Müslümanların çağla ilişkisi üç şekilde gerçekleşiyor: Ya çağa geç kalmak, ya çağa / çağın ağlarına yakalanmak ya da çağın -"bilinçsizce"- dışında kalmak şeklinde.
ÇAĞ FİKRİ"NDEN YOKSUN OLMANIN BEDELİ
Müslümanlarda bir çağ fikri olmadığı için kendi çağrılarının kurduğu bir çağda yaşamadıklarının farkında bile değiller. O yüzden sürekli çağa ve çağın taarruzlarına maruz kalıyorlar. Bu da kaçınılmaz olarak sürgit ârıza üretiyor ve Müslümanları türlü şekillerde tezahür eden marazîliklere mahkûm ediyor.
Bu anlamda, Müslümanların temel sorunu, iyi temellendirilmiş, temel-koyucu ve temelleri-koruyucu, çağrısı çağını kurabilecek esaslı bir çağ fikrinden yoksun olmaları.
Müslümanların çağ fikrine ulaşabilmelerinin yolu, "kaynak"la "ırmak", asıl"la usûl, norm"la "form" arasındaki irtibatın koptuğunu görebilmelerinden geçiyor.
Çağsız bir çağrı, hem çağrı"yı, hem de çağrı"nın bağlılarını, mevcut çağın ağlarına, algılama biçimlerine, normlarına ve formlarına mahkûm etmeye yarar yalnızca.
Temel-koyucu kaynak"la, (norm"la, asıl"la) irtibatımızın kopmuş olmasının nedeni; bu kaynağı hayata ve harekete geçirebilecek, gürül gürül akan, temelleri-koruyucu ırmak"tan, (form"lardan ve usûl"lerden) yoksun olmamız.
NEDEN "GÖREMİYORUZ"?
Kendi hayatımızı, kendi dünyamızı, kendi zamanımızı yaşamıyoruz. Başkalarının hayatlarını, başkalarının dünyalarını, başkalarının zamanını yaşıyoruz. O yüzden kimi zaman çağa geç kaldığımızı da, kimi zaman çağa / çağın ağlarına yakalandığımızı da, kimi zamansa çağın dışında kaldığımızı da göremiyoruz.
Göremiyoruz; çünkü içine sürüklendiğimiz çağın görme biçimleri, duyma biçimleri, düşünme biçimleri, bakış açıları bizim de görme, duyma, düşünme ve bakış biçimlerimize dönüşmüş durumda.
ÇIKMAZ SOKAK VE ÇIKIŞ YOLU: "KAYNAK"I HAREKETE GEÇİRECEK "IRMAK"
Tam bir çıkmaz sokağın ortasındayız, anlayacağınız. Peki, bir çıkış yolu yok mu?
Olmaz olur mu? Çıkış yolu, bizi çağın ağlarından, bağlarından, bağlamlarından ve kavramlarından arındıracak ümmîleşme yoludur. Kur"ân"da Ahzab ve Fetih sûrelerinde, Peygamberimiz"in (sav), ümmîleşme yolculuğu, sırasıyla "şâhitlik", "müjdecilik" ve "uyarıcılık" olarak tarif edilir.
Biz Peygamberimiz"in ümmîleşme yolculuğunun sadece ilk aşamasını bile hakkıyla idrak edebilirsek, hem çağ fikrine, de çağı aşma fikrine ulaşabiliriz.
ÜÇ ŞAHİTLİK MERTEBESİ
Peygamberimiz"in şâhitliği üç varoluşsal düzlemde gerçekleşti: Birincisi, ilmel"yakîn / "epistemoloji" düzlemi, ikincisi, ayne"l-yakîn / "fenomenoloji" düzlemi, üçüncüsü hakka"l-yakîn / "ontoloji" düzlemi.
İlme"l-yakîn düzlemi, hakikate şehadet / tanıklık etmektir. Hakikat"le hemhâl olmak, hemdert olmak, hemdost olmaktır: Bu düzlem, en geniş anlamıyla "biliş / bakış / ribat / bağlanma" düzlemidir.
Ayne"l-yakîn düzlemi, hakikatin tahakkuk ettiği ama tahrif edildiği yakın ve uzak bütün insanlık çağlarına şehadet / tanıklık etmektir: Bu ikinci düzlem, oluş / irtibat / akış düzlemidir.
Hakka"l-yakîn düzlemi, hayat kaynağı hakikatin, bizatihî kendimizde, kendi hayatımızda, bizi, "küçük kâinât" kılacak enfüs ve âfâk"ta, iç ve dış dünyalarda esaslı bir varoluş yolculuğuna çıkaracak ölçüde hayatımız olması ve çağrımızın önce münferit olarak "ben"de, sonra müşterek olarak "biz"de bir çağ"a, gürül gürül akan bir ırmağa dönüştürülebilmesidir: Bu üçüncü düzlem ise, "varoluş" / râbıta / "varış" düzlemidir.
ÜÇ AŞAMALI HAKİKAT ÇAĞI YOLCULUĞU
Burada hem ana kaynağın sunduğu temel-koyucu üç ilke"den, hem de peygamberimizle birlikte, bu üç temel ilkenin, nasıl hayata ve hakikate dönüştürüldüğünü gösteren, temelleri-koruyucu gürül gürül akan bir "ırmağın" bize ruh üfleyebileceği bir hakikat yolculuğunun nasıl gerçekleştirileceğinden sözetmiş oluyoruz.
Ana kaynak (Kur"ân), "ırmak"ta (Sünnet-i Seniyye"de) hayat bulan, hayat olan ve hayat sunan biliş / ilme"l-yakîn, "oluş / ayne"l-yakîn ve "varoluş" / hakka"l-yakîn mezillerinde yapılacak, hakikate, bütün çağlara, insanın ve dünyasının inşasına (insanın içinde yaşadığı çağa) şehadet / tanıklık edecek bir ümmîleşme yolculuğuyla hakikat çağı fikrine ve idrakine nasıl ulaşabileceğimizin yol haritasını sunuyor bize.
Özetle: Çağ fikrine ulaşabilmenin yolu da, çağrımızın çağını kurmasını sağlayabilecek bir hakikat yolculuğuna çıkabilmenin yolu da, doğrudan Ana Kaynak"tan fışkıran Sünnet-i Seniyye ırmağında canlı, diri, herkese ve her şeye hayat sunacak, ruh üfleyecek bir idrakle "yıkanabilmekten" ve arınabilmekten geçiyor.
Burada kısaca, öz olarak ve özetle geliştirdiğim fikirler, Müslümanların çağ fikrine nasıl ulaşabileceklerine, kendi çağlarını nasıl kurabileceklerine ve bunu hayatın bütün alanlarında, -fikirde, sanatta ve siyasette- nasıl hayata geçirebileceklerine dâir üzerinde özenle kafa patlatılması gerektiğini düşündüğüm ipuçlarından ibaret sadece…
***???
El-Cezire televizyonunu atılımını, El-Cezire Film Festivali"nin ne anlam ifade ettiğini bu iki yazıda geliştirdiğim fikirler çerçevesinde Cuma günkü yazıda tartışacağım.
Başlıklar :

