Savaşın ekolojik ateşkes arayışında Türkiye’nin yeni istikrar alanı

04:00, 27/10/2026, Salı
Yeni Şafak
Savaşın ekolojik ateşkes arayışında Türkiye’nin yeni istikrar alanı
İllustrasyon: Cemile Ağaç Yıldırım.

Bir çocuğun temiz su içemediği, güvenli bir toprağa basamadığı ve sağlıklı bir çevrede büyüyemediği bir dünyada, savaşın gerçekten sona erdiğini söylemek mümkün değildir.

Doç. Dr. Merve Suna Özel Özcan/Kırıkkale Üniversitesi

Bir çocuk için savaş, bombaların sustuğu anda bitmez. Kimi zaman içilemeyen bir bardak suda, kimi zaman asbest riski taşıyan bir enkazın gölgesinde, kimi zaman da kirlenen bir kıyıda varlığını sürdürür. Çünkü çağdaş savaşların en sessiz fakat en kalıcı yıkımlarından biri ekolojiktir. Silahlar sustuğunda şehirler yeniden inşa edilebilir ancak kirlenen toprakların, tükenen su kaynaklarının ve tahrip edilen ekosistemlerin iyileşmesi yıllar, hatta nesiller alabilir. Bugün savaşların ekolojik maliyeti, yalnızca belirli çatışma bölgelerinin değil, küresel sistemin de karşı karşıya olduğu önemli bir güvenlik meselesidir. Ukrayna’da mayınlarla kirlenen tarım alanlarından Sudan’daki çevresel tahribata kadar uzanan tablo, savaşın etkilerinin askerî cephelerin çok ötesine geçtiğini göstermektedir. Üstelik bu sorunlar, giderek derinleşen iklim kriziyle birleşerek toplumların dayanıklılığını daha da zayıflatmaktadır. Bu geniş coğrafyada Gazze ve Hürmüz’ün özellikle ele alınması tesadüf değildir. Türkiye’nin yakın güvenlik çevresiyle bağlantılı Doğu Akdeniz ve Körfez hattında bulunan bu iki bölge, savaşın farklı ekolojik sonuçlarını ortaya koymaktadır. Gazze’de toprağın, suyun ve yaşam alanlarının kaybı; Hürmüz’de ise deniz ekosistemlerinin tahribatı, çevresel güvenliğin uluslararası istikrar açısından neden vazgeçilmez olduğunu göstermektedir.

YIKILAN ŞEHİRLER VE NESİLLER

Gazze’de çocuklar yalnızca savaşın bugünkü yıkıcı sonuçlarıyla değil, gelecekteki yaşamlarını tehdit eden ağır çevresel koşullarla da karşı karşıyadır. Bir çocuğun güvenliği, yalnızca bombardımandan korunmasıyla sınırlı değildir. Temiz suya ulaşabilmesi, sağlıklı beslenebilmesi ve zararlı maddelerle kirlenmemiş bir çevrede büyüyebilmesi de güvenliğin ayrılmaz bir parçasıdır. Birleşmiş Milletler Çevre Programı’nın (UNEP) Eylül 2025 tarihli raporuna göre Gazze’de 61 milyon tonu aşan enkaz oluşmuş, yapıların yaklaşık yüzde 78’i hasar görmüş veya yıkılmıştır. Ancak bu enkaz sıradan bir moloz yığını değildir. UNEP’in değerlendirmesine göre mülteci kamplarındaki yaklaşık 4,93 milyon ton enkazın tahminen 50 bin tonu asbest içeren malzemelerden oluşabilir. Kesin miktarın saha araştırmalarıyla belirlenmesi gerekmektedir. Asbest gibi kanserojen maddelere maruz kalmanın sağlık üzerindeki etkileri yıllar sonra ortaya çıkabilmektedir. Dolayısıyla bugün enkazın arasında büyüyen çocuklar için çevresel riskler, savaş sona erdikten sonra da devam edebilecektir. Üstelik sorun yalnızca enkaz değildir. UNEP verileri, Gazze’de ağaç bazlı tarımsal ürünlerin yüzde 97’sinin ve yıllık ekinlerin yüzde 82’sinin kaybedildiğini göstermektedir. UNICEF’in Temmuz 2026 değerlendirmesine göre ailelerin yüzde 82’si su güvencesinden yoksun. Bu tablo, yalnızca çevresel yıkımı değil, bir toplumun kendi kaynaklarıyla yaşamını sürdürebilme kapasitesinin ağır biçimde zayıfladığını göstermektedir. Tarımsal üretimin kaybı gıda güvenliğini, su kaynaklarının kirlenmesi ise çocukların sağlığını ve gelişimini tehdit etmektedir. Dolayısıyla Gazze’nin yeniden inşasını yalnızca binaların, yolların ve hastanelerin yapılması üzerinden değerlendirmek yeterli değildir. Toprağın temizlenmesi, su kaynaklarının yeniden güvenli hâle getirilmesi ve tarımsal üretimin canlandırılması, kalıcı istikrarın ön koşullarından biri olmalıdır. Çünkü Gazze’de bugün yaşanan yalnızca şehirlerin yıkımı değil, gelecek kuşakların sağlıklı bir yaşam sürdürebilme imkânlarının da aşınmasıdır.

