İsrail işgal ettiği topraklarda uzun yıllardır hem yeni yerleşimler kuruyor, hem Filistinliler için bu toprakları yaşanmaz hale getiriyor. Daha fazla Filistinli öldürmek için eline geçen her fırsatı değerlendiriyor, çoğu zaman bu fırsatları kendisi meydana getiriyor. Muharip olmayan, sivil, yaşlı, kadın ve çocukları bu kanlı saldırılardan muaf tutmak diye bir ahlakı yok İsrail ordusunun. Tam aksine sivil-muharip ayrımı gözetmeksizin yapılan saldırıların caydırıcı olacağını, Filistinlileri kaçıp gitmeye zorlayacağını yahut boyun eğmelerini sağlayacağını zannediyor. Bu katliamlar, hem de on yıllardır tekrarlanarak yaşanırken, sözde "Uluslararası Camia"nın İsrail karşısında alışılageldik acziyeti mideleri bulandırmaya devam ediyor.
Uluslararası camianın en etkin ve en güçlü kuruluşu, "Birleşmiş Milletler". Ne ki İsrail"in haydutluğunu önlemekte çaresiz, kifayetsiz, etkisiz. Çünkü BM de "vesayet" altında. Oysa böyle anlatılmamıştı kurulurken. İkinci Dünya Savaşı teknolojinin daha büyük sayılarda insanı, daha çabuk öldürmek üzere kurgulandığı çılgınca bir denemeydi. 50 milyon insanın öldüğü bu savaş modern insanın karşılaştığı en büyük yıkım idi. Bu yüzden Birleşmiş Milletler büyük vaatlerle kuruldu. BM Genel Kurulu "İnsanlığın Forumu", "İnsanlığın Meclisi" ve hatta "Dünya vicdanının açık bir aynası" olarak lanse edildi. Dünya kamuoyu uluslararası güç dengesini belirleyen bir kuvvet idi. BM de dünya kamuoyundan kuvvetini alacaktı. Hiçbir devlet bu kuvvetin üstünde olamayacaktı. Güvenlik Konseyi "İnsanlık Meclisi"nin yürütme organı olacaktı. Kağıt üstünde ve nutuklarda herşey hoş görünüyordu.
"Dünya barışı" adına büyük umutlar beslenen BM gerçekte "Soğuk Savaş" dönemine damgasını vuran iki büyük kuvvetin, ABD ve Sovyetler Birliği"nin uyuşması üzerine temellendirildi. Üstüne üstlük Güvenlik Konseyi"nin Daimi 5 üyesine veto hakkı tanındı. Dünya kamuoyunun işlerlik kazanması 5 devletin(ABD, Rusya, İngiltere, Fransa, Çin ) tekeline verildi. BM"nin yaptırım gücü 5 devletin vesayeti altına alındı. 193 devletin teşkil ettiği Genel Kurul sadece forumdan ibaret kaldı. Güvenlik Konseyi"nin 5"i "Daimî", 15 üyesi var. Velev ki 14 üye ittifak etsin, tek bir daimi üyenin veto hakkını kullanması herhangi bir uygulama tedbirinin alınmasını imkansız kılıyor. Uygulama mekanizmasının harekete geçirilmesi için Daimi üyelerin hepsinin onayı gerekiyor. Tesadüfe(!) bakın, 1948"den 2014"e kadar 5 Daimi Üyenin onayı İsrail"in haydutluğu karşısında bir araya gelemedi.
"Soğuk Savaş" bitti, Sovyetler Birliği dağıldı ama BM sistemi aynı kaldı. Rusya halen BM Güvenlik Konseyi"nin Daimi üyesi. Hindistan değil, Brezilya değil. İkinci Dünya Savaşı"nın mağlupları olduklarından Almanya, İtalya ve Japonya"ya bu paye zaten verilmedi. Müslüman nüfusu dünya nüfusunun neredeyse dörtte birini temsil ediyor ama BM sistemi içinde bu büyük kütlenin ciddi bir ağırlığı yok. BM"nin neredeyse üçte birini Müslüman ülkeler teşkil ediyor. Buna karşın Güvenlik Konseyi"nin veto hakkına sahip 5 Daimi Üyesi arasında herhangi bir İslam ülkesi bulunmuyor. 57 Müslüman ülkenin gücü bir Fransa, bir İngiltere, bir Rusya etmiyor. ABD"nin koşulsuz desteği sayesinde İsrail hangi suçu işlerse işlesin, dünya kamuoyu ne düşünürse düşünsün, BM tarafından ciddi bir yaptırıma muhatap olmuyor. Adalet ve hakkaniyet duygularını zedeleyen böyle bir sistemin mazlumlara ne faydası var!
Başlıklar :

