‘STK’lara sızın Alevi derneklerini ele geçirin’
04:00, 15/07/2026, Çarşamba
Yeni Şafak

Fotoğraf: Arşiv
Boş alan bırakmadan toplumun her kesimini kontrol etmek isteyen FETÖ’nün planlarından Aleviler de nasibini aldı. Bizzat elebaşı Fetullah Gülen’in gönderdiği ‘sızın’ talimatıyla Aleviler üzerinde toplumsal mühendislik denendi.
“2008 yılında ABD’den bir CD geldi. CD’de Fetullah Gülen ‘Bizim artık devletin kılcal damarlarında değil devletin bütün kan damarlarında olmamız, bu sebeple vakıflar ve dernekler gibi tüm kurumlarda etkin bir şekilde konumlanarak ele geçirmemiz gerekli’ diyordu. H.Y. beni çağırdı. Amerika’dan talimat geldiğini, bir Alevi Çalıştayı yapılması gerektiğini, orada muhalif kesim içerisinde siyasete ehil kişilerin tespit edilmesini ve bunun listelenerek Amerika’ya gönderileceğini söyledi. Bu talimat bildiğim kadarıyla tüm illere de gönderilmişti. Ben de Manisa ili ve ilçelerindeki Alevi derneklerini ve Cem Evlerini ziyaret ettim. İlçedeki muhalif kimliği ile tanınır kanaat önderleri ve iş insanları ile sohbet ettim ve 20 kişilik bir liste hazırladım. Bu liste Amerika’daki mahrem imamlara gönderildi…” 7 Mayıs 2026 ifade veren FETÖ itirafçısı Enis Uludemir’in anlatımında geçen bu cümleler örgütün Alevi toplumu üzerindeki hesaplarının açık itirafıydı.

FETÖ itirafçısı Enis Uludemir
SAHTE DERNEKLER KURULDU
FETÖ gelecek planlarında kullanmak üzere hem kimlik hem de din-devlet ilişkileri ile ilgili tartışmaların kesişim noktasında bulunan Aleviler üzerinden birçok plan sahneledi. 15 Temmuz’a gelinen süreçte Alevi meselesine yoğunlaşan FETÖ, bu alanda birçok proje geliştirdi. Alevi toplumu üzerinde etkili olmayı planlayan örgüt, ardından Alevileri ele geçirip kontrol etmeyi amaçladı. Örgütün Alevilere yönelik geliştirdiği en organize projelerin başında “Alevilik konulu Abant toplantıları”, “camicemevi projesi” ve “sahte Alevi dernekleri” yer aldı. Siyaset, Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı’nın (SETA) Aralık 2016’da yayınladığı “FETÖ’nün Alevi ajandası” başlıklı analizde, bu konu tüm detaylarıyla ortaya konuldu.
“DEVLET ALEVİLERDEN ÖZÜR DİLESİN ÖNERİSİ
1998’de kurulan Abant Platformu, Alevilik meselesine yoğunlaştı. 17- 18 Mart 2007 tarihlerinde İstanbul’da düzenlenen “Tarihi, Kültürel, Folklorik ve Aktüel Boyutlarıyla Alevilik” adlı toplantının amacı “Alevilerin sorunlarını tartışmak ve çözüm aramak” diye tanımlandı. Platformun Alevilikle ilgili bir diğer toplantısı Aralık 2013’te gerçekleşti. Toplantının zamanlaması yıllar sonra daha iyi anlaşıldı. FETÖ’nün iktidar karşıtı blok içinde yer almasının başlangıcı sayılabilecek Gezi eylemlerinden hemen sonra “Aleviler ve Sünniler: Barışı ve Geleceği Birlikte Aramak” başlığıyla düzenlediği toplantıda geliştirilen öneriler dikkat çekiciydi. Sınırlı sayıda Alevi grubun yer aldığı bu toplantıda doğrudan mevcut sistemin değişmesine yönelik öneriler sunuldu. “Devletin Alevilerden özür dilemesi”, “Diyanet’in bağımsız vakıf statüsünde olması”, “din eğitiminin zorunlu olmaktan çıkarılması” gibi önerilerle, aslında FETÖ, Aleviler üzerinden kurguladığı kargaşa ortamının sinyallerini 2013’te vermişti. Abant toplantılarında Aleviliğin tartışılması, Alevi çevrelerde bile tepkilere neden oldu. Abant Platformu’na katılan Alevi temsilcilere, diğer Alevi dernek üyelerinden yoğun eleştiri geldi. Platforma katılan Alevilerin, Aleviliğin gerçek sorunlarını bilmedikleri belirtiliyordu.