HÜRMÜZ: ENERJİ GÜVENLİĞİNDEN GELECEK NESİLLERİN GÜVENLİĞİNE

Gazze’de savaşın ekolojik maliyeti toprak ve su kaynakları üzerinden görünür hâle gelirken, Hürmüz Boğazı’nda benzer bir tehdit denizler üzerinden şekillenmektedir. Küresel enerji ticaretinin en stratejik geçiş noktalarından biri olan Hürmüz, bugün yalnızca tankerlerin güvenliği veya petrol fiyatları üzerinden ele alınamayacak kadar ciddi bir çevresel kırılganlıkla karşı karşıyadır. ABD-İran-İsrail çatışmasıyla birlikte artan askerî hareketlilik ve enerji altyapısına yönelik saldırılar, deniz ekosistemlerinin sürdürülebilirliğini de tehdit etmektedir. Nitekim Birleşmiş Milletler Üniversitesi’nin Ağustos 2026 tarihli değerlendirmesine göre İran’ın Keşm Adası çevresindeki mangrov ormanlarına petrol kirliliği ulaşmıştır. Kirliliğin kesin kaynağı henüz belirlenememiş olsa da bu gelişme, bölgenin ekolojik hassasiyetini ortaya koymaktadır. Mangrov ormanları yalnızca kıyı şeritlerini koruyan bitki örtüsü değil, aynı zamanda balıkların ve diğer deniz canlılarının yaşam döngüsünü destekleyen, kıyı ekosistemlerinin devamlılığında önemli rol oynayan doğal sistemlerdir. Bu alanların kirlenmesi, balıkçılıktan gıda güvenliğine kadar uzanan sonuçlara yol açabilir. Özellikle Körfez ülkelerinin içme suyu ihtiyacının önemli bölümünü deniz suyunu arıtarak karşıladığı düşünüldüğünde, Hürmüz’de yaşanabilecek büyük ölçekli bir çevresel felaketin sonuçları enerji piyasalarıyla sınırlı kalmayacaktır. Suya erişimin kesintiye uğraması, çocukların sağlığından gıda arzına kadar uzanan yeni bir güvenlik krizini tetikleyebilir. Bu nedenle Hürmüz’deki mücadeleyi yalnızca petrolün hangi güzergâhtan taşınacağı üzerinden değil, gelecek nesillere nasıl bir deniz ve yaşam alanı bırakılacağı üzerinden de okumak gerekir.

COP31 VE TÜRKİYE’NİN İSTİKRAR DİPLOMASİSİNDE EKOLOJİK İSTİKRAR

Gazze’de çocukların yaşam alanlarının tahribatı, Hürmüz’de ise deniz ekosistemlerinin karşı karşıya kaldığı riskler, uluslararası güvenliğin yeniden değerlendirilmesini gerekli kılmakta. Çünkü savaşın sonuçları ateşkes anlaşmalarıyla ortadan kalkmıyor. Çevresel yıkım, çatışma sonrasında da toplumsal hayatı ve gelecek nesilleri tehdit etmeye devam etmekte. İşte Türkiye’nin 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da ev sahipliği yapacağı COP31, bu açıdan önemli bir diplomatik alan sunmaktadır. COP31 programında çocuklar ve gençler, gıda güvenliği, denizler, doğa ve dayanıklı şehirlerin ayrı başlıklar olarak ele alınması, iklim meselesinin doğrudan insan güvenliğiyle bağlantılı olduğunu göstermekte. Ancak Türkiye’nin burada üstlenebileceği rol, yalnızca iklim değişikliğinin sonuçlarına dikkat çekmekle sınırlı kalmamalı. Ankara, savaşların ekolojik maliyetinin ölçülmesi, çatışmalardan etkilenen çocukların çevresel risklerden korunması, su ve tarım alanlarının iyileştirilmesi ve savaş sonrası yeniden inşa faaliyetlerinin ekolojik sürdürülebilirlik ilkeleriyle yürütülmesi için uluslararası bir iş birliği çağrısı geliştirebilir. Bu yaklaşım, Türkiye’nin istikrar diplomasisini çevresel güvenlik alanına taşıması anlamına gelecektir.

Son noktada gerçek barış yalnızca silahların sustuğu bir dönem değildir. Gerçek barış, bir çocuğun korkmadan yaşayabildiği, temiz su içebildiği ve sağlıklı bir çevrede geleceğini kurabildiği koşulların oluşturulmasıdır. Türkiye’nin COP31 ile ortaya koyacağı en güçlü diplomatik mesaj da budur: Savaşları sona erdirmek kadar, savaşların yaşamdan aldıklarını yeniden kazanmak için de ortak bir uluslararası irade oluşturmak. Çünkü bir çocuğun temiz su içemediği, güvenli bir toprağa basamadığı ve sağlıklı bir çevrede büyüyemediği bir dünyada, savaşın gerçekten sona erdiğini söylemek mümkün değildir.

Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026