Fatih Karaca: Yeni bir haber kanalıyla geliyoruz
01:00, 13/12/2008, Cumartesi
Yeni Şafak
Fatih Karaca: Yeni bir haber kanalıyla geliyoruz
Medya kulislerinde son günlerde konuşulan İpek Medya Grubu'nun Doğan Grubu'na ait Vatan Gazetesi'ni satın alacağına dair iddialara birinci ağızdan cevap geldi. İpek Medya'nın İcra Kurulu Başkanı Fatih Karaca, Vatan ile ilgili iddiaları yalanlarken, yeni bir haber kanalı için kolları sıvadıklarını söyledi
Fatih Karaca medyada masanın her iki tarafında oturmuş bir isim. Erzurum'da doğan Fatih Karaca TED Ankara Koleji'ni bitirdikten sonra yüksek öğrenimini Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi'nde tamamladı. Halkla ilişkiler, yayıncılık, tanıtım, televizyon, film yapımcılığı konularında çeşitli kurum ve kuruluşlara profesyonel olarak danışmanlık yapan Karaca, bir dönem de özel bir televizyonun yönetim kurulu üyeliği görevinde bulundu. 2002 tarihinde RTÜK Başkanı olan Fatih Karaca “RTÜK sadece ceza veren değil, aynı zamanda motive eden bir kurum olmalıdır” tezini savundu. Şu anda İpek Medya Grubu Başkanlığı görevini yürüten Fatih Karaca “Profesyonel, mesleki birikimi olan, işini yapan herkesle çalışmanın profesyonel şartın gereği olduğunu düşünüyorum” cümlesinin doğruluğunu Star Gazetesi Medya Grup Başkanı olduğu zaman benim de içinde olduğum ekiple çalışarak kanıtladı. Son derece centilmen olan İpek Medya Grubu Başkanı Fatih Karaca'yla medyayı, İstanbul'u ve daha pek konuyla kapsayan samimi bir röportaj gerçekleştirdik.
Bugüne kadar farklı görevlerin adamı olarak tanıdık sizi. Yaptığınız hangi işten daha çok keyif aldınız?
Aslında her görevin kendine göre farklı konumları var. Bildiğiniz gibi 1990 yıllının başında Türk Ticaret Kanunu'na göre kurulmuş ilk özel televizyonun kurucuları arasındaydım ve o dönem içinde gerçekten özel yayıncılıkta birkaç arkadaşımla birlikte önemli işler yaptık. O dönemin şartları ve ekonomisi tabii ki çok farklıydı. Daha sonra ise ben yayıncılık hayatında yeni atılımlar ve yeni planlamalar düşünürken bir anda kendimi Radyo Televizyon Üst Kurulu'nda buldum. Tabii düzenleyici otorite olarak başkanlık noktasında görev yapmak son derece önemli. Buna karşın her görevin ya da her konumun kendine has özellikleri var ama sonuçta işiniz medya olduğu için, medyayla ilgili bir işin içinde olduğunuz için temelde aynı konuların içindesiniz, aynı meselelerle meşgulsünüz.
RTÜK BENİM İÇİN AVANTAJDI
Aradaki fark nedir?
Medyada yapmış olduğunuz iş diğer ticari işletmelerin işlerine benzemiyor. Bugün medya kuruluşları bankalar gibi, sigorta şirketleri gibi, inşaat şirketleri gibi algılanamaz. Sonuçta; medya kuruluşları özel kuruluşlar bile olsa medyanın kamu hizmeti anlayışı içinde yayın yapma mecburiyetleri var. Bir toplumsal sorumlulukları söz konusu.
İşin içinden gelen Medya Grup Başkanı olmanın avantajları var mı?
İşin içinden gelmek, işi bilerek o görevi yürütmek tabii ki çok büyük bir avantaj sağlıyor. Medya dördüncü bir kuvvet olarak algılandığı için böyle bir konum içinde yöneticilik yaptıktan sonra RTÜK gibi düzenleyici bir kuruluşta görev yapmanın ayrıca bir avantajı olduğunu ve hakikaten o donanımımı, o birikimimi buraya yansıtma noktasında daha avantajlı hale geldiğini düşünüyorum.
RTÜK'E UYGUN YAYIN YAPIYORUZ
Medyanın kurallarını A'dan Z'ye kadar bilmek iyi bir işin ortaya çıkması için yeterli mi?
Burada önemli olan şu; yapmış olduğunuz işi nerede yaparsanız yapın vicdanen yapmış olduğunuz işlerden ve vermiş olduğunuz kararlardan huzur duyabiliyorsanız işinizi çok iyi anlayabiliyorsanız ve haksızlık yapmadığınızın bilinci içindeyseniz bence asıl önemli olan noktada da bu.
