Türkiye direnecek ve başaracaktır!

İbrahim Karagül
İbrahim KaragülYeni Şafak Gazete Yazarı
00:00, 21/10/2013, Pazartesi • Yeni Şafak Haber Merkezi
Türkiye direnecek  ve başaracaktır!

Türkiye"nin en mahrem bilgileri ellerindeydi. İstedikleri operasyonu yapıyor, bu ülkeyi istihbarat üssü olarak kullanıyorlardı. Askeri bürokrasiden siyasi çevrelere kadar bütün iktidar alanlarını istedikleri gibi yönlendiriyor, yönetiyorlardı. İktidar değiştirip iç politikayı dizayn ediyor, hükümet düşürüyor, darbe planlayıp uyguluyor, koca komutanlardan tekmil bile alıyorlardı.

Onlar aslında bu ülkenin sahipleri gibi hareket ediyorlardı. Devlet iktidarı üzerinden Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarından daha fazla yetkiye sahiplerdi. İşi; Marmara Denizi"nde gemileri durdurup aramaya kadar vardırmışlardı.

Özellikle 28 Şubat döneminde, Türkiye"nin iç istihbarat birimi gibi çalışıyor, İslamcı avı yürütüyor, İstanbul"da evleri basıp insanları kaçırıyor, belli adreslerde sorguluyorlardı. Hem Milli İstihbarat Teşkilatı hem de Emniyet İstihbarat Teşkilatı gibi çalışıyorlardı. Bu ülkenin güvenlik birimleri tarafından gözaltına alınan kişileri rahatça sorgulayabiliyor, onlar hakkında kararlar verebiliyorlardı.

CIA"nın meşhur gizli cezaevi ve gizli uçak seferleriyle esir ticareti yaptığı dönemlerde Türkiye"de ne işler çevirdikleri hala bir gizem olarak ortada duruyor.

Türkiye-İsrail ilişkileri hiçbir zaman iki ülke arasındaki ilişkilerle sınırlı kalmadı. Türkiye"nin en mahrem alanlarında, birimlerinde her zaman çok geniş hareket alanına sahip oldular.

MİT ve Emniyet"te bazı birimler doğrudan onlara çalışıyor, bu birimlerin yapılanmasında bile söz sahibi olabiliyorlardı. Türkiye onların avucunun içindeydi. Ve bu ülkeyi, kendi çıkarları doğrultusunda bütün Ortadoğu"da, Orta ve Güney Asya"da hoyratça kullanıyorlardı. 28 Şubat sonrası hemen bütün Müslüman ülkelerde yürütülen örtülü İslamcı avının patronları onlardı ama bunu Türkiye üzerinden yürütüyorlardı.

Bitti. En azından bitmeye az kaldı. Bu yüzden bu kadar kuru gürültü. Kıyameti koparıyorlar.

Bu ülkenin en büyük düşmanları, özgürleşmeye başladığında kendini ele veriyor. Bu sadece İsrail istihbaratıyla sınırlı değil. Avrupalı müttefiklerden içerideki bazı siyasi ve sermaye çevrelerine, medya mensuplarına, düşünce adamlarına kadar böyledir.

Garip biçimde, ulusalcısından solcusuna, İslamcısından liberaline genişleyen bir alanda insanlar bir yerlerden işareti alır almaz meydana çıkıyor, inanılmaz bir kampanya yürütülüyor.

5 yıl önce olsaydı bu operasyonlarla yer yerinden oynatılırdı. Hükümet de medya da, aydınlar da hizaya sokulurdu. Korku ve paranoya üzerinden Türkiye büyük bir bunalıma sokulur işin sonu ekonomik krize kadar uzanırdı. Tabu bu arada siyasi güç dengesi değişir, hükümetler düşürülür, medya kelle avcılığına girişir, iş dünyası ve sendikalar harekete geçirilirdi. Türkiye kamuoyu daha "neler oluyor" diyemeden amaç hasıl olur, operasyon tamamlanırdı.

Ama artık öyle olmuyor. O dönemler geçti. Üç beş tetikçinin ABD basınında uzaktan kumandalı yazılarıyla Türkiye"yi sarsma dönemleri tarihte kaldı. Ne medya onlara yüz veriyor ne siyasetçiler yazdıklarını ciddiye alıyor. Kendi kendilerine patinaj yapıp duruyorlar.

Hakan Fidan olayı üzerinden çok ciddi bir okuma yapmak, gerçek resmi ortaya çıkarmak gerekiyor. Savunma refleksi bir çok zaman gerçekleri ortaya çıkarmaya yetmiyor.

