Rusya-Ukrayna savaşı ve Alice Weidel fenomeni

Turgay Yerlikaya
Turgay YerlikayaYeni Şafak Gazete Yazarı
04:00, 26/10/2026, Pazartesi • Yeni Şafak Haber Merkezi
Rusya-Ukrayna savaşı ve Alice Weidel fenomeni

Angela Merkel, hatıralarında (Özgürlük: Kadim Yayınları) Rusya-Ukrayna Savaşının mümkün bir olasılık olduğunu fakat bunun tarihe yayılmasının çok daha rasyonel bir tercih olacağını söyler. Merkel’in özellikle 2008’de Bükreş’te yapılan NATO zirvesinde izlediği politika, Ukrayna ve Gürcistan’ın o dönemin koşullarında NATO üyesi olmalarının yaratacağı endişeye odaklanıyordu. Merkel’e göre, erken bir üyelik yolunda alınacak aksiyon, Rusya’nın Ukrayna ve Gürcistan karşısında daha agresif olmasını beraberinde getirecekti. Üyelik Eylem Planı ile ilgili kaygılarını, hatıratında ayrıntılı biçimde ifade eden Şansölye, bir bütün olarak Avrupa güvenliğinin Rusya ile iyi ilişkilere bağlı olduğuna inanıyor ve bu iki ülkenin olası üyeliklerinin hem Avrupa hem de iki ülke açısından nasıl bir güvenlik tehdidi teşkil edeceğini çok açık biçimde söylüyordu.

Renkli devrimler ve sonrasında Batı ve Rusya’nın mücadele sahası olan Ukrayna’da, Kırım’ın işgali ile başlayan süreç 2022 Şubat ayında sıcak bir çatışmaya dönüşmüş ve Karadeniz’de seyri sefer güvenliği üzerinden ortaya çıkan riskler, gıda ve enerji başta olmak üzere birçok kalemde ciddi problemlere neden olmuş ve hem bölgesel hem de küresel güvenlik açısından önemli sorunlar ortaya çıkmıştır. Trump’ın bir yandan bu tehdidi gerekçe göstererek Avrupa ülkelerinin NATO harcamalarını istediği seviyeye çekmesi diğer yandan da Rusya’yı çevreleme stratejisi üzerinden yıpratma girişimi, bugün itibarıyla Avrupa’da ciddi bir eleştiri konusu. Özellikle Trump’ın Putin ile dizel konusunda yaptığı anlaşma, Avrupa’nın 2022 Şubat sonrasında yoğun bir finansal ve askeri kapasite ihraç ettiği Ukrayna gerçeğini radikal biçimde düşünmeye sevk etmiş durumda.

Tüm bu süreç, Avrupa sosyolojisini hareketlendirdiği gibi siyasete de doğrudan etki yapmaktadır. Fransa’daki protesto dalgasına neden teşkil eden Rusya-Ukrayna savaşı sürecine yönelik destek Almanya siyasetinin de temel konularından biri. Son seçimlerde ivme kazanan AfD’nin en önemli gündem maddelerinden biri olan bu konu, Avrupa’nın siyasi geleceğini anlama açısından da oldukça kritik.

Bu bağlamda, The Economist Genel Yayın Yönetmeni Zenny Minton’un AfD Eş Başkanı Alice Weidel ile yaptığı röportaj, hem AfD’nin politik yönelimi hem de Avrupa’nın istikametinin anlaşılmasına katkı sağlıyor. Nitekim Weidel, bir ekonomist olarak Rusya-Ukrayna savaşının Almanya’ya maliyetinin yüz milyar euro civarında olduğunu ve bu desteğin sadece ekonomi değil Alman milli güvenliği açısından da bir risk teşkil ettiğini söylemektedir. Almanya’nın, savaşı finanse etmesinin Rusya’nın güvenliğine tehdit olduğu gerçeğini içselleştirmenin Avrupa güvenlik mimarisine de katkı sağlayacağı vurgusu, sadece Weidel değil Almanya ana akım siyaseti açısından da üzerine düşünülmesi gereken bir konu.

Bu durumun yarattığı huzursuzluğu siyaset alanına taşıyarak önemli bir iş yapan AfD’nin göç ve geri gönderme noktasındaki politikaları da geleceğin Avrupası açısından önemli bir tartışma konusu. Suriyeliler, Afganlar ve Ukraynalılar üzerinden oluşan göç sürecini bir zenginlik değil de Alman demografisi ve sosyolojisi açısından risk olarak gören Weidel’in, Ukrayna’ya yardımların durdurulmasını ifade etmesi, savaşın farklı alanlarda oluşturduğu etkinin siyaseten nasıl araçsallaştırıldığını da göstermektedir. Trump’çı bir dille, “Germany First” diyen Weidel, Almanya’nın çıkarlarının siyasetin merkezine taşınması noktasında ısrarlı bir dil benimsemektedir.

Dört yılı aşan sürede savaşın bilançosuna dair oluşan tablo, aşırı sağ olarak tavsif edilen bir siyaset biçiminin nasıl ve ne şartlarda ana akım olabileceğini de göstermektedir. Weidel’in Avrupa Birliği konusuna yaklaşımını bürokrasi hantallığı ve egemenlik üzerinden okuduğumuzda, Weidel ve temsil ettiği siyasi çizginin neden iktidara alternatif olabileceği de görülmüş oluyor aslında. Fransa’da Le Pen’in sahiplendiği bu siyasetin Almanya’da benzer bir strateji ile devam ediyor olması, geleceğin Avrupası ile ilgili de çok şey söylemektedir. Bugün Avrupa ile henüz istenilen seviyeye gelmeyen ve Türkiye’nin de ısrarla talep ettiği simetrik ilişki modeli, aşırı sağın ana akım olduğu bir Avrupa’da ne kadar mümkün olacak hep birlikte göreceğiz.

Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026