İpek Medya Grubu Başkanı olduğunuzda ilk icraatınız ne oldu?
Ben gelir gelmez televizyondaki yönetici arkadaşlarımı çağırdım ve kendilerine bugün yapmış olduğumuz yayıncılığın RTÜK'ün denetimine tabi olduğunu, dolayısıyla bizim RTÜK'ün kararlarını yönetmeliklerini çok iyi bilmememiz gerektiğini ifade ettim ve bir iç eğitim programı uyguladım arkadaşlarımıza. RTÜK Başkanı olduğum dönemlerde de hep “o anlı şanlı büyük kanallara bakın, emin olun, belki onların binalarında RTÜK kanunlarını, yönetmeliklerini bulamazsınız. İşlerini hukuk bürolarına havale etmişlerdir, işlerle ilgilenmezler” diye yorum yapardım. Ama şimdi benim başkanlığını yaptığım medya kuruluşunda arkadaşlarım RTÜK kurallarının, mevzuatının, kanununun ne olduğunun bilinciyle çalışmaktalar.
Yani benim yönettiğim televizyonda medyatik bir hata olmaz mı diyorsunuz?
Bu hemen belki sonuç alınabilecek bir durumda olmayabilir. Biliyorsunuz medya işi her an bir takım iletişim kazalarının sık sık karşılaşılabileceği bir alan. Siz de televizyon dünyasından geliyorsunuz, hele ki canlı yayın söz konusuysa hiç ummadığınız bir takım iletişim kazalarıyla karşı karşıya kalınabilir.
REYTİNG SİSTEMİ TARTIŞMALI
Reyting sistemi konusu son günlerde çok tartışılıyor
Ben RTÜK başkanıyken bu konu üstünde en fazla şikâyet eden, en fazla konuşan, en fazla fikir ifade eden bir kişi olarak artık RTÜK başkanlığımın bittiği ve medyada olduğum bir dönemde RTÜK Başkanı kalıpları içinde çok fazla şey söylemenin doğru olmadığı kanaatindeyim. Fakat şunu söyleyebilirim ki artık bu sistem sorgulanır hale geldi. Türkiye'de her şeyin sorgulanabilir olması, değerlendirme aşamasında olması çok demokratik bir meseledir. Herkesin bu konuda fikir tartışması içine girmesini ben hayırlı bir gelişme olarak kabul ediyorum.
Yani reytingler konusunda “etekteki taşlar dökülmeye” başladı mı?
Benim bu sorunuza bakışım şöyle; bu konunun tarafları AGB ise, bu konunun tarafı Televizyon İzleyicileri Araştırma Kurulu ise, artık onların da “sessizlik yeminlerinden” bir an önce sıyrılıp, delip kendilerini, sistemi konuyu anlatmalıdırlar, savunmalıdırlar ve yeni noktadaki gelişmelere göre de bir vaziyet almalıdırlar diye düşünüyorum. Dolayısıyla artık bu konuyu tartışmayarak ya da başka boyutlara taşıyarak bu işin içinden çıkamayız.
YENİ HABER KANALI YOLDA
Kanaltürk televizyonu reyting ölçümlerine girmeyi düşünüyor mu?
Kanaltürk Televizyonu'nunda gerekli teknik altyapıyı hızlandırdıktan sonra günlük ölçümlere girme planımız var. Bugünkü reklâm sistemi bu düzen içerisinde mutlaka reyting sonuçlarına göre reklâmları veriyorlar. Dolayısıyla yeni düzen içinde belirttiğim tarihte reyting ölçümlerine gireceğiz.
Reyting ölçümlerine girdiğinizde farklı bir yayın anlayışınız olacak mı?
Yapmak zorundayız tabii. Biz büyük kanalların stratejisi olan dramalarla, dizilerle işe başlamadık. Biz yüksek maliyetli programlarla değil, piyasa şartları içerisinde, reklâmdan da aldığımız payı hesap ederek daha makul bütçelerle programlar yapmak istiyoruz.
İpek Medya Grubu'nun büyüme planlarının içinde neler yer alıyor?
Önümüzdeki dönemde devreye koymayı düşündüğümüz bir de haber kanalı projemiz var. Henüz netleştirmemekle birlikte arkadaşlarımız bu yeni kurulacak kanalın hukuki ve teknik altyapısıyla ilgileniyorlar. Dolayısıyla İpek Medya Grubu her şeyi adım adım ve dikkatli olarak yapacak.