Daha göreve gelir gelmez "bu adam İran"a yakın" diye çığlıklar atanlar şimdi de "bakın biz söylemedik mi, on İsrail ajanının bilgisini İran"a verdi" diyerek İsrail yönetiminin o günkü tezini güçlendirmeye çalışıyor. Türkiye-İran ilişkilerini sorgulayanların aklı nedense ABD-İran yakınlaşmasını sorgulamaya yetmiyor.

Olay sadece Hakan Fidan olayı değildir. Yıllardır burada dile getirmeye çalıştığımız, Türkiye"nin özerkleşmesi, bağımsızlaşması, kendi yolunu çizmeye çalışması, yönetilebilir olmaktan çıkması meselesidir. Bu açıdan sesini yükselten sadece İsrail aşırı sağı ya da ABD"nin neoconları değildir. Avrupa Birliği içindeki ortaklar, müttefikler, "dostlar" da en az onlar kadar rahatsızdır en az onlar kadar Türkiye"yi tekrar yönetilebilir alana çekmeye çalışmaktadır. Bunu yaparken de bazen oldukça çirkefleşmektedir.

Fidan olayı sadece bir istihbarat savaşı, güç kavgası değildir. Siyasi bir meseledir. Hükümeti hedef alan, aslında Türkiye"nin 20. yüzyıl defterini dürmesine duyulan öfkenin yansımasıdır. Daha doğrusu bir öfke patlamasıdır. Çirkeflik de buradan kaynaklanmaktadır. Birileri, "eksen kayması" diye tanımladıkları Türkiye"nin kendi havzasına yönelmesinin yakın tarihin en büyük siyasi suçu ilan etmiş, başta Başbakan Tayyip Erdoğan olmak üzere, bu işi yönetenlere karşı itibarsızlaştırmanın da ötesinde imha harekatına girişmiştir.

Ama anlamıyorlar… Artık böyle bir Türkiye olmadığını, yeni eğilimin Türkiye kamuoyu tarafından sahiplenildiğini, bu işin geri dönüşünün olamayacağını, rüzgarın bir kez yön değiştirdiğini, bir dahaki kırılmanın en az yüz yıl alacağını göremiyorlar. Hala eski defterleri okuyup, eski taktiklerle Türkiye"ye gömlek biçmeye çalışıyorlar.

Bu tarz örtülü operasyonların, hedef olanı daraltmaktan ziyade genişlettiğini, imha edilmek istenen isimlerin daha da güçlenip kahramanlaştığını, bu milletin o insanları bağrına basıp sahiplendiğini ölçemiyorlar. Artık kahramanlar bu yolla ortaya çıkıyor. Tıpkı büyük krizler, dönüşümler döneminde olduğu gibi, yeni isimler böyle sembolleşiyor.

Örtülü operasyonun mimarlarını da taktiklerini de çok iyi biliyoruz. İsrail aşırı sağı, ABD"nin neoconları ve Avrupa"nın neoconlaşan yönetimleri, bizim bölgemizde yeniden oluşturmaya çalıştıkları dikta reimlerle belki de Türkiye"ye karşı son kapsamlı operasyonunu yürütüyor. Cumhurbaşkanlığı seçimlerine kadar da bu tazyikleri devam edecek.

İlginçtir, içerideki ortakları konjonktürel olarak değişiyor. Zayıflayan güçler terkedilip yükselenler tercih ediliyor. Bu yapılırken hiçbir şekilde ideolojik ayrım gözetilmiyor. Yeni ortaklar ulusalcı da olabiliyor, İslamcı da. Bir çokları kişisel, dar çevre çıkarlarını her şeyin üstünde tutarak bu tür örtülü müdahalelere açıktan destek veriyor. Bunu yaparken de ülke çıkarı, ülkenin iyiliği gibi değerlerle kendini kamufle edebiliyor.

One Minute, Mavi Marmara ve "Alçak Koltuk Krizi"den sonra hep şu cümleyi kullandım: "Türkiye-İsrail ilişkileri hiçbir zaman eski ortaklık durumuna gelmeyecektir." Çatışma istihbarat alanından siyasete, bölgesel pozisyon ve askeri teknolojiden belki de ekonomik savaşa kadar uzanacaktır. İki ülkenin bu yüzyıla, bölgeye ve kendine bakışı taban tabana zıt oldukça bu böyle devam edecektir. Yakın gelecekte de böyle bir ihtimal söz konusu değildir. Bunu bildikleri için kısa yoldan iş görme gibi çok tehlikeli yöntemlere başvurmaya kalkıştılar. Bu ülkede Mısır senaryosunu bile denediler.

Fidan üzerinden yürütülen kampanya Gezi/Taksim kalkışmasından ayrı bir operasyon değil. İkisi de Türkiye"ye diz çöktürme projesinin parçasıdır. Ama Türkiye direnecek ve başaracaktır.

Başlıklar :
Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026