75 yıl önce de Suriyeliler Türkiye"ye sığınmışlardı..

Abdullah Muradoğlu
Abdullah MuradoğluYeni Şafak Gazete Yazarı
00:00, 06/05/2012, Pazar • Yeni Şafak Haber Merkezi
75 yıl önce de Suriyeliler Türkiye"ye sığınmışlardı..
Başbakan Erdoğan bugün Kilis''teki Suriyeli sığınmacıların barındığı konteynir kenti ziyaret edecek. Esed rejiminin mağduru olan Suriyeliler 75 yıl önce de Fransızlara karşı özgürlük mücadelesi başlatmışlardı. Türkiye Suriyeli kardeşlerimizin bağımsızlık mücadelesine de destek vermişti. Can güvenlikleri tehlikeye düştüğü için yüzlerce Suriyeli aile 1937 yılında Türkiye''ye sığınmıştı. Mardin''e sığınan mülteciler adına çeşitli aşiretlerin reisleri tarafından kaleme alınarak Hükümete gönderilen bir mektupta Suriyeliler Türkiye''ye şükran duygularını ifade etmişlerdi.

Mekke Şerifi Hüseyin ve oğulları ''Büyük Arap İmparatorluğu'' vaadiyle Birinci Dünya Savaşı''nda İngilizlerle işbirliği yapmışlardı.

Oysa İngilizler ve Fransızlar arasında 1916''da yapılan bir gizli anlaşmayla Suriye ve Lübnan Fransızlara bırakılmıştı.

Müslüman Arapların haberdar olmadığı bu gizli plan saat gibi tıkır tıkır işlemiş, Mekke Şerifi Hüseyin''in oğlu Emir Faysal utanç verici bir şekilde Suriye ve Lübnan''dan çıkarılmıştı.

Emir Faysal''ın Savunma Bakanı Yusuf El Azme ise onurlu bir direnişi seçerek 1920''de az sayıdaki askerleriyle Lübnan-Şam arasındaki ''Maysalun''daki dar bir vadide Fransız tanklarını karşılamıştı.

Yusuf El Azme ve arkadaşları esir düşmüşler, ancak Fransızlar tarafından telgraf direklerine bağlanarak infaz edilmişlerdi.

Şehit Yusuf El-Azme Suriye''nin bağımsızlık mücadelesinin simge isimlerinden biridir.

''Sykes-Picot anlaşması''nın ortaya saçılmasından sonra Suriye''de gaflet içindeki Arap isyancılarının zehirlediği hava değişmişti.

Anadolu ve Suriye ayrı ayrı ama birbirleriyle de dayanışma içerisinde bağımsızlık mücadelesi veriyordu.

''Suriye ve Filistin Müdafaa-i Kuva-yi Osmaniye'' heyeti başkanı Cevdet Beyzade Ali Şefik Bey tarafından kurulan ''Demokrat Cemiyeti'' ,Türkiye ile işbirliğini savundukları için Emir Faysal tarafından tutuklattırılan mücahitleri kurtarmak için faaliyet gösteriyordu.

Fransızlar manda döneminde Suriye''nin Türkiye ile manevi rabıtasını kesmek için, 40 yıl sonra ''Esed rejimi''ne temel sağlayan uygulamaları hayata geçirmişlerdi.

Esed rejiminin temelleri manda döneminde atılmıştı.

Türkiye bugün de özgürlük ve demokrasi istedikleri için Esed rejiminin zulmüne uğrayan Suriyeli kardeşlerine kucak açtı.

ATATÜRK''E SEYFÜL-İSLAM ÜNVANI

Dr. Ömer Osman Umar''ın ''Türkiye-Suriye İlişkileri(1918-1940)'' başlıklı eserinde Suriyeli mücahitlerle Türkiye arasındaki ilişkilere dair önemli bilgiler, belgeler yer alıyor.

Buna göre Müdafaa-ı Hukuk Cemiyetleri Anadolu''da Milli Mücadeleyi başlattıklarında Suriye halkı maddi ve manevi yardımlarını esirgememişti.

O dönemde Halep''te de ''Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'' kurulmuştu.

''Halep Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'' tarafından Mustafa Kemal Paşa''ya iletilen bir mesajda şu ibareler yer alıyordu:

''Halep''te, Hama ve Humus''ta ve Şam''da halet-i ruhiyenin mübarek ve mukaddes gayenize müteveccih ve efkarı umumiyenin hemen yüzde 90''ını sizinle beraber olduğunu temin ederim''

13 Kolordu Komutanı Ahmet Cevdet Bey''in 18 Aralık 1919''da Dahiliye Nezareti''ne yazdığı yazıda ise, Halep''te halkın dükkanlarını kapayarak Osmanlı lehinde gösteri yaptıkları, İngilizleri ve Fransızları protesto ettikleri, aralarından bir heyet teşkil ederek Mustafa Kemal Paşa ve arkadaşlarıyla ilişkiye geçmek üzere Sivas''a gönderme kararı aldıkları belirtiliyordu.

