Almanya/Nienburg-Steinhude
Medeniyet Tasavvuru Okulu (MTO) 7. yılında MTO Avrupa ekibimiz Almanya’da sessiz ama oldukça verimli geçen bir istişare ve kardeşlik kampı düzenledi.
Bugün MTO Avrupa yönetim ekibimizden Hülya Müberra Karadoğan Hanım kardeşimin MTO Avrupa kampıyla ilgili leziz bir yazısını paylaşacağım.
Avrupa’da Müslümanları zor günler bekliyor ama İslâm’ın önü alabildiğine açıldı Avrupa’da, İslâm taze ve yeni doğumlara gebe Avrupa’da.
Avrupa’daki çocuklarımızı Avrupa’nın geleceğini şekillendirecek çapta, özgüvenle ve Avrupa’ya İslâm’ın diriltici sözünü söyleyecek ve bir medeniyet yolculuğunun temellerini atacak şekilde yetiştirmek zorundayız.
İşte MTO Avrupa’da bu açıdan tarihî bir yolculuğun yapı taşlarını döşüyor.
Avrupa’nın da ihtiyaç duyduğu bir medeniyet fikrini Avrupa’da yeşertecek bir öncü nesil yetiştiriyor…
Bu mefkûrenin istişaresinin yapıldığı kampımıza dair izlenimleri leziz bir dille aktara. Hülya Hanım kardeşimin metniyle baş başa bırakıyorum sizleri…
KÖKLERE İNEMEZSENİZ GÖKLERE YÜKSELEMEZSİNİZ
Mekke sürecini, Medine sürecini; İslâm’ın insanı, aileyi, toplumu ve medeniyeti nasıl inşa ettiğini anlamadan kendi medeniyet birikimimizi hakkıyla kavrayabilir miyiz?
Kökleriyle bağ kuramayan bir gelecek tasavvuru ne kadar sağlam olabilir?
Geçmişi bilmek yetmez.
Geçmişin birikimini anlayarak bugünün meseleleriyle buluşturmak, geleceğe dair sorumluluk üstlenmek gerekir.
Çünkü medeniyet, yalnızca geçmişte inşa edilmiş eserlerin toplamı değildir.
O, bugün de yeniden düşünülmesi, yaşanması ve gelecek nesillere aktarılması gereken canlı bir birikimdir.
Medeniyet Tasavvuru Okulu nedir?
MTO yalnızca bir okul, bir kamp veya bir kitap okuma faaliyeti değildir.
MTO, insanın kendisini ve dünyayı yeniden inşa ettiği uzun soluklu bir yolculuktur.
Okudukça derinleşmek, derinleştikçe düşünmek, düşündükçe sorumluluk hissetmek ve hissettiği sorumluluğu hayata taşımak…
Bir başka ifadeyle, okumayı hayatın dışında bırakmamak; hayatı okumakla, okumayı da yaşamakla buluşturmak.
Medeniyet Tasavvuru yolculuğu, insanın kendisine dönmesiyle başlar ama yalnızca kendisinde kalmaz.
Kişi kendisini tanıdıkça özünü bulur.
Çağını ve insanlığı anlamaya yönelir.
Enfüsten afaka uzanan bu yolculukta insan, kendi iç dünyasından hareketle dış dünyayı anlamaya; dış dünyada gördüklerini de yeniden kendi iç dünyasında tartmaya çalışır.
Anlamaya çalışır anlamlandırır.
Bu sebeple MTO benim için köklerden göklere uzanan uzun soluklu bir nefes, insanı düşünmeye ve sorumluluk almaya çağıran bir mekteptir.
Özünü tanımak…
Dil zevkini kazanmak…
Düşünceyi derinleştirmek…
Hayatı anlamlandırmak…
Ve bütün bunları insanlığın ortak iyiliğine katkı sunabilecek bir gayeye yöneltmek…
Elbette bu yolculuk kolay değil.
Samimiyet ister.
Sadakat ister.
İstikrar ister.
Liyakat ister.
Bazen sabır, bazen fedakârlık, bazen de kendi eksikliğiyle yüzleşme cesareti ister.
Çünkü medeniyet tasavvuru, yalnızca güzel cümleler kurmak değil; o cümlelerin gerektirdiği insan olmaya çalışmaktır.
Şikâyetten hikâyeye, niyetten inşaya…
“ŞİKÂYET ETME BİR HİKAYE İNŞA ET,”
Kampın bana bıraktığı en önemli düşüncelerden biri de buydu:
Meseleleri konuşmak kadar, onların çözümü için harekete geçmek de gerekiyor.
Eksikleri görmek önemlidir.
Fakat yalnızca eksikleri konuşmak, insanı bir süre sonra çaresizliğe mahkûm edebilir.
Oysa meseleleri anlamak, sorumlulukları belirlemek, imkânları görmek ve çözüm üretmek gerekir.
Şikâyetin yerini hikâyeye, seyirciliğin yerini sorumluluğa, niyetin yerini gayrete bırakması gerekir.
Avrupa’da MTO adına yapacağımız çalışmalar üzerine gerçekleştirdiğimiz istişareler de bu açıdan kıymetliydi.
Her birimiz görevli olduğumuz bölgelerimizde ne yapabiliriz?
