olarak herkesin portre merakı olmadığı bir dönemde örneğin, Rıfat Ilgaz, Can Yücel gibi önemli kişilere ulaşarak röportajlarını, portrelerini, belgesellerini yaptım. Bizim yaptığımız eserler 40-50 yıl sonra çok büyük kaynak olacak.

Ülkemizde belgesele gönül vermiş çok fazla isim göremiyoruz…

Kimsenin yarışmalardan, evlendirme programlarından, yemek programlarından fırsat bulup ilgilenmediği dünyalarla biz ilgilendik, ilgileniyoruz. Başta Mehmet Ali Birand ustamız olmak üzere Can Dündarlar, Mithat Bereketler gibi bir avuç insan olarak bizler ilgileniyoruz.

BEN BELGESELCİLİKTE KÜLTÜREL RAYLARDA YOL ALIYORUM
Kendinizi saydığınız isimlerden farklı bir sınıfa koyuyor musunuz?

Portre olarak baktığımız zaman benim adım öndedir. Ama bir Ergenekon belgeseli olarak uzmanlığım olmadığı için, çok yoğun takip edemediğim için bu konunun belgeselini yapmaya soyunmam. Fakat Mehmet Ali Birand bu belgeseli yapar. Çünkü onun dünyası haber. Ben daha çok kültürel raylarda gidiyorum. Benim merakım sinema, sanat ve edebiyat. Bir cerrah düşünün biri beyin, biri kalp cerrahı. Benim olaya bakışım böyle.

Siz hangisisiniz?

Ben kalp cerrahıyım çünkü duygu ağırlıklıyım. Şu anda gündemimizi meşgul eden Ergenekon'da hakikaten şeytani akıl, zekalar gelir geçer ve bu benim hızımın gerisinde. Ben sakin, dingin bir adamım. Bir geminin sakin bir limana sığınma durumundayım. Mendirek içindeyim galiba ve büyük okyanuslara da çıkmayı sevmiyorum. Bu yüzden de büyük iddialar taşımadan, büyük saatler istemeden yani karşımda bir izdivaç programı, bir yemek programı, bir Mehmet Ali Erbil programı ile yarışmayı hissetmeden bana 11:00'den sonraki saati verin diyerek o saatte uyanık kalmış insanları arıyorum. Benim hedef kitlem bir öğretmendir Kastamonu'da, bir hemşiredir Hakkari'de, bilim adamıdır Antalya'da, sunucudur. Hayat her dakika hareket içinde telaşla şurada şu cephanelik bulundu değildir, üzerimize üzerimize Gazzeler geliyor, acılar geliyor. Ben biraz insanları bu durumdan çekmek istediğim için biraz iyi bir klasik müzik gibi, senfonik müzik gibi insanları rahatlatmayı hedefliyorum.

Sizce görsel medyada doğru bir denetim mekanizma yok mu?

Denetim istemek kadar haince bir şey yok aslında. Program yapan insanların denetimi kendilerinin yapmasını isterim. Bu kişilerin 'Bu yaptıklarımı kendi çocuklarıma izletir miyim?' diye sormasını arzu ederim. Mesela yemek programlarında birbirlerinin yemeğini eleştiren insanlar var. Oysa ki yemek bizde bir kültürdür ve “hamdolsun” diyerek duayla kalkılır. İzdivaç programları da bana göre yanlış. Bütün bunlar çok yanlış. Bu söylediklerimden benim sabah akşam ahlak ahlak diye dolaşan insan olduğum düşünülmesin. Ama bu durum terbiyesizlik, nankörlük, alçaklık ve bütün bunlar, böylesine diyaloglar benim çok ağrıma gidiyor.

Yani denetime karşı mısınız?

