Madem ki "Yeni Türkiye"den söz ediyoruz, o halde bir "yeni ekonomi"den de bahis açmak gerekiyor. Küresel kapitalist sistemin ana dinamiğinin "finansal piyasalar" olduğu bir dünyada bir süredir "yeni fikirler", "yeni çıkış yolları" serdediliyor. Yeni iktisatçılara göre "finansal piyasalar" değil "reel ekonomiler" verimli olmalıdır. Çünkü finansal piyasaların verimli olması toplumların geniş kesimlerine yarar sağlamıyor, tam aksine zenginleri zenginleştiriyor. ABD"de 2008"de yaşanan krizin bedelini de bu krize sebebiyet veren finansal kurumlar değil, krizden en fazla etkilenen toplumun geniş kesimleri ödedi. Reel ekonomilerin verimli olması-piyasaların toplum yararına düzenlenmeleri halinde- toplumun geniş kesimlerinin yararına. Reel ekonominin verimli olması istihdamın artması demek. "İşsizlik" başta "genç nüfus" olmak üzere toplumların en yakıcı sorunlarından biri.
Milli gelirin artması iyi bir şey tabii ama refahın adil şekilde toplumun geniş kesimleri tarafından paylaşılması çok daha önemli. ABD gibi dünyanın en büyük ekonomisine sahip bir ülkede milli gelirden aslan payını "yüzde 1"in almasının Amerikan toplumunda olumsuz gelişmelere sebebiyet verdiği, hastalıkların yaygınlaştığı, hastalık ve suç türlerine yenilerinin katıldığı, suç oranlarının arttığı yapılan araştırmalarla ortaya konulmuştu. Bir diğer ürkütücü gelişme ise suç işleme yaşının düşmesiydi. Bu gelişmelerin kamu bütçesine çok ağır yükler getirdiği de çarpıcı verilerle ifade edilmişti. Özetle söylemek gerekirse bir zamanlar "Amerikan rüyası"nın aktörü olan Amerikan toplumunu çöküşe doğru götüren meydan okumaların başında finansal politikalar ve finansal piyasalarının verimli olması geliyor. "Amerikan rüyası" Amerikan toplumu için giderek bir "kabus"a dönüşüyor.
Bizde de "Yeni Türkiye rüyası"nın bir "gelecek kabusu"na dönüşmemesi için yeni ekonomiye ilişkin fikirlerin dolaşıma girmesi şart. Egemen finansal piyasaların sözcüsü olan ekonomistlerin tabuya dönüştürdüğü "Küresel piyasalar gerçeği" gibi aldatıcı bir söyleme saplanıp kalmadan Türkiye için en verimli ekonomik yolu bulmalıyız. "Yeni Türkiye"nin hangi yönde bir değişimi gerçekleştirmesi gerektiğine ilişkin ana başlıkları 62. Hükümet"in Başbakan Yardımcısı Prof. Numan Kurtulmuş şu cümlelerle özetlemiş:
"Yeni bir ekonomik program ile mevcut ekonomik gücümüzü artırma kararlılığı ve Türkiye"nin etrafındaki bütün bu karmaşanın sona erip barış adası olan ülkemizin bu halinin bütün bölgeye başta olmak üzere dünyaya yansıtılması gibi çeşitli alanlarda Türkiyenin yeni bir atılıma ihtiyacı var. "
Hiç şüphesiz "Yeni Türkiye" güçlü bir toplumla kurulabilir. Reel ekonomi güçlü olmaz ise "güçlü toplum" da olmayacaktır. Sürekli dışarıdan sıcak paraya ihtiyaç duyan, durmadan cari açık yaratan, üretime değil "rantiye"ye dayanan bir ekonomik düzen ile ne güçlü bir toplum olur ne de "Yeni Türkiye" kurulabilir. Toplumsal bir ekonomik düzen kurmadan içimizdeki kavgayı bitiremeyeceğimiz gibi çevremizde de "düzen kurucu" olamayız. Yeni ekonomik düzen milleti güçlendirmelidir. İnsan onur ve haysiyetine yakışır bir ekonomik düzen inşa etmeliyiz. "Milleti güçlü kılmak" Yeni Türkiye"nin en önemli önceliğidir. Bunu sağlamanın yolu ekonomiyi "stratejik" olarak planlamaktan geçiyor. Bir diğer önceliğimiz ise, Prof. Kurtulmuş"un dile getirdiği gibi, etrafımızdaki karmaşanın sona ermesine katkı sağlayacak, sulh ve selameti tesis edecek çok boyutlu, sakin ama kararlı bir dış politikadır.
Başlıklar :