Talib/Talebelere nasıl ulaşabiliriz?
Okumayı nasıl bir hayat pratiğine dönüştürebiliriz?,
Ortak bir düşünce ve çalışma zemini nasıl oluşturabiliriz?
Bu soruların her biri, önümüzdeki yolun henüz tamamlanmamış haritasında birer işaret taşıydı.
Yusuf Kaplan Hocamızla gerçekleştirdiğimiz çevrim içi görüşme ve ardından yaptığımız kitap tahlili, bu arayışı daha belirgin hâle getirdi.
Öncü kuşaklar yetiştirmek için yola çıkmış bir okul (MTO), yalnızca bir hedef cümlesi olarak kalmamalıydı.
Okuyan, düşünen, sorumluluk alan, hakkaniyetle hareket eden ve yaşadığı çağa söyleyecek sözü olan, çağrısı çağını kuran bir nesil olmak, yetişmek, yetiştirmek için emek vermek gerekiyordu.
Yol uzundu.
Meseleler çetindi.
Fakat bir yolun kıymeti, kolaylığından değil, istikametinden anlaşılırdı.
KAMPIMIZDAN GERİYE KALANLAR…
Kampımızın son günü kardeşlerimizle kahvaltıda bir araya geldik.
Muhabbet ettik, sohbet ettik, hazırlıklarımızı tamamladık ve helalleşerek evlerimize dönmek üzere yola çıktık.
Ayşe ve Arife kardeşlerimiz Hannover’e; Nurdane ablamız, Asiye kardeşimiz ve ben Hamburg’a doğru hareket ettik.
Fakat benim yolculuğum henüz bitmemişti.
Günün gecesinde Mainz’a dönmek üzere trene bindim. Önümde yaklaşık yedi saatlik bir yol vardı.
Bir şehirden başka bir şehre gitmek…
Pencereden dışarı bakarken günlerin muhasebesini yapmak…
Konuşulanları, okunanları, sorulan soruları ve zihinde açılan yeni kapıları yeniden düşünmek…
Bazen insanın yolculuğu, vardığı yerde değil, yolda derinleşir.
O gece benim için tren yalnızca bir ulaşım aracı değildi. Nienburg’da başlayan düşünceler, Steinhude’nin kıyısında genişleyen bakışlar ve kitap tahlilinde belirginleşen sorular, benimle birlikte Mainz’a dönüyordu.
Yolda, zihnen, kalben okumaya devam ederken, kağıt ve kalem kalbin ve zihnin tercümanı oldu.
Bir nefes, bir istikamet, uzun bir yol…
Kampın sonunda kendime yeniden sordum:
Okumak nedir?
Medeniyet tasavvuru nedir?
Dert sahibi olmak ne demektir?
İnsan, öğrendiklerini hayatına taşıyamıyorsa neyi gerçekten öğrenmiştir?
“Sorular cevaplardan soyludur,” der Yusuf Kaplan hocamız.
Medeniyet Tasavvuru Yolculuğu Nedir?
Bu yolculukta samimiyetimizi korumak, sadakatimizi diri tutmak, istikrarlı olmak ve liyakati gözetmek elzemdir.
Çünkü mesele yalnızca yola çıkmak değil, yolda kalabilmek ve yol olabilmektir.
Mesele yalnızca nefes almak değil, nefes olabilmektir.
Mesele geçmişi anmak değil, köklerimizde bağ kurmak, kendimizi tanımak, öz/e dönmek, öz/ü bulmak, öz/lü olmak
Mesele sadece toplanmak değil, toparlanmaktı...
Medeniyet Tasavvuru Okulu Kitap ise, Medeniyet Tasavvuru Yolculuğu Okumaktır.
Kitapla başlayan, okumakla devam eden, düşünmekle derinleşen, dert edinmekle sorumluluğa dönüşen ve insanın kendisini yeniden inşa etme gayretiyle devam eden kutlu bir yolculuk...
Bu yolculuğun kolay olmadığını biliyorum.
Fakat samimiyetle yüründüğünde, insanın kendisini ve dünyayı anlama çabasına değer katacağına inanıyorum.
Rabbim niyetlerimizi hayra, gayretlerimizi berekete, yolculuğumuzu istikamete vesile kılsın. Bizi okuduğunu anlayan, anladığını yaşayan, yaşadığını hakkaniyetle temsil eden kullarından eylesin.
Kampımızın hayırlara vesile olmasını, kardeşliğimizi güçlendirmesini ve Avrupa’daki çalışmalarımıza yeni bir ufuk kazandırmasını niyaz ediyorum.
Başta Yusuf Kaplan Hocamıza, bizlere açtığı düşünce ufku ve gerçekleştirdiğimiz kıymetli görüşme için; ardından bu yolculuğu güzelleştiren, fikirlerini ve gönlünü paylaşan bütün yol arkadaşlarıma gönülden teşekkür ediyorum.
Yol uzun, yolculuk çetin…
Ama inanmış ve adanmış gönüller için her yeni gün, yeniden öğrenmenin, yeniden düşünmenin ve yeniden inşa etmenin imkânıdır.
Kitapla, kalemle,
Köklerden göklere…
Enfüsten afaka…
Aşkla, samimiyetle, sadakatle ve istikrarla…
Selam ve selametle.