Denetim olmasın demiyorum, denetiminin sınırı olsun ama keşke denetime hiç ihtiyaç duyulmasa… Çünkü denetimi kötüye kullanan kişiler de olabilir. Benim çağrım televizyon yöneticilerinin, programcılarının, sunucularının yaptıkları yayınlarda kendilerine bakması ve çekidüzen vermesi yönünde. Bir süre sonra bu tür programlar lanetlensin istiyorum.


Can Dündar bunları hak etmiyordu

Seyir öncesi beklentiniz nasıldı?

Bir belgeselcinin başka bir belgeselci için konuşması ayıptır. Ben sadece Can'ın şu ağırlıkta gitmesini isterdim; Mustafa Kemal'in bilinmeyen yepyeni bir cümlesini versin, taşlar yerinden oynasın. Örneğin, din meselesi, Kürt meselesi, parti meselesi gibi. Buna karşın bir belgeselciye çok ağır küfürlere varan eleştiriler yapılmasına da son derece karşıyım. Bir belgeselci, bir yönetmen belgeselini yapar ona adice küfür edemezsin kardeşim. Can Dündar bunları hak etmiyor.

Arşivinizdeki eski İstanbul'la günümüz İstanbul'unu karşılaştırırsanız...

Eski İstanbul'un sobayla ısınarak üşüyen durumundan günümüzdeki modern şehir hali tabii ki daha güzel. Buna karşın eski güzel komşuluk, mahalle ilişkilerini, eski terbiyeleri, eski tarihi binaları seviyorum ve özlüyorum. Onların kalmasını isterdim. 1940'lı yıllarda Türk, Rum, Ermeni, Kürt, Arap, Çerkez, Yahudi yan yana çok kültürü bir dostluk yaşardı. Şimdi de böylesine çok kültürlü bir yapının devam etmesini isterdim. Boğaz'ın da imar izinleriyle yıpranmasını istemezdim.

İstanbul haricinde hangi şehirde yaşamak istersiniz?

Paris'in en lüks semtinde ev verseler bile İstanbul'dan asla ve sla vaz geçmem.


Seviyesiz programlar izleyiciyi kaçırır

Bir dönem Mehmet Ali Erbil'i de eleştirmiştiniz….

Mehmet Ali Erbil utanmıyor mu bir adamın ekranda pantolonunu indirmeye. Kendisi de yanlışını anladı şimdi toparlanmaya çalışıyor. Ben soruyorum: Televizyonlarda yayınlanan seviyesiz programlar yüzünden maalesef televizyon izleyicisi azalmıyor mu?.

Televizyonlarda ceza yerine belgesel verilmesini nasıl yorumluyorsunuz?

Ben televizyonlarda belgesellerin ceza olarak verilmesini utanç verici olarak buluyorum. Ayrıca bir kurbanın anatomisini bana belgesel olarak mecburen seyrettiremezsin. Belgesel bana hayatı anlatmalı, ülkemi anlatmalı, Anadolu'yu anlatmalı.

Televizyonlarda eleştirdiğiniz programların artarak yer almasının nedeni ne sizce?

Biraz çocukluk dönemi yaşıyoruz televizyonlarda ve halen televizyon kanalları büyük hırs ve büyük rekabetin içinden çıkamadılar. Bu savaştan çıkamayan kanallar utanarak benimsemedikleri programlara “evet” diyorlar çünkü çaresizler. Şu anki duruma bakın sinema filmleri izlemiyoruz, bizler televizyonlarda dizilere boğulduk.

Günümüzde basında kamplaşma hüküm sürüyor mu?

Türkiye'de 1950 ile 60 arası iktidarı destekleyen basına “Besleme Basın” denilmiş, güçlü bir muhalif basın da olmuş ama... Ben basının muhalif olmasından yanayım. Kişisel olarak bir genel yayın koordinatörü, gazeteci iktidardaki partiye oy verse bile gazetesinde, manşetinde, köşesinde muhalif olmalı. Çünkü bizatihi sanat ve basın muhalif olmak zorundadır ki ülke daha iyi olsun.



Başlıklar :
Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026