Trump’ın büyük pazarlık arayışı, Rusya şahinleri ve küresel sistem

Kadir Üstün
Kadir ÜstünYeni Şafak Gazete Yazarı
04:00, 23/10/2026, Cuma • Yeni Şafak Haber Merkezi
Trump’ın büyük pazarlık arayışı, Rusya şahinleri ve küresel sistem

Trump Çin lideri Şi Cinping’le bu sene içerisinde üçüncü kez görüşmeye hazırlanırken Rus lideri Putin’in üçlü zirve önerisi Washington’ın Rusya şahinlerini ayağa kaldırdı. Kasım ara seçimleri sonrasında Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği (APEC) zirvesine katılması planlanan Trump, mayıs ayında Pekin’de görüştüğü ve Eylül’de de Washington’da ağırladığı Şi’yle ilişkileri güçlendirmeye çalışıyor. Ticaret savaşlarına Pekin’in misillemeyle karşılık vermesi sonrasında Çin’le ticaret, yapay zekâ, uyuşturucu kaçakçılığı, nadir elementler, Tayvan ve İran gibi konularda diyalog kanallarını açan Trump, şimdi de yeni bir Putin açılımı yapıyor. Rusya’ya karşı yaptırımları dondurmasına, dizel benzin anlaşmasına ve Putin’in üçlü zirve önerisine sıcak durmasına tepki gösteren Rusya şahinleri bu adımları seçimler öncesi çaresizlik ve Ukrayna’nın kaderine terk edilmesi şeklinde eleştiriyor.

Bir yandan Kasım seçimleri öncesinde üzerindeki enflasyon baskısını azaltmak isteyen Trump, bir yandan da Çin ve Rusya’yla yeni bir sayfa açarak İran ve Ukrayna savaşlarının etkilerini sınırlamak istiyor. Genellikle birebir pazarlığı seven bir lider olarak öne çıkan Trump’ın Putin’in üçlü zirve önerisine açık olduğunu söylemesi dünya gücü olarak saygı duyduğu Rusya ve Çin’le Amerika’nın küresel meseleleri çok uluslu formatların dışında çözebileceğini düşündüğünü gösteriyor. Büyük güç siyasetinin üretebileceği ‘büyük pazarlık’ fırsatlarını kurallara dayalı uluslararası sistemin ‘hantal’ yapısına tercih eden Trump’a karşı çıkan dış politika elitlerinin etkisi de sınırlı kalıyor. Bu anlamda Trump dönemi Amerikan dış politikasının müttefiklik sistemini terk ettiği ve büyük güçlerin kritik kararları kendi aralarında aldığı bir sisteme doğru evirildiği söylenebilir.

UKRAYNA’YA BASKI, RUSYA’YLA YAKINLAŞMA

Trump’ın kasım seçimleri öncesinde Rusya’ya baskıyı hafifletip Ukrayna’ya baskı moduna dönmesi, Zelenski’yle ilişkisinin Amerikan himayesindeki bir küçük güce ‘ayar verme’ Putin’le ilişkisinin ise hep bir büyük güce saygı ekseninde geliştiğini hatırlatıyor. Trump Rusya’ya yaptırımları uygulamayı erteliyor, enerji ticaretini genişletiyor ve Putin’le ilişkileri normalleştirmeye çalışıyor. Buna karşın Zelenski’den Rus petrol rafinerilerine saldırılarını durdurmasını isterken Ukrayna’da yeni bir lider ihtiyacı olduğundan bahsediyor. Trump ‘enerji ateşkesini’ kabul etmeyen Rusya’ya yüklenmektense Kiev’in saldırılarını öne çıkarıyor. Elon Musk’ın şirketi Starlink’in Ukrayna’yla işbirliğini yavaşlattığı yönündeki haberler ise Washington’ın fiili baskısının sahadaki operasyonlara etki edecek noktaya geldiğini gösteriyor.