Selahattin Adil Bey''in Erkan-ı Harbiye-i Umumiye Nezareti''ne gönderdiği 31 Ekim 1920 tarihli bir raporda ise Halep halkının Fransızlardan menfaat temin eden çok az bir kısım eşraf dışındaki orta tabakanın Türkiye taraftarı oldukları ve hatta Fransızlara karşı bir ihtilal başlatmaya hazır oldukları ifade ediliyordu.

Ankara Hükümeti, Fransızlarla yaptığı ''Ankara Anlaşması''na rağmen Suriyeli mücahitlerle ilgisini kesmemişti.

Türkiye''nin Yunanlılara karşı kazandığı zafer Halep''te büyük sevinç gösterileriyle karşılanmıştı. Bu esnada Halepliler Mustafa Kemal Paşa''ya ''Seyfu''l- İslam(İslamın kılıcı)'' ünvanı vermişlerdi.

Mustafa Kemal Paşa, Şam Müftüsüne çektiği bir telgrafta Yunanlılara karşı kazandığı zaferi bildirmiş ve ondan camilerde İslam davasının başarıya ulaşması için mevlit okunmasını ve dua edilmesini istemişti

Bunun üzerine 22 Eylül 1922 akşamı Şam''da birkaç camide merasim düzenlenmiş, Şam eşrafı, şeyh ve bilginleri tarafından Ankara''ya tebrik telgrafları çekilmişti.

Ayrıca Beyrut''ta 10 bin altın toplanarak Ankaraya gönderilmişti.

DİRENİŞÇİLER ANKARA İLE TEMASTALAR

1923 yılı başlarında Lübnan''da Fransız askeri makamlarının yayımladığı bir genelgede ise Halep, Antakya ve Hama''da üzerinde Osmanlı bayraklarının yer aldığı Suriye haritalarının satıldığı belirtilerek, bu türden bütün haritalara, resimlere ve kitaplara el konulması isteniyordu.

Fransızlar Halep''teki dükkanlarda sergilenen Mustafa Kemal posterlerinin satışını da yasaklamışlardı.

Hilafetin kaldırılması Suriye ve Lübnan müslümanları tarafından büyük bir üzüntüyle karşılanmasına rağmen Türkiye''ye olan alaka azalmamıştı.

1925 ve sonrasında Suriye''de Fransızlara karşı ayaklanmalar ile Türkiye arasında ilişki kurulmuştur.

Mesela Beyrut''ta yayımlanan yarı resmi gazete ''La Syrie'' ve ''Hür Arap Masonları'' adına konuşan ''Lisanu''l-Hal'' gazetelerinde 17 Aralık 1925''de yer alan makalelerde Güney Suriye''de ayaklananlar ile Türkler arasında, Fransızları Kuzey Suriye''de ve Hama-Humus bölgesinde zor durumda bırakmak için bir antlaşma yapılmaya çalışıldığına işaret ediliyordu.

''Suriye-Filistin Konferansı'' Türkiye''ye yakınlığıyla bilinen Şam''lı Yahya Hayati Bey''i kuzeydeki isyancıları organize etmek ve Türkiye ile bağlantıyı sağlamak amacıyla Ankara''ya göndermişti.

Türkiye, bu bağımsızlık mücadelesi sırasında kendisine sığınan Suriyeli direnişçileri hep bağrına basmıştı.

CENEVRE''DE GİZLİ GÖRÜŞME

Suriyeli vatanseverler 1930''larda da Fransız mandasından kurtulmak için Türkiye''nin desteğine ihtiyaç duymuşlardı.

Dr. Ömer Osman Omar''ın verdiği bilgiye göre ''Suriye Fırkası'' tarafından görevlendirilen bir zat, Türkiye''nin Cenevre Konsolosuyla yaptığı görüşmede Ankara''ya şu hususların bildirilmesini istemişti:

''1-Hükümetiniz, Türkiye Suriye menfaatlerini temin için teferruatı sonradan tespit edilmek üzere gizli bir antlaşmaya taraftar mıdır?

2-Suriyeye mühimmat geçirilmesine imkan var mıdır? Mühimmatın nerelerden geçirilmesi lazım geleceği sonradan bildirilecektir.

3-Gerektiğinde Türkiyeye iltica edenlerin Türkiyede hayatlarını kazanmaya müsaade edilebilir mi?

4-Türkiye, Suriyenin müdafaası zımmında müzahareti maneviye, yardımlarda bulunabilecek midir?''