“BUNLAR DİNSİZ” DİYEN ELEBAŞIDAN CAMİ-CEMEVİ PROJESİ
Aynı günlerde FETÖ tarafından “cami-cemevi” projesinin uygulanması için ilk adımlar atıldı. FETÖ elebaşı Fetullah Gülen’in önerisiyle başlanan proje, o dönem Türkiye’de büyük yankı uyandırdı. O dönemki Cem Vakfı Başkanı İzzettin Doğan, Fetullah Gülen’in kendisine cami ve cemevinin aynı bahçede olduğu bir proje teklif ettiğini, örgütün projenin tüm masraflarını üstlendiğini söyledi. FETÖ’nün medyadaki amiral gemisi Zaman Gazetesi de 2013 yılında söz konusu projeyi “Bin Yılın Barış Projesi” diye manşete taşıdı. Projeyi desteklemeyen Alevi dernek üyelerinin görüşlerine yer verilmeyen haberde, projenin tüm Alevilerin onayını almış gibi sunulması dikkat çekti. Aynı Zaman gazetesinde bir bulmacada “Ehl-i sünnet dışı sapık bir mezhep” sorusu “Alevilik” diye cevaplanırken, FETÖ elebaşı Gülen Tunceli Alevileri için “Bunların dinleri yoktur” derken, cami-cemevi projesiyle ilgili Fetullah Gülen ölmeden evvel şu beyanda bulunmuştu: “Cami-cemevi yan yana, aynı zamanda onların orada parkları, gezme yerleri müşterek, el ele tutmaları müşterek. Ne olur iki mümin gitse semahlara iştirak etse?”
YENİ TARTIŞMALARA NEDEN OLDU
Cami-cemevinin temel atma töreninden sonra bu proje, Alevi gruplar arasında tartışmalara neden oldu. Bir grup Alevi, projeyi protesto için Ankara’da toplandı. Cami-cemevi projesini kabul etmeyen bazı Alevi dernekleri, projeyi sert şekilde eleştirdi. Projenin esasında “Alevileri ehlileştirmek” çabasında olduğu görüşü dile getiriliyor, projenin “barış” değil “asimilasyon” amacı taşıdığı belirtildi. Aleviler arasında, cami-cemevi projesinin net şekilde FETÖ projesi olduğu yankılandı. Bu projenin, örgütün amaçları doğrultusunda planlandığı ve Aleviler arasında genel kabul görmediği vurgulandı.
SAHTE ALEVİ DERNEKLERİ KURDULAR
FETÖ’nün Aleviler üzerinde uygulamaya koyduğu son proje, sahte alevi dernekleri oldu. 15 Temmuz’dan sonra OHAL kapsamında kapatılan çok sayıda dernek arasında 13 Alevi derneği de vardı. Dernek kapatmaların ardından çeşitli Alevi grupların konuya nasıl tepki verdiğine bakıldığında, kapatılan derneklerin “zaten Alevileri temsil etmeyen tabela dernekleri olduğu” görüşü hakim oldu. Bu derneklerin amacının, kendilerini “makul”, diğer Alevi derneklerini “marjinal” göstererek ayrımcılık oluşturmaktı. Örgütün bu dernekler eliyle hedefi, Alevileri asimile etmek ya da kendi amaçları için kullanmaktı. FETÖ belli bir Alevi imajı ve prototipi oluşturup buna uymayan Alevi derneklerinin taleplerini bastırmaya hedefledi.
ALEVİ OLMAYAN YÖNETİM!
FETÖ’nün kurduğu Alevi derneklerinin yapısı da çok dikkat çekici. Onlardan biri 15 Temmuz’dan sonra OHAL kapsamında Sivas’ta kapatılan Ufuk Bektaşi Alevi Derneği. Derneğin yönetim kurulu içinde hiç Alevi yoktu. Dönemin Cem Vakfı Sivas Şube Başkanı Ali Dağ’ın anlattıkları, olayın özünü ortaya koydu. 2015 yılında göreve geldiğinde Ufuk Alevi Bektaşi Derneği yöneticilerinin kendisini ziyarete geldiğini belirten Dağ, yıllardır Sivas’ta yaşadığını ve böyle bir dernek ismini ilk kez o zaman duyduğunu söyledi: “Dernek yöneticilerine ‘Yeni mi kuruldunuz?’ diye sorduğumda ‘Muharrem ayında iftar yemekleri veririz, Bektaşilik yolunda hizmet ediyoruz’ dediler. ‘Siz Alevi misiniz, Sünni misiniz?’ diye sordum. ‘Biz Alevi değiliz, Bektaşi felsefesini benimsemiş insanlarız ama arkadaşımızın annesi Alevi’ dediler. Alevilikle ilgili derneğin yönetiminde bir kişinin bir Alevi ile akrabalığı var, yani bağı bu kadar, başka bir şey yok.

