İsrail"in, aralarında çok sayıda çocuğun bulunduğu 172 Filistinliyi katletmesi karşısında başta Mısır olmak üzere bölge rejimleri acziyet içinde. Temsil kabiliyetleri ve meşrulukları tartışmalı bu rejimlerin en bariz vasfı halk düşmanı olmaları. Aslında cümlesi kiralanmış olan bu rejimler için Filistin meselesi, emperyalist güçlerle sadece bir pazarlık meselesidir. Zaman zaman Filistinlilere sahip çıkıyor görünürler, o kadar. Mesela Filistinliler şimdiye kadar Mısır"daki dikta rejiminden ciddi bir kazanç elde edemediler ama Generaller Filistin meselesi üzerinden yürüttükleri pazarlıklardan hep kârlı çıktılar. Kirli iktidarlarını sürdürmek için İblisle anlaşma yapan despotlar nezdinde Filistin meselesinin çözüme kavuşması değil tam aksine kavuşmaması iyidir. El Fetih liderlerinden merhum Ebu İyad 36 yıl önce, "Filistin"de tasarlanan tüm devrimler Arap başkentlerinde başarısızlığa uğramıştır" derken haksız değildi.
İsrail günlerdir Gazze"ye bomba yağdırıyor. Mısır"da "General Sisi rejimi" alışılageldiği gibi cılız bir kınama mesajının ardından Gazze"nin hayata açılan çıkış noktası olan Refah sınır kapısına coşkulu şekilde asker yığarak ablukayı daha da sıkılaştırdı. Sisi yanlısı utanmaz kalemler güya "Hamas"ı cezalandırmak adına, daracık bir kıyı şeridine kapatılmış masum Filistinlilerin canhıraş feryatlarına kulakları tıkamanın faziletinden dem vurabiliyorlar. Arap millliyetçiliğinin alemdarlığını kimselere kaptırmayan "Nasırcılar" ise katliamlar karşısında bön bön bakmakla yetiniyorlar. Bir zamanlar Filistin meselesi Arap milliyetçiliğinin bayrağı idi. Aynı Filistin meselesi şimdi Arap milliyetçiliğinin dramatik çözülüşünün simgesi oldu.
Dünyanın vicdanlı insanlarının "İsrail terörü"nü lanetlemekten öteye yapabilecekleri pek birşey yok. Devletler ve uluslararası organizasyonlar ise bireyler gibi değildir. Onların bireylerden daha fazla güçleri, daha fazla sorumlulukları, daha fazla yapacakları şeyler var. Filistinlilerin derde deva olmayan söylemlere değil İsrail"i caydırıcı politikalara ihtiyacı var. Gazze"de son 10 yılda İsrail, "Pişmanlık Günleri", "Sıcak Kış", "Dökme Kurşun" gibi kod isimlerle gerçekleştirdiği operasyonlarla çok sayıda katliama imza attı. "Uluslararası Camia" bu saldırıları kınamaktan öteye geçemedi. Zorbalık karşısında takınılan bu pasif politika İsrail saldırganlığını durdurmak bir yana, cesaretlendirdi. "Yahudi soykırımı"ndan duydukları suçluluk duygusunun bedelini Batılı güçler Siyonistlere Filistin"de bir devlet bahşederek müslümanlara ödetme yolunu seçtiler. Amerika"daki "Hıristiyan Siyonistler" ve "Neoconlar" her hâl ve şartta İsrail"e kol kanat gererek bu iki yüzlü politikayı sürdürüyor.
Haktan ve adaletten yoksun güç tekellerinin rehin aldığı "uluslararası camia"dan Filistinlilere herhangi bir hayır dokunmayacağı çok belli değil mi? Rehin alınmış uluslararası/uluslarüstü kurumlardan ve kiralanmış despot rejimlerden fayda umulur mu hiç? Müslüman halklar kendi despot rejimlerinden kurtulmadıkça Filistin"e kurtuluş yok. Yahudiler son iki bin yıl içinde en huzurlu asırlarını büyük İslam uygarlığının cömert kanatları altında geçirmişlerdi. O halde, "1948-2014" uğursuz parantezini kapatıp kendi siyonist rejimlerinden kurtulmadıkları sürece binlerce yıldır düşledikleri huzur ve sükunu bulamayacaklarını da artık idrak etmeliler.
Başlıklar :

