Silahsızlanmadan siyasallaşmaya: PKK
00:00, 06/09/2013, Cuma
Yeni Şafak
Silahsızlanmadan siyasallaşmaya: PKK
Unutulmamalıdır ki Kürtler, 100 yıldır tektipçi zihniyetin politikaları nedeniyle çok acı çekmiş, entelektüel gelişimi sekteye uğramış, farklı ses ve düşüncelerin bastırılması nedeniyle özgürlük ortamını bir türlü yaşayamamıştır.
Uzun süren müzakerelerin ve İmralı ile Kandil arasında gidip gelen sayısız mektubun ardından 21 Mart 2013 Newroz'unda Öcalan, milyonların şahitliğinde 30 yıllık silahlı dönemin bittiğini, demokratik mücadele döneminin başladığını duyurdu.
PKK, daha önce birkaç kez ateşkes ilan etmiş olsa da, bu ateşkes ortamı sona ermiş, yeniden silahlar konuşmaya başlamıştı. Örgüt, tarihinde ilk kez silahsızlanma kararı almış ve bu karar PKK'nin bütün bileşenleri tarafından kabul edilmişti. PKK, artık mücadelesini silah olmadan devam ettirecekti. Bir başka anlamda PKK, silahla kazandığı gücü, siyasal alana tahvil edecekti.
Özellikle Öcalan'ın PKK yönetiminde yaptığı değişiklikler, geri çekilmenin daha hızlı ve sorunsuz gerçeklemesi için yapılmış olsa da, bu değişiklikler aynı zamanda PKK'nin siyasallaşma sürecini de hızlandırmış gözükmektedir.
Öyle ki, bugüne kadar neredeyse siyasi alanın tamamını kapsayan BDP'nin etkisi azalmaya, PKK'lilerin etkisi artmaya başladı. Hükümetin attığı-atacağı adımlardan, demokratikleşme paketinin içeriğine kadar, Suriye politikasından, Kürt Konferansına kadar bütün siyasi tartışmaların merkezinde PKK yöneticilerinin fikirleri yer bulmaya başladı. Yaptıkları açıklamalar, iç siyasette öyle ya da böyle tartışılmaya karşılık bulmaya başladı.
ŞİDDET DİLİ!
BDP'nin yerel seçimlere batıda HDP ile katılma kararı gibi birçok siyasi kararında PKK'nin etkisi gözle görülür derecede artmaya başladı. PKK'nin, İRA'nın siyasallaşma sürecine giden yolda attığı adımlara benzer adımlar attığı görülse de, İRA'dan ayrışan birçok adımının olduğunu da söylemek mümkün.
Genel olarak örgütlerin silahsızlanma süreçlerinin sancılı geçtiği, özellikle bu sürecin ilk dönemlerinde silahla kazanılmış gücün kaybedilmesiyle ilgili bir panik yaşadıkları söylenebilir. Şüphesiz PKK gibi bilançosu ağır, silahlı dönemi çok uzun süren bir örgütün de benzer bir panik hali yaşaması normal karşılanabilir. Ancak geçiş sürecini uzatmak ve şiddet dilini siyaset alanına tahkim etmek çatışmasızlık sürecinin tehlike altına girmesine neden olabilir.
PKK'nin silahla oluşturduğu güç ve tabanı, silah olmadan söz ve fikirle elinde tutup tutamayacağı hususunda taşıdığı yüksek kaygı, bölgede son zamanlarda tepki çeken bazı adımlar atmasına neden oldu.
Cizre'de yaşanan olay, bazı şehirlerde şehitlik kurulması, sembolik cenaze törenleri, 'ceza kesme' faaliyetleri, şantiye baskınları, silahla kazanılan hegemonyayı tehdit ve baskıyla sürdürme gibi pratikler, Öcalan'ın işaret ettiği 'demokratik siyaset' dönemine gölge düşürdü.
SİLAHLARA VEDA!
PKK'nin, siyasallaşmaya giden yolda şimdiye kadar ortaya koyduğu bütün pratikleri yeniden değerlendirmesi ve bir özeleştiri yapması gerekiyor. Demokratik siyasi mücadelenin gerekliliklerine göre hareket etmesi gerekiyor.
Ancak örgüt hala eski paradigmayla hareket ediyor. Geçmişte 'farklı sesleri' yok ederek sağladığı gücü, şimdi Kürtlerin 'kurtarıcısı' olduğu tezini öne sürerek elinde tutmaya çalışıyor. Özgür, demokratik siyasi ortamın PKK'nin Kürt halkı ve Kürt siyasi hareketi üzerinde monosiyasi bir hegemonya kurma çabalarına izin vermesi mümkün değildir.
Kürtlerin tek sesli olmasını istemek, bunun için tehdit etmek, miting ve gösterilere zorla-baskıyla adam götürmek, Kürt siyasi hareketinin gelişmesini önlemekten, hak ve özgürlük arayışlarının kısırlaştırılmasından başka bir işe yaramaz. Bölgede herkesin fikirlerini hiçbir baskı altında kalmadan özgürce söyleyebilmesi, çok sesliliğin ve çoğulculuğun gelişmesi ve hatta bunun teşvik edilmesi hayati derecede önemlidir.
İKİNCİ KEMALİZM!
Zira silahı bırakmak, silahlara veda etmek, sadece dağdan inmek, geri çekilmek ve kurşun sıkmamak anlamına gelmiyor. Aynı zamanda bölge halkının tercihleri üzerinde kurmaya çalışılan hegemonyayı, bu hegemonyayı kurmak için kullanılan şiddet yöntemlerini de terk etmek anlamına geliyor. Bunun için öncelikle bölgede çok sesliliğe, farklı düşüncelere tahammül etmesi gerekiyor. Demokratik siyasetin gereği budur. Aksi, Kürtler için ikinci Kemalizm olur.
Başlıklar :