Bu bilgiler Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras tarafından 26 Ağustos 1933''te Başbakan İsmet İnönü''ye iletilmişti.

Hükümetin bu tekliflere ne cevap verdiğini bilmiyoruz ama Türkiye her platformda Suriye''nin bağımsızlığını kazanmasından yana olduğunu açıkça telafuz etmişti.

Zaten Tevfik Rüştü Aras 1932''de ''Milletler Cemiyeti''nde yaptığı bir konuşmada Türkiye''nin tavrını belirtmiş, bunun üzerine Suriyeli vatanseverler Cumhurreisi Atatürk''e teşekkür mektubu göndermişlerdi.

MARDİN''E SIĞINAN SURİYELİLER

Fransızlar , Suriyedeki halkın can güvenliğini tam olarak sağlayamadıklarından, yanı sıra dini ve etnik ayrımcılıktan dolayı zor durumda kaldıkları için yüzlerde aile Türkiyeye sığınmıştı.

Ağustos 1937 başlarında Amude''de hıristiyan ve Müslümanlar arasında meydana gelen olaylardan dolayı binden fazla müslüman katliamdan kurtulmak için Mardin''e kaçmışlardı.

Türkiye, Suriyeli sığınmacılar için elinden gelen her yardımı yapmıştı.

Mardin''de 1100 mülteci namına çeşitli aşiretlerin reisleri tarafından imzalanarak 17 Ağustos 1937 tarihinde gönderilen şükran mektubunda şu ibareler yer alıyordu:

''Evlerimizin yakıldığı, mallarımızın gasp edildiği, canlarımızın ölümle pençeleştiği gün büyük şefkat ve merhamet kucağını bizlere açan ilticamızı kabul buyurmak suretiyle bizleri hayata kavuşturan ve cenupta kalanların da refah ve necat ümitlerini kuvvetlendiren Cumhuriyet Hükümetinin büyük atıfetini hürmet minnetle karşılarız. Gerek naklimiz sıralarında ve gerekse ibate ve iaşemizde, trahumlularımızın ve hastalarımızın teşfiye ve tedavisinde her türlü esbab-ı huzur ve istirahatimizin temininde gösterilen ciddi alaka ve teshilata karşı kalplerinden doğan sonsuz sevincin minnet hissiyle arzı şükran eyleriz.''

75 yıl sonra Başbakan Erdoğan, benzer gerekçelerle Esed rejiminden kaçan Suriyeli kardeşlerimizin barındığı Kilis''teki konteynir kenti ziyaret ederken bu tarihi dostluk ve kardeşlik ilişkisini bir kez daha hatırlatmak gerekiyor.

İki kardeş hakikat karşısında anlaşsınlar..

Suriyeliler Fransız mandasından kurtulmak için gösterdikleri çabaların sonuç vermemesi üzerine Türkiye''yi tek umut olarak görmeye başlamışlardı.

Türkiye''ye dayanarak bağımsızlığı gerçekleştirmek için bir takım girişimler de sözkonusuydu.

1939 yılı Mayısında Paris''te bulunan Suriye hükümetinin Ankara temsilcisi Adil Arslan, Cenevre''de sürgünde bulunan ağabeyi Emir Şekip Arslan''ın karısı Süleyma Hanım''a yazdığı mektupta şöyle diyordu:

''Fransızlar ile uzlaşma katiyen gayri kabildir. Hatta Fransa tarafından bugüne kadar tasdik edilmeyen muahedenin tasdik ve tatbiki de bugün gayri kabildir. Bunun için biz Suriyelilere kalan iş, öteden beri söylendiği halde kabul etmediğimiz bir hakikatı kabul ederek , Türklerle anlaşmak ve onların kuvvetine iltica etmektir. Başka çaremiz kalmamıştır''.

Süleyma Hanım bu mektubu okuyunca şu cevabı vermişti:'' Esasen Suriye denilen memlekette halkın yüzde 50''si Türk taraftarıdır. Ben bunu söyledikçe kocam bana kızdı. Şimdi iki kardeş hakikat karşısında anlaşsınlar''.

Dün Hama, bugün Humus...

''Esed rejimi''nin Humus''ta gerçekleştirdiği yıkımın sonuçları yeni yeni ortaya çıkıyor.

1982''de Hafız Esed''in kardeşi, ''Hama kasabı'' lakabıyla şöhret kazanan Rıfat Esed''in Hama''da gerçekleştirdiği katliamlar ise hala hafızalarda yaşıyor.

1990''larda Suriye''ye giden gazeteci Robert Fisk, harabeye dönmüş Hama''da katliamın izlerini arıyordu.