Kongre’deki Rusya şahinlerini harekete geçiren bu gelişmeler, bazı Cumhuriyetçi senatörlerin Trump’ın özel temsilcisi Steve Witkoff’un Putin’e ‘insaniyetli’ ifadesini kullanmasına karşı sert tepki göstermelerine neden oldu. Cumhuriyetçi Parti’nin geleneksel dış politika anlayışında Rusya ve Çin’in rakip veya düşman olarak görülmesine karşın Trump’ın bu ilişkileri uzun vadeli stratejik çerçevenin dışına çıkararak kişisel diplomasi ve ekonomik pazarlıkları öncelemesi eleştiri alıyor. Wall Street Journal başyazıları ve John Bolton’ın yazıları bu minvalde örnek gösterilebilir. Bu tepkilerin ciddi bir siyasi direnişe dönüşmesi pek mümkün görünmüyor elbette ancak özellikle seçim sonrasında Kongre’nin dış politikaya daha fazla aktivist biçimde yaklaşmasını ve medyanın daha ağır eleştirilerini tetikleyebilir. Diğer bir deyişle, Ukrayna’nın yalnız bırakılması ve Rusya’ya yakınlaşılması, bölünmüş bir Kongre aritmetiği senaryosunda Trump’ın işini zorlaştıran bir dinamik olarak öne çıkabilir.

SEÇİM HESABI MI, STRATEJİK EKSEN KAYMASI MI?

Trump’ın Rusya ve Çin’le yeni bir yakınlaşma arayışı içinde olmasını seçim dinamiklerine ve ticari çıkarlara bağlamak mümkün. Ancak bu yakınlaşmanın özellikle Batı ittifakı içinde yarattığı derin çatlağı kısa vadede tamir etmek mümkün olmayacaktır. Bu da kısa vadeli hesaplar olsa bile Amerika’nın transatlantik ittifak içerisindeki yerinin orta ve uzun vadede kalıcı olarak değişeceğine işaret ediyor. Amerika artık müttefiklerini yanına alarak Rusya ve Çin’le rekabet veya mücadele derdinde görünmüyor. Bu ülkelerle Amerika’nın doğrudan çıkarlarını görüşmeyi ve bunu Önce Amerika ideolojisinin bir gereği olarak gören bir yönetim anlayışı hâkim.

Trump’ın Putin ve Şi’yle yakınlaşmasını liderlik diplomasisi olarak okumak mümkün ancak bu perspektif eksik kalacaktır. Trump Amerika’nın Batı ittifakındaki liderlik rolünden feragat etmekle kalmayıp geleneksel muarızları olan büyük güçlerle barış yapan bir siyasi miras bırakmak istiyor. Üçlü zirvede Ukrayna, İran ve Tayvan gibi diğer ülkelerin kaderini belirleyecek görüşmeler yapılması, şimdiden Yalta Konferansı benzetmelerine zemin hazırlamış durumda. Amerika’nın Trump döneminde bu şekilde bir küresel yönetişim anlayışına evirilmesi, NATO ittifakının ve Birleşmiş Milletler sisteminin geleceği açısından da önemli sonuçlar üretebilir. Dünyanın farklı bölgelerindeki çatışmaların kaderinin ve nüfuz alanlarının bu üç büyük güç arasındaki pazarlıklarda belirlenmesi ihtimali, Amerikan dış politikası açısından da yeni bir stratejik eksen kaymasına işaret ediyor.

Trumpçı ‘Önce Amerika’ dış politikasının Ukrayna ve İran savaşlarında ‘parçalı bulutlu’ bir karnesi olduğunu yazmıştım. Trump’ın Rusya ve Çin’le yakınlaşma çabasının da kapsamlı ve etkili bir stratejik dönüşüm çabasına matuf olduğunu söylemek zor. Kısa vadeli ekonomik çıkarların baskın olduğu bu yönelim, seçim kaygılarının da baskısıyla ivme kazanmış görünüyor. Ancak bu sürecin dört başı mamur bir stratejik yaklaşımla yürütülmüyor olması, Amerikan dış politikasının birçok açıdan kalıcı bir dönüşüm içinde olduğu gerçeğini değiştirmiyor. Müttefikleriyle arasına ciddi mesafe koyan, büyük güç pazarlıklarında uluslararası sistemin idamesini değil kendi ulusal çıkarını önceleyen, kısa vadeli ekonomik ve siyasi çıkarlar için stratejik muarızlarıyla işbirliğine açık yeni bir Amerikan dış politikası ortaya çıkıyor. Bu politikanın küresel siyaseti kurallar ve normlara dayalı uluslararası sistemden uzaklaştırarak herkesin ‘kendi başının çaresine bakmak zorunda’ olduğu bir sisteme doğru götürdüğü söylenebilir.


Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026