Alevi imamı bile var
FETÖ, Alevilerle ilgili projelerini, bu alanda uzman kişiler tarafından yürüttü. 2024’te ölen FETÖ elebaşı Gülen’in Türkiye Alevi İmamı Süleyman Ünsal’dı. Ünsal 2014’te ABD’ye firar etti. Yargıdaki Alevi ve sol kökenli savcıları radarına aldığı iddia edilen Ünsal, hem Alevi kuruluşlarını mensubu olduğu örgüte bakışı konusunda etkilemeye çalıştı, hem de Alevilik temalı Abant toplantılarının organizatörlüğünü üstlendi. Devlet kadrolarından sivil toplum kuruluşlarına kadar her kesimdeki Alevilerle yakından ilgilenen Ünsal, FETÖ’nün kurduğu sahte Alevi derneklerinin de arkasındaki isimdi.

Görev: KAOS!
İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu’nun yürüttüğü soruşturma kapsamında 3 Kasım 2016’da yakalanan FETÖ’nün sözde Alevi yapılanması sorumlusu Özdal Okutan’ın ilişkileri, örgütün Alevi vatandaşlar üzerinden giriştiği kirli oyunları gözler önüne serdi. Okutan’ın, örgütün sözde Türkiye Alevi imamıyken 2014 yılında ABD’ye firar eden Süleyman Ünsal ve sonrasında aynı görevi yaptığı tespit edilen Ziya Demirel’in yerine getirildiği belirlendi. Okutan’ın, Ziya Demirel ile yüz yüze ve telefonla birçok görüşme yaptığı da tespit edildi.
ETNİK ÇATIŞMA ZEMİNİ GAYRETİ
Emniyet’in hazırladığı polis fezlekelerinde, Okutan’ın Türkiye’de etnik çatışma zemini üzerinden kaos ortamı oluşturma gayreti içinde olduğu, Alevi vatandaşları FETÖ ile birlikte hareket etmeye iknaya yönelik faaliyetler yürüttüğü bilgisi yer aldı. FETÖ soruşturmaları kapsamında tutuklanan üst düzey polis müdürleriyle telefon irtibatı kayıt altına alınan Okutan’ın, terör örgütü PKK mensuplarıyla da görüştüğü saptandı. Alevi Bektaşi Eğitim ve Kültür Derneği Yönetim Kurulu Başkanlığı’nın yanı sıra Uyum Alevi Bektaşi Eğitim ve Anadolu Alevi Bektaşi Federasyonu kurucu üyesi olan Okutan’ın kurduğu “Semah Alevi Bektaşi Eğitim ve Kültür Derneği” ise 15 Temmuz’dan sonra kapatılan sahte Alevi dernekleri arasında yer aldı.
ÜNİVERSİTEDE ODASI VARMIŞ
Soruşturma kapsamında ifade veren gizli tanık, Okutan’ın Alevi dedelerinin katılımıyla yat turları düzenlediğini, bu gezilere İzmir’de o dönem görev yapan bazı eski üst düzey emniyet müdürlerinin de katıldığını anlattı. Ege Üniversitesi Fen Fakültesi’nde kendisine oda tahsis edildiği ve kapıya da “proje koordinatörü” tabelası asıldığı belirlenen Okutan’ın, kendi adına sahte “araştırma görevlisi” kartviziti bile bastırdığı tespit edildi. Gizli tanığın beyanlarında, Okutan’a idari binalarda bulunan şifreli kapılardan kolayca geçmesi için manyetik kart verildiği ve özellikle üniversiteye taşeron işçi alımı ve iş akdi fesihlerinde de belirleyici olduğu bilgisi yer aldı.
1 MAYIS’TA TKP/ML’LİLERİ KOORDİNE ETMİŞ
Özdal Okutan, karmaşık ilişki ağıyla da dikkat çekiyor. Okutan’ın geçmiş 1 Mayıs gösterilerinde TKP/ML üyelerini koordine ettiği belirlendi. Çıkan olaylarda gözaltına alınan Okutan’ın, tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldığı da fezlekede yer aldı.