''Büyük Medeniyet Savaşı: Ortadoğunun Fethi'' isimli kitabında bakın neler anlatıyor:

''Ve olup bitenleri hatırlamaya , bir avuç cesur insan hazırdı. Muhammed(seçtiği isim buydu) Geylani''deki dar bir sokakta, yavaşca ve büyük bir sakınganlıkla başladı anlatmaya: ''Savaş boyunca burada yaşadım. Evim , ordu ile asiler arasında, ön cephedeydi. Altı kişilik ailemle birlikte onsekiz gün boyu bodrumda yaşadım. Yiyeceğimiz bittiğinde neler hissettiğimizi tasavvur edemezsiniz. Sürüne sürüne dışarı çıktım ve petrol tankının yanında biraz bayat ekmek buldum. Ekmekler petrole bulanmıştı, fakat yedik. Sonunda, savaşın son günü bodrumu terk edebildik''. Muhammed''in herşeye rağmen benimle konuşması, en az anlattığı hikaye kadar olağan dışıydı. Suriye''deki korku iklimi dağılıyor muydu? Yoksa Hama''daki kan banyosuna artık yeni bir perspektiften mi bakılıyordu? Alt düzey bir hükümet çalışanı (haliyle ismini vermedi, ama Esad''a kalpten bağlıydı.), Şam''daki Sahra restoranda öğle yemeği yerken bana bu durumu açıklamaya çalıştı. Beyaz keten masa örtüleri ve iki dirhem bir çekirdek garsonlarıyla pahalı bir mekandı burası ve ironik olan o ki, sahibi Hama ayaklanmasının ezilmesine nezaret eden adamdı: Başkanın kardeşi Rıfat. ''Hamada olanları, cinayetleri, infazları onaylamadığını biliyorum Robert'' dedi hükümet elemanı. ''Fakat şunu anlamalısın ki, başkanımız o isyanı bastırmasaydı Suriye bugün Cezayir''den farksız bir ülke olacaktı.''

Hükümet elemanı Robert Fisk''le konuşmasına şöyle devam ediyordu:

''Suriye''de asla İslami köktenciliğe dayalı bir devlet olmayacak. Siz Batıdakiler bize müteşekkir olmalısınız. Biz burada İslami fanatizmi ezdik. Ortadoğuda köktendinciliği tümüyle bastırmış olan tek ülke biziz.''

Hama''yı yakıp yıkanlar 30 yıl sonra Humus''u yakıp yıkmaktan kaçınmamışlardı.

Suriyeliler özgür bir Suriye için ayağa kalktıklarında Esed rejimi Batılılara hitaben ''biz gidersek radikal İslam gelir'' teranesine başvurmuştu.

Hatta İsrail''in güvenliği konusundaki istikrarın da Esed rejiminin devamına bağlı olduğu bildirilmişti.

Esed rejimini meşrulaştırmak isteyenlerin kulakları çınlasın.

Başlıklar :
Sayfa Sonu
Türkiye’nin Birikimi. Uluslararası Medya Grubu.

Türkiye’nin gündemini belirleyen haber kaynağına hoş geldiniz! Tarafsız, dinamik ve derinlemesine habercilik anlayışıyla Yeni Şafak, okuyucularına güncel gelişmelerin ötesinde bir deneyim sunuyor. Siyaset ve ekonomiden kültür-sanat ve spor dünyasına kadar geniş bir yelpazede sunduğu haberlerle, hem Türkiye’de hem de dünyada neler olup bittiğini anında öğrenin. Dijital platformlarıyla her an, her yerden en doğru bilgiye ulaşın; Yeni Şafak’la gündemi yakalayın!

Sosyal medyada bizi takip edin
Mobil Uygulamaları indirin

Gündemi cebinizde taşıyın! Yeni Şafak’ın mobil uygulamalarıyla, en güncel haberlere anında ulaşın. Siyasetten ekonomiye, spordan kültür-sanat dünyasına kadar geniş bir içerik yelpazesi parmaklarınızın ucunda! Hem iOS, hem Android hem de Huawei cihazlarınızda kolayca indirerek, günün her anında en doğru bilgiye hızlıca erişin. Hemen indirin, dünyadaki gelişmeleri kaçırmayın!

Kategoriler
Albayrak Medya

Maltepe Mah. Fetih Cad. No:6 34010 Zeytinburnu/İstanbul, Türkiyeiletisim@yenisafak.com+90 212 467 6515

YASAL UYARI

BIST isim ve logosu 'Koruma Marka Belgesi' altında korunmakta olup izinsiz kullanılamaz, iktibas edilemez, değiştirilemez. BIST ismi altında açıklanan tüm bilgilerin telif hakları tamamen BIST'e ait olup, tekrar yayınlanamaz. Piyasa verileri iDealdata Finansal Teknolojiler A.Ş. tarafından sağlanmaktadır. BİST hisse verileri 15 dakika gecikmelidir.

Tüm hakları saklıdır © Net Medya 2026