AB karşıtlığı ve eğitim kalitesi
00:00, 14/08/2007, SalıG: Güncelleme: 01:32, 14/08/2007, Salı
Yeni Şafak
AB karşıtlığı ve eğitim kalitesi
Hâlâ darbelerden konuşuyorsak, tek tipleştirici eğitim sisteminden yakınıyorsak bunun sorumlusu AB değildir. Çocuklarımızın iyi eğitim görmesini kaygı ediyorsak yeni bir bakış açısı geliştirmeliyiz
Geçtiğimiz temmuz ayında “Autonomous Citizens in United Europe” adlı proje kapsamında Polonya'nın Kielce kentinde Polonya, İtalya ve Türkiye'den ( Öğretmen-Sen) sivil örgütler bir araya geldiler. Ev sahipliğini 200 ayrı sivil örgütten oluşan ve Polonya'nın en büyük sivil örgütlerinden biri olan Demokrasiyi Geliştirme ve Destekleme Vakfı (Swietokrzyskie Centre of the Foundation in Support of Local Democracy) adına başkan Agnieszka MİGON yaptı. İtalya'dan “Youth Europe Service” adına (Avrupa'nın en iyi on projesinden biri seçilmiş) çoğu avukatlardan oluşan bir grupla Türkiye'den Öğretmen-Sen sunumu ve projeleriyle programda yerini aldılar. 1989'da kurulan Yerel Demokrasiyi Geliştirme Vakfı'nın özellikle Kielce'de yaptığı çalışmaları anlatan Bayan Agnieszka'nın sunumu oldukça çarpıcı örneklerle doluydu. Üç yıllık AB üyesi olan Polonya'nın AB sürecinde demokrasinin kök saldığı ülkelerden çok şey öğrendiklerini bu anlamda Polonyalıların kendilerini sürekli geliştirdiklerinden bahsetti. Şimdilik Polonya'nın parasal sıkıntıları olduğunu ancak değişime, dönüşüme ve gelişmeye zihin olarak açık olduklarının altını özellikle çizdi Bayan Agnieszka.
Yıllarca komünizmin etkisi altında kalan bir ülkenin AB ile kısa sürede yeni ve farklı bir bakış açısı kazandıkları ilerlemeye dönük projelerinden ve isteklerinden belli oluyordu. Bunu özellikle Kielce'nin tüm sokaklarında görmek mümkün. Belediye başkanının gösterdiği üç yıl önceki sokak resimleriyle şimdiki planlı ve düzenli hali gerçekten bu büyük değişimin bir göstergesiydi. AB ile komünizmin o baskıcı ve dayatmacı zihniyetinden kurtulduklarını bu anlamda eskiyi kapattıklarını şimdi Polonya'nın gelişmesi, refahı ve mutluluğu için hep birlikte gayret gösterilmesi gerektiğini her fırsatta dile getiriyorlar. Bunu Türkiye'den katılan Öğretmen-Sen olarak toplumun her kesiminden kişilerle yaptığımız konuşmalardan bizzat şahit olduk. Bu bakış açılarıyla ülkemizde “AB ile ülke elden gidiyor” diyen kesimlere karşı bir mesaj gönderiyor gibiydiler.
EĞİTİM REFORMLARI
Öncelikle bölgedeki sendikaların geliştirilmesine yönelik çalışmalar hızlandırılmış. Bağımsız, kâr amacı gütmeyen sivil örgütlere büyük önem veriliyor. Çeşitli seminerler, kurslar ve etkinliklerle gençlere demokrasi bilincinin yanı sıra nasıl proje üretilir gibi konularda uzmanlarca eğitim veriliyor. Okullar yerel yönetimlere devredilmiş merkez sadece üniversitelerin finansmanını sağlıyor. Anaokulunun zorunlu hale getirildiği Polonya'da özellikle ilköğretim 1ve 3 arası bizim ülkeyle kıyaslandığında pedagojik açıdan önemli farklar göze çarpıyor.1-3 arası sadece okula hazırlık dönemi olarak veriliyor. Çok basit konular işleniyor; örneğin çevremizdeki ağaçları sayalım, okul bilinci, aile bilinci, resim, spor vs. gibi... Günde dört saat ders yapılan bu dönemde sınav ve not sistemi kaldırılmış. Ayrıca öğretmenlerin takım elbise giyme zorunluluğu yok.
Yerel yönetimlerce finanse edilen sivil örgütlerin yönlendirmesiyle gençler boş vakitlerinde kendi yeteneklerine uygun dallarda eğitim görüyorlar. Tomasz Kosinski adında bir sivil örgüt temsilcisinin verdiği bilgiye göre her bir sivil örgütün ilgilendiği bir dal var örneğin resim yeteneği olanlara bu örgüt gönüllü uzmanlarıyla eğitim veriyor atölyelerinde gençler gelip çalışmalarını sürdürüyorlar yıl sonunda ise bu çalışmalar sergileniyor. Sokakta başı boş dolaşan gençlere rastlamak neredeyse imkansız.
AB ile Polonya'da eğitim alanında büyük gelişmelerin olduğu bir gerçek. Öğretmenlerin ekonomik olarak durumlarının pek iyi olmadığı söyleniyor. Ancak öğretmenlerin zamanla ekonomik olarak durumlarının iyi olacağına dair umutları var onlar için önemli olan gelişmeye ve değişmeye zihin olarak açık olmak.
NEDEN AB KARŞITLIĞI
Toplu yaşama bilincinin geliştiği, okullarında kalitenin arttığı, demokrasi ve özgürlükler alanında önemli gelişmelerin olduğu, doğal çevrenin korunduğu, planlı şehirleşmenin yerleştiği AB üyesi ülkeleri göz önündeyken ülkemizde sayıları gittikçe artan AB karşıtlığını anlamak mümkün değil. Bir taraftan hem demokrasi ve özgürlüklerden yana tavır koyacaksınız diğer taraftan AB ile ülkenin elden gideceğine dair korkular ve endişeler taşıyacaksınız, bugün Kopenhag kriterlerinin altına imzamı atmam diyen bir AB karşıtı olabilir mi? Ülkemizdeki AB karşıtlığı gerçekten anlamsız boyutlarda. Dar, içe kapalı bir anlayışla ne ülkemizi bağımsız kılabiliriz ne de kendi başımıza bir ilerleme ve gelişme gösterebiliriz. Agnieszka'nın dediği gibi öncelikle gelişmeye, dönüşmeye ve değişmeye zihin olarak açık olmak gerekir.
Gerçekten ülkemizin geleceğini, çocuklarımızın iyi eğitim görmesini kaygı ediyorsak eğer içerideki dar ve yoz düşüncelerden kendimizi arındırmamız ve yeni ve farklı bir bakış açısı geliştirmemiz gerekiyor. Hâlâ darbelerden konuşuyorsak, tek tipleştirici eğitim sisteminden yakınıyorsak bunun sorumlusu AB değildir. Kendi hatalarımızı başkalarının sırtına yüklemekten bir şekilde kurtulmalıyız. Kendi bakış açımızla hesaplaşabilmeyiz.
* Öğretmen-Sen Teşkilatlanma Sekreteri
Başlıklar :