Mısır''daki gelişmeler ve darbeciliğin çıkmazı
00:00, 30/07/2013, Salı
Yeni Şafak

Gündem
İnsanların meşru, haklı hak ve özgürlük talepleri karşısında kaba güç düzenekleri ile var olmanın imkânı yoktur. Darbecilerin meşruiyet kaygıları arttıkça topluma yönelttikleri şiddet dalgası, toplumun geniş kesimlerinin sindirilmesine yaramayacaktır
Kuzey Afrika''da başlayan dönüşüm dalgasının en heyecan verici halkası olan Mısır''da, ulusal ve uluslararası manipülasyonlarla gerçekleştirilen askeri darbe ve sonrasında yaşananlar kaygı verici niteliktedir. Yaşanan askeri darbe karşısında yalnızlığa terk edilen Mısır halkının büyük bir olgunlukla başlatmış olduğu şiddetten uzak sivil direnişi önlemek, itibarsızlaştırmak, görmezden gelmek, meşruluğunu tartışmalı hale getirmek için büyük gayret gösteren askeri cunta, darbenin sevimsiz yüzünü gördükçe ya da bu sevimsiz gerçeklik kendisine gösterildikçe sivil insanlara dönük şiddet girişimlerini arttırmaktadır.
Nitekim büyük bir direniş merkezi olarak tarihe geçmeyi hak etmiş olan Adeviye meydanında yüzlerce insanı öldüren ve binlercesini yaralayan bir vahşetin darbecilerin dengesinin yitirmiş, gözü dönmüş mantığının-psikolojisinin sonucu olduğu ortadadır. Dünyanın gelmiş olduğu bu aşamada, egemen sistemin gizli ya da açık onaylamalarına yaslansa bile sivil siyaseti baskılamanın meşru olamayacağını fark edemeyen askeri cunta, büyük bir şaşkınlık ve tedirginlik içerisinde toplumun kendi içerisindeki bölünme ve gerilimden, korunaklı bir iktidar devşirmenin hesaplarına girişmektedir.
Darbecilerin toplumun belirli kesimlerini diğer kesimleri aleyhine kışkırtma, sokağa çıkartma ve bu gerilim üzerinden hem meşruiyet kotarma hem de toplumsal bir zemin inşa etme girişimleri beyhude çabalardır. Toplumun belirli kesimini yedeğine alarak diğer kesimlerini baskılayan, yok sayan bir siyaset etmenin sürdürülemez oluşunun en büyük göstergesi Mısır''ın son birkaç yıllık tarihsel tecrübesidir.
Aklı tutulan, basireti bağlanan, hırsları ve içerisinde yer aldıkları karanlık ilişkilerin yönlendirmesi altında debelenen darbecilerin fark etmeleri gereken en önemli nokta eskinin, eski alışkanlıkların, düzenlerin, hesapların sürdürülemez oluşudur. Toplumun geniş kesimlerinin kuşatıldığı, kapatıldığı, talep ve beklentilerinin görmezden gelindiği bir yapılanmanın, iç-dış, gizli-açık güç şebekelerinin etkin destekleri, planlamaları, yönlendirmeleri ve verdikleri milyarlarca dolar yardıma rağmen kalıcı olamayacağı bilinmelidir.
DİNAMİKLERİ OKUYAMAMAK!
Bireysel hak ve özgürlük taleplerinin özgüvenle dile getirildiği bir tarihsel eşikte, var olmak için büyük badireler atlatmış geniş toplumsal kesimlerin, askeri cuntanın göstereceği politik yere rıza göstereceğini ummak saf bir beklenti olduğu gibi darbecilerin ve işbirlikçilerinin sosyal psikolojiden, sosyolojiden ve siyasetten bihaber olduklarının göstergesidir.
Ok yaydan çıkmıştır. İslam dünyasının tümünü kaplayan değişim dalgası insanları darbeci, otoriter yönetimlerin ve işbirlikçilerinin keyfi tasarruflarına bağlayacak, uyum gösterecek bir yapıda olmaktan çıkarmıştır. Bu açıdan ulusal ve uluslar arası güç dengeleri içerisinde darbe düzeninin arzu edilir olmasının bir anlamı yoktur. Yeni dönem, toplumun tümünün taleplerini ve beklentilerini göz ardı edecek her türlü formülasyonu atıl kalmaya mahkûm etmektedir. On yıllardır kapatıldıkları baskı-zulüm çemberini parçalayan toplumu eski düzenin yaşam koşullarına geri götürmek, hedef olarak üstü örtülü bir şekilde eski düzeni kodlamak işlevsiz bir girişimdir.
MEŞRUİYET KAYGILARI
Meşru talepleri görmezden gelen, yaşama müdahil olma ve değerleri ile var olma imkânları sürekli kısıtlayan, insanları ağır olağanüstü şartlar altında ikinci sınıf bir yaşamı yaşamaya zorlayan darbecilerin, bu minvaldeki beklentilerinin karşılanması zamanın ruhuna uygun değildir. Hangi güç odağına yaslanırlarsa yaslansınlar ülkenin iç dinamiklerini, tarihsel-toplumsal gerçekliğini göz ardı edecek her türlü girişimin, ülkenin boğuştuğu siyasal krizi derinleştirmekten öte bir anlamı olmayacaktır.
İnsanların meşru, haklı hak ve özgürlük talepleri karşısında kaba güç düzenekleri ile var olmanın imkânı yoktur. Darbecilerin meşruiyet kaygıları arttıkça topluma yönelttikleri şiddet dalgası, toplumun geniş kesimlerinin sindirilmesine yaramayacaktır.
Adeviye meydanında toplanan halka ölüm yağdırarak sindirmeye çalışan darbeciler, esasında kendilerini saran korku çemberini yırtmaya çalışmaktadırlar. Darbeciler ve onlarla iş tutan işbirlikçileri baskı, zulüm ve kaba güç ile içine düşmüş oldukları aşağılık durumdan çıkamayacakları gibi başta kendi toplumlarının olmak üzere insanlığın maşer-i vicdanında mahkûm edilmekten kurtulamayacaklardır.
Başlıklar :