Ne zaman Fransa sokaklarında gösteriler başlasa, Hakan Albayrak’ın şiiri aklıma gelir.
“Her şey bir rüzgâra bakıyor ağabey
Bakma esrar çekip mayıştıklarına
Bir gün var ya bu Mağribli çocuklar
Bir gün yakacaklar Paris’i”
Şairin kırk yıl önce dediği gibi Fransa haftalardır yanıyor. Başta Paris ve diğer büyük şehirlerde sokaklar alev alev.
Sınıflar çok kalabalık, öğretmen sayısı az, derslerin bir kısmı boş geçiyor, okullar bakımsız gibi gerekçelerle başlayan öğrenci isyanı büyüdü.
Maaşları her yıl azalan öğretmenler, sarı yelekliler ve diğer kesimler de destek verince olaylar büyüdü.
Bütçe yetersizliği ile izah edince zayıf kalıyor. Napolyon’un bakış açısıyla ifade etmek gerekir. “Para, para, para” sözünün yanına “Yok, yok, yok” eklersek durum en net şekilde özetlenmiş olur.
Afrika Baharı dönemi geçti gitti, şimdi sırada Avrupa Baharı var.
Fransa’dan başladı, İtalya ve Belçika’ya sıçradı.
“Daha dur, bunlar iyi günleriniz” diyen İsrail yöneticilerine göre bütün Avrupa’yı saracak.
Sömürülen Afrika ülkelerinden yakın zamana kadar yıllık 500 milyar dolarlık gelir elde eden Fransa şimdi zorda. Paris yanıp yıkılmadan önce tedbir alınamadı. Kara çocuklar kovdu Fransızları.
Göstericilerin arasına sızmak isteyen bir sivil polisin mesajına “Bismillah” diyerek başlaması, gençleri kuşkulandırdı.
Dediler ki bizde böyle mesaj yazılmaz. Kullandığı argo dili de tam oturmamış. Bu olsa olsa polistir.
Ve o mesajla alay etmeye başladılar.
Her tarafta “Bismillah” yazılı pankartlar, afişler, duvar yazıları görülüyor artık.
Avrupa’ya Bismillah dedirten kudrete kurban olayım.
Böyle böyle bir yere gelecekler belki.
BİR REUTERSLİK VAR
Paris yakılıp yıkılırken, alevler gece vakti göğe yükselirken, Reuters canlı yayın ekranında ne gösteriyordu? Işıklandırılmış Eyfel kulesini geniş açıyla veriyordu.
Paris ışıl ışıldı ama o ışıkların bir kısmı yakılan arabaların, binaların alevleriydi.
O yayın organı, Gezi olaylarında İstanbul’daki her olayı, her hareketi gösterecek kadar detaylara inmişti. Bir ay önceden yer ayırtmışlardı nereden neyin haberini aldılarsa.
TELEFON DENİZİ
Yemenli balıkçılar denizden telefon topladı.
Keyifliydiler, telefon avlamanın balık tutmaktan daha kârlı olduğunu düşündüler.
Fakat bunun bir tuzak olabileceğine dikkat çekenler var.
Avcıların ava dönüşme ihtimalini dikkate almak gerekir.
O pahalı telefonlar, mayına çarpan gemilerden mi saçıldı, bir kasıt mı var?
Fareler hariç herkes bilir ki bedava peynir, ancak fak üstünde olur.
Unutmuş değiliz…
İki sene önce Lübnan’da Hizbullah mensuplarının kullandığı binlerce çağrı cihazı ve telsiz eş zamanlı patlatıldı.
Aralarında çocukların da bulunduğu onlarca kişi hayatını kaybetti, binlerce kişi yaralandı.
Netanyahu o saldırıların İsrail tarafından yapıldığını söylemişti.
Ne gariptir ki bunun büyük bir başarı olduğuna inanan ve yaptığıyla övünen katil Netanyahu, BM toplantısında cebinden çıkardığı çağrı cihazını gösterdi.
Böylece bir anlamda “Hepinizin elindeki telefonlar birer bombaya dönüşebilir” tehdidinde bulunmuş oldu. Şecaat arz ederken, sirkatin söyledi.