Son günlerde Vatan Gazetesi'nin İpek Medya Grubu tarafından alındığı söylentileri dolaşıyor.
Hayır, bu konuda İpek Medya Grubu olarak yapılan resmi bir temasın olmadığını çok iyi biliyorum. Ama piyasada böyle dedikodular yapılıyor.
İpek Medya Grubu Başkanı olduktan sonra işe başladığınız çalışma arkadaşlarınızla bir süre sonra yolunuzu neden ayırdınız?
Hadiseye şöyle bakmak gerekir. Bizim yayıncılık noktası olarak televizyonu devralmamızdan sonra öncelikle ekonomik kriz tüm piyasayı etkilediği gibi bizi de etkiledi ve bazı arkadaşlarımızla yollarımızı ayırmak zorunda kaldık. Bazı arkadaşlarla da belki birbirimizi anlama konusunda problemlerimiz olmuş olabilir. İpek Medya Grubu bundan sonra da kendi kadrosuyla inşallah gelecekte daha da büyüme arzusuyla yeni arkadaşları da bünyesine katarak yoluna devam edecektir.
İstanbullu oldum ama aklım Ankara'da
Ben artık İstanbullu oldum diyebiliyor musunuz?
Henüz kendimi tam İstanbullu olarak hissetmiyorum ama Ankara'dayken de hep İstanbul çok sık geldiğim bir yerdi. Ankara benim için hala çok önemli, çünkü yaşantımın büyük bölümü orada geçti. İstanbul da özellikle medyanın yapılanma merkezi olarak, kendi asıl işimizin merkezi olarak tabii ki “gözdemiz”. İstanbul'a da bu konuda haksızlık yapmayız.
İstanbul denince genel olarak sizde nasıl bir çağrışım yapıyor?
Müthiş bir güzellik, inanılmaz bir deniz ve boğaz manzarası. İnsana çok güzel şeyler hissettiren büyülü bir şehir.
İstanbul'da sizi en çok etkileyin yer neresi?
İstanbul'da beni en çok etkiyen semtin Tarabya olduğunu itiraf edeyim.
İstanbul'a gereken önem veriliyor mu?
Bu kadar nüfusun yoğun olduğu bir şehirde merkezi idarelerin ve yerel idarelerin ne kadar gayret gösterirse göstersin bu kadar büyük şehri taşımanın çok kolay olmadığı kanaatindeyim. Mutlaka daha güzele ulaşmak için bir gayret var ama daha çok yol alınması gerekir, daha çok şeylerin yapılması lazım dünya incisi, Türkiye'nin aynası olan bu şehrimize.
Kıyafetlerinizi kendiniz mi seçersiniz?
Bürokratik alışkanlığımız bizi her zaman takım elbise giymeye zorladı. İstanbul'da tabii ki takım elbise zorunluluğu var, ama Ankara'daki gibi çok yoğun değil. Kravatlarımın kıyafetlerimle uyumuna çok dikkat ederim. Ayrıca kravatlara çok düşkünümdür ve kravat koleksiyonum vardır. Kıyafetlerimi yakıştırabilme noktasında kendim seçerim...
RTÜK Kanunu yeterli değil
Şimdiki RTÜK Kanunu sizce yeterli mi?
RTÜK'ün bazı sorunları var. Bu sorunlar biliyorsunuz 1994 yılında 3984 sayılı radyo ve televizyonların kuruluşlarıyla ilgili kanun yürürlüğe girdi. Daha sonra da 4756 sayılı yasada 2002 yılında değişiklik yapıldı. Fakat bu değişiklikler daha çok Avrupa Birliği'ne uyum yasası çerçevesindeydi. Ben açıkça ifade ediyorum, bu röportajda da söylüyorum RTÜK Kanunu eskimiştir. RTÜK Kanunu'nun özellikle son zamanlarda teknolojide ortaya çıkan yenilikler çerçevesinde yeniden düzenlenmesi lazım ve RTÜK Kanunu'nun içinin daha çok doldurulması gerekiyor.
Yani, sizce RTÜK motive edici gücünü gösteremiyor mu?
Gösteremiyor. Bundan dolayı bugün artık birçok noktada “RTÜK'ün elini daha çok kuvvetlendirici” çalışmalar yapmak gerekli. RTÜK'ün sadece ceza veren değil aynı zamanda ödül veren bir kuruluş haline de gelmesi lazım. Kamu yöneticisi olarak bazı şeyleri isteyebilirsiniz, bazı şeyleri yapalım dersiniz, ben de RTÜK Başkanı iken “RTÜK ödüllendiren bir kurum olmalı” diyordum.
Başlıklar :