Dünyanın İsrail katliamına sessiz kaldığını söyleyip yakınıyoruz. Fakat acaba niçin dünya bu amansız katliama sessiz kalıyor?
Filistinli kadınların, çocukların feryadını kimse duymuyor.
Türkiye, protestosuna cevap bulamıyor.
Acaba niçin?
Basit bir yardım olayı bile hüsranla sonuçlanabiliyor.
İki gün önce yayınlanan şu habere bakın lütfen:
"Türk asıllı futbolcu Mesut Özil"in Gazze"ye yardım yaptığı yönündeki haber yalanlandı. Mesut, haberi niçin yalanladı? İddiaya göre Mesut, yüzde 80"i Yahudilerin elinde olan Alman medyasından çekindi. Basın danışmanı Roland Eitel, dünyaca ünlü futbolcuyu uyararak "Alman medyası senin hakkında linç kampanyası başlatabilir. Hem maddi hem de manevi büyük kayıp yaşarsın. Seni bitirirler" dedi. Bunun üzerine Türk futbolcu, dün Gazze"ye yardım yapmadığını açıkladı." (Yeni Şafak, 18 TEMMUZ 2014).
Acaba Mesut"un elinde kullanabileceği bir müeyyide olsaydı geri adım atar mıydı? Mesut"un elinde ne paraca, ne marifetçe kullanabileceği bir müeyyidesi bulunmuyor demek ki! Anlaşıldığı kadarıyla: "Ben oynamıyorum" dediğinde, şöyle veya böyle yerini dolduracak birileri mutlaka bulunabilecektir.
Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas Türkiye ziyaretinde: "İsrail"i zor durumda bırakalım" demiş (cumhuriyet.com.tr, 18 Temmuz 2014 Cuma).
Bu cümle, aslında, konuyu can damarından yakalıyor. İsrail zor durumda bırakılmalı.
Tamam da, nasıl? İşte, bütün mesele...
Türkiye, Turgut Özal zamanında, ona rağmen, İsrail karşısında bir altın fırsat kaçırdı. Manavgat Suyunun İsrail"e kanalize edilmesi projesine ahmakça nedenlerle karşı konulmasaydı Türkiye, İsrail karşısında eşi bulunmaz bir inisiyatife sahip olacaktı.
Türkiye"nin elinde artık o fırsat yok. O geçti. Bitti. Tıpkı Ermenistan"a Trabzon yolunu açan gümrük kapısının açılmadan kapatılması gibi..
Şu anda İslam ülkelerinin, daha açığı petrol zengini ülkelerin elinde bir inisiyatif bulunuyor. Petrodolarcıklarını İsviçre, Paris, Londra, New York bankalarından çekmek...
Bunun bir ham hayal olduğunu bilmiyor değilim.
Ama vurgulamak istediğim bir husus var: kimse, elindeki fırsatı, inisiyatifi tasarruf etme maharetini göstermeden; dolayısıyla bir yaptırım gücü kullanmadan, İsrail"i halen ika etmekte olduğu zulümden caydıramaz.
İsrail, kendini mücerret kınamayı bile göze alamayan ülkelerin tümünü göbeğinden kendine bağlamanın üstesinden gelmiştir. Kimse İsrail"in karakaşı kara gözü için onun zulmüne göz yummuyor...
Hep söylüyorum, kimseye bir şey vermeden bir şey alamazsın.
Diplomasi: hasmın gücünü kendi lehine imale etme marifeti veya sanatıdır...
İsrail bu iki hususun üstesinden geliyor: borçlandırıyor ve borçlunun gücünü kendi lehine imale edebiliyor.
Biz ise, kuşkusuz iyi niyetle, fakat içini dolduramadığımız çığlıklar ve çağrılarla oyalanıyoruz.
Hasmın gücünü kendi lehine imale etmeyi başaramayan veya elinde bulundurduğu gücü tasarruf edemeyen, o gücü ve o inisiyatifi başkasına kaptırır. Bu kadar basit...
Başlıklar :

