Sevgili Haşmet Babaoğlu, 7 Ağustos tarihli yazısının "Hele şu seçim atmosferi geçse de" başlıklı bölümünde şunları yazdı: "Yeni Türkiye diyoruz ya, oysa 2014"ün son çeyreğinden sonra "yeni, yeni Türkiye"nin inşası gerçeğiyle hesaplaşacağız. Dünya artık AK Parti"nin iktidara geldiği 2002 koşullarından çok uzaklaştı. Türkiye"nin iç dinamikleri gelişti, değişti. Farklı problemlerin, farklı projeksiyonların, farklı sosyolojik dönüşümlerin eşiğindeyiz. Bunları sorgulamaya, deşmeye, kurcalamaya başlamak gerek. Hem de acilen..."
Babaoğlu her ne kadar "hele şu seçim atmosferi geçse de" dese de bendeniz epey aceleci bir karakter olduğumdan seçimi beklemeden tartışmaya birkaç ucundan dalmak isterim. Bir bakıma çeşitli işaret fişekleri ateşleme denemesi diyelim bu çabaya.
Evvelen şu. 2002 yılından beri AK Parti iktidarı vasıtasıyla oluşan "yeni orta sınıf" meselesi bence "Türkiye"nin değişen iç dinamikleri"nin en önemli ayağı.
Seküler-dindar diye ayırmadan söyleyelim. Artık yeni orta sınıf özelikle metropoller ve Anadolu"nun büyük şehirlerinde "kütlesel" ağırlığı en belirgin sosyolojik "kitle."
Malumdur. Orta sınıf bir yandan sürekli istikrar beklentisiyle, bir yandan da sürekli iyileştirmeye yol açacak değişim talebiyle mukayyettir. Üstelik (90"lı yıllarda yakından gözleme şansı bulduğumuz) temel hak ve özgürlüklerinin karşılanmadığını düşünen, geçinmekte zorlanan alt sınıfın net taleplerine nazaran bu sınıfın beklentileri daha karmaşık vaziyetler alır. Hadi karikatürize edeyim. Şöyle söyleyecek mesela yeni orta sınıf: "İstanbul"da hiç trafik sorunu olmasın, ama yol çalışması için tek bir ağaç bile kesilmesin."
İşte tam burada durup ilk işaret fişeğini atayım. "Yeni" yeni Türkiye, bu talebin ve benzerlerinin mümkün olabileceğine inanmak isteyen insanların ağırlık kazandığı bir hal alacak. Bunu doğru anlayıp doğru değerlendirecek siyasal hareketlerin başarı şansı artacak. Yani değişim isteğinin yönelimlerini sezen, Türkiye"nin değişen dinamikleri hakkında net fikirlere sahip olan bir siyaset masası kurulursa mümkün olabilecek "yeni" yeni Türkiye.
Ben, 30 Mart seçimleri sürecinde Başbakan"ın "dikey değil yatay büyümeliyiz" mealindeki açıklamalarını tam bu bakımdan son derece dikkat çekici bulmuştum. Zira "dikey değil yatay büyüme" yeni orta sınıfın adını bir türlü koyamadığı "sofistike" isteklerinin sağlam bir özeti bence... Hatta yeni orta sınıfın mottosu tam olarak şöyle olabilir: "İstikrar sürsün, Türkiye büyüsün, ama lütfen yatay."
Diğer yandan "yeni" yeni Türkiye"yi bekleyen en büyük sorunlardan birinin Ortadoğu"daki baş döndürücü gelişmelerden "gerçek" manada etkilenmeye başlaması olacağını düşünüyorum.
Bir kere "üç tarafı denizlerle, dört tarafı düşmanlarla çevrili ülkemiz" safsatası bütünüyle tarihe karışacak. Bölgemizde yeni dostlarımız/müttefiklerimiz ve yeni düşmanlarımız olacak. Bunun da Türkiye"nin "içine" yansımasının çeşitli bakımlardan sonuçları elbette...
Şurası artık ciddi bir gerçeklik... Büyük ihtimalle çok yakın gelecekte yeni kurulan kimi Ortadoğu ülkeleriyle sınır komşusu olacağız. Uzak ihtimal, fakat bu böyle olmasa bile yepyeni bir Ortadoğu dizaynıyla karşı karşıya kalacağız. Bu komşuluklar ve/veya dizayn ülkemize yeni düşünce biçimleri, yeni cemaatler, yeni odaklar armağan edecek.
Bu yeni durumdan en çok etkilenecek 3 grubun İslamcılar ve Kürtler olacağını söylemek kehanet olmaz. Şimdilik Kürtler hakkında bir yorum yapmamayım. Ancak Türkiye İslamcılığında benzerini en son 80"lerin sonunda gördüğümüz bir fraksiyon çeşitliliği ve bir ayrışma yaşanacak bana kalırsa.
İşte burada da ikinci işaret fişeğini atıyorum. "Yeni" yeni Türkiye"nin belirleyici siyasal aktörleri, memlekette hala "düşünce" üretebilen iki kesimle, yani İslamcılar ve Kürtlerle kuracağı ilişkiyi doğru düzgün kotarabilecek yapılardan oluşacak.
"Yeni" yeni Türkiye"yi çok zor bir yolculuk bekliyor bence. Ancak, hadi Kemal Tahir gibi söyleyeyim yine, bu dar geçitten de hoplayıp çıkmayı başarabilirsek memleket daha da zeval bulmaz.
Ne diyordu Tagore: "Yarın, önümüzdeki on yılda mevziyi koruyabilecek birini seçtiğimizi düşünerek oy vereceğiz. Oysa asıl mesele mevzi seçmek hacım."
Başlıklar :

