İslam uygarlığının büyük düşünürlerinden İbn Haldun"a bakarsak insanlar gibi devletlerin de ecelleri vardır. O ecel geldiğinde eskiyen devlet gider, başka bir "asabiye" üzerinden inşa edilen bir yenisi gelir. İbn Haldun"un "devlet" dediğinden daha çok bir aileye, aşirete, kabileye yahut bir hanedana dayanan devletleri anlamak lazım. Yani, devlete hükmeden grup zamanla kudretini kaybederek zeval bulur, yeni bir grup kendi tarzında bir yönetim şekliyle ya devleti yeniden inşa eder yahut bir restorasyonla eskisini sürdürür. "Yeni" arayışları mevcut rejimlerin artık miadlarını doldurdukları, yönetilen toplumların taleplerine cevap veremedikleri, hatta o toplumların gerisine düştükleri gibi makul gerekçeler üzerine bina edilirler. Bu düşünceler afakî değil de somut gerçekliklere dayanıyorsa ve toplumda yeterli karşılığı varsa eninde sonunda "devrim" ile yahut "restorasyon" ile sonuçlanırlar.
Ülkemizde de olan budur. Mevcut sistem toplumun ihtiyaçlarına ve taleplerine tatmin edici cevaplar veremediği için sürdürülemez bir mahiyet kazanmıştı. Askeri darbeler toplumun değişim yönündeki taleplerinin vücut bulmasını sadece geciktirmiştir. 2000"lerde toplumun değişim talepleri güçlü bir şekilde siyasi temsilini bulmuş ve artık sürdürülemeyecek olan sistem üzerindeki direnç kırılmıştır. "Yeni Türkiye" bu sistem değişikliğinin kaçınılmaz olduğunu ifade eden bir toplumsal ihtiyaca tekabül ediyor. Zaten böyle bir ihtiyacın ifadesi olmasaydı "AK Parti" 12 yıl iktidarda kalamazdı.
Toplum "Yeni Türkiye" arayışını kemale erdirmeden elindeki şansı kaybetmek istemiyor. Bu gerçekliği görmek, anlamak, kavramak gerekiyor. Eski sistemin devamından yana olan partiler, aydınlar, elitler aslında zırhlara büründürülmüş bir kadavrayı canlı tutmaya çalıştıklarını anlamak istemediler. Hâlâ bu gerçeği görmek istemeyenler var ve "Yeni Türkiye" kavramının ifade ettiği anlamı laf canbazlığı ile, demagoji ile oraya buraya çekiştirmek suretiyle sulandırmaya çalışıyorlar. Gençleşen bir Türkiye "zırhlı kadavra" ile daha iyi bir Türkiye"ye kavuşamaz. Bu yüzden "Yeni Türkiye" deyimi milyonlarca insan için heyecan verici olmaya devam ediyor. Zira Yeni Türkiye" "daha iyi bir gelecek" vaat ediyor ve bu ülkenin insanları elbette daha iyi bir Türkiye"yi hak ediyor.
Bir arzu olarak Yeni Türkiye "vakıa", "eski Türkiye" ise mazide kaldı. Herkesin bu realiteyi idrak etmesi lazım. Eksiğiyle gediğiyle AK Parti bir yeni Türkiye vizyonunu ortaya koyuyor. CHP, MHP, HDP/BDP-veya herhangi bir parti- kendi "Yeni Türkiye" vizyonlarını toplumun önüne getirmeliler. Artık boş lafların, ucuz sloganların, kaypak söylemlerin, hedef saptırıcı kavgaların değil gelecek vizyonlarının yarışması lazım. "Yeni Türkiye" bir ümittir, toplumsal bir canlılık işaretidir. Siyasi partilere düşen sorumluluk bu motivasyonu devam ettirmek ve "Yeni Türkiye"nin içini doldurmaktır.
Sadece partiler değil aydınlar, yazarlar, fikir adamları ve sivil toplum kuruluşları da"Yeni Türkiye"nin "ne olması" gerektiği konusunda daha istekli, daha cesur, daha yaratıcı olmalıdırlar. Üsluplarda, biçimlerde elbette farklılıklar olacaktır ama üzerinde mutabık kalacağımız bir üst değerler ve hedefler çatısı inşa etmek mecburiyetindeyiz. Yan yana olmak yetmiyor, hep beraber aynı istikamete doğru bakabilmeliyiz. Bu ülkede yaşayan herkes duyularını, yeteneklerini, beyinlerini "Yeni Türkiye"nin vücut bulması için harekete geçirebilir ise "Yeni Türkiye" herkesin Türkiyesi olacaktır. Ümidimiz bu.
Başlıklar :

